besiktasscout etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
besiktasscout etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Gözlemcinin Not Defteri: #19 Michy Batshuayi



Michy Batshuayi, 2 Ekim 1993 Brüksel doğumlu Kongo asıllı bir Belçika vatandaşı. Hakkında uzun uzadıya bilgiler mevcut değil lakin biz onun 12 yaşında futbol kariyerine amatör olarak FC Brussels takımında santrafor olarak başladığını biliyoruz. Bir sezon burada top koşturduktan sonra Anderlecht'te denenir. Beğenilmez ve o da  FC Brussels'e döner. 2007-2008 sezonunu da burada geçirdikten sonra bu kez Standart Liege'in yolunu tutacaktır. Alt yapı eğitimini burada tamamladıktan sonra 18 yaşında profesyonel sözleşmeye imza atar. Kariyerinde şu zamana kadar toplamda 83 maça çıkıp 26 gol 7 asistlik performan sergiler. Batshuayi aynı zamanda Belçika U21 Milli Takımı'nda da top koşturmaktadır.

Özellikler

1.85'ik boy ve muhteşem bir fizik kalite ile Batshuayi görenleri açıkçası hayran bırakıyor. Fiziğinin avantajını sahada güç olarak kullanan Batshuayi'nin bu konuda hiçbir eksiği ya da dezavantajı bulunmamakta. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyip, "daha önemli" konulara geçelim.

Forvet mevkiilerinde yer alan her oyuncudan öncelikle azami düzeyde hız ve hızlanma kabiliyeti beklenir. Batshuayi de bu iki başlıkta bir sıkıntı yaşamıyor. Vasatın üstünde diyebileceğimiz top tekniğine sahip olması, hızıyla da birleşince dripling yeteneğine sahip olmasını sağlıyor. Top sürerken izleyene sanki meşin yuvarlak ayağına yapışıyormuş hissi veriyor. Bu yaşta bir isimde önemli bir erginlik olarak göze çarpıyor. Özellikle santraforların geç yaşta topla daha iyi anlaştığını düşünürsek yaşıtlarından bu konuda daha önde diyebiliriz. Aynı zamanda ilk kontrol diye tabir edilen o topla buluşma anında da büyük avantaj sağlıyor. Olmazsa olmaz son vuruş yeteneği ise yaşıtlarına göre üst seviyede. First Class golcü diye tabir edemeyeceğimizi takdir edersiniz lakin özellikle içinde olduğumuz Avrupa'nın ikinci sınıf liglerinde çok can yakabilecek seviyede bir yetenekten bahsettiğimi belirtmeliyim. Bu konudaki en büyük sıkıntısı da sanırım mental. Kolay gözüken pozisyonları gole çevirmekte zorluk yaşayabiliyor. Bu açıdan kendisini Fenerbahçeli Moussa Sow'a benzettim. Beni en çok etkileyen özellikleri ise top tutuşu, sırtı dönük olarak oyununu rahatlıkla oynayabilmesi ve en zor pozisyonlarda bile rahatlıkla yapabildiği pas dağıtımı. Ekstra olarak dar alanda kimi zaman çok acayip işler yapabildiğinin de altını çizmeliyim. Özellikleri sadece santrafor özellikleri değil, versatil bir oyuncu özellikleri. Bu yüzden onu forvet hattının her bölgesinde değerlendirilebilir olarak görmekteyim. Bu da artı hanesindeki son başlık olsun.

Boyuna rağmen henüz geliştiremediği yüksek top kabiliyeti, vasat düzeydeki yaratıcılığı ve uzun mesafedeki topsuz koşuları onun geliştirmesi gereken birincil noktalar diye düşünmekteyim. Ekstra olarak topsuz oyunda kendisini daha da geliştirip önemli bir görev adamı haline gelebileceğini de düşümekteyim.

İleride Nereye Gider? 

Açıkçası onun kalburüstü bir oyuncu olabileceğini düşünmekteyim. Belçika'nın son dönemdeki "yıldız yetiştirme" gücünü de düşününce neden olmasın diye kendime soruyorum.

Fiyat Aralığı Ne Olur? 

Henüz yeterli çıkışı ve patlamayı yapmış değil. Buna karşın gözlemcilerin gözü üzerinde. Swansea City'nin oyuncuyu ciddi biçimde izlettiği basına yansıdı. Bunun yanı sıra Avrupa'dan taliplerinin olduğu da dedikodu seviyesinden öteye gitmedi. Yaklaşık olarak 3-5 milyon Euro aralığında bir fiyata bu transfer biter diye düşünüyorum. Batshuayi özelinde bir de garanti vereyim; rahatlıkla çift haneli sayılarda bonservis bedeline satabilirsiniz.

Ufuk Tolga Aldırmaz

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Gözlemcinin Not Defteri: #18 Kevin Kampl



Kevin Kampl, Sloven bir ailenin oğlu olarak Almanya'nın Solingen şehrinde 9 Ekim 1990'da dünyaya geldi. Kariyerine doğduğu şehrin mütevazi kulübü olan Solingen'de henüz yedi yaşındayken başlayan Kampl, kısa sürede dikkat çekerek Bayer Leverkusen'in kıskacı tarafından tutulup kulüp bünyesine katıldı. 1997 yılında girdiği Leverkusen ekibinde geçen 11 yılın ardından artık pişmek için kiralık gitmesi gerekiyordu. Greuther Fürth'ü seçti. Bu tercih ona pahalıya mal oldu. Sadece bir karşılaşmada forma giyebildi. Bayer Leverkusen ile kontratı kiralık dönüşünün ardından bitecekti. Aslında biraz da zor olanı seçip forma giymek için Almanya Üçüncü Lig ekiplerinden Osnabrück'e imza attı. Burada formayı düzenli olarak giyip sezon sonu VFR Aalen'e 200.000 Euro karşılığında transfer oldu. Henüz üç maça çıkıp iki gol iki asistlik performansı çizmişken tamı tamına üç milyon Avro'ya Red Bull Salzburg'a transfer oldu. Burada kilit nokta Alman futboluna modern şeklini veren isimlerden olan Ralf Rangnick tarafından seçilen bir isim oluşu. Açıkçası adı Beşiktaş ile anılıp ardından da Red Bull Salzburg'un Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi Ön Elemesi'nde rakibi olduğu andan beri en çok dikkatimi çeken isimlerden biri de Ralf Rangnick dersem abartmış olmam. Önemli bir projenin başında ve Kampl da bu projenin mihenk taşlarından biri.

Kampl, Alman vatandaşı da olduğundan ötürü milli takım kariyeri biraz sekteye uğramış vaziyette. Slovenler için U-21 seviyesinden itibaren forma giymeye başlayan Kampl, A milli seviyeye de yükselmiş ve 17 kez forma giymiş durumda. Aynı zamanda ülke futbolunun en önemli isimlerinden biri olarak gösteriliyor. Kariyerinde ise toplamda çıktığı 215 maçta 34 gol 57 asistlik performansa imza atmış durumda.

