Arsenal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arsenal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
23 Şubat 2013 Cumartesi
Wenger Usta kafayı taşlara vurmalı mı?
Arsenal'in Fransız Teknik Direktörü Arsene Wenger, 2003 yılında Yaya Toure'yi ellerinden kaçırdıklarını itiraf etti.
Fildişili yıldız Yaya Toure'nin 2003 yılında, forvet arkası olarak sezon öncesinde deneme maçına çıktığını açıklayan Wenger, yıldız oyuncunun çok iyi bir performans gösterdiğini belirtti.
Fransız Teknik adam, ' İngiltere Premier Ligi'nde oyuncuların milli takımlarının oynadığı tüm maçların yüzde 75'inde forma giymiş olmalara gerekiyor. O dönem içerisinde Yaya'nın hiç oynamışlığı yoktu. Gerekli uygulamaları yaptık, pasaportu için başvurduk. Ama Y.Toure, Ukrayna'ya Metalurg Donetsk'e gitmeyi tercih etti. Ve bu prosedürden dolayı tüm anlaşma iptal oldu' dedi.
Etiketler:
2003,
Arsenal,
Arsene Wenger,
gareth bale,
tottenham,
Yaya Toure,
yenişafak
28 Eylül 2012 Cuma
Arsenalli Yennaris'in Tuhaf Öyküsü
Gunners... Futbolcu olma hayaliyle yanıp tutuşan her çocuğun hayalinde yatan nadir kulüplerden biri. Hele ki bir İngilizseniz ve de Arsenal'i tutuyorsanız muazzam bir hayaldir.
Gördüğünüz fotoğraf yedi yaşındaki bir çocuğa ait. Bu çocuk ülkemizde farklı şekilde de olsa uygulanan "maskot çocuklardan" birisi ve İngiliz versiyonu. Formaya bakıp "Ulan acaba hangi sezon? Formalardan baksam !?" tribine girmeden söyleyeyim. 12 yıl önce çekilmiş bir fotoğraf bu. Lig Kupası organizasyonunda Coventry City'e karşı oynanacak maçın öncesinde çekilmiş.
Aynı Coventry City ile geçtiğimiz çarşamba yine Lig Kupası'nda karşılaşan Arsenal, rakibini 6-1 mağlup etti. Hem de o maskot çocuğun doksan dakika forma şansı bulduğu maçta. Evet kaderin büyük bir cilvesi. Nicholas Yennaris, maskot çocuk...
Ufuk Tolga Aldırmaz
Gördüğünüz fotoğraf yedi yaşındaki bir çocuğa ait. Bu çocuk ülkemizde farklı şekilde de olsa uygulanan "maskot çocuklardan" birisi ve İngiliz versiyonu. Formaya bakıp "Ulan acaba hangi sezon? Formalardan baksam !?" tribine girmeden söyleyeyim. 12 yıl önce çekilmiş bir fotoğraf bu. Lig Kupası organizasyonunda Coventry City'e karşı oynanacak maçın öncesinde çekilmiş.
Aynı Coventry City ile geçtiğimiz çarşamba yine Lig Kupası'nda karşılaşan Arsenal, rakibini 6-1 mağlup etti. Hem de o maskot çocuğun doksan dakika forma şansı bulduğu maçta. Evet kaderin büyük bir cilvesi. Nicholas Yennaris, maskot çocuk...
Allah bize de hayallerimize kavuşma şansı versin diyeyim. Şanslı çocukmuşsun sen Yennaris!
Ufuk Tolga Aldırmaz
28 Ağustos 2011 Pazar
GO HOME ARSENE!
Manchester United-Arsenal… Bir döneme damga vurmuş iki takım. Ancak artık Arsenal’in dönemi kapanmış durumda. Senelerdir bir tek kupa yok ortada.Henry’li, Vieira’lı, Bergkamp’lı o dönemi düşününce vay be dedirtiyor. Sir’ün takım bildiğimiz ManU. Bu sene aldıkları bütün gençleri takıma monte etmişler. Güzel bir de jenerasyonu yakaladılar diye düşünüyorum.Community Shield karşılaşmasında bas bas bağırdırlar aslında: EN BÜYÜK FAVORİYİZ!
