Hırvatistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hırvatistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2013 Perşembe

Gözlemcinin Not Defteri: #16 Arijan Ademi



Arijan Ademi, 29 Mayıs 1991 Sibenik/Yugoslavya(Hırvatistan) doğumlu. Futbola doğduğu şehrin takımı olan Sibenik'te başlar. Henüz 15 yaşında iken takımının as kadrosunda kendine bir yer bulacaktır. İlk karşılaşmasına ise şu anki kulübü olan Dinamo Zagreb'e karşı henüz 16 yaşında iken çıkar. Genç yaşta giydiği formanın kıymetini bilir ve Yugoslav kökenin getirdiği iş disiplini ile futbolcularımızda görülmeyen o iş disiplinine sadık kalır. 2009-2010 sezonunda 400.000 Euro karşılığında Dinamo Zagreb'e transfer olur. 2011-2012 sezonunda Lokomotiva Zagreb'e kiralık olarak yollanmasına karşın burada yaşadığı sakatlık sebebi ile fazla forma şansı bulamayacaktır.

Ademi toplamda 149 maçta forma giyip yedi gol bir asistlik performans çizmiştir. Ademi Hırvat milli takımının formasını alt yaş kategorilerinde defalarca giymiş, çeşitli turnuvalarda boy göstermiş ve sonucunda kendisini milli takımda bulmuştur. Şu ana dek iki kez A milli kategoride forma giyen Ademi'nin güncel kadroda yer aldığını söyleyebiliriz.

Özellikler

Öncelikle güçlü bir fizik çatıya sahip olduğunu söyleyeyim. Sahaya sağlam basması ve mevkiisi olan (Önder Özen'in tabiri ile) "savunmaya kırık orta saha" bölgesinin gerekliliği olan o mücadeleci ruhu sergilemesi açısından önemli bir faktör. İyi bir altı numaranın sahip olması gereken tüm özelliklere üst düzey bir biçimde olmasa da sahip. Top kapma, araya girme ve blokajı saha içinde çoğu zaman layığı ile yerine getiriyor.Öyle ki  bu alanlarda benzer profildeki rakiplerini istatistiksel olarak geride bırakıp bir basamak daha üstteki mevkiidaşlarına da yakın bir çizelge oluşturuyor. Açıkçası beni şaşırtan bir durum oldu dersem yeridir. Bunun yanında 1.85'lik boyunu iyi bir biçimde kullanıyor. Geçtiğimiz sezon yine Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı maçlarda hava topu mücadelelerinin yarısından fazlasını kazanmış durumda. Pas oyununa yatkın mıdır diye soracak olursanız da evet cevabını vereceğim. Yüzde 85'lik oranı yakalaması gayet tatmin edici. Bu oranı yakalamasındaki bir diğer faktör ise oyun alanına olan hakimiyetinin iyi bir seviyede olması. Pas tercihlerini çoğu zaman doğru adrese kullanıp yeri geldiği zaman çok da iyi bir duvar olabiliyor. Onu izlediğimde en dikkat çeken özelliği olarak da sürekli boş alan kovalayıp pas seçeneği oluşturma isteği idi, eklenmesi gereken önemli bir nottur. Velhasılkelam statik bir oyuncu değil.

Yukarıda saydığım çoğu olumlu özelliğe hücum yönünden de ekleme yapmam pek mümkün değil. Ademi'nin de en büyük sıkıntısı bu olsa gerek. Öyle ki ceza sahasına girmeyi seven bir isim olmasına rağmen bunu istatistiğe yansıtamaması onun hakkında bu düşünceleri de pekiştiriyor. Oyun anlamında bu durum büyük bir artı, bir altı numara için modern anlamda gerekli bir özellik fakat bunun yanına farklı melekeler ekleyememesi sıkıntının baş göstermesi anlamını taşıyor. Ayağının o tarz işlere yatkın olmasına rağmen uzun mesafeli şutunun olmayışı da benim açımdan eksi hanesine yazılır. Buna karşın gelişebilecek konumda.

Son olarak dar alanda seri işler yapabilmesine ve ayağının hızlıca topun olduğu noktaya girmesine rağmen hız anlamında eksikliğinin olduğunu söyleyebilirim.

İleride Nereye Gider?

Yukarıda bahsettiğim defansif özelliklerinin üzerine koymak ve hücum melekelerinin de üzerine gitmek; kendini geliştirmek kaydı ile Avrupa'nın kalburüstü kulüplerine gidebilme ihtimali şahsım nazarında mevcut. Biraz da nasıl bir teknik direktörün eline düşeceğine bağlı olarak kariyeri gelişip ilerleyecektir.

Fiyat Aralığı Ne Olur?

3-4.5 Milyon Euro aralığında bir fiyata takıma katılabilir. Beşiktaş'ın daha doğrusu Slaven Bilic'in basına yansıdığı kadarı ile istediği orta saha profiline uygun bir oyuncu olarak Ademi dikkat çekiyor. Öncelikli hedeflerden somut bir gelişme çıkmazsa Ademi'nin transferi gerçekleştirilir ve katkı da sağlar diye düşünüyorum.

