Scout etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Scout etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Ağustos 2013 Çarşamba
Gözlemcinin Not Defteri: #19 Michy Batshuayi
Michy Batshuayi, 2 Ekim 1993 Brüksel doğumlu Kongo asıllı bir Belçika vatandaşı. Hakkında uzun uzadıya bilgiler mevcut değil lakin biz onun 12 yaşında futbol kariyerine amatör olarak FC Brussels takımında santrafor olarak başladığını biliyoruz. Bir sezon burada top koşturduktan sonra Anderlecht'te denenir. Beğenilmez ve o da FC Brussels'e döner. 2007-2008 sezonunu da burada geçirdikten sonra bu kez Standart Liege'in yolunu tutacaktır. Alt yapı eğitimini burada tamamladıktan sonra 18 yaşında profesyonel sözleşmeye imza atar. Kariyerinde şu zamana kadar toplamda 83 maça çıkıp 26 gol 7 asistlik performan sergiler. Batshuayi aynı zamanda Belçika U21 Milli Takımı'nda da top koşturmaktadır.
Özellikler
1.85'ik boy ve muhteşem bir fizik kalite ile Batshuayi görenleri açıkçası hayran bırakıyor. Fiziğinin avantajını sahada güç olarak kullanan Batshuayi'nin bu konuda hiçbir eksiği ya da dezavantajı bulunmamakta. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyip, "daha önemli" konulara geçelim.
Forvet mevkiilerinde yer alan her oyuncudan öncelikle azami düzeyde hız ve hızlanma kabiliyeti beklenir. Batshuayi de bu iki başlıkta bir sıkıntı yaşamıyor. Vasatın üstünde diyebileceğimiz top tekniğine sahip olması, hızıyla da birleşince dripling yeteneğine sahip olmasını sağlıyor. Top sürerken izleyene sanki meşin yuvarlak ayağına yapışıyormuş hissi veriyor. Bu yaşta bir isimde önemli bir erginlik olarak göze çarpıyor. Özellikle santraforların geç yaşta topla daha iyi anlaştığını düşünürsek yaşıtlarından bu konuda daha önde diyebiliriz. Aynı zamanda ilk kontrol diye tabir edilen o topla buluşma anında da büyük avantaj sağlıyor. Olmazsa olmaz son vuruş yeteneği ise yaşıtlarına göre üst seviyede. First Class golcü diye tabir edemeyeceğimizi takdir edersiniz lakin özellikle içinde olduğumuz Avrupa'nın ikinci sınıf liglerinde çok can yakabilecek seviyede bir yetenekten bahsettiğimi belirtmeliyim. Bu konudaki en büyük sıkıntısı da sanırım mental. Kolay gözüken pozisyonları gole çevirmekte zorluk yaşayabiliyor. Bu açıdan kendisini Fenerbahçeli Moussa Sow'a benzettim. Beni en çok etkileyen özellikleri ise top tutuşu, sırtı dönük olarak oyununu rahatlıkla oynayabilmesi ve en zor pozisyonlarda bile rahatlıkla yapabildiği pas dağıtımı. Ekstra olarak dar alanda kimi zaman çok acayip işler yapabildiğinin de altını çizmeliyim. Özellikleri sadece santrafor özellikleri değil, versatil bir oyuncu özellikleri. Bu yüzden onu forvet hattının her bölgesinde değerlendirilebilir olarak görmekteyim. Bu da artı hanesindeki son başlık olsun.
Boyuna rağmen henüz geliştiremediği yüksek top kabiliyeti, vasat düzeydeki yaratıcılığı ve uzun mesafedeki topsuz koşuları onun geliştirmesi gereken birincil noktalar diye düşünmekteyim. Ekstra olarak topsuz oyunda kendisini daha da geliştirip önemli bir görev adamı haline gelebileceğini de düşümekteyim.
İleride Nereye Gider?
Açıkçası onun kalburüstü bir oyuncu olabileceğini düşünmekteyim. Belçika'nın son dönemdeki "yıldız yetiştirme" gücünü de düşününce neden olmasın diye kendime soruyorum.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Henüz yeterli çıkışı ve patlamayı yapmış değil. Buna karşın gözlemcilerin gözü üzerinde. Swansea City'nin oyuncuyu ciddi biçimde izlettiği basına yansıdı. Bunun yanı sıra Avrupa'dan taliplerinin olduğu da dedikodu seviyesinden öteye gitmedi. Yaklaşık olarak 3-5 milyon Euro aralığında bir fiyata bu transfer biter diye düşünüyorum. Batshuayi özelinde bir de garanti vereyim; rahatlıkla çift haneli sayılarda bonservis bedeline satabilirsiniz.
Ufuk Tolga Aldırmaz
7 Ağustos 2013 Çarşamba
Gözlemcinin Not Defteri: #18 Kevin Kampl
Kevin Kampl, Sloven bir ailenin oğlu olarak Almanya'nın Solingen şehrinde 9 Ekim 1990'da dünyaya geldi. Kariyerine doğduğu şehrin mütevazi kulübü olan Solingen'de henüz yedi yaşındayken başlayan Kampl, kısa sürede dikkat çekerek Bayer Leverkusen'in kıskacı tarafından tutulup kulüp bünyesine katıldı. 1997 yılında girdiği Leverkusen ekibinde geçen 11 yılın ardından artık pişmek için kiralık gitmesi gerekiyordu. Greuther Fürth'ü seçti. Bu tercih ona pahalıya mal oldu. Sadece bir karşılaşmada forma giyebildi. Bayer Leverkusen ile kontratı kiralık dönüşünün ardından bitecekti. Aslında biraz da zor olanı seçip forma giymek için Almanya Üçüncü Lig ekiplerinden Osnabrück'e imza attı. Burada formayı düzenli olarak giyip sezon sonu VFR Aalen'e 200.000 Euro karşılığında transfer oldu. Henüz üç maça çıkıp iki gol iki asistlik performansı çizmişken tamı tamına üç milyon Avro'ya Red Bull Salzburg'a transfer oldu. Burada kilit nokta Alman futboluna modern şeklini veren isimlerden olan Ralf Rangnick tarafından seçilen bir isim oluşu. Açıkçası adı Beşiktaş ile anılıp ardından da Red Bull Salzburg'un Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi Ön Elemesi'nde rakibi olduğu andan beri en çok dikkatimi çeken isimlerden biri de Ralf Rangnick dersem abartmış olmam. Önemli bir projenin başında ve Kampl da bu projenin mihenk taşlarından biri.
Kampl, Alman vatandaşı da olduğundan ötürü milli takım kariyeri biraz sekteye uğramış vaziyette. Slovenler için U-21 seviyesinden itibaren forma giymeye başlayan Kampl, A milli seviyeye de yükselmiş ve 17 kez forma giymiş durumda. Aynı zamanda ülke futbolunun en önemli isimlerinden biri olarak gösteriliyor. Kariyerinde ise toplamda çıktığı 215 maçta 34 gol 57 asistlik performansa imza atmış durumda.
Özellikler
Merkez orta saha olarak göze çarpan ancak özellikle sol olmak üzere iki kanatta da görev alabilen, hatta forvet arkasında da forma giyebilecek bir isim olarak Kampl, versatil bir oyuncu olma özelliği taşıyor. Sağ ayağı baskın olan bir oyuncu. İlk etapta hızından yola çıkmalıyız diye düşünüyorum.Topla olan seri hareketleri ve sürekli olarak dikine ya da çapraza giderek rakibin alanını ekarte etme düşüncesinde. Top sürme yeteneği had safhada. Bu durum ortalama üstü olan oyun zekası ile de birleşince takımında ataklara yön veren isim olarak dikkat çekiyor. Top tekniğinin yüksekliği ve bileklerine olan hakimiyeti ise dikkat çeken başka bir unsur. Maç içinde sürekli olarak "key pass" girişiminde olduğu ve bunu kolaymış gibi göstermesi ise ona dair bir diğer ilginç nokta. Topsuz oyunda ise ona verilen göreve göre şekillenen bir isim. Üzerindeki görünmez eli çekerseniz Slovenya Milli Takımı'nda olduğu gibi etliye sütlüye karışmaz.
Gelelim eksiklere. Çoğu insanın aklına ilk olarak gelen soru "Acaba açık alan oyuncusu mu?" oluyor. Kısmen evet. Açıkçası kontra atak oyunu için biçilmiş kaftan. Özellikle skor avantajının ele geçirildiği maçlarda daha da baskın oynamasının bir sebebi de budur. Set oyunlarında ise eksiklerinin olmasına rağmen iyi uyum sağlayacağı oyuncular ile son derece tehlike arz edebilecek seviyede bir isim ki bunu da Red Bull Salzburg'da bire bir görebiliyoruz. Modern oyundaki orta saha oyuncularından istenen -özellikle bu mevkiilerden- şeylerden biri de ceza sahası içine girişlerdir. Buna karşın Kampl bunu pek icra etmiyor. Son olarak da 1.80'lik boyuna rağmen hava toplarında sıkıntılar yaşadığını görüyoruz.
İleride Nereye Gider?
Yukarıda saydığım eksiklerin üzerine eğildiği takdirde çok kısa sürede tekrar Alman Bundesliga'sına dönüş yapacaktır. Top seviyedeki kulüpler için henüz erken olmasına rağmen kısa sürede kaydettiği gelişim( Aşağıdaki iki videoyu izlemenizi önereceğim) ona olan inancı arttırıyor. Üstüne bir de eğitici bir teknik kadro ile çalışıyor olması önem arz ediyor.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Red Bull önemli bir sponsor. Buna karşın yine de kar amacı güttüklerini söylemek isteyeceğim. Konuşlandıkları ligin futbolcular açısından dezavantajlı olması sebebi ile çok büyük bonservis bedelleri isteyemeyeceklerdir. 3 milyon Euro'ya aldıkları Kampl'ı 3-5 milyon arası bir değere bırakacaklarını söylemek zor olmaz. Tabii ki içinde bulunduğumuz süreçte.
NOT: 1. Osnabrück
2. Red Bull Salzburg
Ufuk Tolga Aldırmaz
4 Ağustos 2013 Pazar
Gözlemcinin Not Defteri: #17 Timothee Kolodziejczak
Timothee Kolodziejczak(kendisine Kolo diye hitap edilmesini istiyor, işime de geldi yalan yok.) 1 Ekim 1991 tarihinde Fransa'nın Avion şehrinde Polonyalı bir baba ve Martinikli bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Henüz yedi yaşındayken US Saint-Maurice Loss kulübünde futbol hayatına ilk adımı attı. Burada bir yıl geçirdikten sonra şehrinin takımı CS Avion'a geçiş yapar. Basamakları hızlıca atlayan Kolo Fransa'nın önemli alt yapılarından biri haline gelen RC Lens'ın yolunu tutar. Buradayken Fransızlar'ın meşhur Clairefontaine'ı ile benzer özellikler taşıyan ulusal akademilerinden biri olan Lievin Centre de Formation Academy'de eğitim alacaktır. Eğitimine önem verilen kulübün akademisinde geçirilen hafta içi günlerinden arta kalan vakitlerde Lens tarafından antrenmana dahil edilir. Burada çeşitli Avrupa devleri tarafından(başta Manchester United) izlenir. Sonunda Olympique Lyon'a kiralık olarak imzayı atar. Opsiyon bedeli ise üç milyon Euro olarak belirlenmiştir.