Özellikler

Merkez orta saha olarak göze çarpan ancak özellikle sol olmak üzere iki kanatta da görev alabilen, hatta forvet arkasında da forma giyebilecek bir isim olarak Kampl, versatil bir oyuncu olma özelliği taşıyor. Sağ ayağı baskın olan bir oyuncu. İlk etapta hızından yola çıkmalıyız diye düşünüyorum.Topla olan seri hareketleri ve sürekli olarak dikine ya da çapraza giderek rakibin alanını ekarte etme düşüncesinde. Top sürme yeteneği had safhada. Bu durum ortalama üstü olan oyun zekası ile de birleşince takımında ataklara yön veren isim olarak dikkat çekiyor. Top tekniğinin yüksekliği ve bileklerine olan hakimiyeti ise dikkat çeken başka bir unsur. Maç içinde sürekli olarak "key pass" girişiminde olduğu ve bunu kolaymış gibi göstermesi ise ona dair bir diğer ilginç nokta. Topsuz oyunda ise ona verilen göreve göre şekillenen bir isim. Üzerindeki görünmez eli çekerseniz Slovenya Milli Takımı'nda olduğu gibi etliye sütlüye karışmaz.

Gelelim eksiklere. Çoğu insanın aklına ilk olarak gelen soru "Acaba açık alan oyuncusu mu?" oluyor. Kısmen evet. Açıkçası kontra atak oyunu için biçilmiş kaftan. Özellikle skor avantajının ele geçirildiği maçlarda daha da baskın oynamasının bir sebebi de budur. Set oyunlarında ise eksiklerinin olmasına rağmen iyi uyum sağlayacağı oyuncular ile son derece tehlike arz edebilecek seviyede bir isim ki bunu da Red Bull Salzburg'da bire bir görebiliyoruz. Modern oyundaki orta saha oyuncularından istenen -özellikle bu mevkiilerden- şeylerden biri de ceza sahası içine girişlerdir. Buna karşın Kampl bunu pek icra etmiyor.  Son olarak da 1.80'lik boyuna rağmen hava toplarında sıkıntılar yaşadığını görüyoruz.

İleride Nereye Gider?

Yukarıda saydığım eksiklerin üzerine eğildiği takdirde çok kısa sürede tekrar Alman Bundesliga'sına dönüş yapacaktır. Top seviyedeki kulüpler için henüz erken olmasına rağmen kısa sürede kaydettiği gelişim( Aşağıdaki iki videoyu izlemenizi önereceğim) ona olan inancı arttırıyor. Üstüne bir de eğitici bir teknik kadro ile çalışıyor olması önem arz ediyor.

Fiyat Aralığı Ne Olur? 

Red Bull önemli bir sponsor. Buna karşın yine de kar amacı güttüklerini söylemek isteyeceğim. Konuşlandıkları ligin futbolcular açısından dezavantajlı olması sebebi ile çok büyük bonservis bedelleri isteyemeyeceklerdir. 3 milyon Euro'ya aldıkları Kampl'ı 3-5 milyon arası bir değere bırakacaklarını söylemek zor olmaz. Tabii ki içinde bulunduğumuz süreçte.

NOT: 1. Osnabrück
          2. Red Bull Salzburg

Ufuk Tolga Aldırmaz

4 Ağustos 2013 Pazar

Gözlemcinin Not Defteri: #17 Timothee Kolodziejczak



Timothee Kolodziejczak(kendisine Kolo diye hitap edilmesini istiyor, işime de geldi yalan yok.) 1 Ekim 1991 tarihinde Fransa'nın Avion şehrinde Polonyalı bir baba ve Martinikli bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Henüz yedi yaşındayken US Saint-Maurice Loss kulübünde futbol hayatına ilk adımı attı. Burada bir yıl geçirdikten sonra şehrinin takımı CS Avion'a geçiş yapar. Basamakları hızlıca atlayan Kolo Fransa'nın önemli alt yapılarından biri haline gelen RC Lens'ın yolunu tutar. Buradayken Fransızlar'ın meşhur Clairefontaine'ı ile benzer özellikler taşıyan ulusal akademilerinden biri olan Lievin Centre de Formation Academy'de eğitim alacaktır. Eğitimine önem verilen kulübün akademisinde geçirilen hafta içi günlerinden arta kalan vakitlerde Lens tarafından antrenmana dahil edilir. Burada çeşitli Avrupa devleri tarafından(başta Manchester United) izlenir. Sonunda Olympique Lyon'a kiralık olarak imzayı atar. Opsiyon bedeli ise üç milyon Euro olarak belirlenmiştir.

2008 yılında Paris Saint-Germain karşısındaki maçın kadrosuna dahil edilir. 11. dakikada Anthony Reveillere'nin sakatlanışı ile oyuna dahil olur. İkinci yarıda bir penaltıya sebebiyet verir ve Lyon maçı 1-0 kaybeder. Henüz 16 yaşında yağız bir delikanlıdan bahsettiğimizi unutmayalım. Sezon sonunda bonservisi alınacaktır. 2012-2013 sezonunun başında ise Lyon'dan eski hocası Claude Puel'in takımı Nice'e imzayı atar. Transferindeki ana sebep daimi olarak forma şansı bulabilmektir.

Kulüp kariyerinde toplamda 57 maçta forma giyen Kolo bir gol altı asistlik performans sergiledi. Bunun 37'si ise geçtiğimiz sezondaydı. Fransa Milli Takımı'nın alt yaş kategorilerinde ise toplamda 48 maç oynama başarısı göstermiştir. Geçtiğimiz aylarda Polonya Milli Takımı'nı seçebileceği de Polonya basınına yansımıştı, es geçmeyelim. Kafasında sürekli olarak oynamak olan bir isim söz konusu.

Özellikler

Sol bek mevkiisinde yer edinen 1.85'lik gencimiz ilk etapta eskilerinde tabir ettiği "çakı gibi" fiziğe sahip oluşu ile dikkat çekiyor. Bu fiziğini güç ile de birleştirmiş olması son derece önemli. Kendisi için "ayağı yere basmak" kalıbı son derece işlevsel olmakta. Bu fiziğe rağmen hız yönünden bir kaybı yok. Aksine özellikle topsuz koşulardaki sürati göz dolduruyor. Hem bindirmeleri hem de toplu çıkışları yerinde, futbol zekasının gelişmiş olduğunu gözler önüne seriyor. Özellikle topsuz koşuları seyredilmeye değer. Fuleli adımları olması tribündeki taraftarın da koşarken gaza gelmesine sebep oluyor dersem yeridir. Oyunun hücum yönünü iyi oynayan Kolo'nun bu noktadaki en büyük eksikliği zannımca sıfıra gerektiği kadar inmemesi. Dolayısı ile kendi yeteneklerini de bazen "harcamasına" sebep olabiliyor. İsabetli ortaları dikkat çekiyor. Genelde bu ortalar ceza sahası başlangıç çizgisi civarından geliyor. Hücumsal varyasyonlarda sürekli olarak doğru tercihlerde bulunması da bir diğer artısı olarak göze çarpıyor.

Bir bekin asli görevinin savunma olduğunu da unutmayacak olursak eğer hücum melekelerine denk savunma melekelerinin de olduğunu görürüz. Özellikle ters kademelerdeki başarısı Gökhan Süzen'e tahammül eden şu gözlerde über bir etki yaratıyor dersem kesinlikle abartı olmayacaktır. Uzun boyunun avantajını da bu noktada iyi kullanıyor. 3.1 top kapma ortalaması lig düzeyinde gayet iyi bir seviye olarak göze çarpıyor. Bu nokta savunma anlamında en önemli melekesidir.. Pas arası ortalaması ise 1.9 ki bu da gayet makul bir ortalama. Ligin en iyi sol bekleri ile kıyasladığımızda dahi kalburüstü kalan bu oranları onun aslında ne denli dengeli bir bek olduğunu gözler önüne seriyor.

