Profil
M'Baye Niang 19 Aralık 1994 tarihinde Fransa'nın Meulan kentinde dünyaya geldi. Senegalli bir ailenin çocuğu olan Niang daha küçücük bir çocukken bile dikkat çekici bir fiziki yapıya sahipti. Futbola olan ilgisi de ailesinin teşviki ile beraber amatör bir kulüp olan Basse-Seine Les Mureaux'da yeşerecekti. Burada da o iri cüssesinin yanı sıra attığı goller ile dikkat çekecek olan Niang yine amatör bir kulüp olan Poissy'e geçecekti. Poissy bulunduğu bölgenin merkez kulüplerinden biriydi. Dikkat çekmesi daha kolay olacaktı ve oldu da. 2007'de Caen'in gözlemcileri Laurent Glaize ve David Lasry'nin dikkatini çeken 13 yaşındaki 1.75'lik delikanlının(!) Caen'e transferi de gecikmedi. Paris Saint-Germain ve Lille gibi kulüplerin onu bünyelerine katmak konusunda geç kaldıklarını da belirteyim. Alt yapı eğitimini tamamladıktan sonra Caen'in ikinci takımı ile maçlara çıkan Niang yaşıtlarının fazlasıyla üstünde bir performans sergiledi. A takıma yükselmesi de buna paralel olarak uzun sürmedi. 2011-2012 sezonunu geçirdiği takımına Avrupa'nın Juventus, Manchester City ve Tottenham gibi önemli takımları nabız yoklamak için harekete geçti. Buna karşın onun yolu İtalya'nın Milano şehrine düşecekti, AC Milan'a. Kariyerinde toplam 70 maç altı gol beş asistliklik performans ile boy gösteren Niang, aynı zamanda Fransa Milli Takımı'nın alt yaş kategorilerinde de yer aldı. U16, U17 ve U21 takımlarında görev alan Niang'a Senegal Milli Takımı'nda oynaması yönünde bir teklif de geldi. O bu teklifi nazik bir biçimde içinde bulunduğu an içinde reddetti. Yaşının genç olduğunu ve Fransa Milli Takımı'nın alt yaş kategorilerinde oynamaya devam etmesinin onun gelişimi için son derece yararlı olduğunun farkındaydı. Ayrıca Clairefontaine'nin de havasını kısa süreli de olsa soluduğunu belirtmeliyim.
Tarz
Hedef santrafor olarak başladığı kariyerinde birçok özelliklere sahip olması sebebi ile sağ ve sol forvet olarak oynayarak devam etti. Stil olarak Thierry Henry'e benzetildiği için onu daha çok Barcelona'daki günlerinde olduğu gibi sol forvet olarak kafanızda bir yere oturtabilirsiniz lakin ters tarafta kullanılması daha ideal olan olacaktır.
Güçlü Yönleri
M'Baye Niang'ın profilinde de belirttiğim gibi yaşıtlarına göre fazlasıyla üstün bir fizik çatısı var. Hatta yaşıtlarından büyük olan isimlerle de bir kıyasa girdiğinde galip çıkabilecek tarafın onun olduğunu belirtmeliyim. Fizik çatısını güç ile bezemiş. Gücünü saha içinde pozitif olarak kullanmasını bilmesi de onun için önemli bir avantaj. Tatlı sert bir forvet olduğunu söyleyebilirim. İkili mücadelelerden kaçınmaması ve genellikle o ikili mücadelelerden galip taraf olarak çıkması çok önemli. Rakip stoperlerin ezebileceği yumuşaklıkta bir forvet kesinlikle değil. Top kapma becerisi de mevcut ki bu da kurnazlık yaptığı takdirde fazlası ile işe yarayabiliyor. Tüm bunların yanında bir de saha içinde kullanmayı fazlasıyla iyi bildiği bir enerjisi mevcut. Bu da aklıyla oynadığının göstergelerinden birisi olarak göze çarpıyor.
Top tekniğinin de güçlü yönleri arasında sayılabilirim. Güçlü fiziği ile top tekniğini harmanlayan isimlerden birisi. "Top ayağına yakışıyor" tabirini kullanamasak da var olan seviye gelişime açık bir futbolcu olduğunu da düşünürsek yeterli seviyede.
Yaşını da göz önünde bulundurduğumuzda santrafor sezgileri ve yer tutuşunun da iyi sayılabilecek özelliklerinden ikisi olduğunu rahatlıkla dillendirebilirim.