2008 yılında Paris Saint-Germain karşısındaki maçın kadrosuna dahil edilir. 11. dakikada Anthony Reveillere'nin sakatlanışı ile oyuna dahil olur. İkinci yarıda bir penaltıya sebebiyet verir ve Lyon maçı 1-0 kaybeder. Henüz 16 yaşında yağız bir delikanlıdan bahsettiğimizi unutmayalım. Sezon sonunda bonservisi alınacaktır. 2012-2013 sezonunun başında ise Lyon'dan eski hocası Claude Puel'in takımı Nice'e imzayı atar. Transferindeki ana sebep daimi olarak forma şansı bulabilmektir.
Kulüp kariyerinde toplamda 57 maçta forma giyen Kolo bir gol altı asistlik performans sergiledi. Bunun 37'si ise geçtiğimiz sezondaydı. Fransa Milli Takımı'nın alt yaş kategorilerinde ise toplamda 48 maç oynama başarısı göstermiştir. Geçtiğimiz aylarda Polonya Milli Takımı'nı seçebileceği de Polonya basınına yansımıştı, es geçmeyelim. Kafasında sürekli olarak oynamak olan bir isim söz konusu.
Özellikler
Sol bek mevkiisinde yer edinen 1.85'lik gencimiz ilk etapta eskilerinde tabir ettiği "çakı gibi" fiziğe sahip oluşu ile dikkat çekiyor. Bu fiziğini güç ile de birleştirmiş olması son derece önemli. Kendisi için "ayağı yere basmak" kalıbı son derece işlevsel olmakta. Bu fiziğe rağmen hız yönünden bir kaybı yok. Aksine özellikle topsuz koşulardaki sürati göz dolduruyor. Hem bindirmeleri hem de toplu çıkışları yerinde, futbol zekasının gelişmiş olduğunu gözler önüne seriyor. Özellikle topsuz koşuları seyredilmeye değer. Fuleli adımları olması tribündeki taraftarın da koşarken gaza gelmesine sebep oluyor dersem yeridir. Oyunun hücum yönünü iyi oynayan Kolo'nun bu noktadaki en büyük eksikliği zannımca sıfıra gerektiği kadar inmemesi. Dolayısı ile kendi yeteneklerini de bazen "harcamasına" sebep olabiliyor. İsabetli ortaları dikkat çekiyor. Genelde bu ortalar ceza sahası başlangıç çizgisi civarından geliyor. Hücumsal varyasyonlarda sürekli olarak doğru tercihlerde bulunması da bir diğer artısı olarak göze çarpıyor.
Bir bekin asli görevinin savunma olduğunu da unutmayacak olursak eğer hücum melekelerine denk savunma melekelerinin de olduğunu görürüz. Özellikle ters kademelerdeki başarısı Gökhan Süzen'e tahammül eden şu gözlerde über bir etki yaratıyor dersem kesinlikle abartı olmayacaktır. Uzun boyunun avantajını da bu noktada iyi kullanıyor. 3.1 top kapma ortalaması lig düzeyinde gayet iyi bir seviye olarak göze çarpıyor. Bu nokta savunma anlamında en önemli melekesidir.. Pas arası ortalaması ise 1.9 ki bu da gayet makul bir ortalama. Ligin en iyi sol bekleri ile kıyasladığımızda dahi kalburüstü kalan bu oranları onun aslında ne denli dengeli bir bek olduğunu gözler önüne seriyor.
Yukarıda saydığım eksikliğinin yanı sıra maç içi devamlılığını sağlaması ve pas oranını yükseltmesi gerekmekte. Maç başına verdiği ortalama 40 pasta yüzde 75'lik oranı yakalaması aslında iyi, fakat daha iyi olabilecek potansiyele sahip. Geçtiğimiz sezon sağladığı altı asistlik katkıyı daha da arttırabilir. Boyunun avantajını yan toplarda da kullanırsa kendisini çok daha etkili bir silah haline dönüştürecektir.
İleride Nereye Gider?
Devamlılık gösterdiği ilk sezonundaki bu çıkış, aslında ondan beklenenin üstündeydi bazı kesimler için. Üzerindeki Claude Puel etkisi yadsınamaz. Mentalitesini bozmadığı takdirde ligin en iyi beklerinden biri olması iş değil. Önümüzdeki sezon sıçrayışı yapacaktır. Bu sıçrayış büyük ihtimalle Monaco'ya olursa şaşırmamalıyız.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Nice'e geçişindeki bonservis bedeli açıklanmadı. Açıklandı ise de ben hiçbir kaynakta bulamadım. Kuvvetle muhtemel 2-4 Milyon Euro arasında bir bonservis bedeli olacaktır. Soru şu: Bu maliyete değer mi? Fazlasıyla.
Ufuk Tolga Aldırmaz
18 Temmuz 2013 Perşembe
Gözlemcinin Not Defteri: #16 Arijan Ademi
Arijan Ademi, 29 Mayıs 1991 Sibenik/Yugoslavya(Hırvatistan) doğumlu. Futbola doğduğu şehrin takımı olan Sibenik'te başlar. Henüz 15 yaşında iken takımının as kadrosunda kendine bir yer bulacaktır. İlk karşılaşmasına ise şu anki kulübü olan Dinamo Zagreb'e karşı henüz 16 yaşında iken çıkar. Genç yaşta giydiği formanın kıymetini bilir ve Yugoslav kökenin getirdiği iş disiplini ile futbolcularımızda görülmeyen o iş disiplinine sadık kalır. 2009-2010 sezonunda 400.000 Euro karşılığında Dinamo Zagreb'e transfer olur. 2011-2012 sezonunda Lokomotiva Zagreb'e kiralık olarak yollanmasına karşın burada yaşadığı sakatlık sebebi ile fazla forma şansı bulamayacaktır.
Ademi toplamda 149 maçta forma giyip yedi gol bir asistlik performans çizmiştir. Ademi Hırvat milli takımının formasını alt yaş kategorilerinde defalarca giymiş, çeşitli turnuvalarda boy göstermiş ve sonucunda kendisini milli takımda bulmuştur. Şu ana dek iki kez A milli kategoride forma giyen Ademi'nin güncel kadroda yer aldığını söyleyebiliriz.
Özellikler
Öncelikle güçlü bir fizik çatıya sahip olduğunu söyleyeyim. Sahaya sağlam basması ve mevkiisi olan (Önder Özen'in tabiri ile) "savunmaya kırık orta saha" bölgesinin gerekliliği olan o mücadeleci ruhu sergilemesi açısından önemli bir faktör. İyi bir altı numaranın sahip olması gereken tüm özelliklere üst düzey bir biçimde olmasa da sahip. Top kapma, araya girme ve blokajı saha içinde çoğu zaman layığı ile yerine getiriyor.Öyle ki bu alanlarda benzer profildeki rakiplerini istatistiksel olarak geride bırakıp bir basamak daha üstteki mevkiidaşlarına da yakın bir çizelge oluşturuyor. Açıkçası beni şaşırtan bir durum oldu dersem yeridir. Bunun yanında 1.85'lik boyunu iyi bir biçimde kullanıyor. Geçtiğimiz sezon yine Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı maçlarda hava topu mücadelelerinin yarısından fazlasını kazanmış durumda. Pas oyununa yatkın mıdır diye soracak olursanız da evet cevabını vereceğim. Yüzde 85'lik oranı yakalaması gayet tatmin edici. Bu oranı yakalamasındaki bir diğer faktör ise oyun alanına olan hakimiyetinin iyi bir seviyede olması. Pas tercihlerini çoğu zaman doğru adrese kullanıp yeri geldiği zaman çok da iyi bir duvar olabiliyor. Onu izlediğimde en dikkat çeken özelliği olarak da sürekli boş alan kovalayıp pas seçeneği oluşturma isteği idi, eklenmesi gereken önemli bir nottur. Velhasılkelam statik bir oyuncu değil.
Yukarıda saydığım çoğu olumlu özelliğe hücum yönünden de ekleme yapmam pek mümkün değil. Ademi'nin de en büyük sıkıntısı bu olsa gerek. Öyle ki ceza sahasına girmeyi seven bir isim olmasına rağmen bunu istatistiğe yansıtamaması onun hakkında bu düşünceleri de pekiştiriyor. Oyun anlamında bu durum büyük bir artı, bir altı numara için modern anlamda gerekli bir özellik fakat bunun yanına farklı melekeler ekleyememesi sıkıntının baş göstermesi anlamını taşıyor. Ayağının o tarz işlere yatkın olmasına rağmen uzun mesafeli şutunun olmayışı da benim açımdan eksi hanesine yazılır. Buna karşın gelişebilecek konumda.
Son olarak dar alanda seri işler yapabilmesine ve ayağının hızlıca topun olduğu noktaya girmesine rağmen hız anlamında eksikliğinin olduğunu söyleyebilirim.
İleride Nereye Gider?
Yukarıda bahsettiğim defansif özelliklerinin üzerine koymak ve hücum melekelerinin de üzerine gitmek; kendini geliştirmek kaydı ile Avrupa'nın kalburüstü kulüplerine gidebilme ihtimali şahsım nazarında mevcut. Biraz da nasıl bir teknik direktörün eline düşeceğine bağlı olarak kariyeri gelişip ilerleyecektir.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
3-4.5 Milyon Euro aralığında bir fiyata takıma katılabilir. Beşiktaş'ın daha doğrusu Slaven Bilic'in basına yansıdığı kadarı ile istediği orta saha profiline uygun bir oyuncu olarak Ademi dikkat çekiyor. Öncelikli hedeflerden somut bir gelişme çıkmazsa Ademi'nin transferi gerçekleştirilir ve katkı da sağlar diye düşünüyorum.
Ufuk Tolga Aldırmaz
9 Temmuz 2013 Salı
Gözlemcinin Not Defteri: #15 Saphir Taider
Alt yapı eğitimini sırasıyla Castres FC, Albi, INF Castelmaurou ve Grenoble'da alır. 2010 yılında Grenoble ile sözleşme imzalayarak profesyonel kariyerine ilk adımı atar. Groneble'ın finansal problemler nedeniyle beşinci kümeye düşürülmesinin arından Taider'in yolu İtalyan Bologna'dan geçecektir. FM severlerin netlikle hatırlayacağı bilmeyenler için de kısacası bonservisi kulüpler arasında bölüştürmek anlamına gelen "co-ownership" usulü ile Juventus'a yollanır. Burada yollanan şey bonservisinin yüzde ellisi, yanlış olmasın.
Kariyerinde toplamda 90 maça çıkan Taider 12 gol dört asistlik performans sergilemiştir. Defalarca Fransa'nın alt yaş kategorilerinde forma giymesine rağmen Cezayir milli takımını seçmiştir. Büyük ihtimalle annesi ayrı bir gurur yaşamıştır.
Özellikler
Taider orta sahanın hemen hemen her bölgesinde görev alabilen versatil bir oyuncu. Buna karşın birincil bölgesi merkez orta saha ve defansif orta saha mevkiileridir. İki mevkii arasında hangisine daha yakın diye soracak olursanız aslında net bir cevap vermek güç olur diyebilirim. Ne tam bir "box to box" orta saha ne de tam bir altı numara. Buna karşın saha içinde iki mevkiide de başarılı performanslar sergilediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Şahsi fikrim defansif olarak daha başarılı olacağı yönünde.
