24 Şubat 2012 Cuma

Panyalı Gol #2

Temsilcilerimizin UEFA Avrupa Ligi mücadeleleri, Galatasaray-Beşiktaş derbisi, A milli takım aday kadrosu, Avrupa'daki derbi mücadeleleri,Euroleague temsilcilerimizin mücadeleleri, Fenerbahçe Ülker-Beşiktaş Milangaz derbisini bu hafta konuştuk...




22 Şubat 2012 Çarşamba

Tanıdık Yüzler, Tanıdık Tatlar


Buradaki isimlerin çoğunu tanıdım dersem yalan söylemiş olurum. Aşina olduğunuz yüzler hemen fark edilecektir. Lakin o maskeli küçümenin Messi olduğunu yazmam lazım. Ayrıca bu fotoğraf Copa Catalunya finalinden çekilmiş. Alt yaş kategorisi tabii ki. 

NOT: Gabriel Piko fotoğrafıdır. Emeğe saygı...

20 Şubat 2012 Pazartesi

Yıldırım Demirören ve Hollandalılar

Aşağıda göreceğiniz fotoğraf üç Hollandalı'ya ait. Tanımışsınızdır mutlaka da ben ukalalığımı yapayım. Soldaki Münih'in şu sıralar problemleriyle anılan ismi Robben, ortadaki sihirli bücür Sneijder, sağdaki de Gunners'ın kaptanı. Eskilerden bir fotoğraf. Yüzde güzel bir sırıtış, bir tebessüm oturtan cinsten.
Diyeceksiniz ki şu fotoğrafla Yıldırım Demirören'in ne alakası var? O da üstteki paragrafın son cümlesinden geliyor işte. Şu fotoğrafın yarattığı tebessümü bir kez olsun şu suratta yaratamadan gidecek inşallah. Sevinsek mi üzülsek mi? Seviniyoruz vesselam...

NOT:Bu aralar her şeyi bu konuya bağlasam da siz fotoğrafa kilitlenin. Quaresma, Ronaldo, Maniche üçlüsüne yaklaşamasa da(!) hoş bir anı fotoğrafı olmuş.

19 Şubat 2012 Pazar

Beşiktaş 3-2 Beşiktaş

Ligin bunalım yaratan sonuçlarından sonra alınan Braga galibiyeti camia üzerinde olumlu bir hava yaratıyordu. Gençlerbirliği mücadelesi de her şeyin “normale” dönmesi için ligin önemli bir ayağıydı. Ligin en iyi top oynayan veya en azından buna çalışan ekiplerinden olmaları bu maçı daha da önemli hale getiriyordu.

Carlos Carvalhal Simao’yu oynatmayarak Quaresma’yı yine deyimi yerindeyse hamal gibi taşıyordu. Defans kurgusunda özellikle Egemen’in olmayışı her şeyi sil baştan yapmaya yetiyordu diyebilirim. Bambaşka isimler ile bu mücadelenin oynanacak olması büyük bir handikap oluyordu. Fuat Çapa ise kısıtlı kadrosu ile harikalar yaratırken alıştığımız düzen ile oyuncularını diziyordu.

İlk yirmi dakika iki takım adına da acilen unutulmalı. Gerçekten kendilerine yakışmayan bir mücadele sahada idi. Özellikle dünkü Fenerbahçe-Sivasspor mücadelesini düşününce kesinlikle vasatın da altındaydı. Gelen hata ile golü bulan Gençlerbirliği biraz kıpırdandı. Buna rağmen Beşiktaş yine aynı şekilde devam ediyordu. Basitçe sıralayacak olursak: 

1.Dakikalar ilerledikçe statik kalma.
2.Fernandes dışında top yapma gayretinde olan oyuncu olmaması. 
3.Takım yardımlaşmasının en aza inmesi ve bir tek pas opsiyonunun bile zor oluşturulması.

