9 Şubat 2012 Perşembe

Korkulan Oluyor

Sivasspor... Ligin özellikle ikinci yarı büyük sükse yapan takımı. Rıza Çalımbay'a yakışır oyunları ile Play-Off'u zorluyorlar. Kısıtlı kadrolarına rağmen güzel işler çıkarıyorlar. Aynı zamanda nereden bakarsanız bakın BA1L takımı dahi olsa bu mevsimde bu sahada oynamak her zaman handikaptır. Yine buna ek olarak Beşiktaş'ın Muhteşem(!) formsuzluğu da varlığını her geçen gün fazlaca hissettiriyor.Üç maç üst üste kaybetmiş bir takımın mental anlamda rahatlığa kavuşabilmesi için de işte böyle bir deplasmandan galibiyetle dönmesi gerekmektedir.

Carlos Carvalhal sakatlıklar, cezalılar dışında kalan futbolcu kümesinden gayet iyi bir ilk on bir çıkarmış. Buna ek olarak taktiksel düzende bir takım değişikliklere gitmiş. Bunlar kesinlikle artıdır. Rıza Çalımbay ise standart kadrosunu koruyup, Tanju'nun olduğu kanatta Grosicki silahını hazırda tutarak maça başladı. 

Maçı dakika dakika pozisyon analizi yapabilecek kadar izleyemedim ancak fazlaca fikir sahibi olacak kadar izlediğimi size temin ederim. O yüzden maçı ikiye ayıracağız. Golden önce ve golden sonra...

Gole kadar geçen sürede orta saha mücadele had safhada idi. Beşiktaş'ın kırılgan olmayan bir orta saha yapısıyla çıkması avantajlarına olup, ilerleyen dakikalarda git gide etkinliğini arttırmasını sağladı. Gelen pozisyonların hepsinde defansın arkasına atılan derinlemesine paslar etkili oluyordu. Bu da bize Carlos Carvalhal'in rakibini iyi analiz ettiğini göstermekte. Bunun yanı sıra Sivasspor da Enaramo ile etkin olmaya çalışırken etrafına bir-iki oyuncu daha sıkıştıramadığından etkin olamıyordu.Fernandes'in o kurtarıcı duran toplarıyla gol gelip Beşiktaşlı futbolcuları yüzlerinden de okunabileceği gibi rahatlatıyordu.

Golden sonraki kısım ki buna aslında ikinci yarı da diyebiliriz, Sivasspor'un daha baskın oynamaya çalıştığı bölüm oluyordu.  Beşiktaş ise kontra-ataklar ile etkin olma çabasındaydı. Bu planlar işlemedi ancak öyle bir dakikada Erman öyle bir gol attı ki işin rengi bambaşka bir hale geldi.

Kişisel performanslara bakacak olursak kesinlikle Mustafa Pektemek'in hakkını vermeliyiz. Onu marke etmeye çalışan her oyuncuyu çok zor durumlarda bıraktı. Forvetlerden gidiyormuş gibi olduk ancak Enaramo da Sivasspor adına önemli bir rol oynadı. O cüssede bir isimin o denli çabuk hareketleri beni her geçen gün daha da fazla şaşırtıyor doğrusu. Erman ise muazzam gollerle bezeli muazzam bir sezon geçiriyor, hakkını vermek lazım.Gel gelelim aynı zamanda bütün futbolcuları da böylesine rezil bir sahada oynamaya çabaladıkları için kutlamak lazım. 

Genele dönecek olursak Beşiktaş'ın böyle bir galibiyete ihtiyacı vardı. Olmadı. Üst üste dördüncü maçta kaybedilen puanlar... Gidişat hiç iyi değil. Korktuğum başıma gelecek sanırım. Tayfur Hoca kulübeye inmek için bir haber bekliyordur yönetimden.

5 Şubat 2012 Pazar

Sahada Tek Gördüğüm Şey:O

Özellikle derbi mücadelelerinde herhangi bir tarafın eksiği çok ise diğer tarafın favori olarak gösterilmesi gayet doğaldır. Beşiktaş'ta bu kadar eksiğin varlığında Fenerbahçe'nin de hele ki kendi sahasında oynarken favori gösterilmesi çok da abes değil. Ayrıca Fenerbahçe deplasmanı Türkiye'nin en zor deplasmanları sıralamasında bir numaradır. 34 maçtır yenilmeyip bu maç ile birlikte 35'e çıkardıkları "evinde yenilmezlik" serisi hiç de azımsanacak bir seri değil.