Ayakları yere sağlam basan, güçlü bir oyuncu olan Taider savunma anlamında birçok melekeye sahip. Top kapma, araya girme, blokaj özelliklerinin hepsi yeterli seviyede kendisinde bulunmakta. Oyun algısı ve sezgilerinin gelişmiş olması da bu özelliklerini iyi biçimde kullanmasını sağlıyor. Hücumsal zenginlik bakımından ise bu denli üst seviyede bir isim değil. En büyük avantajlarından biri olarak gördüğüm basit ve garanti oyunun pas oyununa yatkınlık olarak ona geri dönüyor. Oyun içinde sürekli olarak arkadaşlarına yardımcı olması, topsuz oyunda sürekli var olması çok önemli bir olgu olarak göze çarpıyor. Göstermeden iş yapmak tabiri tam da onun için kullanılır dersem yeridir. Buna karşı ceza sahasını fazla zorlamaması, içeri girmemesi ve ayağı temiz olmasına rağmen genellikle şut tercihini kullanmaması eksi hanesine yazılıyor. Bunun yanında boyunun kısalığı hava toplarında zamanlamasının fena olmamasına rağmen zaman zaman sorunlar yaratabiliyor.
İleride Nereye Gider?
Juventus'un co-ownership yapması, Fransa'nın alt yaş kategorilerinde defalarca milli olması gibi birçok faktör onun üzerinde göz olduğunun göstergesi. Kendini geliştirmeye açık bir isim. Saha içinde istekli oluşu bunun en büyük göstergesi. Buna karşın milli takım tercihi başına iş açabilir. Bunların hepsini göz önünde bulunduracak olursak oyun olgunluğunu kazandığı taktirde özellikle Premier League'in orta-üst seviye takımlarında rahatlıkla boy gösterebilecek seviyede bir isim olacaktır. Şahsi fikrim Fransa'ya geri dönüp ekol bir takım ve hoca ile çalışırsa önünün daha da açılacağı yönünde.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
4-6 milyon Euro arası olacağını tahmin ediyorum. "Financial Fair Play" kuralları piyasayı biraz düzenlemiş gibi gözüküyor.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Gözlemcinin Not Defteri: #14 Ryad Boudebouz
19 Şubat 1990 Colmar/Fransa doğumlu olan Ryad Boudebouz, "Afro-Fransızlardan". Cezayir asıllı Boudebouz Ligue 1'in Sochaux takımında oynamakta. Esas mevkiisi forvet arkası olarak nitelendirilen bölge olan Boudebouz, kanatlarda da görev alabilmekte.
Henüz 10 yaşında doğduğu bölgenin takımı olan SR Colmar'da futbola başlar. 14 yaşında Sochaux gözlemcilerinin dikkatini çekerek akademiye kazandırılır. 16 yaşında iken üç yıllık sözleşmeye imza atarak profesyonel kariyerine başlar. Henüz yaşında olmasına rağmen Ligue 1'de 162 maçta oynama başarısını göstermiştir. Kulüp kariyerinde 186 maça çıkıp 29 gol 24 asistlik performans sergiler. Alt yaş kategorilerinde Fransız Milli Takımları'nda kendine yer bulan Boudebouz, Cezayir milli takımını seçmiştir. Alt yaş kategorilerinde onlarca kez milli olmuş buna karşın Cezayir Milli Takımı'nda henüz 16 karşılaşmada forma giyebilmiştir.
Özellikler
Öncelikle çabuk ve topla süratli bir isim. Tempolu oynayan takımlar için özellikle aranabilecek kapasiteye gittikçe yaklaşıyor. Bunun yanında topa olan yatkınlığı topu ayağına aldığı anda hissediliyor. Özellikle dar alana girdiği takdirde savunma oyuncuları ciddi anlamda ondan korkmalı. Yapabilecek birçok numaraya sahip. Geniş alanda ise dripling özelliğini açıkça konuşturuyor. Top taşıma özelliği takıma adına büyük önem arz ediyor. Takım içinde aldığı rol neticesinde top kapmaya meyilli bir isim olduğunu düşünebilirsiniz lakin lig standartlarında fena sayılmayacak bir ortalamaya sahip: 1.1. Bu da onun bir diğer artısı oluyor.
Girişte belirttiğim gibi kanatların her ikisinde de rol alabilmesine rağmen sağ tarafta daha efektif olduğunu söylemek güç değil.Teşbihte hata olmaz, sağ kanatta iken Arjen Robben misali topu içe çekip atağa o şekilde yön vermesi ve bunu becerebilmesi onu güçlü kılıyor. Sağ forvet olarak ceza sahası içine koşular yapabildiğini göstermesi de bu tezimin kanıtı oluyor. Sol kanatta bu tip varyasyonları denediği pek söylenemez. Yapı itibari ile "orta kesmeye" namüsait bir oyuncuyu bu yönde kullanmak daha mantıklı olacaktır.
En büyük eksisi zaman zaman yaptığı tercih hataları. Oyun bilgisinin gelişimine bağlı olarak bu açığını da kapatacak gibi görünüyor. Şut atmaya zorlanması da yararına olacaktır. Bu durumlar birleşince aslında efektiflik anlamında kendine ket vurduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz.
İleride Nereye Gider?
Sochaux'nın beşinci olarak Ligue 1'i tamamladığı 2010-2011 sezonunun sonunda başta Liverpool olmak üzere Olympique Lyon ve Marsilya'nın da peşinde olduğu yazılıp çizilmişti. Buna karşın somut bir girişm gelmedi. Ertesi sezon üzerine fazla koyamaması onun "Top Class" seviyeye gelemeyeceğinin de göstergesi oluyordu. Afrikalı ruhu onu bambaşka bir yöne taşıyabilir lakin Avrupa'nın başaltı takımlarında oynayabilecek potansiyeli var. İşlemek ona kalmış.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Hazır gözden "düşmüşken" 4-7 milyon Euro civarı bir miktara bu transfer tamamlanıp iyi bir yatırım yapılabilir. Ligue 1'in tozunu fazlasıyla yutan bu yetenek ligimizde önemli bir noktaya şüphesiz ki gelir, gelecektir. Beşiktaş'ın şu anki mali tablosuna bakıp bu transferi yapamayacağını söylemek güç değil lakin bu isim şurada dursun. Lazım olacaktır.
Ufuk Tolga Aldırmaz
17 Haziran 2013 Pazartesi
Gözlemcinin Not Defteri: #13 Aymen Abdennour
Aymen Abdennour... 6 Ağustos 1989 Sousse, Tunus doğumlu olan futbolcu; Tunus'un en önemli kulüplerinin başında gelen Etoile Sportive du Sahel'de futbol hayatına başlar. Evvel dönemlerde sol bek ve özellikle sol kanatta forma şansı bulur. 2008'de imza atarak başladığı profesyonel kariyerinde Etoile forması ile toplamda 33 maça çıkıp beş de gol bulacaktır. Bu dönem boyunca Avrupa'dan gelen bir çok gözlemci ondaki cevheri görecektir. Werder Bremen kulübü 2009-2010 sezonunun ikinci yarısında onu kiralayarak somut bir girişimde bulunur. Toplamda altı karşılaşmada forma şansı yakalayabilen Abdennour'un geri döneceği konuşulur, geri de döner. Bir sezon daha Etoil'de forma giyecektir. 2011-2012 sezonunda ise tekrar Avrupa'ya, bu kez Fransa'nın Toulouse kulübüne imzayı atacaktır. Bremen ekibinde yaşadığı tecrübe onun Fransa'daki adımlarını sağlamlaştıracaktır. Bonservis bedeli açıklanmayan Abdennour, Toulouse'da toplamda 67 maça çıkar ve üç gol iki asistlik bir istatistik oluşturur. Burada bir fark vardır: Abdennour artık stoper oynamaktadır. Kariyerinde toplam 139 maç 10 gol ve üç asist bulunduran Abdennour, 2009'dan beri Tunus Milli Takımı'nda forma giymekte. Milli forma ile 26 maça çıkmış durumda.
Özellikler
Evrim geçirmiş hali ile asli bölgesi sol stoper olan Abdennour yukarıda belirttiğim gibi futbolda ilk profesyonel adımlarını sol kanat ve sol bekte atmıştı. Çok klişe olacak lakin bunun avantajını oyun kurma yönünden sağlamakta. Ciddi anlamda üst düzey stoperlere has o oyun kuruş özelliği, hanesindeki en büyük artı oluyor. Bunun getirisi olarak kendine güveni de üst düzey bir seviyeye çıkıyor. Maç içinde topla Gerard Piquevari çıkışlarını sık sık görebilmekteyiz. Zaman zaman bu güven onu hataya sevk etse de geneli itibari ile fark yaratması açısından yarar kat sayısı daha fazla. Topla olan bu ilişiğini de istatistik kağıdına pozitif olarak yansıtıyor. Maç başına 45 pasla oynaya Abdennour'un başarılı pas yüzdesi 86. Ligue 1 standardında ciddi rakamlar. Ayağının temizliğinin yanı sıra hava toplarında da iyi seviyede bir stoper olarak göze çarpmakta. Bunlara ek olarak açık alanda yakalandığında uzun bacaklarının da getirisi ile hızlı oluşu büyük önem arz etmekte.
Eksi hanesine yazılabilecek şeyler ise tıpkı artı hanesine yazılmış olanlar gibi somut şeyler. İlk olarak rakipleri ile temaslı oynamayı sevdiğinden ötürü maç içinde sarı kart görmeye meyilli bir isim. Tabii ki abartı bir durumdan söz edemeyiz. Topa agresifliği zaman zaman abartabiliyor. Ligimizin standartları Ligue 1'e sertlik bakımından -görece- yakın olduğundan ötürü pek bir fark yaratmayacaktır lakin belirtmekte fayda görüyorum. Bunun dışında ilk sezonunda yaptığı katkının üzerine çıkması beklenirken belirli bir standartta kalması üst kademeye(Top Class) geçip geçemeyeceği konusunda kafalarda soru işareti yarattı.
İleride Nereye Gider?
Henüz 23 yaşının içinde olan Abdennour'un Avrupa'nın önde gelen bir çok takımı tarafından rapor edildiğini biliyoruz. Buna karşın hiçbirinin somut bir girişimi henüz olmadı. Yüksek ihtimalle yukarıda belirttiğim o kafa karıştırıcı soru işaretleri onları da meşgul ediyordur. Buna karşın ligimizin standartlarında "tertemiz" bir stoper olacağız da transfer edilmesi durumunda aşikar.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Market değeri olarak 5-6 milyon Euro paha biçilen Abdennour için başkan Olivier Sadran'ın tok satıcı rolünü üstlenmesi bekleniyor. Buna karşın market fiyatının çok üstünde bir bedel ödenmeden Abdennour kadroya katılabilir. Bonservise bu parayı yatırıp yatırmamak ise kulübün elinde var olduğu söylenen "Pedro Franco" vb. kalitedeki isimlere bağlı. Şu da aşikar ki Abdennour ciddi anlamda defansif açıdan sınıf atlatacak bir isimdir.
Oyuncu hakkında fikre sahip olmak isteyenlerin şu videoyu izlemesini tavsiye ederim.
Ufuk Tolga Aldırmaz
31 Mayıs 2013 Cuma
Gözlemcinin Not Defteri: #12 Wissam Ben Yedder
Wissam Ben Yedder 12 Ağustos 1990 doğumlu, Fransa'nın Ligue 1 takımlarından Toulouse'da forma giyen bir isim. Adından da tahmin edilebileceği gibi Tunus asıllı bir futbolcu. Buna karşın Paris'in Sarcelles bölgesinde dünyaya gelmiş ve Fransız pasaportunu da elinde bulunduran bir isim. Fransa U-21 takımında oynarken Yann M'Vila, Chris Mavinga, Antoine Greizmann ve M'Baye Niang gibi isimlerle 5-3 mağlup oldukları Norveç maçının oynandığı günden bir önceki gece, gece kulübüne gitmeleri nedeniyle kadro dışı bırakılmışlardı. Bunun dışında diğer arkadaşları gibi Ben Yedder'in de saha içi ve dışı vukuatı yok. Gönlünüzü ferah tutun.
