Sevilla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sevilla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2013 Cuma

Kondogbia

Oyuncu Profili

15 Şubat 1993'de Fransa'nın Nemours kentinde dünyaya gelen Geoffrey Kondogbia Orta Afrika Cumhuriyeti asıllı bir Fransa vatandaşı. Henüz altı yaşındayken alt yapı kariyerine başlar. 2003 yılına kadar yerel bir kulüp olan Nandy'de top koşturan küçük Kondogbia, bu tarihte Senart-Moissy bünyesine katılır. Amatör ligde dikkat çekici performansı neticesinde Lens kendisi için girişimlerde bulunur. 2004'te ise Lens alt yapısına katılır. 11 Nisan 2010'a dek amatör biçimde top koşturan Kondogbia artık profesyonelliğe adım atar. 2010-2012 yılları arasında Lens'de 34 karşılaşmaya çıkan Kondogbia, burada profesyonelliğe uymayan davranışları ile dikkatleri üzerine çeker. Saha içinde kontrolsüz güç kullanımı sebebi ile sürekli kart görmesi ve bunun yanında saha dışında sahte ehliyet ile araç kullanmak gibi eylemlerin içinde bulunması ileride ne hale geleceğini merak ettirecekti. 2012'de 3.5 milyon Avro karşılığında Lens'den Sevilla'ya transfer olur. Burada ise adeta aklını başına alıp hareket eder. Disiplinsiz hareketler tarih olmuştur. Bu süreçte hiçbir olaya karışmayıp sadece "yetenekli çocuk" olarak anılır. Sevilla'da 34 karşılaşmaya çıkıp ciddi anlamda dikkat çekici bir performans sergiledikten sonra adı Real Madrid başta olmak üzere Arsenal, Manchester United gibi takımlar ile anılacaktı. Yazın Fransa U20 Milli Takımı ile birlikte Dünya Kupası'nı kazandılar. Fransa'nın altın jenerasyonunun en değerli parçalarından biri sayılıyordu. Dmitry Ryboloblev'in geçtiğimiz dönemde satın aldığı Monaco'ya 20 milyon Avro karşılığında transfer olduğunda herkesin kafasında kariyeri için doğru adımı atıp atmadığı konusunda soru işaretleri oluşmuştu. Kariyerinde 124 maça çıkıp 7 gol 8 asistlik performans tahtası oluşturan Geoffrey Kondogbia savunmaya kırık bir merkez oyuncusu.

Tarz

Fransızların yakaladıkları yetenekli her ofansif merkez orta sahaya Zinedine Zidane yakıştırması yaptığı malumunuz. Savunmaya kırık orta saha oyuncuları -hele bir de siyahi ise- için de bunun Patrick Vieira versiyonu mevcut. Kondogbia da tam olarak bu kontenjandan sayılıyor. Çeşitli mevkiilerde kullanılabilen bir isim olmasına rağmen Patrick Vieira yakıştırmasına ileride layık olabilecek tarzda bir defansif orta saha.

Güçlü Yönleri

Kondogbia fundamental özellikleri gelişmiş bir oyuncu. Fransız alt yapısının son dönemlerde yetiştirdiği oyuncu grubunun tümünün özelliği de öyle zannediyorum ki budur. Aynı zamanda Kondogbia'nın doğuştan gelen ve çalışarak üstüne de koyduğu belli olan fiziği büyük önem arz ediyor. Uzun boyu ile birlikte tutturduğu güçlü fizik sahanın merkezinde rakip oyunculara daha görüntü olarak karşı koyan cinsten. Ekstra olarak bu noktada atletik yapısının gelişmişliğinin de altını çizmeliyiz.

Teknik açıdan henüz tam erginliğe ulaşmamış ham bir oyuncu olsa da son derece önemli bir potansiyel arz ediyor. Bilek yumuşaklığı, oyun görüşü, top kontrolü, ilk dokunuş gibi topla içli dışlı olduğu bütün teknik özellik kalemleri belirli bir seviyenin üzerinde. Yaşıtları ile arasındaki en büyük farkı da daha ham olmasına rağmen ilk olarak bu noktadan koyuyor. Teknik olarak ham olmasına karşın taktik anlamda son derece olgun bir futbol aklı var. Taktik disipline son derece uyumlu. Buna Sevilla'da geçirdiği sezonun büyük katkısı olduğunu ara not olarak vermeliyim. Pozisyon alışı son derece iyi. Buna paralel olarak vasat üstü olmasına rağmen var olan top kapma yeteneği son derece işlevsel hale geliyor. Yine paralel olarak pas aralarını seven, sezgileri ile sahaya hükmedebilen bir oyuncu haline geliyor. Farkı yarattığı ikinci nokta da burası oluyor. Son olarak da uzun boyunun avantajını hava toplarında fazlası ile kullanıyor diyebilirim.

Zayıf Yönleri

Teknik açıdan ham olduğunu dillendirdik. Bunu gidermek için çalışması ve üstüne koyması ilk etapta gerekli olan şey. Ardından tecrübe gerekecek. Şimdiden yaşıtlarına oranla çok fazla tecrübesi olduğunu biliyoruz. Modern futbolda tek yönlü oyuncuların gittikçe gözden düştüğünü düşünecek olursak Kondogbia'nın hücum özelliklerini geliştirmesi gerekmekte. 3. bölgede sıkıntıları olduğu bariz. İnce işleri yapabilecek potansiyelde olduğu için bunu ondan beklememiz çok olmayacaktır. Bu yönünü de geliştirdiği takdirde vatandaşı ve sürekli kıyaslandığı arkadaşı Paul Pogba ile kafa kafaya gelecektir. Bunu çok rahat söyleyebiliriz.

