Kevin Strootman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kevin Strootman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ekim 2013 Pazar

Uçurumdan İterken



Walter Mazzari ile proje takımı haline gelip lige de fena bir başlangıç yapmayan ev sahibi Inter Giuseppe Mezza'da Rudi Garcia'nın öğrencilerini, Roma'yı ağırlıyordu. İki tarafta da Jonathan ve Maicon gibi önemli eksikler vardı. Buna karşın sahaya şu on birler ile çıkıldı:

Mazzari'nin 3-5-2'si ile Garcia'nın 4-3-3'ü karşı karşıya gelecekti. Mazzari top ayağında iken klasik genişleyen kanatların yanı sıra, Esteban Cambiasso'yu biraz daha sarkıtıp yanındaki Taider ve Guarin'e hücumu yüklemişti. Bunun yanında Rodrigo Palacio'yu daha hareketli biçimde kullanmayı amaçlamış. Ricky Alvarez ise -açıkçası uzun zamandır seyretme fırsatı bulamamıştım- üstüne katarak gitmeye devam etmiş. Tabii ki Alvarez özelinde ve de takımın genel açlığını düşünecek olursak Mazzari'nin takıma ne denli etki ettiğini bir kez daha anlayabiliyoruz.

Rudi Garcia ise ligin başından beri aynı düzende oynamaya devam ediyor. Bu maçtaki fark ise ileride özellikle Gervinho'nun daha efektif bir hale bürünmüş ve hücum hattının sürekli dinamik bir biçimde pozisyon değiştiriyor olmasıydı. Lille ile duble yaptığı senenin açıkçası bir tık üzerinde bir sahaya yansıyış sezinledim. Belki de maçın coşkusundandır bilemiyorum. Burada Florenzi'ye ekstra bir parantez açmak istiyorum, hücum hattındaki görevi bir yana orta alana yaptığı dolgular ile son derece hayati bir performans sergiledi. Hücumda üç aşağı beş yukarı üstteki tarzda dağılan Roma, savunmada özellikle kompakt bekleyecekleri zaman Pjanic'i öne atarak 4-2-3-1 benzeri  bir dağılım ile sahadaki yerini alacaktı.

Maç ilk saniyeden itibaren tempolu başladı. Inter topa hakim olan, Roma ise kısa ve hızlı paslar ile direkt hücumu benimseyen taraf konumundaydı. Inter'in vitesi arttırmasına izin vermeden Roma 18. dakikada Florenzi-Gervinho-Totti organizasyonu ile golü buldu. Bu golün Inter üzerinde hafiften bir şok dalgası yaymasını bekliyordum, fena çuvalladım. Inter yaralı hayvan moduna geçmişti. Önce Guarin'in inanılmaz vuruşunun direkte patlaması ve ardından Alvarez'in kafasının De Sanctis'te kalması golün geleceğini söylüyordu sanki. Roma edilgen olan taraf haline dönüşüyordu. Inter istekli ve daha genç olmanın avantajını iyi kullanıyordu. Roma'nın şanslı olduğunu söylemeye başlarken Totti'nin ayağında başlayan atak Gervinho'nun hakem için çok pis bir noktada yere düşürülmesi ile son bulacaktı. Penaltı kararının ardından Totti topun başına geçti ve 2-0 dakika 39... İlk golde beklediğim şok bu kez Inter'e uğrayacaktı. Aradan dört dakika geçtikten sonra yine hızlı bir hücumda Strootman'ın fazla iyi pası neticesinde Florenzi'nin ayağından gol bulunuyordu. İlk yarı 3-0 Roma lehine geçilecekti.

İkinci yarıda Pereira - Icardi değişikliği ile Inter aşağıdaki düzene geçti. Top rakipteyken dörtlü savunma, top ayaktayken üçlü savunmayı uygulayan Inter bu düzene geçti. Bu düzene geçildiği anda geçtiğimiz sezon Mazzari'nin San Paolo'da Juventus'u ağırladıkları karşılamada -hafızam beni yanıltmıyorsa(farklı bir isim olursa buraya düzeltme gelecek)- Maggio'yu Nagatoma benzeri bir şekilde kullanışı aklıma geldi. İstenilen elde edilemedikten sonra Mazzari'den ya herro ya merro hamlesi de Milito ile gelecekti. 4-2-4 düzenine geçiş meyvesini veremedi. Gervinho ile birkaç kez pozisyon bulan Roma farkı daha da arttırabilirdi. Buna karşın son dakikalarda ikinci sarı kartı görüp oyundan atılan Balzaretti'nin takımını on kişi bırakışı malumun ilanı olup skorun böyle kalacağını da belli eden cinsten bir gelişme haline geliyordu.

Inter ağır bir yara aldı. Toparlayacaktırlar. Genç kadroları bu tip skorların üstesinde gelebilecek yetenekte isimleri barındırıyor. Roma ise müthiş çizgisini devam ettiriyor. Juventus'un baba çiftliğine çevirdiği ligde "akıllı ol" mesajını veren cinsten bir takım haline geldiler. Rudi Garcia muazzam bir iş çıkardı, devamını hep beraber göreceğiz lakin yenilgisiz ekiplerden ikisinin karşılaştığı bu mücadelede Garcia'nın Roma'sı rakibini uçurumdan acımasızca itiyordu demeden kendimi alamayacağım.