UJA Alfortville takımında profesyonel kariyerine başlayan Ben Yedder 2010'da Toulouse'ya geçti ve profesyonel kariyerinde çıktığı 80 maçta 25 gol 9 asistlik performansı ile istatistik kağıdını doldurdu.
Özellikler
Ben Yedder santrafor bölgesinde oynuyor. Onun için Football Manager diliyle konuşup basite indirgersek yaratıcı forvet de deriz. Buna karşın net olarak forvet bölgesinin en ucu(centre forward) onun mevkiisini tanımlayacak niteleme olacaktır.
1.70 boyundaki Ben Yedder kısa boyunun avantajını seriliğine borçlu. Çabuk adımlarla patlayıcılığı birleşince muhteşem bir dribling yeteneği ortaya çıkıyor. Doğal olarak 1.90'lık stoperlerin arasında güçsüz olarak gözüküyor fakat fiziğinin dezavantajını da yine o seriliği ile tölere ediyor. Aynı zamanda koşu yapacağı yeri bilmesi ve "çoğu" zaman aklı ile oynaması ona sert rakipleri karşısında avantaj sağlıyor. Bazı maçlarda çok sert müdahalelere maruz kaldığında oyun içi kopmalar yaşadığını da dile getirelim.
Koşu yapacağı yeri bildiğini söylemiştim. Pozisyonları sonuna kadar kovalaması onu fırsatçı olarak nitelendirmemize neden oluyor. Bu takip edişler "golcü kısmeti" denen şeyi de kendisine getiriyor. Geçtiğimiz yıllardaki durumunu da düşündüğümüz takdirde bu yılki attığı golleri de hesaba katarsak bitiriciliğini müthiş bir biçimde geliştirdi diyebiliriz. Gerçekten öldürücü bir çift ayağı var, ikisini de gol vuruşu yapabilecek seviyede kullanabiliyor. Ayak içi temiz santraforlardan. Ceza sahası içindeki soğukkanlılığının da altını çizmeliyim. Oyunu rakip sahaya yıktığınız takdirde size skoru rahatlıkla getirebilecek bir isim olarak göze çarpıyor.
Pas oyunundaki eksikleri gidermesi ile daha iyi bir noktaya gelecektir. Pas sayısını arttırması gerekiyor. 19 pasta %77'lik bir pas oranı yakalamış. Kendi seviyesinde sayılabilecek oyuncular için iyi bir yüzde. Buna karşın o bilekleri ile daha da iyi bir yüzde yakalayabilir, tabii dediğim gibi aynı zamanda pas sayısını da arttırmalı.
İleride Nereye Gider?
Top Class seviyeye gelmesi zor. Fiziğini daha fazla geliştirebilir mi bunun cevabını maalesef verecek kalibrede değilim. Kilit nokta burası. Ligimiz ve dengi ligler için "leblebici" diye tabir edilen o isimlerden biri olabilir. Aynı zamanda gollerinin yanında kilit pasları denemesi ile takım oyununa katkısını da göz ardı etmeyelim. İşte bu sebeplerin her biri birleşince totalde çok yararlı olabilecek potansiyelde bir isim karşımıza çıkıyor.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Kariyer sezonunu yaşadı. Market fiyatı 3,5 Milyon Euro. Transferin 5 Milyon Euro'ya rahatlıkla bitebileceğini düşünüyorum.
Ufuk Tolga Aldırmaz
25 Mayıs 2013 Cumartesi
Gözlemcinin Not Defteri: #11 Wahbi Khazri
8 Şubat 1991 Ajaccio doğumlu olan Khazri Tunus asıllı bir Fransız vatandaşı. Milli takım tercihini Tunus'tan yana kullanmış ve altı kez ülkesinin formasını giymiştir. Alt yapı eğitimini şu anki kulübü olan Bastia'da almış. Senelerdir asansör takım haline gelmiş kulübünün en önemli parçalarından biri olmaya adaydı, nitekim oldu da. Bu sezon Ligue 1'de yedi gol atıp dokuz gol hazırlayan Khazri kariyerinde toplam 119 maça çıkıp 25 gol 27 asistlik performans göstermiş bir isim.
Özellikler
Her iki kanat, forvet arkası ve hatta orta sahanın göbeğinde oynayabilen bir oyuncu. Hücum için bulunmaz jokerlerden birisi haline gelmek üzere. Hakim ayağı sağ olmasına rağmen solunu da fena olmayan bir biçimde kullanıyor. Ters kanatlarda oynayabilmenin büyük avantajını yaşıyor. Buna paralel oyun bilgisini geliştirmiş ve ters kanat koşularını muhteşem bir kanat forvet edası ile yapıyor. Ceza sahası içine girmeyi adet haline getirmiş. Bitiriciliği iyi sayılabilecek seviyede. Dribling yeteneğinin kaymağını da yiyor. Hücum atraksiyonlarından kilit paslardaki zamanlaması da dikkat çekici.
Uzaktan şutlar ve duran toplarda etkinliğinin altını özellikle çizmeliyim.
İşin ilginç tarafı böyle bir profil çizilen hücum oyuncusundan beklenmeyecek şekilde "zaman zaman" daha doğrusu vitrin maçlarda savunmasına da şiddetle yardım ediyor. Aklı ile savunma yapabilengillerden.
Tüm bunları bir köşeye koyuyoruz. Karşısına ise birazcık bencilliği ekliyoruz. Pas ve şut zamanlamasını, daha doğrusu oyun bilgisini biraz daha geliştirmeli. Takım oyununa yatkınlığını arttırdığı takdirde çok önemli işlere imza atabilecek potansiyelde bir isim.
Eklenecek bir şey daha var o da aidiyet duygusu. Bastia onun evi. Dışarıda nasıl bir reaksiyon gösterir merak konusu.
İleride Nereye Gider?
Top Class seviyeye çıkar mı hiç emin değilim ama bu adamda o kumaş var. Bu yılki performansının üst düzey olmasına karşın transfer gündeminde adı hala geçmiyor. Adım atmanın tam sırasıdır. Bu riske değer.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Transfermarkt'a göre üç milyon Euro piyasa değeri var. Bu miktar onun için az. Üst çizgiyi altı milyon Euro'ya çekip pazarlığınızı gönül rahatlığı ile yapabilirsiniz.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Gözlemcinin Not Defteri: #10 Ricardo Faty
Ricardo Faty... 4 Ağustos 1986 Paris doğumlu olan Faty şu an Ligue 1'de Ajaccio'nun formasını giymekte. Babası Senegalli annesi Cape Verde'li olan Faty milli takım tercihini Senegal'den yana kullanmış, beş kez milli olmuştur. Hemen araya sıkıştırayım, kendileri bir dönem ülkemizde Sivasspor'un formasını giyen Jacques Faty'nin de kardeşi oluyor.
Daha önce de özellikle Sebastien Corchia'dan bahsederken değindiğim Fransa'nın en önemli futbol akademilerinden olan Clairefontaine çıkışlı bir isimle daha karşınızdayız. Clairefontaine'dan çıkışını aldıktan sonra Strasbourg'a geçiş yaşanıyor. 2005-2006 sezonunda yedi karşılaşmada forma giyen Faty, o dönemler Luciano Spaletti'nin dikkatini çekecektir. Sezon sonu AS Roma'ya transfer olan Faty için büyük umutlar beslenir. Bir Şampiyonlar Ligi karşılaşmasından sonra hocası onu yeni "Patrick Viera" olarak nitelendirecektir. 2007-2008 sezonunda Bayer Leverkusen'e kiralık olarak yollanır. Pişmesi istenir lakin burada yalnızca iki karşılaşmada forma giyebilir. O sezonun devre arası da daha çok forma şansı bulabilmek için dönemin Ligue 2 ekiplerinden olan köklü Nantes kulübüne geçiş yapar. Bir sonraki sezon da dahil olmak üzere toplamda 41 kez sarı-yeşilli ekibin formasını giyer. Geri döndüğünde yine o beklediği düzenli forma şansını bulamaz ve Roma'dan ayrılma vaktinin geldiğine kanaat getirir. İstikamet bu kez Yunanistan'dır. Aris'e transfer olur. İki sezon formasını giyeceği takımının 55 kez formasını giyip, takımının en önemli kozlarından biri haline gelecektir. Bu sezonun başında ise Fransa'ya geri döner. Ligue 1 ekiplerinden Ajaccio'nun bir parçası olacaktır. Hem de taraflı tarafsız herkesin takımı için takdir ettiği bir parça haline gelir. Bu sezon 26 kez forma giyer. Kariyerinde toplam 179 maçta forma giyip 11 gol 9 asistlik performans çizen bir orta saha oyuncusu Faty.
Özellikler
Afrikalı soydaşlarının hemen hemen hepsi gibi güçlü bir fizik çatısı var. 1.92'lik güçlü bir adam Faty. Aynı zamanda bacak boyunun uzun oluşu tabiri caizse onları pergel gibi kullanmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda bu fiziğinin yanına gücünü de ekliyor. Tatlı sert bir tarzı var ki rakibi olsam kendisinden korkarım, açık açık söyleyeyim. Uzun boyunun avantajı ile hava toplarına hem hücum gücü olarak hem de defansif üstünlük açısından ayrı ayrı hakimiyeti söz konusu. Duran toplarda Manuel Fernandes gibi bir silahınız varsa Faty'e "iş" yaptırabilirsiniz.
Özelliklerini "altı numara" olarak değerlendirelim lütfen. Takım oyununa sadık bir oyuncu. Basit oynamayı seviyor ve bunu beceriyor da. Defansif yükümlülüklerini sahada kaçınmadan yerine getiriyor. Çalışkan bir isim. Top kapma becerisi iyi seviyede. Pas arası yapmayı da seven bir isim. Bunun yanında şut blokajı da fena sayılmaz. Yaptığı faul sayısı lig geneli itibari ile normal iken ligimiz için fazla kaçabilir. Rakip ile vücut temasına girmeyi seviyor. Hücum yönüne gelecek olursak esas farkı sanırım bu noktada yakalıyor. Bunu efektifliğe döküp istatistiğe vuramasa da saha içinde iyi anlamda göze batan hamleleri mevcut. Daha net anlaşılabilir olması için bu özelliklerini tam anlamıyla olmasa da Felipe Melo'ya benzettiğimi söyleyebilirim. Özellikle oyun alanına hakimiyeti ve pas dağıtımı açısından örtüşüyorlar. Faty de bu işi iyi yapıyor. Dikine oyunu seviyor. Bunlara karşın pas oyununda eksikliği var. Ligue 1'deki başarılı pas oranı yüzde 77. 80'in altında kalınması Ligue 1 standartlarında o bölge için önemli bir "eksikliktir". Bunun yanı sıra gözlemlediğim en büyük eksikliği rakip ceza sahasına girme alışkanlığının olmaması. Gerçi elinizde Oğuzhan Özyakup ve Manuel Fernandes gibi bu işleri iyi yapan iki isim varken altı numaranızdan bunu ne kadar beklersiniz orasını bilemeyeceğim. Yine de benim gözüme çarpan bir eksiklik.
İleride Ne Yapar?