Zayıf Yönleri
Top tekniğinin iyi sayılabilecek seviyede olduğunu söyledim. Buna karşın pas oyununa henüz adapte olamıyor. Buna paralel olarak saha görüşü de vasat seviyede. Açık alanda aksi olmasına karşın dar alanda birebirlerde tehlikeli bir isim değil. Bunlardan daha önemli olan iki başlık mevcut. İlki sağ ve sol forvet olarak çokça forma giymesine karşın uzaktan şutlarının istenilen seviyede olmaması. İkinci ve daha da önemlisi ise net bir golcü kimliğinin var olmaması. Bunun ana sebebi de son vuruşlarda istenilen seviyeye henüz ulaşmamasıdır.
Nasıl Kullanılabilir?
Yukarıdaki başlıklarda belirttiğim gibi sol ve özellikle sağ forvet olarak oynayabileceği gibi santrafor olarak da sahaya sürülebilir. Güçlü ve zayıf yönlerini terazinin kefesine koyduğumuz zaman sağ forvet olarak oynaması şu an için akılkarı kaçan seçenek olarak gözüküyor.
Transfer Durumu
Milan onu kolaylıkla bırakmayacaktır. Buna karşın özellikle Ligue 1'in kalburüstü takımlarından birinde kiralık olarak bir sezon geçirmesi ona birçok şey katar. Yeterli süreyi bulup bulamadığı tartışılır lakin o coğrafyaya geri dönmesi her açıdan kariyeri için dönüm noktası olacaktır.
Gelecekte Ne Olur?
Açıkçası tahmin etmek güç. Mevcut özelliklerini ve Milan gibi bir kulüpte forma giydiğini göz önünde bulunduracak olursak en kötü ihtimalle elit liglerin yarışmacı takımlarından birinde as olarak forma giyecektir. Tekrar ediyorum; en kötü ihtimalle. Buna karşın çok büyük bir golcü olamayacağını kestirmek güç değil. Çok faydalı bir oyuncu olabilir mi? Elbette olabilir. Hatta beklentim bu yönde.
AC Milan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AC Milan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Aralık 2013 Cuma
M'Baye
Etiketler:
AC Milan,
caen,
Fransa,
m'baye niang,
senegal
22 Ocak 2013 Salı
Chedjou gelmesin:(
Dün içim yana yana bir transfer haberi yazdım. İşten çıkmak üzereyken,bir söylenti,bir de baktım ne göreyim. France 365 haber sitesi,Chedjou Galatasaray'da son dakika haberi geçiyor. İçim yana yana yazdım,haykırarak.
Az önce biraz Galatasaray üzerine 2 -3 kelime etmiştim. O kadronun bir de Chedjou ile takviye edildiği hayaline ürperiyorum. Pek çoğunuzun malumudur Lille'in 2 sene önce şampiyonluk ipini göğüslemişti. O kadrodan pek çok yetenekli oyuncu çıktı.Özellikle 85 ve 90 doğumlular üzerinden bakarsan çok iyi bir jenerasyonu yetiştirdi. Kimler çıkmadı ki Sow, Hazard,Debuchy, Gervinho..Ve şimdi de Chedjou gidecek gibi..
O kadroyu pek sevmiştim yalan değil. Neyse hüzünü bırakalım. Galatasaray'ın tam ihtiyacı olan bir isim Chedjou. 27 yaşında,1.84 boyunda. Yerden havadan etkili oldukça hızlı. Galatasaray'ın hareketli önde oynayan düzeninde geri dörtlüyü toparlayabilecek,geriden iyi oyun kurabilecek bir isim..Transfermarkt'ta bonservisine 12 milyon yazıyor ama 7-6 arası çok rahat transfer edilinebilir.
Fenerbahçe'nin Beria ile ilgilendiği haberleri çıkmıştı ilk. Malum Kocaman döneminde Fransa'ya iyi dadandık. Beria'yı da sevsem de onu isteyeceğime 1-2 daha fazla verip kapı gibi Chedjou'yu alırım. O zaman aklıma girmişti aslında 'Chedjou'yu alsak ya be'' fikri.. Sonra Galatasaray dadanmış,Bülent Tulun'un Fransa'da işi bitirmek olduğu üzere söyleniyor,gruplarda Lille ile 5 maça çıktığı için oynayabilir mi GS ile bilemiyorum ama çok iyi transfer olacaktır.
Tekrar ediyorum,1.84 boyunda,hızlı ve oyunu iyi okuyan bir oyuncu. En büyük özelliği iyi top dağıtır, ki bu da Galatasaray sisteminde Ujfalusi sonrası en çok aranan özellik..Alınır alınmaz bilemiyorum ama Galatasaray bazı işleri doğru yapıyor. Ne diyelim bana da ağlaya ağlaya '' Ezeli dostumuzu'' ( YALAN ) TEBRİK etmek kalıyor.