Ufuk Tolga Aldırmaz

16 Ocak 2013 Çarşamba

Kalbimde yer etmiş en iyi 5 Takım

Her gün bir şeyler yazma isteğiyle gelip, yazdığım üzerinde saatlerce oto-kontrol uyguluyorum.Sonucu yine beğenmeyip, alışverişte 'hiçbir şey beğenmeyen ama son baktığını alan adam' edasında, aman be diyerekten içime sinmeyen bir yazıyı yayınlıyorum. Bu durum hoşuma gitmiyor evet, nedenleri de vardır, doğrudur.
 Yorumumu içermeyen, sadece bilgimi içerdiği için imzamı taşıyan haberlerde kullandığım dilin, benim yazı yazma yetime bir darbe vurduğu kanısındayım.Bilemiyorum belki de kolayı bu.Vur Abalıya gitsin değil mi?
Neyse bu güzel savunma mekanizmasını senarize etmeme neden olan ufak bir karalamada daha bulunma arzusundayım.
Yaşımı saklayıp kendime 'kaç yaşında acaba la' bu lavuk' dedirtecek değilim. 24 yaşındayım.
Şimdiye kadar Euro 96 ve sonrasını sayarsak; yaklaşık 12 Avrupa Şampiyonası ve Dünya Kupası gördüm. Her futbol severin gönlünde ayrı bir yer tutar Uluslararası turnuvalar.
Ulusların nesillerini yarıştırdığı, birbirlerine genç kuşaklarının güçlerini, beden disiplinlerini yarıştırıp, güç benimsetme çabaları olduğu özel ve güzel zamanlardır turnuva ayları.
Benim de şüphesiz ki gönlümde önemli yer tutmuş Milli Takımlar var. Kendimce aklımdan ve kalbimden bir parçalar almış 5 ülkeyi gönül gözümün gördüğü derecede sıralayacağım.

5- Biliyorum bu isimi duymaktan bıktınız ama -Sneijder-'li, Robbenli, 2 metre boyu ile her yere uzanan Engelaarlı 2008 Hollanda'sını sevmemek mümkün müdür? Her turnuvanın en iyi futbol oynayan takımı olup da kupa sevinci yaşayamayan nadide bir 'başarısızlık'hikayesidir 'Portakallar'. İtalya'ya 3 atıp da turnuvanın flaş takımlarından Hiddink'in çalıştırdığı benzer bir oyun anlayışını sahaya yansıtan  Rusya'ya elendiğinde soluksuz bırakmışlardı beni. Balgam gibi yapışmış,gitmemişti boğazımdan. Burada olmayı hak ediyorlar, ( 5.olsa bile )
4 - Açıkçası İspanya'nın hangi kadrosunu seçeceğimde karar vermekte zorlandım. Turnuvayı kazanmaları sonrası Aragones ve nam-ı diğer 'Okçu' Guiza'nın Zico ile taptığım Fenerbahçemin başına geleceğinden habersizce izledim İspanyayı. Her top çevirişlerinde 'vay lan' ne top oynuyorlar dedim ' vay anasını Gökmen neler oluyormuş haberimiz yokmuş'' diyen Kaya Çilingiroğu edasında..
 Oynadığı futbol itibari ile sıralayacak olsam , şüphesiz ki ilk sırayı alırdı ama Guiza ve Aragones'in kadroda bulunmasını da fırsat bilip, mazlumun yanında olmak lazım bahanesine sığınaraktan, Boğa'lara 4.sırada yer verdim.
3 - Adı güzel umutlara isim olmuş takım 'Kızılyıldız'a 90'ların başındaki o efsane yıllarını yaşatan kadronun son demlerinden oyuncular vardı Hırvatistan 98 takımında. Kadrosu formasından güzel bu takımda kimler yoktu ki .O dönemlerin efsane golcüsü Suker, Prosinecki, Boban'lar..  'Formasını koysan' şampiyonluğa oynar safsatasını haklı çıkaracak olan turnuva takımı Almanlara çeyrek finalde 3 atan, ev sahibi 'Lobici' Fransa'ya hakem desteği ile uzatmalarda elenen o güzel takım.. Benim aklı başında diyebileceğim yaşta izlediğim ilk turnuva olması itibariyle, bendeki yeri ayrıdır.
2- 'Zalım' Suarez'in son saniyede eliyle çıkarması, ( burada çirkinleşeceğim ) Allahsız Asamaoah Gyan'ın penaltıyı kaçırması ile penaltılarda giden yarı final, 'Afrika'yı gururlandır Gana' pankartını tutan o siyahi abimiz. Burada duygulanıyorum, fazla betimleme yapmaktan kaçınıyorum ama acı değil mi çekiyor insanı. Bendeki yeri apayrıdır Gana'nın. Yarı finale en çok yaklaşan Afrika ekibi, olimpiyat şampiyonu olan bir jenerasyon üzerine inşa edilmişti. . 2010 yılında o zamanlar Avrupa'nın en iyi 5 ön liberosundan biri olan Essiensiz çıktığı maçlarda 'Essien'e de gerek yokmuş be ya' rahatlığında top oynayan Gana'nın , o alçak penaltı ile eleneceğini nerden bilecektik. Umudun zeybeği gibiydi, güzel umutlar barındıran güzel bir şarkı gibiydi, o güzel kadro yazık oldu..
1 - Milliyetçi duygular kontenjanımdan yararlanarak ilk sıraya Türkiye'yi koymalıydım. 2008 Miracle Team'i mi alsam, Ronaldo'nun burun ucunun 70 milyonun rüyasına musallat olduğu 2002 kadrosunu mu diye çok düşündüm açıkçası. Ve Dünya Kupası olması ve ülkece gördüğümüz aklı başında ilk Dünya Kupası olması  neticesinde 2002'yi seçtim..Galatasaray'ın 2000 kuşağından Allah gani gani razı olsun ki, böyle bir başarıyı görme fırsatına eriştik.Kariyerinin zirvesinde olan Leverkusenli Yıldıray, Hasan Şaş, Hakan Şükür'lü o kadro. İnsan her bir isim hakkında ayrıntı girmek, güzel tasvirler kurmak istiyor ama, yıllarca Kupa yoksunu bu yüreklere itfaiye hortumuyla su serpen bu güzel takımı anlatmaya kelimeler ne hacet..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...