Öyle veya böyle 26 yaşında bir isimden bahsediyoruz. Bana kalırsa zamanında yapmış olduğu yanlış kulüp tercihlerinin cezasını çekiyor. Daha iyi noktalarda olabilirdi. Bu potansiyeli vardı. Şu an ise bir-iki basamak daha atlayacak durumda. Bunu Ligue 1'de de yapabilir başka liglerde de. Ülkemize, özellikle de Beşiktaş'a transferini düşünecek olursak iyi ve önemli bir tamamlayıcı parça işlevini görür diyebilirim. Önder Özen'in işaret ettiği o uluslararası oyuncu havuzuna katılabilecek isimlerden biri olabilir.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
2.5-3 milyon Euro seviyesinde bitirilebilecek bir isim.
NOT: Bu ve daha fazlası için besiktasscout.com'a bir tık...
Ufuk Tolga Aldırmaz
Etiketler:
Ajaccio,
besiktasscout,
Beşiktaş Scout,
Gözlem,
Ligue 1,
Ricardo Faty,
Scout
22 Mayıs 2013 Çarşamba
Gözlemcinin Not Defteri: #9 Onurcan Piri
Onurcan Piri, 28 Eylül 1994 doğumlu alt yaş kategorilerinde milli olan kalecimizdir. Onurcan futbola Öz Espiye Belediye Spor'da başladı. 2005 yılında Giresunspor'un oyuncu arama ekibi tarafından keşfedildi ve takıma kazandırıldı. Giresunspor'un alt yaş kategorilerinden defalarca forma giyme şansı buldu. 3 Mart 2011'de profesyonel sözleşmeye imza attı.Neticesinde dikkati de çekti. U-19 seviyesinde milli olarak milli takımlar kariyerini başlattı. Toplam 12 kez milli olan futbolcu kategorilerde bir bir milli olmakta. Giresunspor ile 2015 yılına kadar sözleşmesi bulunan futbolcu geçtiğimiz sezon Ziraat Türkiye Kupası'nda Giresunspor'un Mersin İdman Yurdu'na 3-0 mağlup olduğu maçta A takımın ilk kez formasını giydi.
Özellikler
Giresunspor kaleci antrenörü İsmail Güney'in özellikle vurguladığı bir nokta var: Çalışkanlık. Bu yaşta bir futbolcu için sanırım aranan ilk kişisel özellik bu olmalı. Çalışkanlığın yanı sıra azmi ve hırsı ile de dikkat çeken bir isim. Buna karşın bu azmi ve hırsı sahaya agresiflik olarak yansıtmıyor. Kafası sadece işinde.
Kişisel özelliklerinin yanı sıra fiziksel özellikleri de sadece dış görünüş olarak baktığınızda bile olumlu. Yaşı itibari ile biraz daha uzayacağını söylersek yanılmayız. Ayrıca güç çalışmaları ile çok daha fit bir vücuda kavuşacağı aşikar. Fizik çatısı bir kaleci için makul seviyede. Fiziksel olarak son söyleyebileceğim şey ise atiklik olur. Kalecilik mevkiisi için refleks kadar önemli bir husus. Refleks demişken Onurcan ile Twitter üzerinden irtibata geçtiğimizde en güvendiği özelliğinin refleksleri olduğu söylemişti. Hemen altını çizeyim.
Maçlarda dikkatinizi çeken ilk şey o üç direk arasına hakim olduğu hissini vermesi. Tabii ki bu durum bir Iker Casillas havasında değil. 19 yaşına yeni girecek bir isimden bahsediyoruz, unutulmamalı. Bu hissin dışında arkadaşları ile iletişim kurma konusunda sorun yaşamıyor. Pozisyon bilgisi gelişecek ve oturacaktır. Zaman zaman toyluğun vereceği o çekingenliği Onurcan'da çok göremiyorsunuz. Bunu en net rakip futbolcu ile karşı karşıya kaldığı zamanlarda fark ediyorsunuz. Kaleden çıkışları yerinde ve zamanlaması yaşı için iyi seviyede. Aynı zamanda hava hakimiyeti yine yaş kategorisi için uygun noktada. Buna karşın alan hakimiyetini geliştirmesi gerek. Gelelim yan top mevzusuna. Türk kalecilerde bir yan top zaafiyeti her zaman söz konusu olmuştur. Daha doğrusu takımlarımızdan ötürü -kişisel fikrim alt yapı eksikliği-gelen bir husus. Buna karşın Onurcan'ın yan toplardaki hakimiyeti kendini hissettiriyor. Yukarıda irtibatımızdan bahsetmiştim, yan toplarına kendi güveninin de üst düzey olduğunu belirteyim.
Son olarak eklemeden geçmeyeyim bir şeyleri ipucunu almasını bilene iyi verecektir: İdol olarak gördüğü isim Manuel Neur, kendini benzettiği mevkiidaşı ise eski SSCB'nin efsanelerinden Rinat Dasayev. Degaj stilinde Beşiktaş'ın efsanelerinden Oscar Cordoba'nın imzasını taşıdığını da özellikle ekliyor.
İleride Nereye Gider?
Onurcan'a dair beklentiler fazla. Düzenli olarak takımının formasını giymemesine rağmen hocası Ergün Penbe'ye Galatasaray tarafından adının sorulduğu geçtiğimiz günlerde basına yansımıştı. Buna karşın Galatasaray'ın herhangi bir ısrarcı tavrı olmadı. Ligde her takımın kadrosuna ama öyle ama böyle girebilecek yetenekte bir isim olduğu aşikar. Beklenen çıkışı yapar mı? Yapması için her şeye sahip. Mental eşiği atlaması gerek.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Türkiye piyasasındaki transfer koşullarını biliyorsunuz. Buna karşın Transfermarkt'ta 25.000 Euro paha biçilmiş kendisine. Bu meblağ kesinlikle çok düşük. Buna karşın 100.000-150.000 Euro aralığında rahatlıkla bitirilebilecek bir transfer.
NOT: Onurcan'ın Twitter kullanıcı adı: @opiri35
Ufuk Tolga Aldırmaz
28 Nisan 2013 Pazar
Gözlemcinin Not Defteri: #8 Bruno Ecuele Manga
Bruno Ecule Manga, 16 Temmuz 1988 Libreville/Gabon doğumlu bir futbolcu. Futbolcu araştırırken benim için ilk kıstas yaştır. Genellikle 23 yaş altı isimleri incelemeyi severim lakin Manga özel bir oyuncu. Peşin peşin belirteyim.
Futbola yerel bir Gabon kulübü olan FC 105 Libreville'de başlayan Manga, Bordeaux gözlemcileri tarafından keşfedilir ve kulüp 2006 yılında onu kadrosuna katar. Yedek takımda geçirilen bir sezonun ardından Rodez'ye kiralanır. Burada bulduğu şansı iyi değerlendirir ve ikinci yarıda Ligue 2 ekiplerinde Angers'e kiralık olarak geçiş yapar. Burada bir buçuk yılı tamamlar ve 2010-2011 sezonunda Lorient'a katılır. Burada kilit noktalar Arsenal'a geçiş yapan Laurent Koscienly'nin yerini doldurmak amacıyla alınması ve ekstra olarak baba Gourcuff, Christian'ın oyuncu potansiyelinden çok iyi anlayan bir teknik adama olarak onu özellikle takıma kazandırmasıdır.O sezondan beri Lorient'ın önemli bir parçası haline gelen Manga, PSG ile oynanan sezonun ilk maçında sakatlanmıştı. Bu sakatlık onun üzerindeki gözlerdeki ilginin azalmasına neden oldu. Buna rağmen hala "taş" gibi bir oyuncu. Eski günlerine tam anlamıyla dönemese de, az kaldı diyelim.
Özellikler
İki ayağını da kullanabilen Manga'nın baskın ayağı sağ ayağı. Buna karşın genelde sol stoper mevkiisinde oynuyor.Ayaklarına hakimiyetinin yanı sıra topla olan ilişkisi de direkt olarak göze batıyor. Onu mevkiidaşlarından ayıran en büyük özelliği de bu topla olan ilişkisi.Bunu pas yüzdesinden de görebiliyoruz; 84.5. Bunun yanı sıra kendine güveni üst düzey. Sık sık Gerard Piquevari savunmadan topla çıkışları yapmakta. Avrupa'da revaçta olan, aranan stoper özelliklerinden birisi. Lafı evelemeyelim, geriden oyun kurma problemine bire bir diyelim.Soğuk kanlılığı ile bire birlerde geçilmesi zor bir isim haline geliyor. Buna karşın yukarıda bahsettiğim o sakatlık esnekliğinden biraz alıp götürmüş gibi. Bazen pozisyonlarda tepkime süresi uzayabiliyor. Hava toplarından boyunun avantajını iyi kullanıyor.Fizik olarak kendisini Kolo Toure'ye benzetiyorum. Rakibi korkutan cinsten bir isim. Bunların hepsi bir kenara en önemli özelliği defansın organizatörü olması. Çoğu maçta takımının kaptanlığını da yapıyor. Lider ruhu ile organizatörlük durumu birleşince tadından yenmez bir hal almıyor değil.
Kötüleyebileceğimiz yanı belki sakatlık neticesinde oluşan paslanmış özellikleridir. Bunun yanında en büyük sıkıntısı -tabii ne kadar sıkıntı diyebilirseniz- şut blokajının vasat oluşudur.
Kapalı savunma için de açık savunma için de aranılacak bir isim. Önünde oynayacak iyi bir süpürücü ile de verimini arttırırsınız, bir ufak tüyo daha olsun.
İleride Nereye Gider?
Arsene Wenger'in sevdiği tarzda isimlerden birisiydi aslında. Sakatlık onu "defolu" kategorisine sokar mı bilemiyorum ama büyük takımların ilgisi kesildi. Onu almak için sanırım tam da zamanıdır. Bir veya iki sezon daha sakatlığı nüks etmez ise önemli kulüplere kapağı atabilir.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Lorient Başkanı Loic Fery çok paragöz bir isim değil. En azından bir Louis Niccolin değil diyeyim. Sakatlık bahanesini de ön plana çıkarırsanız 5-6 milyon Euro'ya muhteşem bir modern stoper kazanmış olursunuz diyeyim. Lig standartı için epey iyi bir isim.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Gözlemcinin Not Defteri: #7 Serge Aurier
Toulouse'un 20 yaşındaki sağ ve sol bek mevkiilerinde oynayabilen oyuncusu Serge Aurier Fildişi Sahilleri doğumlu. Küçük yaşta ailesi ile birlikte Fransa'ya göç ediyorlar. Futbol konusunda yetenekleri fark edilince ailesi tarafından yerel kulüplerin himayesine veriliyor. Birkaç yıl geçip 14 yaşına geldiğinde Villepinte'e "transfer" oluyor. Buradan direkt olarak o zaman Ligue 1 ekiplerinden biri olan Lens'a geçiş yapar. İzleyenler onda ışık görmektedir. Kendisini geliştirir. Değişik mevkiilerde de boy gösterir bu yıllarda. 16 yaşında ilk profesyönel kontratına imza atıp Fransa Kupası'nda Lorient'a karşı ilk kez forma giyecektir. Lens küme düştükten sonra kulübünde düzenli olarak forma giymeye başlayacaktır. Burada birçok kulübün dikkatini çeker ve 1.5 milyon Euro karşılığında Toulouse'a transfer olur.