Bütün bu etkenler bir araya gelince vasatın altındaki ilk yarı performansı normale dönüyordu.İkinci yarı Simao’nun girişi ile ileriye hareketlilik getirmek istedi Carlos Hoca. Etkisini de gördü. Baskı yapan takımı şans ile de olsa golü buldu. Daha sonra Pektemek’i oyuna sokarak hem ileride top yapma hem de pas opsiyonunu arttırma yoluna gitti. Bunda da başarılı oldu. Keza görenlerin şaşıracağı Almeida pasları geldi. Kesinlikle tesadüf değil. Baskısını sürekli kılan Beşiktaş Ekrem’in mükemmel ortası ile Almeida’nın kafasından ikinci golü buluyordu.  Golden sonra rahatlama sürecine giren Beşiktaş Cenk’in inanılmaz hatasıyla oyunun dengeye gelmesi neticesinde kendisine geliyordu. Ardından yine baskıyı arttırarak Fernandes’in güzel vuruşu ile üçüncü golü buluyordu. Maçın skoru da böylece tayin ediliyordu.

Üç puan lige tutunuş açısından son derece önemliydi. Ancak derbiyi ve puan farkını göz önünde bulunduracak olursak Fernandes’in cezalı duruma düşmesi, bir adım önde olan Beşiktaş’ı iki adım geriye götürüyor. Buna binaen Quaresma’nın formunu yavaş yavaş buluyor olması bu eksikliği kapatabilir zira Galatasaray’ın kanat problemleri aşikar.

Beşiktaş’ın bu kadar hata yapması da hiç normal değil. Adeta kendilerini yendiler. Son olarak da hafta içi Braga turunun geçilmesini diliyorum. Hem Beşiktaş hem de Türk futbolu adına güzel bir gelişme olacaktır.

Ufuk Tolga Aldırmaz

17 Şubat 2012 Cuma

Panyalı Gol #1-Podcast

UEFA Avrupa Ligi temsilcilerimizin maçları, Şampiyonlar Ligi mücadeleleri, Spor Toto Türkiye Kupası mücadeleleri, Jeremy Lin ve NBA All Star Weekend mercek altında...


14 Şubat 2012 Salı

"Şeytan Ayrıntıda Gizlidir"

Hepimizin bildiği gibi Beşiktaş çok kötü bir süreçten geçiyordu. Formsuzluk desek bir türlü ödenmeyen paralar desek başka türlü yönetimsel durumlar bambaşka türlü. Nereden tutsanız elinizde kalıyordu yani. Gün geçtikçe de kaosa sürüklenen bir futbol takımı ve camia vardı. Mete Düren’in de dediği gibi bu durumdan çıkmanın kestirme yolu direkt olarak bu maçı/turu kazanmaktan geçiyordu.

Rakip geçen senenin UEFA Avrupa Ligi finalisti ve son derece formda bir ekip. Liglerinde yedi maçlık galibiyet serisinin altısında gol bile yememiş bir ekip. Kadrolarını değerlendirmek çok gereksiz çünkü ciddi anlamda mükemmel bir ekipler.  Ülke futbolumuza hiç de yakın olmayan bir terim yani: Takım…

Carlos Carvalhal her zaman için maç planlamasını iyi yapan bir teknik adam oldu. Yine bugünkü on biri çıkarırken de bariz bir şekilde takımına maça göre şekil aldırdığını gösterdi(En azından Avrupa mücadeleleri için.). Net bir şekilde 4-1-4-1 dizilişi ile sahaya takımını çıkarıyordu. İlerideki birin adı  Quaresma olurken, defansın önündeki bir ise Ernst idi. Quaresma’yı fiziksel yetersizliğinin varlığına rağmen isminin büyüklüğü ve futbol oynama isteği için adeta ileriye salıyordu. Kanatlara deplase oluşu ve oralardan yaptığı zorlamalar da fena bir hamle olmadığını gösteriyordu. Aynı şekilde Ernst’i de resmen bir emniyet sübabı olarak kullanıyordu. Ufak bir örnek verecek olursak kanat beklerinden birinin hücuma çıkışı ile Ernst o bekin yerine doğru mıknatısla çekiliyormuşçasına kayıyordu.  Braga’ya gelecek olursak bilindik, klasikleşmiş on biri ile sahaya çıkıyordu. Özellikle Alan’ın kanadı olan sağ kanadı etkin bir biçimde kullanma çabasındaydılar.