Ufuk Tolga Aldırmaz

16 Ağustos 2013 Cuma

Kolay Olmayacak

AS Roma Serie A'daki son "Ben de bu işin içindeyim!" mesajını 2009-2010 sezonundaki ikincilik ile vermişti. Philippe Mexes, John Arne Riise, David Pizarro, Luca Toni gibi isimler son kez yarışmacı takım olduklarını hatırlatan cinsten olan kadronun yıldız isimleriydi. Tabii ki demirbaşlar Francesco Totti ve Daniele De Rossi gibi isimleri de unutmak olmaz. Daha sonraki sezonlarda gelen sırası ile altıncılık, yedincilik ve geçen sezonki altıncılık ise bir noktada yanlış yaptıklarının kanıtı niteliğindeydi. Oyuncuların dağılması bir tarafa, 2010-2011 sezonunda sportif direktörlüğe getirilen Walter Sabatini'nin yanlış adımları Roma'yı zirveden uzaklaştırmaya yetecekti. Claudio Ranieri, Vincenzo Montella(caretaker), Luis Enrique, Zdenek Zeman ve Aurelio Andreazzoli(caretaker) gibi birbirinden farklı profillerdeki marjinalliğe varan teknik direktör seçimleri Sabatini'yi sıkıntıya sokan durumların başında geliyordu. Nitekim o da bunun farkında olacak ki bir düzen oturtturmanın peşine düşerek Fransız Rudi Garcia'yı takımın başına getirdi.

Rudi Garcia, 2008'de bir proje olarak Lille'in başına getirilmişti. Nitekim bu proje 2010-2011 sezonunda Ligue 1 şampiyonluğu ve Fransa Kupası ile amacına ulaşacaktı. Roma düşerken Lille yükseliyordu. Ardından bu çaptaki Ligue 1 şampiyonlarının kaçınılmaz durumu olan oyuncu satımı faslına gelindi. Her ne kadar profesyonelliği müthiş icra edip giden her ismin yerini doldursalar da potada kalmayı başaramamaları neticesinde Garcia'nın başında olduğu proje lağvedilecekti. Sözleşmesinin sona ermesi neticesinde Roma'ya imza atarak Lille'dekinden çok farklı bir profildeki takımın başına geçip tabiri caizse büyük bir maceraya atılacaktı.

Takımın başına geçtiği ilk günden itibaren sorunların da ortasına düşecekti. Büyük defoları bulunan kadro bir yana, Daniele De Rossi'yi ikna etmek, Marquinhos'u elde tutmak ve Totti'nin emeklilik zamanına karar vermek konusundaki düşüncelerini değiştirmek zorundaydı. Nitekim De Rossi ikna edildi, Totti de sezon sonu kariyerine son noktayı koyacaktı. Marquinhos'un gidişi ise büyük bir maddi getiri ile oldu. Aslına bakacak olursak bu satış Garcia'nın elini kuvvetlendiren de bir satış oluyordu. Sıra kadronun defolarını kapatmaktaydı. Geçtiğimiz sezon şampiyon Juventus kadar gol atmalarına rağmen(71) savunmaları felaketti. Zeman'ın kaos futbolunu da düşününce doğal gelmesine rağmen takviye şarttı. Öncelikle Maarten Stekelenburg'un yetersiz performansının farkındaydılar ve (beğenmeme ve sevmeme hakkınız saklıdır) ligin en iyilerinden biri olarak gösterilen Morgan De Sanctis'i aldılar. Beğenilmeyen Ivan Piris'in bonservisini almayıp her ne kadar düşüşte de olsa Serie A'ya damga vurmuş Maicon'u o bölge için kadrolarına kattılar. En büyük sıkıntı ise tandemdeydi. Marquinhos'un gidişi ile o bölgeyi tolere etmenin zor olmasına rağmen ligde göz kamaştıran Mehdi Benatia ve genç Hırvat Tin Jedvaj ile boşluk ideal biçimde dolduruldu. Orta sahaya Serie A başta olmak üzere ilerleyen yıllarda dünya futbolunda yer edinmesi hiç de zor olmayan Kevin Strootman eklentisi yapıldı ki şüphesiz en heyecan verici transfer. Dar olan forvet rotasyonunu genişletmek amacı ile Garcia'nın eski öğrencisi Gervinho, Pescara'dan Gianluca Caprari gibi bir yetenek ve Serie A'nın son dönemdeki gözde santraforlarından Mattia Destro da kadroya katıldı.