27 Aralık 2011 Salı
Rossoneri Efsanesini Yaratan Adam
1 Nisan 1946 doğumlu olan Arrigo Sacchi devrimci nitelikteki teknik direktörlerden birisidir. Diğerlerinden farklı olmasının birçok sebebi vardır tabii...
Hayatını babasının ayakkabıcı dükkanında ona yardım ederek sürdürür. Aynı zamanda amatör olarak da Fusignano’da top koşturur. Haliyle babasına yardımcılık bir süre sonra tatmin kapasitesinin yanına bile uğrayamaz. Çok sevdiği futbolun, onu içine çektiğini hisseder. Bir şekilde içinde olmak ister. Tabii işi zordur. Futbolculuk için yaşı biraz geçtir. 1977 yılında yine amatör bir kulüp olan AC Bellaria Igea Marina’ya transfer olur. Yaşı ve yeteneklerinin kısıtlılığı sebebiyle burada da profesyonelliğe adım atamaz. O da yine çok sevdiği futbolun sinema değimiyle kamera arkasına geçmek ister. Teknik direktör olmaya karar verir. Tabii günümüzün şartlarında bile futbolun içinden gelmeyenlerin yer edinmesinin zor olduğu bir dünyada o zamanı düşünürsek ne denli güç bir durumla karşı karşıya olduğunu kestirebiliriz.
Hırsın getirmiş olduğu azimle birlikte bir şekilde kendini yaşadığı yerdeki yerel kulüplerin kapısından içeri atar. İlk başlarda altyapı antrenörlüğü yapacaktır. 1977 yılında Cesena genç takımını çalıştırmaya başladı. 82’de İspanya Futbol Federasyonu’nun açtığı kursu tamamlayıp profesyonel antrenör oldu. Gerekli bilgi birikimi sağladıktan sonra 1985 yılında Parma’nın başına geçer ve takımı Serie C şampiyonu yaparak Serie B’ye yükseltir. Daha ilk sezonu için süper bir başarıdır. İkinci sezonunda da takımı yükselme potasında tutar, takım olarak o yılki en büyük başarıları İtalyan Kupası’nda AC Milan’ı eleyerek çeyrek finale çıkmaları olur.
Aslında biraz da Akdenizli kanı sayesinde Berlusconi her zaman fevri hareketler yapar. Bu hareketlere zamanında birini daha katmış. Birinci lig tecrübesi olmayan bir adama AC Milan’ı temsil etmiş. O adam da Arrigo Sacchi işte. Gerçi Milan şu an ki Milan değil. Göreceksiniz efendim.
Bu emanet ediliş hem Sacchi hem Berlusconi hem de Milan için bir dönüm noktası olur. Catenaccio’yu bilmeseniz bile en azından bir kez duymuşsunuzdur. İtalyanların “sıkıcı”, defansif oyun tarzı catenaccio olarak nam salar. “Asma Kilit” de derler bu sisteme. Yerleşmiş olan bu sisteme karcı takımını deyimi yerindeyse Portakal oyuncuları sayesinde Total Futbol’a zorlamıştır Sacchi. Hep ileriye giden hep hücum düşünen hep golü aklında bulunduran bir takım yaratmaya çalışmıştır ve başarmıştır da. İşte bu yüzden “devrimci” sıfatını yapıştırdım isminin önüne. “Her zaman takımlarımı güzel futbol oynaması ve zevk vermesi üzerine kurdum.” Der. Doğrudur da.
Daha ilk sezonunda(87-88) AC Milan’ı Seria A şampiyonu yaptı. Son şampiyonluğundan bu yana 9 yıl geçmişti. Önemli bir başarıydı yani. İtalyan Kupası sahibi Sampdoria’yı ilk kez düzenlenen İtalyan Süper Kupası’nda mağlup edip bu kupayı müzesine götüren ilk takımın hocası olmayı da başardı. Ertesi yıl ligi üçüncü bitirdiler ancak Şampiyon Kulüpler Kupası’nda işler yolunda gidiyordu. Finalde Steaua Bükreş’i yenerek kupanın sahibi oldular. Milan bu kupayı üçüncü kez müzesine götürüyordu. Kupa Galipleri Kupası şampiyonu Barcelona ile Süper Kupa maçına çıktılar. Bu kupayı ilk kez müzesine götüren Milan’ın teknik direktörü olarak o da tarihe geçiyordu. İntercontinental Kupası’nda da Atletico Nacional’ı eleyerek bu kupayı da alıyorlardı. Neredeyse bütün kupaların sahibi oluyorlardı.