Yukarıda saydığım eksikliğinin yanı sıra maç içi devamlılığını sağlaması ve pas oranını yükseltmesi gerekmekte. Maç başına verdiği ortalama 40 pasta yüzde 75'lik oranı yakalaması aslında iyi, fakat daha iyi olabilecek potansiyele sahip. Geçtiğimiz sezon sağladığı altı asistlik katkıyı daha da arttırabilir. Boyunun avantajını yan toplarda da kullanırsa kendisini çok daha etkili bir silah haline dönüştürecektir.

İleride Nereye Gider?

Devamlılık gösterdiği ilk sezonundaki bu çıkış, aslında ondan beklenenin üstündeydi bazı kesimler için. Üzerindeki Claude Puel etkisi yadsınamaz. Mentalitesini bozmadığı takdirde ligin en iyi beklerinden biri olması iş değil. Önümüzdeki sezon sıçrayışı yapacaktır. Bu sıçrayış büyük ihtimalle Monaco'ya olursa şaşırmamalıyız.

Fiyat Aralığı Ne Olur?

Nice'e geçişindeki bonservis bedeli açıklanmadı. Açıklandı ise de ben hiçbir kaynakta bulamadım. Kuvvetle muhtemel 2-4 Milyon Euro arasında bir bonservis bedeli olacaktır. Soru şu: Bu maliyete değer mi? Fazlasıyla.

Ufuk Tolga Aldırmaz

23 Temmuz 2013 Salı

Tolga Ağabey



Tolga Zengin, 10 Ekim 1983 yılında Artvin'in çok sevdiğim ilçesi olan Hopa'da dünyaya gelir. Ailecek Trabzon'a göç edilir. 1995 yılında Trabzon İdmanocağı'nda futbolculuk kariyerine başlayacaktır. Burada geçen üç amatör sezonun arından rota Trabzonspor'a kayar. Trabzonspor'da alt yapı eğitimini tamamlayan Tolga, 19 yaşında profesyonel sözleşmeye imza atar. 2003-2004 sezonundan itibaren A takımda bulunan Tolga(bir dönem PAF takımına geri yollansa da), ilk resmi maçını 2004-2005 sezonunda Galatasaray'a karşı oynadı. Pek hoş bir maç çıkarmasa da genç kaleci için işler plan dahilinde gidiyordu.

Michael Petkovic ve Jefferson gibi kalecilerin ardında beklenilen sezonların ardından 2006-2007 sezonunda kaleyi Jefferson'dan devralacaktır. Buna karşın yine de kalede güven vermez. Özellikle Trabzon şehrinin ve Trabzonspor taraftarının karakteristik özelliği olan sabırsızlık yüzünden Tolga mental anlamda darbeler de alır. Bir sonraki sezonda 21 maçta forma giyip 18 gol yiyen Tolga, o dönemki ligin maç başına ortalama olarak en az gol yiyen kaleciler sıralamasının başlarında yer alır. Buna karşın sonraki sezonda Trabzonspor yönetimi Tolga ve genç potansiyel Onur Kıvrak'ın varlığına rağmen Tony Sylva'yı kadroya dahil eder. Daha sonra Tony Sylva bir şekilde kaleyi Tolga'nın ellerinden alır. Kariyerindeki ikinci köşetaşı yine bir Galatasaray karşılaşması olur ve ligin yedinci haftasındaki Galatasaray maçından sonra kadroya dahi girememeye başlar. Ertesi sezon bu kez Onur engeline takılır. Onur kaleyi devralmış ve üstün bir performans sergilemeye başlamıştır. 2010-2011 sezonuna gelindiğinde ise her şey değişir. Hem Trabzonspor hem de Onur muhteşem bir sezon geçirmektedir. Fenerbahçe ile çekişilen sezonun en kritik virajına girilmiştir. Onur sakatlanır. Ligin bitimine dokuz hafta kala Tolga Trabzonspor taraftarının eyvahları eşliğinde kaleyi devralır. Kimsenin ona güveni yoktur dersem sanırım yeridir. Buna karşın Tolga tabiri caizse makus talihini yener. Üst üste müthiş maçlar çıkarır. Hakikaten abartısız olarak olmaz denilen şeyler yapar. Artık bir eşik atlamıştır. Bu eşik mental anlamda onu tam anlamıyla olgunlaştırır. Çocukluk sevdasını şampiyon yapabilmek için kendisini de törpüler. Oldu, olmadı tartışmalarına girecek değilim lakin Tolga herkesin yanıltmıştır. Şenol Güneş'in katkıları ile artık "olmuş" bir kaleci haline gelmiştir.

Ertesi sezon alınan kaptanlık ve aşılan o eşik ile birlikte kale artık ona emanettir. Adeta bir Engin İpekoğlu-Rüştü Reçber hikayesi daha yazılmıştır. Rüştü de Tolga'yı veliahtı olarak niteler. Tolga da bir kalecide olması gereken en önemli özelliği oynaya oynaya geliştirir: Devamlılık...Önceleri fazlasıyla heyecanlı ve istikrarsız olmasının bedelini çekmesine rağmen yukarıda belirttiğim gibi Şenol Güneş'in büyük katkıları ve Onur Kıvrak'ın onu yarışmaya zorlayıcı performanslar sergilemesi çok önemliydi. Tolga'nın Tam Saha dergisine verdiği bir röportajda "Onur ile birlikte Tony Sylva'nın arkasında bekleyeceğimize birbirimizin arkasında bekleriz." deyişi aslında alabilene birçok mesaj verir. 30 yaşında bir kaleci için olması gereken özellikleri bünyesinde barındıran Tolga için yeni kulübü Beşiktaş'ta en büyük artısı da şüphesiz onu "rahat bırakmayacak" olan Jose Sambade'dir. Arkasında bekleyecek olan Cenk Gönen'in tartışmasız kabullenilen potansiyelinin ortaya çıkmasını sağlayabilecek bir "ağabeylik" görevini de üstlenebileceğini şahsen düşünüyorum. Bunu düşünmemdeki sebep de Onur'un hatalı goller yediği(şu an hangi maç olduğunu hatırlayamadım) bir milli maçtan sonra "Onun arkasında durmalıyız. Böyle hatalar olur, çok önemli bir kaleci. Benim ona güvenim tam." minvalindeki açıklamalarıdır. Velhasıl kelam Sambade'nin etkisi ile Beşiktaş iyi bir ikili yakalayacaktır.

Teknik olarak baktığımızda ise hem yaş hem de mental anlamda olgun bir kaleci göreceğiz. Belki kariyerinin hiçbir döneminde net "bir numara" olmadı fakat yaşadığı tecrübelerin ardından kalede bir duruş sahibi olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanında iyi refleksleri olduğu aşikar. Özellikle aklıma İtalya'dan oynanan Inter karşılaşması geliyor. Über bir karşılaşma çıkardığını kabul ederim lakin refleksler performansla alakalı değildir, takdir edersiniz ki. Bunların yanı sıra en önemli özelliği olarak bir Türk kalecisi için garip gelebilir fakat yan toplardaki başarısının altını çizebilirim. Hatta bir adım ileri de gidip kendi Türk rakipleri arasında bu noktadaki en iyi kalecidir de diyebilirim. Fatih Terim'in milli takımda bu özelliği başta olmak üzere pek çok noktadan benzettiği efsane kaleci Rinat Dasaev'in de öne çıkan noktalarından biridir.Eksi hanesine geldiğimizde ise hem el hem de ayakları ile top hakimiyetinin zayıf olmasıdır diyebilirim. Özellikle ayakları ciddi anlamda çok zayıf. Geri pasları oyuna sokma konusunda vasat ve hatta altı bir görünüm sergiliyor. Bu çoğumuzun hoşuna gitmeyebilir.

