2012 Süper Kupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2012 Süper Kupa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Ocak 2013 Salı
Sneijder geldi ama kimse de demiyor ki ne oynayacak bu adamlar?
Malum Fenerbahçe'nin durumu içler acısı, üzerine kelam ederken bile yüreğim burkuluyor. Ben Galatasaray üzerine bir iki şey yazayım diyorum.
Transferde Sneijder'i aldı Galatasaray.Açıkçası bir Fenerbahçeliden öte,bir futbol sever olarak kıskanmadım desem yalan olur. Sneijder benim görüşümde hala dünyanın en iyi 10 orta sahasından biri. Öyle diğer elde patlayan yabancı transferler gibi olacağını da sanmıyorum. Disiplinli,iş ahlakıyla öne çıkan bir isim,herkesin de aklındadır Beethoven ( Doğru mu yazdım ) Senfonisi gibi çalışan Mourinho İnter'inde gösterdiği şef performansı.
Neyse böyle bir dünya yıldızının yaptıklarını ve karakterini anlatmak abes-i iştigalden öteye gitmez. Burada kafamda soru işareti olan ve bu yazıyı yazmama da sebep olan şey Galatasaray'ın onu nasıl oynatacağı..
Herkes ofansif karakterli bir oyuncu olarak bilir ama, bilinenin aksine Sneijder pozisyon alma yeteneği ve oyun azmi ile kariyerine defansif oyun kurucu olarak başlamıştı. Yıllar içerisinde üstün yeteneği ile forvet arkasına doğru kaymış olsa da, ben zorluk derecesi kasmayacak maçlarda Selçuk ile yan yana oynayabileceklerini düşünüyorum.
Tabi ki iş oraya o iki adamı koymakla bitmiyor,Sneijder'in orada daha efektif oynabilmesi için Selçuk'un da geçen seneki performansına yakın oynaması gerekiyor. Fatih Hoca'nın geçen sene oynattığı paylaşıma dayalı hücumcu sisteminin örneklerine bakacak olursak bu sistemin mükemmellikler üzerinden gerçekleştiğini ve oynamanın zor olduğunu söyleyebiliriz.
Geçen sene oynanan oyunu güzel kılan temel husus bence kanat oyuncularının içe dönük/göbekle pas alışverişinde bulunan oyuncu tiplemeleri olmasıydı. Bu sene transfer edilen Hamit de bu oyunun en iyi temsilcisi ilk etapta bakıldığında. Ama Hamit'in de kötü performansının yanına çizgi oynayan/ 8 milyonu hiç bir zaman karşılayamacak olan Amrabat'ın ( Amrabat çizgi adamıdır, böyle oyuncularla iç orta alan oyunu oynanmaz) kötü formu da eklenince kanatlardan iç orta alana yardım hiç gelmiyor ve bol miktarda SOS içeren defansın da sıkıntılarını katlanıyor.
Tabi geçen sene ki takımda Elmander'in takım defansına yaptığı katkıyı ve Necati'nin pas trafiğinde nasıl köprü oluşturduğunu da belirmek şart. Bu iki oyuncu da bugün yok. Elmander ruhen,Necati fiziken..
Burak ve Umut'un kullanım alanları değiştirilebilinir, kenar hücumcuların iç orta saha ile alışverişi daha fonksiyonel kılınırsa, Sneijder'in 4-2- gerisini sen koy sisteminde de iş yapabileceğini düşünüyorum.
Benim yazdığım ütopik/ uzun vadeli planlar sonucu uygulanacak bir oyun anlayışı.. Hayal kurma lan diyebilirsiniz doğrudur/ o zaman ben de 4-3-1-2 / 4-2-3-1 sistemini yazayım kısa kısa.
Geri dörtlü Chedjou adı geçiyor ona da bir sonraki yazıda değineceğim,sol bek ne olur bilemiyorum, Muslera,Semih,Eboue,Transfer,Transfer,.Selçuk,Melo,Hamit,Sneijder,Burak,Maalesef Umut..Neden maalesef yabancı kontenjanı sıkıntısı..