Özellikler
Yukarıda da belirttiğim gibi sağ ve sol bek oynayabilen bir isim. Sağ ayaklı olmasına rağmen sol bekte de en az sağ bekte verdiği performansı vermekte. Bunun dışında orta sahanın sağı, solu ve hatta stoper olarak da forma giyebilmekte Aurier. Hızlı bir isim. Hızının yanında topla olan ilişkisinin ortalamanın üstünde olması neticesinde bir bek için iyi bir sprinter olduğunu söyleyebiliriz. Hücum olarak komple bir bekten alabileceğiniz verimi size verecektir. Bunu henüz istatistiklere yansıtabilmiş değil. 73'ü ilk on bir olmak üzere çıktığı 92 karşılaşmada iki gol beş asistlik bir performans göstermiş. Bunun üzerine zamanla rahatça çıkacağını dillendirmeliyim.
Aurier hücumsal katkısından daha fazlasını savunma yönüyle veriyor. Örnekler üzerinden gidecek olursak Ligue 1'de açık ara en iyi sağ bek olarak göze çarpan Christophe Jallet ile karşılaştırabiliriz. Jallet'nin top kapma istatistiği 2.7 iken Aurier'in 3.6. Aynı şekilde interception diye tabir edilen o pas aralarında da 2.1'e 2.7'lik bir üstünlüğü söz konusu.
Pas oyununa yatkınlığı ise iyi seviyede. Maç başına 36 civarı pas yaparken başarı yüzdesi 82.5. Uzun top seçeneğini fazlaca kullanmamasına rağmen iyi işler de çıkarıyor. Hiç fena değil, değil mi?
İleride Nereye Gider?
Savunma çizgisinin yanında hücumsal zenginlik de katar ve bunun istatistiklere vurmaya başarırsa net biçimde Premier League'in başaltı takımlarına sıçrama yapabilecek potansiyelde. Lens'ten beri gelişimini takip eden kulüpler olduğu biliniyor. Buna karşın herhangi bir hamle gelmedi. Bu sezon sonunda da geleceğe benzemiyor. Hızlı davranıldığı takdirde ülkemize rahatlıkla getirilebilecek bir isim olarak göze çarpıyor.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Toulouse'un ona yaptığı yatırımı da düşününce 3-4 milyon Euro civarında bir ücrete rahatlıkla bitirilebilir. İyi pazarlık ile belki daha az bir miktar bile ödenebilir. Vereceğiniz her kuruşun karşılığını öyle veya böyle alırsınız, temin edebilirim.
Ufuk Tolga Aldırmaz
12 Nisan 2013 Cuma
Gözlemcinin Not Defteri: #6 Florian Thauvin
Florian Thauvin 26 Ocak 1993 Orleans/Fransa doğumlu. 2000 yılında ilk kulübü ile antrenmanlara çıkmaya başlamış. 12 yaşında altıncı küme takımı olan Saint-Jean-de-la-Ruelle ile sözleşme imzalamış. İki sezonun ardından yolu dördüncü küme takımlarından US Orleans'a düşmüş. Bu onun kariyerinde önemli bir noktayı teşkil ediyor. Verdiği röportajlarda da ilk büyük sıçrayışını bu kulüpte yaptığını çünkü ilk defa o zaman gözlemlendiğini dile getiriyor. 2008 yılında ise kulağımıza daha aşina gelecek olan Grenoble'ye geçiş yapacaktır. Profesyonelliğe geçişinden bir yıl sonra yani 2011'de ilk maçına çıkacaktır. Grenoble'ın yaşadığı düşüşün ardından Bastia'ya geçer. Fransa U-18 kategorisinde de ilk kez bu forma ile milli olacaktır. Kulübünün Ligue 1'e yükselişi ile Lille'e geçişi aynı döneme rastlar. Devre arasında da tekrar Bastia'ya yolu düşer, bu kez kiralık olacaktır. Fransa U-19 ve U-20 kategorilerinde de milli olan Thauvin'in kariyerinden 31'i ilk on birde olmak üzere 53 maçta 14 gol ve 2 asistlik bir performansı bulunmakta. Kendisi hücum alanının her tarafında oynayabilen ve iki ayağını kullanabilse de baskın ayağı sağ ayak olan bir isim. Orta sahanın göbeğinde de izleyebildiğimiz Thauvin versatil bir oyuncu olma özelliği ile direkt olarak dikkat çekiyor.
Özellikler
Tempolu bir oyuncu. En büyük özelliği hızı. Oyun içinde bu hızını her dakikada gösterebilecek bir isim. Elbette ki fizik olarak gelişime açık olsa da çabuk kesilen bir oyuncu değil. Bunların yanı sıra dribling özelliğinin varlığı kanat olarak evrilebilmesini sağlayabilen en büyük artısı. Bitiriciliği tatmin edici seviyede. Genel olarak oyun kurmayı ve içeri kat etmeyi seven bir isim. Kısa pasları bu açıdan dikkat çekici. Henüz beyin diye tabir edilen bölgenin oyuncusu olmak için genel pas oranı düşük olsa da sürekli anahtar diye tabir edilen pasları deneyen bir isim. Uzaktan çektiği şutları geliştirebilirse sol kanatta oynadığı zaman çok can yakabilir ki buradan uzaktan çektiği şutların zayıf olduğunu anlıyoruz. Bunun yanı sıra topsuz oyunda yer almaması da en büyük eksisi olarak göze çarpmakta.
İleride Nereye Gider?
Bir sezon daha beklemek lazım onun için. İnce bir çizgide. Eğer bahsettiğim zayıf noktalarını geliştirmeye yönelirse çok kıymete biner. Gideceği yer Premier League bile olabilir.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Şu an üç ya da en fazla dört milyon Euro'ya işlemi bitirirsiniz fakat şu etapta bu riske değer mi orası biraz tartışılır. Büyük bir potansiyel. Yukarıda da dediğim gibi bir sezon daha beklemek gerek lakin balık kaçarsa çok büyük olur, aman dikkat.
8 Nisan 2013 Pazartesi
Gözlemcinin Not Defteri: #5 Grzegorz Krychowiak
Grzegorz Krychowiak, Polonya'nın Gryfice kentinde 29 Ocak 1990'da doğdu. Kaynaklar küçük yaşta Krychowiak'ın pek de spora meraklı bir çocuk olmadığını söylüyor. Buna karşın ağabeyinin de yol göstericiliği ile kendini futbola kanalize ediyor. 2006 yılında yapılan bir turnuvada karşı karşıya gelen Fransa ve Polonya U-16 takımında boy gösteren Krychowiak Bordeaux'nun gözlemcileri tarafından keşfediliyor ve alt yapıya kazandırılıyor. Henri Saivet ve Gabriel Obertanlı dönemin başatlarından biridir kendisi. O döneme Bordeaux'nun özel bir yatırımı ve ilgisi olduğunu es geçmemeliyiz. Birkaç yıl sonra U-19 ve yedek takımlarında boy göstermeye başlayan Krychowiak'ın pişmesi için kiralık gönderilmesi gündeme gelir. Neticesinde de zamanın Ligue 2 takımlarından olan Reims'ın yolunu tutar genç adam. Bir buçuk sezonda 54 maçta forma giyer. Bayağı bayağı ilk on birin bir parçası olmuştur genç yaşında. Burada yılın futbolcusu dahi seçilecek bir konuma gelmiştir. Kiralık sözleşmesi bittiğinde Bordeaux'ya geri döner ve iki maçta forma şansı bulur fakat kadroda tutunamayacağı düşünülür. Bu kez Nantes'a kiralınır. Burada da 21 kez forma giyer. İçinde bulunduğumuz sezonun başında da bir milyon Euro bonservis bedeli ile tekrar Reims'ın yolunu tutacaktır. Reims onun için risk aldı. Aslına bakarsanız çok da güçlü olmayan bir kadroya sahip olan Reims, ona yatırım yapmış oldu.
Uluslararası seviyeye bakacak olursak net biçimde alt yaş kategorilerinde kaç maç oynadığını çıkaramıyorum. İnternette bu konuda yeterli bir veri tabanı bulamadım lakin onlarca kez Polonya'nın alt yaş kategorilerinde milli olduğuna emin olabiliriz. Özellikle Bordeaux'ya transferinden ötürü bunun çıkarımını yapmamız yanlış olmaz. Günümüzde de A milli takımına seçilen Krychowiak ilk kez 2008'de seçilmiş ve sekiz kez formayı sırtına geçirmiş.
Özellikler
Krychowiak defansif bir orta saha. Orta sahanın merkezi ve hatta stoper bile oynayabilen versatil bir tarafı olduğunu da belirtelim.
Yine sonda yazacağımı başta yazayım: Bu adamın olgunluğu ve mental seviyesi çok farklı bir noktada. Bu durum soğukkanlılığı ile de birleşince kuzeyli oyuncuların genelinde olduğunu varsaydığımız seviyenin bile iki tık üzerine çıkabiliyor. Bunun yanında ona birçok şey bahşeden Reims'ı sahiplenmiş ve bu da ona ekstra bir hırs katmış. Disiplinli de. Hem oyun disiplini hem de saha dışı disiplini içine alan bir "disiplindi" bu yazdığım. Aynı zamanda cesur da. Saha içinde sorumluluk olmaktan kaçtığını kelimenin tam anlamıyla hiç görmedim. İki cümle önce yazdığım sahiplenmenin önemini bir kez daha vurgulayalım.
Saha içinde mental artılarının yanında en büyük özelliği iyi bir top kapma alışkanlığının olması. Evet bu onun için bir alışkanlık haline gelmiş. Birkaç yıl içinde ustalık haline getirmesi iş bile değil bu özelliğini. Bunun yanında eküri olarak bir de zamanlamasının iyiliğini eklemeliyiz. Bunun yanında topla ilişkisi iyi seviyede. pas yeteneği diğer özelliklerinin yanında biraz daha alt seviyede kalıyor buna karşın gelişimi açık. Daha somuta indirgemek için istatistik bilimine başvuralım ve kıyas yapalım. Krychowiak'ın ortalama pas sayısı 45 ve başarı yüzdesi 78.5. Marsilyalı Joey Barton'ınkiler ise sırası ile 46.9 ve 80.5. Krychowiak'ın yanında daha etkisiz isimler olduğunu ve çoğu zaman kendisine ayak uyduramadıklarını da belirteyim. Bunun yanı sıra onu izlediğinizde dikkatinizi çeken olgu uzun paslara sık sık başvuruyor olması. Oyun içi sezgisinin yüksek olması ve arkadaşlarının koşuları nerelere yapacağını net biçimde kestiriyor olması hanesine yazılacak bir diğer artı oluyor. Takımda topla en sık buluşan isimlerin başında gelen Krychowiak'a faul yapılma ortalaması 2.4. Barton'a ise -tahrik etmek için de fazlasıyla faule maruz kaldığını belirteyim- 1.3. Bunların yanında oyunun yönünü değiştirmeyi, tekte top yollamayı, kendisine baskı yapıldığında eveleyip gevelememeyi ve oyun içinde pas opsiyonu olmayı muhteşem değil ama iyi biçimde beceriyor. Muhteşem biçimde becerse bu noktadan çok üst seviyede olacağı da zaten aşikar.