Athletic Club karşılaşmasında ekmeği öpüp kenara koyması, kırık burunla bir maç tamamlayacak kadar inatçı olması, sakat olduğu esnada "Kulüp bana para ödememeli" deyip Fair-Play ödülüne aday gösterilmesi Tolga deyince ilk aklıma gelenler. Fenerbahçe camiası ile aralarında yaşadıkları problemlerin verdiği zararlar ve bu saydıklarım dışında Tolga'nın gerçekten çok sağlam bir karaktere sahip olduğunu söylemek zor değil. O belki tek seçenek değildi, belki yabancı bir kaleciye de yönelinebilirdi lakin ideal isimdi. Olması gereken transfer gerçekleşti diyebiliriz. Üç taraf adına da hayırlısı olsun diyelim. Bitirmeden es geçmek istemedim, Allah Tolga Zengin'in annesine acil şifa versin diyelim.

Ufuk Tolga Aldırmaz

18 Temmuz 2013 Perşembe

Gözlemcinin Not Defteri: #16 Arijan Ademi



Arijan Ademi, 29 Mayıs 1991 Sibenik/Yugoslavya(Hırvatistan) doğumlu. Futbola doğduğu şehrin takımı olan Sibenik'te başlar. Henüz 15 yaşında iken takımının as kadrosunda kendine bir yer bulacaktır. İlk karşılaşmasına ise şu anki kulübü olan Dinamo Zagreb'e karşı henüz 16 yaşında iken çıkar. Genç yaşta giydiği formanın kıymetini bilir ve Yugoslav kökenin getirdiği iş disiplini ile futbolcularımızda görülmeyen o iş disiplinine sadık kalır. 2009-2010 sezonunda 400.000 Euro karşılığında Dinamo Zagreb'e transfer olur. 2011-2012 sezonunda Lokomotiva Zagreb'e kiralık olarak yollanmasına karşın burada yaşadığı sakatlık sebebi ile fazla forma şansı bulamayacaktır.

Ademi toplamda 149 maçta forma giyip yedi gol bir asistlik performans çizmiştir. Ademi Hırvat milli takımının formasını alt yaş kategorilerinde defalarca giymiş, çeşitli turnuvalarda boy göstermiş ve sonucunda kendisini milli takımda bulmuştur. Şu ana dek iki kez A milli kategoride forma giyen Ademi'nin güncel kadroda yer aldığını söyleyebiliriz.

Özellikler

Öncelikle güçlü bir fizik çatıya sahip olduğunu söyleyeyim. Sahaya sağlam basması ve mevkiisi olan (Önder Özen'in tabiri ile) "savunmaya kırık orta saha" bölgesinin gerekliliği olan o mücadeleci ruhu sergilemesi açısından önemli bir faktör. İyi bir altı numaranın sahip olması gereken tüm özelliklere üst düzey bir biçimde olmasa da sahip. Top kapma, araya girme ve blokajı saha içinde çoğu zaman layığı ile yerine getiriyor.Öyle ki  bu alanlarda benzer profildeki rakiplerini istatistiksel olarak geride bırakıp bir basamak daha üstteki mevkiidaşlarına da yakın bir çizelge oluşturuyor. Açıkçası beni şaşırtan bir durum oldu dersem yeridir. Bunun yanında 1.85'lik boyunu iyi bir biçimde kullanıyor. Geçtiğimiz sezon yine Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı maçlarda hava topu mücadelelerinin yarısından fazlasını kazanmış durumda. Pas oyununa yatkın mıdır diye soracak olursanız da evet cevabını vereceğim. Yüzde 85'lik oranı yakalaması gayet tatmin edici. Bu oranı yakalamasındaki bir diğer faktör ise oyun alanına olan hakimiyetinin iyi bir seviyede olması. Pas tercihlerini çoğu zaman doğru adrese kullanıp yeri geldiği zaman çok da iyi bir duvar olabiliyor. Onu izlediğimde en dikkat çeken özelliği olarak da sürekli boş alan kovalayıp pas seçeneği oluşturma isteği idi, eklenmesi gereken önemli bir nottur. Velhasılkelam statik bir oyuncu değil.

Yukarıda saydığım çoğu olumlu özelliğe hücum yönünden de ekleme yapmam pek mümkün değil. Ademi'nin de en büyük sıkıntısı bu olsa gerek. Öyle ki ceza sahasına girmeyi seven bir isim olmasına rağmen bunu istatistiğe yansıtamaması onun hakkında bu düşünceleri de pekiştiriyor. Oyun anlamında bu durum büyük bir artı, bir altı numara için modern anlamda gerekli bir özellik fakat bunun yanına farklı melekeler ekleyememesi sıkıntının baş göstermesi anlamını taşıyor. Ayağının o tarz işlere yatkın olmasına rağmen uzun mesafeli şutunun olmayışı da benim açımdan eksi hanesine yazılır. Buna karşın gelişebilecek konumda.

Son olarak dar alanda seri işler yapabilmesine ve ayağının hızlıca topun olduğu noktaya girmesine rağmen hız anlamında eksikliğinin olduğunu söyleyebilirim.

İleride Nereye Gider?

Yukarıda bahsettiğim defansif özelliklerinin üzerine koymak ve hücum melekelerinin de üzerine gitmek; kendini geliştirmek kaydı ile Avrupa'nın kalburüstü kulüplerine gidebilme ihtimali şahsım nazarında mevcut. Biraz da nasıl bir teknik direktörün eline düşeceğine bağlı olarak kariyeri gelişip ilerleyecektir.

Fiyat Aralığı Ne Olur?

3-4.5 Milyon Euro aralığında bir fiyata takıma katılabilir. Beşiktaş'ın daha doğrusu Slaven Bilic'in basına yansıdığı kadarı ile istediği orta saha profiline uygun bir oyuncu olarak Ademi dikkat çekiyor. Öncelikli hedeflerden somut bir gelişme çıkmazsa Ademi'nin transferi gerçekleştirilir ve katkı da sağlar diye düşünüyorum.

Ufuk Tolga Aldırmaz

9 Temmuz 2013 Salı

Gözlemcinin Not Defteri: #15 Saphir Taider



Saphir Taider 29 Şubat 1992'de Fransa'nın Castres şehrinde dünyaya gelir. Tunuslu bir baba ve Cezayirli bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Taider, doğduğu ülke Fransa dahil üç pasaporta sahip.

Alt yapı eğitimini sırasıyla Castres FC, Albi, INF Castelmaurou ve Grenoble'da alır. 2010 yılında Grenoble ile sözleşme imzalayarak profesyonel kariyerine ilk adımı atar. Groneble'ın finansal problemler nedeniyle beşinci kümeye düşürülmesinin arından Taider'in yolu İtalyan Bologna'dan geçecektir. FM severlerin netlikle hatırlayacağı bilmeyenler için de kısacası bonservisi kulüpler arasında bölüştürmek anlamına gelen "co-ownership" usulü ile Juventus'a yollanır. Burada yollanan şey bonservisinin yüzde ellisi, yanlış olmasın. 

Kariyerinde toplamda 90 maça çıkan Taider 12 gol dört asistlik performans sergilemiştir. Defalarca Fransa'nın alt yaş kategorilerinde forma giymesine rağmen Cezayir milli takımını seçmiştir. Büyük ihtimalle annesi ayrı bir gurur yaşamıştır. 