Bu oyunda klasik İnter düzeninde forvet arkası oynayacaktır Sneijder. Melo ve Selçuk ,10 metre çaprazında Hamit destekli bir 4-3-1-2'imsi 4-2-2-2 oynayacaktır..İç kanat oyuncularından daha fazla destek alınır,orta alanda Melo toparlar,stopere de ayağı top yapan hızlı bir savunmacı alınırsa Beşiktaşlı ve Fenerbahçeli iki yazar Ufuk ve Ben olarak iflas bayrağını çekebiliriz korkusundayım.
Etiketler:
1.81,
1.90,
1.Yıl,
2-4-4 Düzeni,
2002,
2008,
2011-2012 sezonu,
2012,
2012 Süper Kupa,
2012 Şampiyonlar Ligi Finali,
2012-2013 Sezonu,
Jose Mourinho,
Moratti,
Wesley Sneijder
13 Ağustos 2012 Pazartesi
Arayışlar ve Sorunlar
Süper Finalli Spor Toto Süper Ligimiz’in yine Süper olan (!)
Kupa’sı ile geçen sezonun son kupası da sahibini buldu. Bundan ziyade sezonun
ilk mücadelesi olması açısından bu mücadele çok daha büyük bir önem arz ediyor.
Tabii ki Erzurum’da alınan kupanın hem manevi hem de iki takımın arasındaki
rekabetten dolayı çok daha büyük bir anlamı olduğunu görmezden gelmek olmaz.
Genel itibari ile iki takımın da daha tam anlamıyla hazır
olmadığını ve birçok eksik ile mücadeleye çıktıklarını unutmayıp, maçı bu eksende
yorumlamak gerek. İki takımı da ne göklere çıkarmalıyız ne de yerin dibine
sokmalıyız. Tüm bunlara rağmen bu maçın ışık tutucu taraflarının da olduğu
aşikar. Önce maça ufak bir göz atıp eksiklere bir bakalım istiyorum.
Maçı
devre devre incelemekte fayda görüyorum. İlk devre geneli itibari ile doğruları
yapan bir Galatasaray ve edilgen bir Fenerbahçe vardı. Galatasaray akil bir biçimde
önde bastı. Zaman zaman sekteye uğrasa da alan daraltma işini iyi becerdi. Yine zaman zaman takım halinde topun gerisine
gelip, hızlı biçimde saldırı konumuna geçti.
Bunların efektifliğe dökülmesi ise Fenerbahçe’nin yukarıda belirttiğim
edilgen yapısından kaynaklanıyordu. Çok yumuşak bir defansif hat ile oynanan ve
bu hattın topla arasının iyi olmaması baskı yapan Galatasaray’ın işini
kolaylaştırıyordu. Nitekim böylece pozisyonlar üst üste geldi. Aynı zamanda
Cristian’ın stoperlerin arasına girecek kadar fazlaca geriye gelip top “çıkaramaması”
da yenilen baskının savuşturulamamasına neden oluyordu. Dikkat çekici olan
burada Mehmet Topal yerine Cristian’ın kullanılması. Kısacası Aykut Kocaman arayışlarda.
“Yeni Eklenen Parçalar ve Fenerbahçe” yazımda belirttiğim gibi, oraya transfer
yapılmaması halinde takım anlamında çöküşe kadar gidilebileceğinin
işaretçisidir. Emre Belözoğlu lig ve özellikle Avrupa’da çok aranacaktır. Aykut
Kocaman’ın, kocaman egosu maalesef an itibari ile Fenerbahçe’nin zararına bir
eyleme dönüşmüştür. On dokuzuncu
dakikada Mert’in hatası ile gelen gole, Alex 45+1. Dakikada biraz da şans işi
bir gol ile cevap vermiş oldu:1-1…
İkinci devre ise Fenerbahçe ölü toprağını üzerinden atarak
sahaya çıkmıştı. Defans hattı daha dengeliydi.
