Fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fransa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2014 Cumartesi

Maupay

Profil

14 Ağustos 1996 doğumlu Neal Maupay, Ligue 1 ekiplerinden Nice'de forma giyiyor. Versay doğumlu kendisi. Annesi Arjantinli. Bu da oğlunun çifte vatandaş olmasını sağlıyor. Babasının işleri sebebiyle Maupay daha çok küçük yaşlardayken Cote D'Azur'a yerleşiyorlar. Altı yaşındayken Valbonne Sophia-Antipolis adından yerel bir kulübün alt yapısına yazdırılıyor. On birine geldiğinde de Nice tarafından akademilerine davet alıyor. Beş yıl eğitim gördükten sonra bu yıl A takıma yükseliyor. Geçtiğimiz sezon başında 15 Eylül'de Brest karşısında 90. dakikada oyuna girerek ilk profesyonel karşılaşmasında görev alıyor. Ardından iki sezon öncesinin şampiyonu Montpellier ile deplasmanda oynanan mücadelenin 67. dakikasında oyuna girip bir de asist yazıyor hanesine. Derken bir kaç maç sonra 2-2 berabere giden Evian karşılaşmasında 87'de girip 89'da takımının galibiyet golüne imza atıyor bu genç adam. Daha sonra birkaç defa daha böyle sihirli dokunuşlara imza atıyor. Medyanın o dönem göz bebeği haline gelen Maupay, Fransa Milli Takımı'nın formasını da yaklaşık 30 kez terletti. Kariyerinde toplam 50 maça çıkan Maupay 14 gol 8 asistlik performans çizmiş. 

Tarz

Santrafor, yardımcı santrafor, ikinci santrafor ve hatta kanat forvet olarak oynayabilen Maupay'ı tarz olarak şu sıralar Torino'da top koşturan Carlos Tevez'e benzetmek sanırım doğru olacaktır. Elbette bu benzetmenin eksik ve noksan tarafları da her benzetmede olduğu gibi mevcut. 

Güçlü Yönleri

Fiziğinin avantajlarını ve dezavantajlarını bilerek oynayan bir oyuncu Maupay. Yapabileceklerinin ve yapamayacaklarının farkında. Kısacası farkındalığı olan bir oyuncu. Bunun yanı sıra Fransız futbolunun alt yapıda trend olduğu şu günlerde, yetiştirdiği her oyuncuya kattığı kaliteli eğitim Maupay'da da mevcut. Bu iki nokta benim için ciddi manada önem teşkil ediyor. Sezgileri yaşına oranladığımız zaman bizi şaşırtacak şekilde iyi seviyede. Bir golcü için sezgi, en az stoper mevkiisinde oynayan futbolcular kadar önemlidir. Hız, hızlanma ve patlayıcılık yine onun güç hanesinde yazılı olan başlıklardan. Ceza sahası içi gol vuruşları kendini keyifle izletiyor. Oyun algısının iyi oluşu ile de tüm bunlar birleşince iyi bir ceza sahası golcüsü olduğu ortaya çıkıyor diyecek olursak yeridir. Bunların yanında onu belki de Tevez'e tarz olarak benzetmemin en büyük sebebini belirtmeliyim: Top sürme... Bir santrafor için modern zaman özelliklerinden biridir. Repertuarında bunu barındırması çok önemli.

Zayıf Yönleri 

Kesinlikle yüksek toplar. Bunun yanında uzaktan şut eksiği gözle görülür seviyede. Yaşının getirisi olarak insiyatif almaktan kaçındığını da söyleyebilirim. Çok zoraki bir ekstra da markajdan kurtulurken yaşadığı sıkıntılar olabilir. 

Nasıl Kullanılabilir?

Tarzından bahsederken dile getirdiğim gibi versatil bir hücum oyuncusu. Buna karşın şu an için performansını tam anlamı ile yansıtabileceği mevkii santrafordur. 

Transfer Durumu

Geçtiğimiz sezon attığı kritik goller ile adından fazlası ile söz ettirdi. Şu an için dedikodu dahi yok. Buna karşın önce Fransa'nın üst sıralarına gedikli olan takımlarından birine, sonra da Avrupa'nın TOP seviyedeki liglerine yol alacağından hiç kuşkunuz olmasın. 

Gelecekte Ne Olur? 

Fransızlar'ın kendine has o abartılı üslubu Maupay'ı betimlerken de sirayet ediyor. Daha şimdiden Fransa Milli Takımı'nda yıldızlaşacağını iddia etseler de temkinli olmakta fayda var. Şüphesiz ki Maupay birinci sınıf bir santrafor olabilir. Yapması gereken tek şey gelişimini devam ettirmesi. İngiliz Milli Takımı'nın formasını 16 yaşında giyen Rooney'e benzer bir gelişim yaşayabilir mi? Şu an için pek mümkün görünmüyor. 