Mevkiisi için daha da önemli olan defansif atraksiyonları betimlemek için ilk olarak ikili mücadelelerden kaçınmadığını dillendirerek başlayabiliriz. Güçlü fiziği var. Dayanıklılığı da keza üst seviyede. Ekrandan biraz zayıf mı diye tereddüte düşebilirsiniz fakat hakikaten şaşırtabilecek ikili mücadelelerden üstün çıkabiliyor. Maç başına üç top çalma, 2.8 pas arası, 1.8 faul ile oynarken bu sayılar Barton'da 2.9, 1.8 ve 1.9 şeklinde sıralanıyor. Taktiksel açıdan yer tutmayı ve özellikle markaj yapmayı hakikaten beceriyor dedirtmektedir kendisi. Hava toplarında da vasatın üstü bir seviyede. Ekstra olarak çok hızlı olmasa da seri hareket edebilen bir oyuncu olduğunu belirteyim.
Eksilerine baktığımızda şut seçeneğini az kullandığını görüyoruz. Tam anlamıyla modern bir merkez orta saha haline gelebilmesi için şutlarının yanında "ince" paslarını da geliştirmeli. Yapılan bir röportajda kendisi de belirtmiş, idolü Steven Gerrard imiş. Biraz daha onu örnek alıp şunları da denerse ve üstüne koyarsa çok daha iyi bir noktaya gelecek. Her şeyden yapıyor lakin her şeyi müthiş yapmıyor. Gelişime son derece açık.
İleride Nereye Gider?
Top Class seviyede bir oyuncu olamayacaktır. Buna karşın Avrupa'nın üst düzey liglerinde uzun yıllar forma giyebilecek seviyede. En kötü ihtimalle Almanya'nın orta sıra ekiplerinde çakılır kalır. En kötünün altını çizdim varsayın. Ligimizi rahatlıkla kaldırabilecek bir seviyede. Henüz Ligue 1'de ilk sezonunu geçirdiğini de unutmayalım, hem de buna rağmen. Çok iyi bir altı numara olabilir.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Maliyeti iki milyon Euro'dan iki kuruş fazla olmaz. Hele ki Reims'ın küme düşeceğini de düşünecek olursak...
Ufuk Tolga Aldırmaz
ÖNEMLİ NOT: Bu ve daha fazlası için; www.besiktasscout.com 'a tıklayınız.
29 Mart 2013 Cuma
Gözlemcinin Not Defteri: #4 Giacomo Bonaventura
22 Ağustos 1989 doğumlu olan Giacomo Bonaventura 15 yaşında Atalanta'nın kapısından içeri girdi. Sırasıyla Pergocrema ve Padova'da kiralık sezonlarını geçirdikten sonra Atalanta'nın bünyesine tam anlamıyla "olmuş" bir şekilde katıldı. Profesyonel olduktan sonra 84'ü ilk on bir olmak üzere çıktığı 125 maçta 22 gol 10 asistlik performans çizmiş oldu.
Onun Padova'da antrenörlüğünü yapmış olan Carlo Sabatini İtalyanlar'ın tabiri ile trequartista olarak kulübe geldiğini ancak hücum özellikleri ve hızının kanat oyununa evrilebileceğini dile getirdi. Onu bu yöne kanalize etti. Daha sonra Atalanta'daki teknik direktörü Stefano Colantuono onu sol kanatta oynatmaya başladı - özellikle 4-4-1-1'in kanadı-. Bu onun için başta zorluklar yaratsa da defansif açıdan kendisini geliştirdi ve şu an sol kanatta görev almakta. Buna karşın sol iç ve orta sahanın ortasında da rahatlıkla görev alabilecek vaziyette. Trequartista deyiminden de anlaşılacağı gibi forvet arkası oynamaya da son derece yatkın bir oyuncu.
Özellikler
Bonaventura'nın bölgesini tarif ederken de anlaşılabileceği üzere son derece versatil bir oyuncu. Yeteneklerinin yanında, belki de hatta önünde onun bu denli modernist bir oyundaki yeri çok önemli. Her şeyden önce topa hakimiyeti ile göze çarpıyor. Takımının pas organizasyonundaki yeri çok önemli. Pas yüzdesi 81.3. Net değerleme yapılabilmesi için onun prototipi(en bilindik ve yakın isimlerden.Diğer örnekler can sıkabilirdi) Juventuslu Claudio Marchisio'nun oranını verelim: 84.1. Bunun yanı sıra first touch diye tabir edilen topla ilk temastaki temizliği hakikaten takdire şayan. Çok zor topları kolay biçimde işe yarar hale getirebiliyor. Bir kanat oyuncusundan beklenilen dripling özelliğini açıkçası onda göremesem de çok daha farklı meziyetleri ile o bölgede ön plana çıkıyor. Ters taraftan gelen her topta ceza sahası içinde kesinlikle bulunuyor. Göremezseniz öldü mü diye şüphelenip sahada onu arayabilirsiniz, o derece. Bunun yanında fırsatını buldukça kafaya ceza sahasının içine girmeyi koyması da önemli. Bunun yanında onu ortaya almak için pişirme taktiğini uyguladıklarını düşünecek olursak eğer oyun bilgisi, pozisyon alma ve doğru yerde bulunabilme durumlarına bakmalıyız. Kilit nokta bu. Kompakt oyundan hiçbir zaman kopmuyor. Hakikaten beni ters organizasyonda ceza sahası içinde bulunması kadar etkileyen bir diğer özelliği de buydu. Mümkün olduğu kadar bekini kovalamanın da peşinde. Bunu her zaman iyi bir biçimde yapamasa da savurganlığı yok.
Bunlara karşın bilançonun eksi tarafına iliştireceğimiz özellikleri de yok değil. Top kapma oranı 2.2 iken Arturo Vidal'in 5.4. Sırıtmıyor değil. Son vuruşları ve orta mesafe şutları net biçimde zayıf. Fizik olarak fena olmasa da bacaklarının hafiften inceliği sanırım şut konusundaki eksikliğini de gün yüzüne çıkarıyor. Buna karşın ikili mücadelelerden kaçındığını söylemek ona haksızlık etmek olur. Boyunun dezavantajını da yaşadığını ekleyelim. Ters kanattan içeri girişlerini belki de bu kadar az sayıda tabelaya yansıtmasının bir faktörü de budur.
İleride Nereye Gider?
Bergamo tedrisatını ve sene içinde fazla inandırıcı olmasa da ortaya çıkan Napoli dedikodularını göz önünde bulunduracak olursak büyük bir sıçrayış yapması iş bile değil. Alt yaş kategorilerinde onlarca kez milli olmuş Bonaventura'nın milli takıma çağırılması yönünden de bir baskı oluşturulmuş vaziyette. Ola ki bu yazı transfer yapmadan geçirirse saldırılabilecek bir oyuncu olabilir.
Bergamo tedrisatını ve sene içinde fazla inandırıcı olmasa da ortaya çıkan Napoli dedikodularını göz önünde bulunduracak olursak büyük bir sıçrayış yapması iş bile değil. Alt yaş kategorilerinde onlarca kez milli olmuş Bonaventura'nın milli takıma çağırılması yönünden de bir baskı oluşturulmuş vaziyette. Ola ki bu yazı transfer yapmadan geçirirse saldırılabilecek bir oyuncu olabilir.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Orası biraz sıkıntı olur. Pazarlık şartları ne olur bilinmez ama bu gidişle 5-7 milyon Euro civarı bir fiyattan alıcısını bekler gibi görünüyor.
Ufuk Tolga Aldırmaz
19 Mart 2013 Salı
Gözlemcinin Not Defteri: #3 Victor Ibarbo
19 Mayıs 1990 Kolombiya doğumlu forvet Victor Ibarbo, Güney
Amerikalı çocukların hemen hemen hepsinde var olan o klasik “futbol topu
peşinde koşturma” hadisesi ile direkt olarak ilgiliydi. Nitekim şanslı olan
kesimde yer bulması küçük yaşta sahip olduğu fiziksel özellikler ve atletik
vücudu neticesinde doğal bir sonuç haline geliyordu.
Kaç yaşında girdiğini net olarak bulamasam da -tahminen
10-11 yaşlarında- alt yapı kademelerinde terlettiği Atletico Nacional formasının
en genç futbolcusu olarak tarihe geçecektir. 18 yaşından gün alırken ilk resmi
maçına çıkan Ibarbo özellikle hızı ve fiziği ile dikkat çekiyordu. Öyle ki bu
hızını daha sonraları doğru kullanıp 100 metreyi on saniyede koştuğunu iddia
edecekti.
Nacional’de çıktığı 61 karşılaşmada beş gol 11 asistlik
istatistik çizerek Kolombiya U-20 takımı ile uluslararası arenada boy
gösterecekti. Burada da çizdiği olumlu profil onu Serie A’ya taşıyacaktı. Şu an Cagliari’de forma giyen Ibarbo,
ülkesinde kendisi gibi zamanında Serie A’nın bir başka takımına yolu tutan ve
bir dönem Real Madrid forması da giymiş olan Freddy Rincon’a benzetilmekte. Cagliari’de
ikinci sezonunu geçiren Ibarbo 63 karşılaşmada yedi gol atıp altı da asist
yapmış durumda. Bu karşılaşmaların 30’unda ilk on birde başladığını da dip not
olarak geçeyim. Gelişmekte olan bir oyuncu olması ve Avrupa’ya direkt geçiş
yapan bir Kolombiyalı için sert bir ligde oynadığını da göz önünde bulunduralım
derim.
Özellikler
Yukarıda 100 metreyi on saniyede koştuğunu iddia ettiğini
belirtmiştim. Bu iddianın notere tasdik ettirilmiş(!) kanıtı var mıdır bilemem
lakin sahada uzun bacaklarının da yardımıyla çok kısa sürede aldığı mesafeyi
düşününce neden olmasın diyorum. Bu sebepten ötürü onun hanesine yazılacak en
büyük artı hız konusunda olur. Aynı
zamanda Ibarbo, fuleli diye tabir edilen futbolcu tiplemesine de giriyor. Bunun
yanında amiyane tabirle canavar gibi fiziği de görüldüğü kadarıyla ekmeğine yağ
sürüyor. Hızı ile fiziğinin bir nebze getirisi olarak, bunun da yanında Serie A
savunmacıların temasla savunma yapmalarını da avantaja çevirip takımına çok
faul kazandırıyor. Faul almasını biliyor diyelim kestirmeden. Ayrıca fiziğin
dezavantajı olarak görülen tekniğinin de onun için hiç de fena olmadığını
belirtelim. Forvetin her noktasında oynayabilmesine karşın birincil pozisyonu
santrafor. Buna paralel olarak top saklama özelliği ve hedef santrafor özellikleri
pekiştirilmiş biçimde kendisinde mevcut. Buna karşın uygulamayı yaparsa çok iyi
bir pres gücü olabileceğini düşünmekteyim. Buna karşın pek o taraklarda bezi
yok ya da teknik direktörü bunu pek istemiyor. Teknik direktör demişken, Ibarbo’yu
çizgiye yakın oynatma sevdası ile net biçimde ona ket vurduğunu izleyici olarak
görebiliyorsunuz. Hızlı hücumlara çıkış ve kontralarda takım tarafından aranan
ilk isim olması onu çizgiye iten dribling özelliği ile birlikte çizgiye
gönderilmesinin ana sebepleridir diye düşünüyorum. Pres gücünün zayıflığının
yanında eksik olan özelliği de net biçimde son vuruşlar. Son vuruşlarını
geliştirdiği takdirde (teşbihte hata olmaz) Burak Yılmazvari bir çıkış
yakalayabilir. Akıl almaz goller kaçırdığı görülmüştür.
İleride Nereye Gider?