Kadroları elimize aldığımız anda ManU’nın ağır bastığını söylememek garip olurdu. Zira bunu her anlamda sahada ortaya koydular ilk yarı. Welbeck’in harika araya kaçışları, Nani’nin akıl dolu pasları, defansta Jones’un mükemmel yer tutuşları… Arsenal ise bir o kadar gerideydi. Fabregas’ın yokluğu ortasahayı bitirmiş durumda. Yapılan bir değişiklik de görünmüyor. Walcott kendi başına bir şeyler yapmaya çalışıyor. Nitekim golü de bulan oydu.
Tam artık ManU golü bulur dediğim anda Welbeck ile bir karambol golü buldular. ManU o kadar belli etmişti ki bu golün geleceğini, daha önce futbol karşılaşması izlemeyen biri bile o üç direk arasından topun gireceğinin farkına varırdı.Bana göre hakemin yanlışıydı ancak Arsenal bir penaltı kazandı. De Gea da bu penaltıyı güzel bir şekilde kurtardı. Kalede güven vermeye başlıyor diye düşündürdü. Daha sonra Ashley Young 29. Dakikada o kadar güzel bir gol attı ki anlatmak için kelimelerin gücü yetmez. Mükemmeldi vesselam. Her geçen dakika ManU daha iyi oynuyor, şair şiirini yazdıkça açılır derler ManU da bu misal oynadıkça oynuyor, yazdıkça yazıyordu. Nitekim 41. Dakikada yine jeneriklik bir free-kick golü geldi Mr.Shrek’den(Rooney). Her şey ManU için mükemmeldi. İlk yarı böyle bitecek derken uzatmalarda tek başına iş yapmak için çabalayan Walcott golü buldu. Ancak daha çok De Gea yedi dersek yanılmayız. Zira kurtarılabilecek golü kendisi tabelaya yazdı. Kendisi hakkındaki o güzel düşünceler yerini yine soru işaretlerine bıraktı.
İkinci yarıda fırtına gibi başladı Rooney ee şey pardon ManU. Şaka bir yana Rooney hem attı hem attırdı hem oynattı hem… Mr.Shrek mükemmel bir performans sergiledi. 64. Dakikada yine sahneye çıktı free-kick golüyle. 66. Dakikada öyle bir pas verdi ki golü adeta yarattı ve Nani golü attı. Nani’nin yerine oyuna giren Park Ji-Sung 69’da hemen golünü tabelaya yazdırdı. Resmen gol yazmaktan maçı yorumlayamıyorum… 74’de Persie ManU defansının hatasıyla golünü attı. 82’de Rooney yine sahnee çıktı penaltıdan golünü yazdı. 91’de de Young yine süper bir gol attı. Goller bunlardı. Pek ne anlatılacak? ManU iyiydi tamam ama Arsenal yerine resmen PES’deki London’s Red takımı gelmişti. Arsenal takımı bu olamaz, olmamalı. İşi iyice abarttılar. Para harcamama politikaları sapıtmış durumda. Coo Young Park taraftarı tatmin etmeyecektir.
Maçın dinamiklerin dışında söylenebilecek bazı şeyler var elbette ki. Welbeck,Cleverley,Jones,Smalling gibi genç oyuncuları takıma monte eden Sir’ü ayakta alkışlıyorum. Futbolun yaşayan efsanesi o. Gelmiş geçmiş en büyük teknik direktör. Arsene Wenger’de Mou’nun dediği gibi çocuk bakıcılığından sıyrılmak ve para harcamak zorunda başka çaresi yok. Ülkemizde böyle bir durum yaşansa sonuç belli idi: Arsene GO HOME! Bakalım nasıl kararlar alınacak merakla bekliyorum.