Özellikler

Taider orta sahanın hemen hemen her bölgesinde görev alabilen versatil bir oyuncu. Buna karşın birincil bölgesi merkez orta saha ve defansif orta saha mevkiileridir. İki mevkii arasında hangisine daha yakın diye soracak olursanız aslında net bir cevap vermek güç olur diyebilirim. Ne tam bir "box to box" orta saha ne de tam bir altı numara. Buna karşın saha içinde iki mevkiide de başarılı performanslar sergilediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Şahsi fikrim defansif olarak daha başarılı olacağı yönünde.

Ayakları yere sağlam basan, güçlü bir oyuncu olan Taider savunma anlamında birçok melekeye sahip. Top kapma, araya girme, blokaj özelliklerinin hepsi yeterli seviyede kendisinde bulunmakta. Oyun algısı ve sezgilerinin gelişmiş olması da bu özelliklerini iyi biçimde kullanmasını sağlıyor. Hücumsal zenginlik bakımından  ise bu denli üst seviyede bir isim değil. En büyük avantajlarından biri olarak gördüğüm basit ve garanti oyunun pas oyununa yatkınlık olarak ona geri dönüyor. Oyun içinde sürekli olarak arkadaşlarına yardımcı olması, topsuz oyunda sürekli var olması çok önemli bir olgu olarak göze çarpıyor. Göstermeden iş yapmak tabiri tam da onun için kullanılır dersem yeridir. Buna karşı ceza sahasını fazla zorlamaması, içeri girmemesi ve ayağı temiz olmasına rağmen genellikle şut tercihini kullanmaması eksi hanesine yazılıyor. Bunun yanında boyunun kısalığı hava toplarında zamanlamasının fena olmamasına rağmen zaman zaman sorunlar yaratabiliyor.

İleride Nereye Gider? 

Juventus'un co-ownership yapması, Fransa'nın alt yaş kategorilerinde defalarca milli olması gibi birçok faktör onun üzerinde göz olduğunun göstergesi. Kendini geliştirmeye açık bir isim. Saha içinde istekli oluşu bunun en büyük göstergesi. Buna karşın milli takım tercihi başına iş açabilir. Bunların hepsini göz önünde bulunduracak olursak oyun olgunluğunu kazandığı taktirde özellikle Premier League'in orta-üst seviye takımlarında rahatlıkla boy gösterebilecek seviyede bir isim olacaktır. Şahsi fikrim Fransa'ya geri dönüp ekol bir takım ve hoca ile çalışırsa önünün daha da açılacağı yönünde. 

Fiyat Aralığı Ne Olur? 

4-6 milyon Euro arası olacağını tahmin ediyorum. "Financial Fair Play" kuralları piyasayı biraz düzenlemiş gibi gözüküyor. 

Ufuk Tolga Aldırmaz

Gözlemcinin Not Defteri: #14 Ryad Boudebouz



19 Şubat 1990 Colmar/Fransa doğumlu olan Ryad Boudebouz, "Afro-Fransızlardan". Cezayir asıllı Boudebouz Ligue 1'in Sochaux takımında oynamakta. Esas mevkiisi forvet arkası olarak nitelendirilen bölge olan Boudebouz, kanatlarda da görev alabilmekte.

Henüz 10 yaşında doğduğu bölgenin takımı olan SR Colmar'da futbola başlar. 14 yaşında Sochaux gözlemcilerinin dikkatini çekerek akademiye kazandırılır. 16 yaşında iken üç yıllık sözleşmeye imza atarak profesyonel kariyerine başlar. Henüz yaşında olmasına rağmen Ligue 1'de 162 maçta oynama başarısını göstermiştir. Kulüp kariyerinde 186 maça çıkıp 29 gol 24 asistlik performans sergiler. Alt yaş kategorilerinde Fransız Milli Takımları'nda kendine yer bulan Boudebouz, Cezayir milli takımını seçmiştir. Alt yaş kategorilerinde onlarca kez milli olmuş buna karşın Cezayir Milli Takımı'nda henüz 16 karşılaşmada forma giyebilmiştir.

Özellikler

Öncelikle çabuk ve topla süratli bir isim. Tempolu oynayan takımlar için özellikle aranabilecek kapasiteye gittikçe yaklaşıyor. Bunun yanında topa olan yatkınlığı topu ayağına aldığı anda hissediliyor. Özellikle dar alana girdiği takdirde savunma oyuncuları ciddi anlamda ondan korkmalı. Yapabilecek birçok numaraya sahip. Geniş alanda ise dripling özelliğini açıkça konuşturuyor. Top taşıma özelliği takıma adına büyük önem arz ediyor. Takım içinde aldığı rol neticesinde top kapmaya meyilli bir isim olduğunu düşünebilirsiniz lakin lig standartlarında fena sayılmayacak bir ortalamaya sahip: 1.1. Bu da onun bir diğer artısı oluyor.

Girişte belirttiğim gibi kanatların her ikisinde de rol alabilmesine rağmen sağ tarafta daha efektif olduğunu söylemek güç değil.Teşbihte hata olmaz, sağ kanatta iken Arjen Robben misali topu içe çekip atağa o şekilde yön vermesi ve bunu becerebilmesi onu güçlü kılıyor. Sağ forvet olarak ceza sahası içine koşular yapabildiğini göstermesi de bu tezimin kanıtı oluyor. Sol kanatta bu tip varyasyonları denediği pek söylenemez. Yapı itibari ile "orta kesmeye" namüsait bir oyuncuyu bu yönde kullanmak daha mantıklı olacaktır.

En büyük eksisi zaman zaman yaptığı tercih hataları. Oyun bilgisinin gelişimine bağlı olarak bu açığını da kapatacak gibi görünüyor. Şut atmaya zorlanması da yararına olacaktır. Bu durumlar birleşince aslında efektiflik anlamında kendine ket vurduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz.

İleride Nereye Gider? 

Sochaux'nın beşinci olarak Ligue 1'i tamamladığı 2010-2011 sezonunun sonunda başta Liverpool olmak üzere Olympique Lyon ve Marsilya'nın da peşinde olduğu yazılıp çizilmişti. Buna karşın somut bir girişm gelmedi. Ertesi sezon üzerine fazla koyamaması onun "Top Class" seviyeye gelemeyeceğinin de göstergesi oluyordu. Afrikalı ruhu onu bambaşka bir yöne taşıyabilir lakin Avrupa'nın başaltı takımlarında oynayabilecek potansiyeli var. İşlemek ona kalmış.

Fiyat Aralığı Ne Olur?

Hazır gözden "düşmüşken" 4-7 milyon Euro civarı bir miktara bu transfer tamamlanıp iyi bir yatırım yapılabilir. Ligue 1'in tozunu fazlasıyla yutan bu yetenek ligimizde önemli bir noktaya şüphesiz ki gelir, gelecektir. Beşiktaş'ın şu anki mali tablosuna bakıp bu transferi yapamayacağını söylemek güç değil lakin bu isim şurada dursun. Lazım olacaktır.