Kadrolara bakacak olursak Beşiktaş aşağıda göreceğiniz kadro ile mücadeleye çıktı. İlahi bir el mi diyeyim yoksa sakatlıklar/cezalılardan ötürü mi bilemediğim "zorunlu rotasyon" ile sahada yerini alıyordu Beşiktaş. Bana kalırsa Carlos Carvalhal elindeki oyuncuları en iyi şekilde harmanlamış. Bir ihtimal Toraman'ı sağ beke çekip Tanju'yu sola alarak Ersan'ı riske etmeyebilirdi ki çok şükür tekrar bir problemle karşılaşmadan mücadeleyi bitirdi.

Fenerbahçe tarafına geçecek olursak hepimiz tarafından bilenen o klasikleşmiş düzende çıkıp zaten gayet güçlü olan kadrolarında bari sırıtan santrafor bölgesine de Moussa Sow gibi önemli bir isimi ekleyerek mücadeleye çıkıyorlardı. Burada da Sow'un direkt olarak oynaması konusunda Aykut Kocaman'ı eletirebiliriz ek olarak da Gökhan Gönül ve Emre konusunda. İki futbolcu da sakatlıktan yeni çıkmışken oynatarak büyük bir kumar oynuyordu keza ikisi de çıkmak zorunda kaldı. Tıpkı geçen hafta Carlos Hoca'nın Hilbert konusunda yaptığı acelecilik gibi...

Hatırlayacaksınızdır mutlaka. İlk yarıda tadı damağımızda bırakan bir futbol oynanmıştı. Maça başlamadan önce bir yanım inşallah yine böyle olur derken diğer yanımda da iki takımın formsuz oluşuna kafayı takıp vasat bir mücadele yaşanacağını düşünüyordu ki öyle de oldu. İlk yarıya bakacak olursak Fenerbahçe maça beklediğimiz gibi başladı. Baskılı, oyunu önde kuran ve bir an önce golü yakalamaya çalışan bir şekilde. İlk on beş dakika bu istediklerini de yaptılar lakin Beşiktaş'ın kadro yapısına en uygun durumu ortaya çıkardılar. O da tahmin edeceğiniz gibi kontra-atak futbolu. Holosko ile etkili olunabilecek pozisyonları harcarken Beşiktaş, Fenerbahçe de sayıca o dakikalarda çoğalan duran toplarından birini gole çevirdi. Golden sonra daha sağlam oynadılar. Defans hattını daha geriye çekip özellikle Emre'nin dinamizmi ile ortada baskıyı uyguladılar. Bu da Beşiktaş'ın yarasını kaşıdı resmen. Fernandes'in eksikliğide top yapamayarak bocaladılar bir süre lakin Ernst kendini gösterdi ve o pas geçidini oluşturdu. Buna rağmen Beşiktaş pozisyon bulamadı. Gelgelelim Fenerbahçe de tam aksi yöndeydi. Stoch'u kullanarak Tanju'nun kanadını perte çıkardılar. İlginçtir Alex yerine hücumları Stoch kanalıyla yönlendirdiler. İlk yarı bu şekilde geçilirken Gökhan Gönül'ün çıkması ile sağ kanat işlevsiz hale geliyordu.

İkinci yarı Beşitktaş'ın klasik, Fenerbahçe'nin de klasikleşme yolunda ilerlediği şekilde başladı. Beşiktaş soyunma odasından güçlü, dinamik ve istekli dönerken Fenerbahçe de daha fazla geriye yaslanıp yorgun şekilde dönüyordu. Açıkçası bunu en faza on dakika süreceğini tahmin etmiştim ancak öyle olmadı. Beşiktaş inanılma bir şekilde oyunu domine ediyordu. Tabii bunda Emre'nin çıkması ve Fenerbahçe'nin ileride top tutamamasının da Beşiktaş adına olumlu yönde etkisi vardı. Baskı arttıkça pozisyonlar da gelmeye başladı lakin bu baskıyla pozisyon sayısını oranladığımız gerçekten düşük bir barem elde ediyoruz. İşte sıkıntı da tam bu noktadan kaynaklandı. Yobo-Serdar yumuşak karnını fazla deşemeyen Beşiktaş'ın gol bulamamasına da şaşırmamak lazım. Oyunun son dakikalarına da gelindiğinde Sow'un attığı gol ile Fenerbahçe maçın skorunu ilan ediyordu: 2-0...

Maç analizine ek olarak Gökhan Gönül ve Emre Belözoğlu'nu özverilerinden dolayı tebrik etmek istiyorum. Alex'in bu düşen performansının sebebini de yorgunluğa bağlıyorum. Beriki tarafa gelirsek Veli'ye kocaman bir alkış, Tanju'nun da ikinci yarıdaki performansı çok iyiydi. Aynı zamanda Sivok-Egemen ikilisi gerçekten önemli bir ikili bunu da belirtmekte fayda var.