Penaltıyı kaçırdıktan sonra psikolojik bir çöküş yaşanmış olsa da o penaltı gole dönse bile Arsenal böyle bir hezimet yaşayacaktı bu kesin. Bunun çıkışı kolay olmayacaktır.Efsane bir takım gerçek anlamda bataklığa saplanmış durumda. Transfer yapabilecek zamanları da kısıtlı.
ManU Barca’yı geçebilir laflarını okuyorum sosyal paylaşım sitelerinde. ManU bana kalırsa dünyanın en iyi ikinci takımı idi hala da öyle. Barcelona’yı geçmek için bu gençlere tecrübenin yanında daha da fazla özgüven gerek. Defans organizasyonlarında hala daha sıkıntı yaşadıkları gözlemleniyor. Takım tam anlamıyla oturmuş değil. Bu haliyle şu noktaya gelmek büyük yeteneklere sahip olmaları ve mükemmel teknik direktörlerinin varlığıyla paralel. Barcelona düşüşte diye düşünüyorum futbol anlamında. Toparlanacaklardır. Ancak şu an için ManU o boyutta değil. Mayısta olur mu dersin dediğinizi duyar gibiyim. Kim bilir? Bunu zaman gösterecek. Barcelona hala 2 adım önde ve onların bir Messi’si var.
Son sözüm böyle bir futbol şöleni yaşamamıza olanak sağlayan Sir ve Rooney başta olmak üzere tüm takıma şapka çıkarıyor ve teşekkür ediyorum…
30 Haziran 2011 Perşembe
Wenger'in Mektubu,Amatör Ruh,Nostalji...
Wenger'den taraftara mektup!
“Kulübün transferdeki suskunluğundan rahatsız olan bir Arsenal taraftarının kendisine postaladığı mektubu okuyan tecrübeli çalıştırıcı üşenmedi ıslak imzasıyla cevap yazdı. Nedenleri bir bir anlattı...
Arsenal’in başarılı teknik patronu Arsen Wenger, her zaman ilgi odağı olan tavırlarına bir yenisini daha ekledi. Aslında her şey, bir taraftarın kulübün transfer konusundaki politikasını eleştiren bir mektubu kaleme almasıyla başladı.
Yıldız isimlerin kadroya katılmamasından dert yanan taraftar, üzüntüsünü yansıtan mektubu Wenger’e gönderdi. ‘Anlayış farkı’ ve ‘taraftara verilen değer’ bu noktada ortaya çıktı. Dünyanın en saygın teknik adamları arasında gösterilen Fransız hoca, taraftarın bu mektubunu okuduktan sonra yırtıp atmak yerine, takdir edilecek bir tavır gösterdi. Taraftara, kulübe gösterdiği yakın ilgiden dolayı teşekkür eden Wenger, ıslak imzasıyla gönderdiği ve The Sun Gazetesi tarafından yayınlanan mektupta kulübün yaşadığı sorunlara vurgu yaptı.
HEDEF: NOKTA ATIŞI
Wenger, takımın Premier Lig’i 4. sırada tamamlaması ve Avrupa’da başarısız bir tablo çizmesinin sorumluğunu üstüne alırken, “Çok iyi bir kadroya sahibiz. Eksiklerimiz var. Ancak biz kulüp olarak 50 milyon poundluk transferler yapacak durumda değiliz. Bu nedenle transferde hedefimiz nokta atışları yapmak” ifadelerini kullandı.
Wenger mektubunda Arsenal seyircisinden duyduğu memnuniyeti de belirtirken, geçen sezon kağıt üzerinde başarısız olmalarına karşın Şampiyonlar Ligi şampiyonu Barcelona’yı mağlup etmeyi başarmış bir takım olduklarının altını çizdi.”