Ufuk Tolga Aldırmaz

17 Haziran 2013 Pazartesi

Gözlemcinin Not Defteri: #13 Aymen Abdennour



Aymen Abdennour... 6 Ağustos 1989 Sousse, Tunus doğumlu olan futbolcu; Tunus'un en önemli kulüplerinin başında gelen Etoile Sportive du Sahel'de futbol hayatına başlar. Evvel dönemlerde sol bek ve özellikle sol kanatta forma şansı bulur. 2008'de imza atarak başladığı profesyonel kariyerinde Etoile forması ile toplamda 33 maça çıkıp beş de gol bulacaktır. Bu dönem boyunca Avrupa'dan gelen bir çok gözlemci ondaki cevheri görecektir. Werder Bremen kulübü 2009-2010 sezonunun ikinci yarısında onu kiralayarak somut bir girişimde bulunur. Toplamda altı karşılaşmada forma şansı yakalayabilen Abdennour'un geri döneceği konuşulur, geri de döner. Bir sezon daha Etoil'de forma giyecektir. 2011-2012 sezonunda ise tekrar Avrupa'ya, bu kez Fransa'nın Toulouse kulübüne imzayı atacaktır. Bremen ekibinde yaşadığı tecrübe onun Fransa'daki adımlarını sağlamlaştıracaktır. Bonservis bedeli açıklanmayan Abdennour, Toulouse'da toplamda 67 maça çıkar ve üç gol iki asistlik bir istatistik oluşturur. Burada bir fark vardır: Abdennour artık stoper oynamaktadır. Kariyerinde toplam 139 maç 10 gol ve üç asist bulunduran Abdennour, 2009'dan beri Tunus Milli Takımı'nda forma giymekte. Milli forma ile 26 maça çıkmış durumda.

Özellikler

Evrim geçirmiş hali ile asli bölgesi sol stoper olan Abdennour yukarıda belirttiğim gibi futbolda ilk profesyonel adımlarını sol kanat ve sol bekte atmıştı. Çok klişe olacak lakin bunun avantajını oyun kurma yönünden sağlamakta. Ciddi anlamda üst düzey stoperlere has o oyun kuruş özelliği, hanesindeki en büyük artı oluyor. Bunun getirisi olarak kendine güveni de üst düzey bir seviyeye çıkıyor. Maç içinde topla Gerard Piquevari çıkışlarını sık sık görebilmekteyiz. Zaman zaman bu güven onu hataya sevk etse de geneli itibari ile fark yaratması açısından yarar kat sayısı daha fazla. Topla olan bu ilişiğini de istatistik kağıdına pozitif olarak yansıtıyor. Maç başına 45 pasla oynaya Abdennour'un başarılı pas yüzdesi 86. Ligue 1 standardında ciddi rakamlar. Ayağının temizliğinin yanı sıra hava toplarında da iyi seviyede bir stoper olarak göze çarpmakta. Bunlara ek olarak açık alanda yakalandığında uzun bacaklarının da getirisi ile hızlı oluşu büyük önem arz etmekte.

Eksi hanesine yazılabilecek şeyler ise tıpkı artı hanesine yazılmış olanlar gibi somut şeyler. İlk olarak rakipleri ile temaslı oynamayı sevdiğinden ötürü maç içinde sarı kart görmeye meyilli bir isim. Tabii ki abartı bir durumdan söz edemeyiz. Topa agresifliği zaman zaman abartabiliyor. Ligimizin standartları Ligue 1'e sertlik bakımından -görece- yakın olduğundan ötürü pek bir fark yaratmayacaktır lakin belirtmekte fayda görüyorum. Bunun dışında ilk sezonunda yaptığı katkının üzerine çıkması beklenirken belirli bir standartta kalması üst kademeye(Top Class) geçip geçemeyeceği konusunda kafalarda soru işareti yarattı.


İleride Nereye Gider?

Henüz 23 yaşının içinde olan Abdennour'un Avrupa'nın önde gelen bir çok takımı tarafından rapor edildiğini biliyoruz. Buna karşın hiçbirinin somut bir girişimi henüz olmadı. Yüksek ihtimalle yukarıda belirttiğim o kafa karıştırıcı soru işaretleri onları da meşgul ediyordur. Buna karşın ligimizin standartlarında "tertemiz" bir stoper olacağız da transfer edilmesi durumunda aşikar.

Fiyat Aralığı Ne Olur?

Market değeri olarak 5-6 milyon Euro paha biçilen Abdennour için başkan Olivier Sadran'ın tok satıcı rolünü üstlenmesi bekleniyor. Buna karşın market fiyatının çok üstünde bir bedel ödenmeden Abdennour kadroya katılabilir. Bonservise bu parayı yatırıp yatırmamak ise kulübün elinde var olduğu söylenen "Pedro Franco" vb. kalitedeki isimlere bağlı. Şu da aşikar ki Abdennour ciddi anlamda defansif açıdan sınıf atlatacak bir isimdir.


Oyuncu hakkında fikre sahip olmak isteyenlerin şu videoyu izlemesini tavsiye ederim.

Ufuk Tolga Aldırmaz

31 Mayıs 2013 Cuma

Gözlemcinin Not Defteri: #12 Wissam Ben Yedder



Wissam Ben Yedder 12 Ağustos 1990 doğumlu, Fransa'nın Ligue 1 takımlarından Toulouse'da forma giyen bir isim. Adından da tahmin edilebileceği gibi Tunus asıllı bir futbolcu. Buna karşın Paris'in Sarcelles bölgesinde dünyaya gelmiş ve Fransız pasaportunu da elinde bulunduran bir isim. Fransa U-21 takımında oynarken Yann M'Vila, Chris Mavinga, Antoine Greizmann ve M'Baye Niang gibi isimlerle 5-3 mağlup oldukları Norveç maçının oynandığı günden bir önceki gece, gece kulübüne gitmeleri nedeniyle kadro dışı bırakılmışlardı. Bunun dışında diğer arkadaşları gibi Ben Yedder'in de saha içi ve dışı vukuatı yok. Gönlünüzü ferah tutun.

UJA Alfortville takımında profesyonel kariyerine başlayan Ben Yedder 2010'da Toulouse'ya geçti ve profesyonel kariyerinde çıktığı 80 maçta 25 gol 9 asistlik performansı ile istatistik kağıdını doldurdu.

Özellikler

Ben Yedder santrafor bölgesinde oynuyor. Onun için Football Manager diliyle konuşup basite indirgersek yaratıcı forvet de deriz. Buna karşın net olarak forvet bölgesinin en ucu(centre forward) onun mevkiisini tanımlayacak niteleme olacaktır.

1.70 boyundaki Ben Yedder kısa boyunun avantajını seriliğine borçlu. Çabuk adımlarla patlayıcılığı birleşince muhteşem bir dribling yeteneği ortaya çıkıyor. Doğal olarak 1.90'lık stoperlerin arasında güçsüz olarak gözüküyor fakat fiziğinin dezavantajını da yine o seriliği ile tölere ediyor. Aynı zamanda koşu yapacağı yeri bilmesi ve "çoğu" zaman aklı ile oynaması ona sert rakipleri karşısında avantaj sağlıyor. Bazı maçlarda çok sert müdahalelere maruz kaldığında oyun içi kopmalar yaşadığını da dile getirelim.

Koşu yapacağı yeri bildiğini söylemiştim. Pozisyonları sonuna kadar kovalaması onu fırsatçı olarak nitelendirmemize neden oluyor. Bu takip edişler "golcü kısmeti" denen şeyi de kendisine getiriyor. Geçtiğimiz yıllardaki durumunu da düşündüğümüz takdirde bu yılki attığı golleri de hesaba katarsak bitiriciliğini müthiş bir biçimde geliştirdi diyebiliriz. Gerçekten öldürücü bir çift ayağı var, ikisini de gol vuruşu yapabilecek seviyede kullanabiliyor. Ayak içi temiz santraforlardan. Ceza sahası içindeki soğukkanlılığının da altını çizmeliyim. Oyunu rakip sahaya yıktığınız takdirde size skoru rahatlıkla getirebilecek bir isim olarak göze çarpıyor.