İlk dakikalardan itibaren Braga topa hükmeden taraftı. Aslında onlar adına pek de alışıla gelmiş bir oyun düzeni değildi bu. Lig mücadelelerini saymazsak genelde oyunu dengede götürüp kontra-ataklardan rakiplerini vurmayı temel prensip haline getirmişlerdi. Herhalde bundan olsa gerek dakikalar ilerledikçe oyun dengeye oturuyordu. Beşiktaş’ın mental yenilgisini de göz önünde bulundurmak lazım. Dakikalar geçtikçe onlar da kendilerini hatırlamaya başladı. Quaresma’nın seriliğini kullanarak bulduğu pozisyoncuklar dışında Beşiktaş’ın atağı kırmızı karta kadar yoktu. Keza Braga’nın da öyle. Kırmızı kart ise maçın seyrini bariz şekilde değiştirdi. Beşiktaş Fernandes’i biraz daha öne atma imkanı buldu. Fernandes de topla buluşmalarını etkili kullanıyordu. Nitekim istenen gol de beklenenden erken bir şekilde geldi. Bu senenin klasiği olan kornerden…

Soyunma odasından skor ve sayısal avatanjla gelen Beşiktaş’ın oyunu beklemeye dayalı idi. Bekleyip vurmak diyelim. Aynı şekilde savunmadan ve düzeninden hiçbir şekilde ödün vermemenin avantajını Braga’nın kendi silahı ile vurdular. Fernandes’in aklıyla şekillenen kontra-atak sonucunda Beşiktaş Simao’nun ayağından ikinci golü buldu. Bunların sonucu rakip teknik adam Jardim’in yaptığı değişiklikler de cesaret açısından ayakta alkışlanacak bir durum. Beşiktaş’ın da ekmeğine yağ sürmüş oldu. Ancak Beşiktaş buna pek tenezzül etmedi. Rakibin üstüne gitse de o taarruz taktiğini akıllarından silmiş gibiydiler. Burada da Carvalhal devreye giriyor. Garantici kişiliği oyun planlarından ödün vermelerine el vermiyordu. Carvalhal demişken Carlos Hoca’yı tebrik etmek lazım. Tuttuğu takımı mükemmel analiz etmiş. Kendi kadrosunun da yapabileceklerini göz önünde bulundurup tabiri caizse haddini bilen bir şekilde takımını sahaya çıkarmış. Biraz bu taktik biraz da kırmızı kartın sayesinde Beşiktaş tur için mükemmel bir skor ile İstanbul’a dönüyordu: 0-2…

Bireysel olarak bakacak olursak Beşiktaş taraftarının adına şiir yazdığı Fernandes’i öve öve bitiremem. Ne diyelim. Taraftarın da dediği gibi “Tarikat kur müridin olalım…” Gerçekten istediğinde inanılmaz oynayabiliyor. Belalımız Quaresma’nın ise form tutması gerekiyor. Bu isimler dışında ise takım olarak Beşiktaş’ı kutlamalıyız. Kesinlikle mükemmel organize oldular. Özellikle Sivok-Egemen ikilisi takıma resmen defans yapmayı öğretiyor. Ernst’in de organizasyonuyla güzel bir takım oyunu oluşuyordu. Öteki tarafa geçecek olursak Marcio Mossoro’nun gerçekten alkışlanacak bir performansı vardı. Jardim’in yaptığı “ekmeğe yağ sürme” olayı da işte buradan geliyordu. Mossoro’nun çıkışı tümüyle Fernandes’i yalnız bırakıyordu. Öte yandan Alan’ın bu takımın her şeyi olduğunu görmemek elde değil.

Bitirmeden önce birkaç şey daha söylemeliyim. Mottolaşmış olan “Şeytan ayrıntıda gizlidir.” Sözünü öne sürüyorum. Hakem’in bu denli kart göstermeye meyilli olması gerçekte Beşiktaş’ın ekmeğine yağ süren şeydir. Hollandalı düdük sahibine ayrıca bir teşekkür etmeliyiz. Bu maç ve –inşallah gelecek- tur Beşiktaş adına gerçekten çok önemliydi.


12 Şubat 2012 Pazar

Bielsa İşi Sıkı Tutuyor

Aşağıdaki resimde başlıktan da anlayabileceğiniz gibi -tanımayanlar için- Bielsa var. Bielsa, Athletic Bilbao'nun teknik direktörü. Adam işleri o kadar sıkı tutuyor ki saha görevlisine bile taktik veriyor(!). Şaka bir tarafa Bielsa gerçekten de işini layıkıyla yapıyor...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...