Bugün gazetemi alıp okurken dikkatimi çeken haberlerden birisi bu idi. Paylaşmak istedim. Üzerine de birkaç kelam etmek…
En geniş açıyla olaya bakmaya başlayalım. Burada olan olayın kahramanı Wenger’i takdir etmek boynumuzun borcudur. Amma ve lakin bu olayın kutsallaştırılmasına gerek yoktur. Hatta haber niteliği taşımasına gerek yoktur. Çünkü insaniyet bilen ve taraftarın kulübün her şeyi olduğunun farkında olan bir menajerin normal bir şekilde bu tarz şeyleri yapması gerekir. Yıldırım Demirören’in sözleri kulaklarımda çınlıyor bu yazıyı yazarken. Taraftar kulübün müşterisi olmalı tarzında son derece profesyonel(!) lafları vardır şahs-ı muhteremin. Ancak unuttuğu bir şey var ki Beşiktaş’ı, yıllardır tek kupa görmeyen Arsenal’i, Barcelona’ya kendi sahasında 6-2 gibi skor ile yenilip hezimet yaşayan Real Madrid’in bile bağlı olduğu ve hesap vermek zorunda olduğu tek yapı taraftar oluşumlarıdır. Çarşı, Fossa dei Leoni tarzı oluşumlar değil bahsettiğim. Yalın, açık sözlü, aşkla oluşan yapılar. Son cümlem için yazdığım grupları tenzih ediyorum.
Aslında burada bahsetmek istediğim şey taraftar oluşumları veya Arsene Wenger’in pek duygusal(!) mektubu değil. Bahsetmek istediğim şey Arsenal gibi büyük bir kulübün bile mali açıdan ne denli güç durumda olduğu. Wenger’in mektubunun Türkçe meali kısaca: Yıldız alacak paramız yok!.. Hal böyle iken kulüplerimizin içinde bulunduğu mali yapıyı açıklama eziyetinde bulunmayacağım kendime. Birisi başkanına borçlanır, öteki her fırsatta Riva’yı satarız der. Ancak realizm akımının açtığı yolda gözüken tek şey 1 Temmuz 2011 itibari ile o meşhur UEFA kriterlerinin devreye girecek olması. Kısacası kazandığın kadar harcarsın arkadaşım diyor UEFA Avrupalı kulüplerimize. Durum bu kadar anlaşılır olmasına rağmen taraftarlarımızda –Özellikle Beşiktaş taraftarı adına- bir yıldız isteme durumu fenomen haline gelmiş vaziyette. Tabi ki yöneticilerin de bunda suçu var; ancak takkeyi öne koyup düşünme vakti gelmiştir. Arsenal gibi bir devin 18 yıllık menajeri bu kadar açık bir şekilde beyan ederken durumu; kör olup bazı şeyleri görmezden gelmek ağır gelir.
Daha da özele inelim. Amatör branşlarımız neredeyse kapanmak üzere. Basketbol takımı kaptanına kadar dağıldı. Hentbolda ekol olan takımımızın sporcuları 7-8 aydır maaş alamıyor. Durum tek kelime ile REZALET! Beşiktaş’ı futboldan ibaret görmek yanlıştır.
Taraftar profilimiz git gide değişmekte. O övündüğümüz asi ruhlu, amatör ruhunu koruyabilen taraftar topluluğumuzun görüş açısı değişmekte… Daha bir pragmatist olunmakta. İstediğimiz alınsın denmekte. Yazık. Koskoca Beşiktaş taraftarına yazık. Şeref Bey’in “Feda olsun!” deyişine yazık. Baba Hakkı’nın emeklerine yazık. Süleyman Seba’ya yazık. Serpil Hamdi Tüzün’e yazık. En önemlisi kendimize yazık… Beşiktaş taraftarı bu değil, Beşiktaş’ın ruhu bu değil. Beşiktaş’ın özü bu değil. Biz ki öz kaynak düzeniyle övünen takımdık. Barcelona’nın yaptığını yapmak için ilk adımı atan kulüptük. Alt yapıya önem verirdik. Şimdi hepsi bir hiç haline getiriliyor. Amatör ruhumuzu da branşlarımız gibi kapamaya çalışıyorlar. Biraz sağ duyu, biraz eskiler, biraz nostalji…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