Pas oyunundaki eksikleri gidermesi ile daha iyi bir noktaya gelecektir. Pas sayısını arttırması gerekiyor. 19 pasta %77'lik bir pas oranı yakalamış. Kendi seviyesinde sayılabilecek oyuncular için iyi bir yüzde. Buna karşın o bilekleri ile daha da iyi bir yüzde yakalayabilir, tabii dediğim gibi aynı zamanda pas sayısını da arttırmalı.

İleride Nereye Gider?

Top Class seviyeye gelmesi zor. Fiziğini daha fazla geliştirebilir mi bunun cevabını maalesef verecek kalibrede değilim. Kilit nokta burası. Ligimiz ve dengi ligler için "leblebici" diye tabir edilen o isimlerden biri olabilir. Aynı zamanda gollerinin yanında kilit pasları denemesi ile takım oyununa katkısını da göz ardı etmeyelim. İşte bu sebeplerin her biri birleşince totalde çok yararlı olabilecek potansiyelde bir isim karşımıza çıkıyor.

Fiyat Aralığı Ne Olur?

Kariyer sezonunu yaşadı. Market fiyatı 3,5 Milyon Euro. Transferin 5 Milyon Euro'ya rahatlıkla bitebileceğini düşünüyorum.

Ufuk Tolga Aldırmaz

25 Mayıs 2013 Cumartesi

Gözlemcinin Not Defteri: #11 Wahbi Khazri



8 Şubat 1991 Ajaccio doğumlu olan Khazri Tunus asıllı bir Fransız vatandaşı. Milli takım tercihini Tunus'tan yana kullanmış ve altı kez ülkesinin formasını giymiştir. Alt yapı eğitimini şu anki kulübü olan Bastia'da almış. Senelerdir asansör takım haline gelmiş kulübünün en önemli parçalarından biri olmaya adaydı, nitekim oldu da. Bu sezon Ligue 1'de yedi gol atıp dokuz gol hazırlayan Khazri kariyerinde toplam 119 maça çıkıp 25 gol 27 asistlik performans göstermiş bir isim.

Özellikler

Her iki kanat, forvet arkası ve hatta orta sahanın göbeğinde oynayabilen bir oyuncu. Hücum için bulunmaz jokerlerden birisi haline gelmek üzere. Hakim ayağı sağ olmasına rağmen solunu da fena olmayan bir biçimde kullanıyor. Ters kanatlarda oynayabilmenin büyük avantajını yaşıyor. Buna paralel oyun bilgisini geliştirmiş ve ters kanat koşularını muhteşem bir kanat forvet edası ile yapıyor. Ceza sahası içine girmeyi adet haline getirmiş. Bitiriciliği iyi sayılabilecek seviyede. Dribling yeteneğinin kaymağını da yiyor. Hücum atraksiyonlarından kilit paslardaki zamanlaması da dikkat çekici.

Uzaktan şutlar ve duran toplarda etkinliğinin altını özellikle çizmeliyim.

İşin ilginç tarafı böyle bir profil çizilen hücum oyuncusundan beklenmeyecek şekilde "zaman zaman" daha doğrusu vitrin maçlarda savunmasına da şiddetle yardım ediyor. Aklı ile savunma yapabilengillerden.

Tüm bunları bir köşeye koyuyoruz. Karşısına ise birazcık bencilliği ekliyoruz. Pas ve şut zamanlamasını, daha doğrusu oyun bilgisini biraz daha geliştirmeli. Takım oyununa yatkınlığını arttırdığı takdirde çok önemli işlere imza atabilecek potansiyelde bir isim.

Eklenecek bir şey daha var o da aidiyet duygusu. Bastia onun evi. Dışarıda nasıl bir reaksiyon gösterir merak konusu.

İleride Nereye Gider? 

Top Class seviyeye çıkar mı hiç emin değilim ama bu adamda o kumaş var. Bu yılki performansının üst düzey olmasına karşın transfer gündeminde adı hala geçmiyor. Adım atmanın tam sırasıdır. Bu riske değer.

Fiyat Aralığı Ne Olur?

Transfermarkt'a göre üç milyon Euro piyasa değeri var. Bu miktar onun için az. Üst çizgiyi altı milyon Euro'ya çekip pazarlığınızı gönül rahatlığı ile yapabilirsiniz.

Ufuk Tolga Aldırmaz

Gözlemcinin Not Defteri: #10 Ricardo Faty



Ricardo Faty... 4 Ağustos 1986 Paris doğumlu olan Faty şu an Ligue 1'de Ajaccio'nun formasını giymekte. Babası Senegalli annesi Cape Verde'li olan Faty milli takım tercihini Senegal'den yana kullanmış, beş kez milli olmuştur. Hemen araya sıkıştırayım, kendileri bir dönem ülkemizde Sivasspor'un formasını giyen Jacques Faty'nin de kardeşi oluyor.

Daha önce de özellikle Sebastien Corchia'dan bahsederken değindiğim Fransa'nın en önemli futbol akademilerinden olan Clairefontaine çıkışlı bir isimle daha karşınızdayız. Clairefontaine'dan çıkışını aldıktan sonra Strasbourg'a geçiş yaşanıyor. 2005-2006 sezonunda yedi karşılaşmada forma giyen Faty, o dönemler Luciano Spaletti'nin dikkatini çekecektir. Sezon sonu AS Roma'ya transfer olan Faty için büyük umutlar beslenir. Bir Şampiyonlar Ligi karşılaşmasından sonra hocası onu yeni "Patrick Viera" olarak nitelendirecektir. 2007-2008 sezonunda Bayer Leverkusen'e kiralık olarak yollanır. Pişmesi istenir lakin burada yalnızca iki karşılaşmada forma giyebilir. O sezonun devre arası da daha çok forma şansı bulabilmek için dönemin Ligue 2 ekiplerinden olan köklü Nantes kulübüne geçiş yapar. Bir sonraki sezon da dahil olmak üzere toplamda 41 kez sarı-yeşilli ekibin formasını giyer. Geri döndüğünde yine o beklediği düzenli forma şansını bulamaz ve Roma'dan ayrılma vaktinin geldiğine kanaat getirir. İstikamet bu kez Yunanistan'dır. Aris'e transfer olur. İki sezon formasını giyeceği takımının 55 kez formasını giyip, takımının en önemli kozlarından biri haline gelecektir. Bu sezonun başında ise Fransa'ya geri döner. Ligue 1 ekiplerinden Ajaccio'nun bir parçası olacaktır. Hem de taraflı tarafsız herkesin takımı için takdir ettiği bir parça haline gelir. Bu sezon 26 kez forma giyer. Kariyerinde toplam 179 maçta forma giyip 11 gol 9 asistlik performans çizen bir orta saha oyuncusu Faty.

Özellikler

Afrikalı soydaşlarının hemen hemen hepsi gibi güçlü bir fizik çatısı var. 1.92'lik güçlü bir adam Faty. Aynı zamanda bacak boyunun uzun oluşu tabiri caizse onları pergel gibi kullanmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda bu fiziğinin yanına gücünü de ekliyor. Tatlı sert bir tarzı var ki rakibi olsam kendisinden korkarım, açık açık söyleyeyim. Uzun boyunun avantajı ile hava toplarına hem hücum gücü olarak hem de defansif üstünlük açısından ayrı ayrı hakimiyeti söz konusu. Duran toplarda Manuel Fernandes gibi bir silahınız varsa Faty'e "iş" yaptırabilirsiniz.