Top biraz daha rahat bir biçimde ön bölgeye aktarılabiliyordu ki bundan
etken Galatasaray’ın ön alan presinde vitesi düşürmesinden kaynaklanıyordu. İlk
yarıya göre pozisyon anlamında daha kısır giden mücadelede elli sekizinci
dakikada Kuyt’ın ön alanda düşmesi(çok tartışılır) ile kapılan topta Selçuk’un
yine Umut’u müthiş bir şekilde topla buluşturması neticesinde Umut da güzelce
bir son vuruş ile topu ağlara gönderiyordu. İzmir’de Lazio ile yapılan hazırlık
maçındaki golün bir benzeri atılmıştı. Aktör bana kalırsa yine aynı: Selçuk
İnan. Golden sonra altmış beşinci
dakikada kullanılan korner neticesinde oluşan karambolde Kuyt yine o öldürücü
ceza sahası bitiriciliğini konuşturdu. Golden daha önemli olan bir şey varsa
sanırım o da Engin’in atılış şekli. Kendi kendime “Bu adam sanırım şizofren.” dedim.
Zaten mimli olan bir adamın artık cezasını çekme vakti gelmiştir. Bakalım Fatih
Terim ve akabinde yönetim nasıl bir cezayı ona layık görecekler. On kişi
kalınınca Terim hemen 4-4-1’e dönüldü. Elmander yerini Amrabat’a bırakıyordu.
Aynı zamanda Topal yerini Krasic’e bırakıyordu ve Topuz da o bölgeye
kaydırılıyordu. Kısacası Aykut Kocaman “yine” arayışlarda. İstenilen etki bu
değişiklik ile de görülmedi. Aksine Galatasaray Selçuk’un yanına Hamit’in
çekilmesi ile onu daha rahat kullanmaya başlamıştı. Bu da direkt olarak topa
sahip olmada ve dirence etki etti. Fenerbahçe tekrar edilgen görüntüsüne
dönüyordu. Performans anlamında gittikçe
düşen iki ekibin de son darbeleri vurma çabaları doğal olarak baş gösteriyordu.
Neticesinde doksanıncı dakikada kazanılan penaltı da fişi çekiyordu. Yaklaşık
yirmi beş dakika on kişi oynamasına rağmen Galatasaray’ın kupayı alması da son
derece enteresandı: 3-2…
Gelelim sorunlara.
Galatasaray:
1.Hakan Balta’nın lig ve Şampiyonlar Ligi temposunu
kaldırması zor gözüküyor. Bir transfer elzem gibi duruyor.
2.Semih Kaya artık acemilik dönemini atlattı. Daha sezonun
başı fakat hatalarına hoşgörüyle bakılmayacağının da bilincinde olmalı.
3.Melo’nun ve özellikle de Selçuk’un bir alternatifi daha
yok. Hamit dahil o etkiyi yapabilecek bir isim kadroda yok ki üst düzey iki
oyuncu olması açısından normal gözüyle bakalabiliriz. Buna rağmen yokluklarında
çok zorlanılacaktır. Fatih Hoca bir çözüm yaratabilmeli.
4.Engin Baytar’ın kadroda bulunması başlı başına bir sorun
yaratacak ve mental yorgunluğu da teknik ekip adına getirecek.
5. Forvet hattında tatlı bir sorun yaşanacak. Fazlalık,
futbolculara form tutturmada sıkıntı yaratabilir, dikkat.
Fenerbahçe:
1.Defans hattı Gökhan Gönül ve Joseph Yobo’nun gelişi ile
kendini toparlayacaktır lakin alternatifsiz olduklarını gördük. Kaliteli isim
eksikliği var.
2.Sow mu Kuyt mı tartışmaları yakında yaşanmaya
başlayacaktır. Stoch ve Caner tercihi de bir o kadar…
3.Pas takımı olarak bilinen Fenerbahçe’nin pas ayaklarının
azalması ve transferin kapandığının dile getirilmesi.
4.Deplasman sıkıntısının tekrir olacağının gözükmesi.
5.En büyük sorun: Aykut Kocaman…
NOT: Selçuk İnan ve Dirk Kuyt. Tartışmaya kapalı iki isim.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