Teknik direktör performansına bakacak olursak iki teknik adam da oyunu okumada sıkıntı yaşadılar. Resmen geriden takip ediyorlardı. Carlos Carvalhal büyük maçları iyi oynatma konusunda sıkıntı yaşamazken ilk defa bu süreklilik sekteye uğradı. Fazla irdelememek de lazım. Aykut Kocaman ise takımının kendi yarı sahasına hapsolmasına reaksiyon göstermeyerek kendi fişini çekebilirdi lakin karşısındaki Beşiktaş onun için şanstı.

Hakemlere gelecek olursak bir iki pozisyon dışında gayet iyiydiler. Derbinin stresini iyi kaldırdılar. İlk defa hakeme değiniyorum mazur görün ancak gelmek istediğim nokta son yıllarda ilk defa bir derbi sonrası hakemin konuşuluyor olmaması. Bu da hakemin iyi olduğunun ispatıdır.

Son olarak da Fabian Ernst'e değinmek istiyorum. Gerçekten mükemmel bir profesyönel. Onun gibisini bulmak gerçekten de zor. Parasını alamadığı gerçeği de her yerde dile getiriliyor. Dün bu bloga yolladığım post u şuradan görebilirsiniz. Dediğimde haklıymışım. Sahadaki Beşiktaş o. Bu takım onun çevresine inşaa edilmeli, başkasının değil.

Ufuk Tolga Aldırmaz

Şuradaki Ruhun Sahibi Yarın Lider Olursa...

Evet, şu alttaki ruhun sahibi yarın sahada liderliği üstlenirse Beşiktaş adına işler iyi gidecektir. Kazanır, kaybeder bilemem. Sahada Beşiktaş dediğim tek isimdir kendisi. Soldaki. Tanıyacaksınızdır illaki:


Bu arada Schalke'de bu artık gelenek haline gelmiş gibi. Huntelaar'ın da aynı şekilde bir fotoğrafı var. Tabii Schalke'nin köklerini az buçuk biliyorsanız anlam vermeniz zor olmayacaktır.


4 Şubat 2012 Cumartesi

Guardiola Reyiz!

Güzel photoshop çalışması olmuş. Yapanın emeğine sağlık sansür koymuyorum o yüzden. Bir de "Guardiola reyiz kafamızı keseriz!"

3 Şubat 2012 Cuma

Futbol&Basketbol Gündemi-Podcast #1

Podcast İçin Tıklayınız...

Futbol ve basketbol gündemine dair ne varsa... 

  • Spor Toto Süper Lig maçlarına genel bakış, derbi değerlendirmesi
  • Euroleague temsilcilerimizin durumu
  • NBA'de All-Star Seçimleri
  • Blake Griffin, Miami ve Lakers

Bizi Bitirdin Be...

Şu yazıya başlamadan önce belki fazla abartarak kahroldum diyebilirim. Başıma ağrılar girdi lakin yine de vazgeçemediğimiz şeyler var işte. Zarar veriyor artık Beşiktaş ama tarafındayız...

Maçı analiz edecek hal kalmadı bende. İki yenilgiden sonra mı bu hale geldin diye soracaksınız eminim. Azıcık ucundan beni tanıyan veya bu blogu takip eden herkes sonuçlara endeksli yazmadığımı, konuşmadığımı bilir. Bazen insanı yaralayan şeyler vardır ya işte onlardan biri beni bu denli pesimist bir yazı yazmaya itti. Hani "sevgilinin" sarf ettiği bir söz, yaptığı bir jest ya da mimik var ya onun gibi işte. Quaresma'dan bahsediyorum. Kırmızı kart görmesinin arkasında yatan sebep çok net: Fenerbahçe maçına bu formsuz haliyle çıkmayıp diken üstüne oturmamak...

Her zaman arkasında durduğumuz, savunduğumuz o asi ruhumuz dediğimiz adamın yaptıklarına bakın. Hazmedemiyorum. Benim Quaresma'm bu değil, olamaz. Quaresma'nın yaptığı şeyin çok güzel bir özeti var. O da şu cümle: "Bizi bitirdin be..."

Biraz da saha içine baksak iyi olacak. Pazar günü oynanacak derbide bir çok eksik var. Artık sayamama sıkıntısı bile baş gösteriyor. Fernandes ve Hilbert'in yokluğu çok hissedilecektir. Fenerbahçe an itibariyle büyük bir adım önde. Beşiktaş ivmesini arttırarak düşüyor. Futbol adına hiçbir şey göremeyen taraftar da isyanlarda. E doğal olarak...

1 Şubat 2012 Çarşamba

Başarıdan Şüphe Ediyormuşsun, Etme!

Aşağıda Barcelona'nın ideal on birinin kazandığı bireysel başarılar ve kupalar var. Senelerce bu böyle sürmeyecek gayet tabii ancak Barcelona'yı ligde bir adım geriye düştü diye silmek hiç rasyonel değil zira bu adamlar tam bir canavar.Kupa canavarları...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...