Özelliklerini "altı numara" olarak değerlendirelim lütfen. Takım oyununa sadık bir oyuncu. Basit oynamayı seviyor ve bunu beceriyor da. Defansif yükümlülüklerini sahada kaçınmadan yerine getiriyor. Çalışkan bir isim. Top kapma becerisi iyi seviyede. Pas arası yapmayı da seven bir isim. Bunun yanında şut blokajı da fena sayılmaz. Yaptığı faul sayısı lig geneli itibari ile normal iken ligimiz için fazla kaçabilir. Rakip ile vücut temasına girmeyi seviyor. Hücum yönüne gelecek olursak esas farkı sanırım bu noktada yakalıyor. Bunu efektifliğe döküp istatistiğe vuramasa da saha içinde iyi anlamda göze batan hamleleri mevcut. Daha net anlaşılabilir olması için bu özelliklerini tam anlamıyla olmasa da Felipe Melo'ya benzettiğimi söyleyebilirim. Özellikle oyun alanına hakimiyeti ve pas dağıtımı açısından örtüşüyorlar. Faty de bu işi iyi yapıyor. Dikine oyunu seviyor. Bunlara karşın pas oyununda eksikliği var. Ligue 1'deki başarılı pas oranı yüzde 77. 80'in altında kalınması Ligue 1 standartlarında o bölge için önemli bir "eksikliktir". Bunun yanı sıra gözlemlediğim en büyük eksikliği rakip ceza sahasına girme alışkanlığının olmaması. Gerçi elinizde Oğuzhan Özyakup ve Manuel Fernandes gibi bu işleri iyi yapan iki isim varken altı numaranızdan bunu ne kadar beklersiniz orasını bilemeyeceğim. Yine de benim gözüme çarpan bir eksiklik.

İleride Ne Yapar? 

Öyle veya böyle 26 yaşında bir isimden bahsediyoruz. Bana kalırsa zamanında yapmış olduğu yanlış kulüp tercihlerinin cezasını çekiyor. Daha iyi noktalarda olabilirdi. Bu potansiyeli vardı. Şu an ise bir-iki basamak daha atlayacak durumda. Bunu Ligue 1'de de yapabilir başka liglerde de. Ülkemize, özellikle de Beşiktaş'a transferini düşünecek olursak iyi ve önemli bir tamamlayıcı parça işlevini görür diyebilirim. Önder Özen'in işaret ettiği o uluslararası oyuncu havuzuna katılabilecek isimlerden biri olabilir.

Fiyat Aralığı Ne Olur? 

2.5-3 milyon Euro seviyesinde bitirilebilecek bir isim.

NOT: Bu ve daha fazlası için besiktasscout.com'a bir tık...

Ufuk Tolga Aldırmaz

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Gözlemcinin Not Defteri: #9 Onurcan Piri



Onurcan Piri, 28 Eylül 1994 doğumlu alt yaş kategorilerinde milli olan kalecimizdir. Onurcan futbola Öz Espiye Belediye Spor'da başladı. 2005 yılında Giresunspor'un oyuncu arama ekibi tarafından keşfedildi ve takıma kazandırıldı. Giresunspor'un alt yaş kategorilerinden defalarca forma giyme şansı buldu. 3 Mart 2011'de profesyonel sözleşmeye imza attı.Neticesinde dikkati de çekti. U-19 seviyesinde milli olarak milli takımlar kariyerini başlattı. Toplam 12 kez milli olan futbolcu kategorilerde bir bir milli olmakta. Giresunspor ile 2015 yılına kadar sözleşmesi bulunan futbolcu geçtiğimiz sezon Ziraat Türkiye Kupası'nda Giresunspor'un Mersin İdman Yurdu'na 3-0 mağlup olduğu maçta A takımın ilk kez formasını giydi.

Özellikler

Giresunspor kaleci antrenörü İsmail Güney'in özellikle vurguladığı bir nokta var: Çalışkanlık. Bu yaşta bir futbolcu için sanırım aranan ilk kişisel özellik bu olmalı. Çalışkanlığın yanı sıra azmi ve hırsı ile de dikkat çeken bir isim. Buna karşın bu azmi ve hırsı sahaya agresiflik olarak yansıtmıyor. Kafası sadece işinde.

Kişisel özelliklerinin yanı sıra fiziksel özellikleri de sadece dış görünüş olarak baktığınızda bile olumlu. Yaşı itibari ile biraz daha uzayacağını söylersek yanılmayız. Ayrıca güç çalışmaları ile çok daha fit bir vücuda kavuşacağı aşikar. Fizik çatısı bir kaleci için makul seviyede. Fiziksel olarak son söyleyebileceğim şey ise atiklik olur. Kalecilik mevkiisi için refleks kadar önemli bir husus. Refleks demişken Onurcan ile Twitter üzerinden irtibata geçtiğimizde en güvendiği özelliğinin refleksleri olduğu söylemişti. Hemen altını çizeyim.

Maçlarda dikkatinizi çeken ilk şey o üç direk arasına hakim olduğu hissini vermesi. Tabii ki bu durum bir Iker Casillas havasında değil. 19 yaşına yeni girecek bir isimden bahsediyoruz, unutulmamalı. Bu hissin dışında arkadaşları ile iletişim kurma konusunda sorun yaşamıyor. Pozisyon bilgisi gelişecek ve oturacaktır. Zaman zaman toyluğun vereceği o çekingenliği Onurcan'da çok göremiyorsunuz. Bunu en net rakip futbolcu ile karşı karşıya kaldığı zamanlarda fark ediyorsunuz. Kaleden çıkışları yerinde ve zamanlaması yaşı için iyi seviyede. Aynı zamanda hava hakimiyeti yine yaş kategorisi için uygun noktada. Buna karşın alan hakimiyetini geliştirmesi gerek. Gelelim yan top mevzusuna. Türk kalecilerde bir yan top zaafiyeti her zaman söz konusu olmuştur. Daha doğrusu takımlarımızdan ötürü -kişisel fikrim alt yapı eksikliği-gelen bir husus. Buna karşın Onurcan'ın yan toplardaki hakimiyeti kendini hissettiriyor. Yukarıda irtibatımızdan bahsetmiştim, yan toplarına kendi güveninin de üst düzey olduğunu belirteyim.

Son olarak eklemeden geçmeyeyim bir şeyleri ipucunu almasını bilene iyi verecektir: İdol olarak gördüğü isim Manuel Neur, kendini benzettiği mevkiidaşı ise eski SSCB'nin efsanelerinden Rinat Dasayev. Degaj stilinde Beşiktaş'ın efsanelerinden Oscar Cordoba'nın imzasını taşıdığını da özellikle ekliyor.

İleride Nereye Gider?

Onurcan'a dair beklentiler fazla. Düzenli olarak takımının formasını giymemesine rağmen hocası Ergün Penbe'ye Galatasaray tarafından adının sorulduğu geçtiğimiz günlerde basına yansımıştı. Buna karşın Galatasaray'ın herhangi bir ısrarcı tavrı olmadı. Ligde her takımın kadrosuna ama öyle ama böyle girebilecek yetenekte bir isim olduğu aşikar. Beklenen çıkışı yapar mı? Yapması için her şeye sahip. Mental eşiği atlaması gerek.

Fiyat Aralığı Ne Olur?

Türkiye piyasasındaki transfer koşullarını biliyorsunuz. Buna karşın Transfermarkt'ta 25.000 Euro paha biçilmiş kendisine. Bu meblağ kesinlikle çok düşük. Buna karşın 100.000-150.000 Euro aralığında rahatlıkla bitirilebilecek bir transfer.

NOT: Onurcan'ın Twitter kullanıcı adı: @opiri35

Ufuk Tolga Aldırmaz
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...