Garcia'nın Lille'deki vazgeçilmez diye nitelendirebileceğimiz 4-3-3'üne uygun bir kadro yapısı oluşturuldu. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan hazırlık kampında oluşturulan kadrolar neticesinde altta görebileceğiniz kadro ideal kadro olarak göze çarptı. Şu an için en büyük zaaflarının taktiksel disiplini oturtamamaları olduğunu söyleyebilirim. Zamanla aşılacaktır. Sahada dengeli göreceğimiz Roma, geçen sezon Zeman'ın Roması'ndan farklı olarak daha derli toplu lakin göze o denli hitap etmeyen bir takım hüvviyetinde olacaktır. Transferlerin kağıt üzerinde her ne kadar önemli olduğunu söylesek de bir takım riskleri içinde barındırdığını takdir edersiniz. Roma'nın sene içinde oluşabilecek sorunlar bu duruma yönelik olur gibi gözüküyor. Son sezonundaki efsane Totti, bayrak adam De Rossi, yeni heyecan Strootman ve savunma hattı ise sezon sonu nerede olacaklarını belirleyecek. Garcia'nın Osvaldo'yu kadroda tutması ya da tutamadığı takdirde yapacağı hamle ise yine belirleyici olacak bir diğer faktör.

Velhasılkelam Roma heyecan veriyor. Garcia projesi ile Roma'nın önü açık. İstikrar sağlandığı takdirde ilerleyen sezonlarda hükümranın bileği bükülebilir mi? Neden olmasın. Bu sezon zor. Hedef Şampiyonlar Ligi potası.

NOT: Bu yazı yarisaha.com için yazılmıştır. Bundan sonra elden geldiğince o platformda yer almaya çalışacağım. Saygılarımla.

Ufuk Tolga Aldırmaz

15 Ağustos 2013 Perşembe

Aldair'in Forması Emin Ellerde

13 Şubat 1990 doğumlu Kevin Strootman, şu günlerde yepyeni bir heyecan yaşıyor. Yeni takımı Roma'nın teknik direktörlüğe getirdiği Rudi Garcia'nın en kilit hamlelerinden biri, hatta birincisi olarak göze çarptı. Daha önce bahsetmiş olduğum Garcia'nın sistemi içindeki büyük bir boşluğu fazlası ile dolduracağını rahatlıkla söyleyebilirim. 

Strootman, Sparta Rotterdam'da başladığı kulübü gibi kendisinin de inişli çıkışlı kariyerinde çok geçmeden fark edildi. Çok kısa süreli Utrecht kariyerinde üzerine koyması neticesinde PSV'nin yolunu tutacaktı. Utrecht'ten Dries Mertens ile birlikte transfer oldukları PSV'de beklentiler hali ile yüksekti. Onunla birlikte çok geçmeden PSV'nin as kadrosunda, sonrasında da ilk on birinde yer bulacaktı. İkisinin de göstermiş olduğu performans dikkat çekiciydi. Mertens için A klasman takımlar konuşulmasa da Strootman için Manchester United başta olmak üzere birçok elit kulüp ile adı geçmekteydi. Nitekim iki kader arkadaşı yine birlikte, aynı lige fakat farklı takımların yolunu tutacaklardı. Hepimizin bildiği gibi Mertens Napoli'nin yolunu tutarken Strootman Garcia'nın puzzleını tamamlamak için başkentin yolunu tutacaktı. Strootman hızlı adımlar ile kariyerinde ilerlemeye devam edip yaptığı 16.5 milyon Euro'luk transferin ardından Portakallar'ın kaptanı olarak sahaya çıkmaya başlıyordu. Bu yaşta bir isim için çok daha iyi bir kariyer planlaması oluşturmak kolay değil, değil mi? 

Strootman Roma'ya transferinin ardından ilk açıklamalarında kilit bir cümle kurdu. "I spoke to Coach Rudi Garcia and he is very important for me. I took everything into account and that made my choice easy.". Garcia'nın Lille'den aşina olduğumuz üçlü orta sahalı düzeninde Daniele De Rossi- Miralem Pjanic ikilisinin yanına kimi koyarsınız diye sorsak sanırım az çok futbolun gerçeklerine hakim olan herkesin listesinde Strootman yer alacaktı. Açıkçası "çift yönlü orta saha" şeklinde futbol terminolojimize sokulan tiplemenin Roma için muhteşem bir uygulayıcısı olacaktır. Alttaki infografikte de görebileceğiniz gibi Strootman tam bir top kapma ve pas canavarı. Bu çizgisini devam ettireceğinden şüpheniz olmasın. Tek handikapı Eredivisie'den Serie A'ya geçiş yapmış olması. Bu handikapı da evrilme yoluyla atlatacağını varsayıyorum. Bu evrilme esnasında "Top Class" seviyeye her gün daha da fazla yaklaşacaktır. 



Rudi Garcia ile gün geçtikçe daha çok dilendiğim Roma için Scudetto pek de yakın bir ihtimal değil. Buna karşın Garcia bu yetkin takımı bir şekilde yarışın içine sokmayı başaracaktır. Bu sezonu Roma ve Strootman başta olmak üzere birçok isim için geçiş evresi olarak kabul etmek hayırlı olacaktır. Strootmanlı Roma, son dönemlerde hiç olmadığı kadar heyecan verici, orası garanti.

Ufuk Tolga Aldırmaz

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...