Rincon misali Real Madrid’e sıçrayış yapabileceğini hiç
sanmıyorum. Buna karşın Avrupa’nın başaltı takımlarında öğrenci konumunda
olabileceği bir teknik adamın eline düşerse önü açılır. Eğer ondan önce
yakalamaya çalışırım ve Türkiye’ye getiririm derseniz helal olsun derim.
Becerebilirsiniz de. Hodri meydan.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Transfermarkt.com.tr’deki değeri üç milyon Euro. İyi
pazarlıkla rahatlıkla üç milyona alınabilir derim. Hele ki oyuncuya Avrupa
kozunu da sunarsanız. Taş çatlasa Cagliari yönetimi dört buçuk milyon Euro
alır, futbolcuyu verir ki o taş çatlamaz.
Ufuk Tolga Aldırmaz
16 Mart 2013 Cumartesi
Gözlemcinin Not Defteri: #2 Sebastien Corchia
Corchia doğduğu bölgenin takımı olan Rosny-sous-Bois'de futbol yaşantısına başlar. Henüz altı yaşında girdiği yerel kulüpten sekiz yaşında Villemomble Sports'a geçer. Buraya kadar pek önem arz etmeyen isimler bundan sonra önemli hale gelecek. Sadece İle-de-France bölgesinin en iyi gençlerinin girebildiği ve ülkenin en önemli futbol akademilerinden biri olan Clairefontaine futbol akademisine-Nicolas Anelka,Thierry Henry gibi önemli isimlerin yetiştiği akademi.Hatta Moussa Sow'u da dahil edebiliriz.- girme başarısını gösterir. Birkaç yerel takımla da maçlara çıktıktan sonra Paris Saint-Germain'in alt yapısına girmeyi başarır. Henüz on dört yaşındadır. On altı yaşına kadar burada kalmaya devam eder. Buna karşın 2006 yılında Ligue 2 ekiplerinden Le Mans'ın ciddi teklifini yarışmacı takımlarda boy gösterebilmek için kabul edecektir. 2009'da ilk resmi maçına çıkar. 2008-2009 sezonu boyunca dokuz, 2009-2010 sezonunda 35, 2010-2011 sezonunda 36 karşılaşmaya çıkacaktır. Başarılı ve istikrarlı geçen bu son iki sezonun ardından Ligue 1 ekiplerinden Sochoux'ya transfer olur. Transferin bedeli açıklanmasa da bir milyon Euro civarı bir para dillendirilmişti. Geçtiğimiz sezon ilk sezonunu yaşayan Corchia 31 karşılamada yer aldı. Bu sezon da neredeyse sektirmeden oynamaya devam ediyor. Kariyeri boyunca 181 maça çıkıp -ki bunların 100'ü genç yaşına rağmen Ligue 1'de- 8 gol ve 14 asist istatistiğini hanesine yazdırmıştır. Bunun yanında küçüklükten beri formasını giydiği Fransa Milli Takımı'nın alt yaş kategorilerinde elliden fazla maçta forma giydi. Ekstra olarak kariyeri boyunca direkt kırmızı kart görmediğini ekleyelim.
Özellikler
Her şeyden önce çok istikrarlı bir isimden bahsediyoruz. Hiçbir ciddi sakatlık problemi yaşamayan ve agresif tavırları olmayan bir isim. Devamlılığın günümüz futbolunda ne denli önemli olduğunu düşünecek olursak ilk olarak bunu lanse etme gereği hissetmemi anlayışla karşılarsınız. Pozisyon bilgisi yüksek bir isim. Bunun getirisi olarak defansif aksiyonlarda yer tutuşunun hatalara mahal bırakmayacak düzeyde olduğunu göreceksiniz. Buna karşın 1.75 boyunda olması neticesinde yüksek toplarda ters kademeye girme konusunda sıkıntı yaşamasına neden oluyor. İkili mücadelelerde yere sağlam basmasına karşın yine aynı sebepten hava toplarını kazanma yüzdesinin son derece düşük olduğunu görüyoruz. Tabii bunlar bir bek için ne denli handikaplar oluyor orası muamma. Bunların yanı sıra defansif açıdan ele aldığımızda markaj yeteneğinin yeterli seviyede olduğunu ve bununla birlikte top kapma becerisine iyi seviyede sahip olduğunu gönül rahatlığıyla belirtebilirim. Öyle ki Ligue 1'in bu konuda en önemli ismi olan Paris Saint-Germain'li Christophe Jallet'nin maç başı ortalaması 2.8 iken Corchia'nın 2.4. Bunun yanında flaş transferlerden biri olan Gregory van der Wiel'ın ortalaması da 1.9. Ekstra olarak interception diye tabir edilen oyuncuyu engelleme, topla arasına girme ortalaması 3.2. Bu da onu bu alanda Ligue 1'in en iyisi yapıyor. Son olarak bir bekten savunma anlamında bekleyeceğiniz ölçütlerden biri olan top kaybı alanında liginin kendi mevkiisinde Gary Bocaly'nin ardından ortalama 0.1'lik bir fark ile ikinci sırada yer aldığını söyleyebiliriz. Son derece düşük bir oran olarak göze çarpıyor.
Hücum özelliklerine gelecek olursak en önemli özelliğinin hızı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Patlayıcılığı ile de birleşince takımının hücum gücünün önemli bir payını alıyor. Bunun yanında dribling yeteneğinin üst düzey olması ve "koşu kalitesinin" de yüksekliği önemli. Topla bocalayan tiplerden değil. Önündeki partneri ile olan uyumu hücum bölgesinde pek önem arz etmemesine rağmen defansif organizasyon açısından dikkat edilmesi gereken bir husus halini alıyor. Bunun yanında topsuz oyunda henüz gelişimini pek sağlayabilmiş değil lakin iyi bir öğreticinin elinde önemli bir seviyeye ulaşabilir. Sürpriz koşuları ve şutlarının da çok ekmek yediğini söylemeden geçmeyelim.
Velhasıl kelam onun için komple bir bek diyebiliriz. Bunun yanında onu daha da "komple" yapacak noktayı sona sakladım. Corchia sol ayağını da kullanabiliyor. Bu da onu haliyle sol bekte de kullanılabilir bir hale sokuyor ki versatil hale gelmesi açısından önemli.
İleride Nereye Gider?
Fransa U-21 takımının kaptanı ve Clairefontaine etiketi ile ülkesinin büyük takımlarında yer alması iş değil. Avrupa'nın baş ve baş altı kulüplerine atlayabilecek mi asıl soru bu. Kesin konuşmaktan özellikle yazılarımda kaçınsam da onun önemli bir oyuncu haline geleceğine kalıbımı basabilirim.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Çok zor soru. Bu yaz bir transfer yapabileceğini düşünüyorum. Gareth Bale ve Neymar gibi oyuncuların uçuk rakamlar karşılığında transfer olacakları konuşulurken onun da değerini bir rakamı ile başlayan çift hanelerde görebiliriz. He olur da transfer olmaz bir sonraki yazı bekleriz. Elbet bir gün olacak.
NOT:Sıkıştıracak bir yer bulamadım.Kendine güveni üst seviyede. Bunun yansıması olarak frikiklerin veyahut penaltıların başına kendisini "atayabilir". Misal şurada.
Ufuk Tolga Aldırmaz
9 Mart 2013 Cumartesi
Gözlemcinin Not Defteri: Andrea Bertolacci
Bertolacci'nin kariyerinin genel hatları böyle. İstatistiklerden de az çok kestirildiği gibi Bertolacci orta sahanın göbeği orijinli bir oyuncu. Buna karşın forvet arkası, ikinci forvet ve sol forvet gibi mevkiilerde de görev almış. Naçizane fikrim onun orta sahanın her bölgesinde oynamayı kaldırabilecek bir futbolcu olduğu yönünde. Tabii ki zorunluluklar dahilinde olunduğu zaman.
Özellikler
Bertolacci iki ayağını da iyi seviyede kullanabiliyor. 1.79 boyunda ve 75 kilo. Güçlü bir fiziğe ve çevik bir yapıya sahip. Bunun neticesi olarak ikili mücadeleden kendini sakınmıyor. Kendini göstererek oynama tabirine uyan bir profil çiziyor. Bunların hepsine karşın atlet diye tabir edilen oyuncu sınıfına kesinlikle girmiyor.
Fiziksel özelliklerinin yanında artılarına bakacak olursak en net biçimde söylenebilecek şey iyi bir pas istasyonu olduğu. Kısa ve orta mesafeli paslarında hata yaptığını nadir görüyorsunuz. Oyunu enine açmayı çok seviyor ve bunu iyi de beceriyor. Dikine attığı paslarda genellikle santraforunu ya da forvetini koşturma yolunu seçiyor. İyi anlaştığı bir partnerle acayip bir ikili olabilirler. Genoa'da yaşça diğer oyunculara göre çok küçük olmasına rağmen saha içinde onlara sürekli uyarılar yapıp kendini oyun içine atma peşinde. Bu da sorumluluk alma çabasında ve liderlik eğilimi olduğunu gösterir ki önemlidir. Ekstra olarak oyun bilgisi her İtalyan gibi ve taktik düzenin dışına çıkmayı sevmeyen bir yapısı var diyeyim siz anlayın. Bütün bunları bir kenara bırakacak olursak bana göre en önemli özelliği basiti gerçekten "basit" oynaması. Çok gösterişli bir oyuncu değil. Görev adamı gözüyle bakmak yanlış olmayacaktır.
Eksiler hanesine gelecek olursak kendi hakkında verdiği bir röportajda da altını çizdiği gibi hız, hız, hız. Söylediğine göre hızlanma çalışması yapıyormuş. O bir nebze derdine çare olur ama en üst klasmana çıkmasına engel olabilecek bir dert. Bunun yanında hava toplarında vasat bile değil. Duran toplar kullanılırken kendisini ön direğe atması suratta tebessüm bırakan cinsten. Kısa ve orta mesafe paslarını o kadar övdükten sonra eksik hanesine uzun mesafe paslarını yazmazsam eksiklik hissederim. Bu yılki pas yüzdesi 78.8. İnanın hata payının oluştuğu kısım uzun paslardan ötürü. Çalışıp giderilebilecek eksiklik. Fazla dert edinmeye gerek yok. Son olarak yüzdeli şut kullanmasına rağmen bazen denememesi benim gözüme battı diyebilirim. Buna ne kadar eksik diyebilirseniz, size kalmış.
İleride Nereye Gider?
İtalyan milli takımının alt yaş kategorilerinde tüm seviyelerde forma giymiş bir isim Bertolacci. İtalya'nın baş takımlarına gidecek potansiyele sahip lakin orada kalıcı olup olmayacağını da bu eksiklerini kapatması belirleyecek. Yurt dışında İngiltere ve İspanya'da tutunabileceğini pek zannetmiyorum. Baş altı takımların hedeflerini rahatlıkla kaldıracaktır lakin oyun temposu onu şu haliyle zorlar. Ülkemize gelse getiren çok temiz iş yapar lakin sanmıyorum. Göreceğiz. Umarım beni yanıltmaz Bertolacci.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
2-4 milyon Euro civarı. Sezonu nasıl bitireceği çok önemli.
NOT: Unutmadan belirteyim, toplamda 78 mücadeleye çıkmış olmasına karşın ilk on birde yer alma sayısı henüz 39. Sayıların biraz düşük kalmasının sebebi de budur.
DİP NOT: Bertolacci, taraftarlar tarafından Roma Akademisi'nin son yıllarda yetiştirdiği en yetenekli futbolcular arasında gösterilmekte.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

+GEPA.jpg)





