88-89 sezonunda Maradonalı Napoli’nin arkasında ligi ikinci bitiriyorlardı.Şampiyon Kulüpler Kupası’nda da bu sefer Benfica’yı yenip kupayı müzeye götürüyorlardı. Süper Kupa’da ise Sampdoria’yı eleyerek Süper Kupayı da ikinci kez üst üste müzesine götürüyordu Sacchili Milan. İntercontinental Kupası’nı da Olimpia’yı mağlup edip kupayı alıyordu. Başarılar tekrarlanıyordu.
Ertesi yıl kazanılan tek bir kupa bile yoktu. Üstelik Berlusconi’nin manevi oğlu saydığı Van Basten ile sürtüşmüştü de. Van Basten yönetime “Ya o ya ben!” demişti. Bir adam hiç mi değişmez diyesim geliyor. Kısacası Sacchi’ye yol görünüyordu. Hatta ilerleyen tarihlerde o günlere dair röportajlarında da bu konudan bahseder. Antrenmanları ağır olan Sacchi’ye şu soru gelir ve karşılığındaki cevap da şudur:
“Futbolun devrimcisi konumundasınız ama sizin idman metodunuzu oyuncularınız bir kabus olarak görüyor. 1990 yılında bu işinizden olmanıza bile sebep olmuştu.Bu konu hakkında ne diyeceksiniz?
-Siz hiç itiraz olmadan gerçekleşen bir devrim gördünüz mü?...”
Milan’dan ayrıldıktan sonra İtalya Milli Takımı’nın başına geçti. Başarısız geçen bir ön eleme ve bir turnuva sonrası o görevde kalması neredeyse imkansızdı. 94 Dünya Kupası’nda Roberto Baggio’nun kaçırdığı penaltı ile ikinci oldukları turnuvada da o vardı gerçi. Atlamamak gerekir.
96-97 sezonu içinde Milan’ın üçüncü teknik direktörü olarak takımın başına getirildi ancak ligi on birinci bitirmelerinin ardından görevden istifa etti.
1998 yılında yurt dışına çıkıp Atletico Madrid’i çalıştırdı. Başarısız geçen bir lig vardı yine. Kral Kupası’nda bir final ve Parma’ya elendikleri UEFA Kupası’nı da değinmeden geçmemek lazım.
2000-2001 sezonunda Parma’nın başına geçti ancak sağlık sebepleri ile görevinden istifa etti. 2004 yılına kadar sportif direktörlüğünü yaptı ancak daha sonra 2005 yılında istifa edeceği Real Madrid’in sportif direktörlüğüne oturdu. Burada da Robinho’nun Real’den Manchester City’e rekor ücret karşılığı transferinden sonra nokta atışı sözlerini sarf eder: “Robinho ruhunu para için satmış. Hiçkimse Real’i bırakıp City’e gitmez.”
Yorumculukla geçirdiği bir sürenin ardından 2010 yılında genç futbolcu akademileri koordinatörü olarak İtalyan Federasyonu’nda görev aldı. Ve halen devam ediyor.
Kendinden sonraki nesilleri de hep etkilemiştir. Misalen Rafe Benitez’in bir cümlesi vardır: “Görüşlerim Sacchi’nin Milan’ına yakın.Agresif ve ofansif oynayan bir takım istiyorum.”Ayrıca bilindiği üzere efsanemiz futbol dışından gelen “devrimci teknik direktör”dür. Basından buna gelen vurgu sonrası gelen cevap da kendisi gibi efsane haline gelir: “Jokey olmanız için at olmanıza gerek yoktur.” Tanıdık geldi değil mi? Ah be Jose ah be ne ilkti ne de son olacak bu “esinleniş”in…
Başarılar:
Milan ile 2 kez Şampiyon Kulüpler Kupası (1988-89, 1989-90)
Milan ile 2 kez Süper Kupa (1988-89, 1989-90)
Milan ile 2 kez Kıtalararası Kupa (1988-89, 1989-90)
Milan ile 1 kez İtalya Ligi Şampiyonluğu (1987-88)
Milan ile 1 kez İtalya Süper Kupası (1988-89)
Atletico Madrid ile 1 kez İspanya Kral Kupası (1998-99)
Atletico Madrid ile 1 kez UEFA yarı-finali (1998-99)
İtalya Milli Takımı ile 1 kez Dünya Kupası Finali (1994)
Times Dergisine göre Gelmiş Geçmiş En İyi 11. Teknik Direktör (2007)
İtalya'da Yılın Antrenörü Ödülü (1988-89)
Ufuk Tolga Aldırmaz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