Nasıl Kullanılabilir?

Merkez orta saha olarak başladığı profesyonel futbol hayatında savunmaya kırık orta saha, stoper, sol bek ve ofansif orta saha olmak üzere çeşitli mevkiilerde forma giydi. Asli mevkiisi savunmaya kırık orta saha pek tabii. Sevilla döneminde zaruri biçiminde sol bek oynamıştı. Stoper olarak kullanılabilir lakin fazlasıyla lüks olacaktır. Bu kalitede genç bir yeteneği oraya koymak gelişim açısından yanlış olacaktır. Ofansif orta saha olarak Pierre Mankowski tarafından U20 Dünya Kupası'nda oynatıldı. Maç içerisinde bolca Pogba ile yer değiştirdiğine de şahit olduğumuzu eklemeliyim. İdeal olarak üçlü orta saha düzeninde bir holder olarak kullanılması ideali olacaktır.

Transfer Durumu

Monaco'ya transferi işleri bir anlamda karıştırdı. O projenin nereye varacağını bilemiyoruz lakin 2-3 sezon içinde transfer olması pek mümkün görünmüyor. Monaco'dan ayrıldığı takdirde Avrupa'nın elit kulüplerine gitmesi iş değil.

Gelecekte Ne Olur?

Sevilla'da geçirdiği sezonun ardından Kondogbia'nın ne olacağından ziyade ne olmayacağı belirginleşti. Şu hali ile birlikte yıllarca Avrupa'nın üst liglerinde forma giyebilir. Yeni Patrick Vieira olur mu? İşte onu göreceğiz.


26 Temmuz 2013 Cuma

Endülüs'te Bir Rakkas: Kevin Gameiro

La Liga'da 2010-2011 20 gol yedi asist, 2011-2012 14 gol dört asist, 2012-2013 26 gol dört asist ve tüm sezonlarda toplam 267 maçta 122 gol 39 asist yapmış bir adamdan bahsediyoruz: Alvaro Negredo...

Geçtiğimiz hafta 25 milyon Avro karşılığında Manchester City'e geçen Negredo bana göre net iyi bir golcü. Geçtiğimiz yıllarda Endülüs ekibini sırtlaması ve takımının attığı gollerin hemen hemen yarısını karşılayan isim olması son derece dikkat çekici fakat 25 milyon onun için golcülüğü kadar iyi rakam. Arap sermayesinin liberal düzende daha bir "serbest" dolaştığı bu transfer ile bir kez daha iyi  bir biçimde anlaşılıyor. 

Negredo'nun gidişi ile Sevilla'da taşlar yerinden oynadı. Geçtiğimiz sezon takımın başına geçen Unai Emery, transferlerde başarılı bir politika güdüyor. Çok yakından takipçileri olmamama rağmen hakikaten rasyonel transferlere imza attıkları aşikar. Negredo'nun gidişi ile yerinden oynayan taşlar Carlos Bacca, Raul Rusescu ve son olarak da Kevin Gameiro'nun transferi ile bir bir yerine oturmaya başladı. Bacca'nın Brügge forması ile  ligde 25 maçta 22 gol dört asist ve Rusescu'nun da 34 maçta 21 gol dokuz asistlik performans çizmiş olması ne kadar etkili isimleri kadrolarına kattıklarının bir işareti. Bunun yanı sıra yine Arap sermayesinin Paris Saint-Germain'i satın alması ile hak etmediği bir muameleyi görüp unutulan Gameiro ise 18'ini sonradan oyuna girmiş olmasına rağmen 25 maçta 8 gol bir asistlik performans çizmiş olup, oranladığımız zaman Negredo'nun Sevilla'dakinden daha yüksek bir dakika/gol ortalaması tutturmuş olduğunu görüyoruz. 108 dakikadar bir gol atan Gameiro bir tarafta 121 dakikada bir gol atan Negredo diğer tarafta. "Negredo'nun bu kadar iyi bir golcü olduğunu düşünüp nasıl olur da Gameiro ile bu transferi kotarabilirsin?" sorusuna cevabım ise hazır: Mesele Gameiro'nun haddinden fazla yok sayılması. Benim özellikle bu yazıya başlamadan önce savunmayı planladığım tez ise Gameiro'nun beklenen çıkışı Emery'nin ellerinde yapacağı yönünde.

Açıkçası transfer aklı olarak şu üç isim bile beni tatmin etmeye yetti ve arttı. Bu isimlerin yanına takımın zayıf karınları olan bek ve stoper mevkiilerine gelen transferler de dikkat çekici. Ekstra olarak Chelsea'den kiralanan Marko Marin'in ise tam unutulmaya yüz tutmuşken böyle bir seçeneğe yönelmesi önemli. Velhasıl kelam, yeni lider Kevin Gameiro. Başarılar çocuk! 

NOT-1: İstatistikler whoscored.com ve transfermarkt.com.tr'den alınmıştır. 

NOT-2: Başlıkta "Endülüste Raks" adlı Yahya Kemal Beyatlı şiirine atıfta bulunulmuştur. Edebiyat özelinde sanata saygı diyelim.

Ufuk Tolga Aldırmaz

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...