Coman



Tarz

Tarz belirtirken  oluşturduğum kendime has çekingenliği Kingsley Coman'da da sergileyeceğim. Beklentileri yükselten bir örnek verebilirim lakin ayakları yere sağlam basmak gerek. Cristiano Ronaldo'nun Sporting günlerini anımsatan bir tarzı var. Belki daha aklı başında ama yetenek olarak daha fakir(!) olan versiyonu.

Güçlü Yönleri

Kingsley Coman efektif bir top tekniğine sahip. Efektif sıfatını koymamın sebebi hem artistik bir tekniğe hem de bu tekniği saha içinde yararlı kullanma huyundan ötürü. İki ayağını kullanabilmesi ile bu durum birleşince ölümcül bir oyuncu haline gelebilmekte. Top kontrolü ve hızı göz dolduran cinsten. Hızlanış avantajını da topsuz oyunda fazlası ile kullanıyor. Bununla beraber top sürme özelliği de mevcut. Rakibini rahatlıkla ekarte edebiliyor, içe rahat kıvrılabiliyor. Zeki bir oyuncu. Hücum aksiyonlarında nerede ne yapacağını gayet iyi biliyor. Törpülenmiş ancak yok edilememiş egosuna rağmen doğruyu seçmekte zorlanmıyor. En büyük artısı da bana kalırsa olgun bir oyun icra ediyor olması.

Zayıf Yönleri

Maç tecrübesi yok. Süre buldukça kişisel gelişimi de hızlanacaktır. Orta zaafiyeti de mevcut. Yüksek toplar konusunda da arafta kalmış bir vaziyette. Zayıf demek belki hoş olmayacak lakin geliştirmesi gerek.

Nasıl Kullanılabilir?

Hücumun iki kanadı ve orta sahada hücumcu merkez oyuncusu olarak kullanılabilir. İlk etapta kanatta kullanılması oyun görüşünü de geliştirecektir diye düşünüyorum.

Transfer Durumu

Söz konusu değil. Paris Saint-Germain'in alt yapısının göz bebeklerinden.

Gelecekte Ne Olur?

Beni fazlası ile heyecanlandıran bir isim. 16 yaş hakikaten zor yaş. Buna karşın muhteşem bir potansiyeli ve onu realiteye çevirebilecek bir mental yapıya sahip.

20 Aralık 2013 Cuma

Mendy

Profil

Benjamin Mendy 17 Temmuz 1994 Fransa Longjumeau doğumlu bir isim. Futbol yaşantısına 2000 yılında amatör bir kulüp olan Palaiseau'da başlar. Burada geçen yedi sezonun ardından istikamet Le Havre olur. 2011'e gelene dek alt yapı kariyerini sürdüren Mendy, 2011'de Le Havre'nin as takımına yükselir. Geçecek olan iki sezonda birçok Ligue 1 takımının dikkatini çeken Mendy'nin rotası Marsilya olur. U16'dan beri formasını giydiği Fransa Milli Takımı'nın formasını henüz A milli olarak giyemese de istikrarı o günlerin de yakın olduğunu gösteriyor. Birçok kez kaptanlık da yapan Mendy profesyonel kişiliği ile daha şimdiden dikkat çeken bir sporcu. Kariyerinde toplam 100 karşılaşmaya çıkan Benjamin Mendy, üç gol altı asist ile oynuyor.

Tarz

Fiziği ve oyun tarzı olarak birine benzetecek olursak vatandaşı Aly Cissokho'ya benzetebiliriz. Cissokho'ya nazaran hücum aksiyonlarını daha iyi sergileyen Mendy, potansiyel olarak da daha fazlasını vaad ediyor.

Güçlü Yönleri

Fizik çatısı ve buna paralel gelişen atletik özellikleri son derece iyi seviyede. Bunun sahaya tezahürü güçlü bir futbolcu görüntüsü ki bu sadece görüntüde kalmıyor. Topla ilişkisi iyi denilebilecek seviyede. Pas oyununa yatkın. Çevre görüşü gelişmiş seviyede. Uzun toplar atarken sıkıntı yaşamıyor. Aynı zamanda ortalarının da tehlike arz ettiği "göz kararı" yüzdesi de hiç fena değil. Boyunun avantajını yüksek toplar ve ters kademelerde layıkı ile gösteriyor. Yer tutuşu ve dengeli oyunu da en önemli artıları. Markaj becerisi de yine fena sayılmayacak seviyede.

Zayıf Yönleri

Bir savunma ve özellikle de bek oyuncusu için hız önemlidir. Mendy için hızlı bir oyuncu desek bir hızlanması iyi olan bir oyuncu diyemeyiz. Dar alanda var olan çabukluğu geniş boşluklarda pek gözükmüyor. Gözlemleyebildiğim en önemli eksikliği de top kapmasındaki sıkıntı.

Nasıl Kullanılabilir?

Mendy için modern bir sol bek diyebiliriz. Oyunun iki tarafında da maç boyunca var. Geçmiş zamanda sol önde de oynadığı birçok karşılaşma oldu. Önde baskılı oyunlarda bekinizi çıkarmak istiyorsanız bir takım noksanları mevcut, yukarıda belirttim. Dengeli hücum yapmayı seven takımlar için ise bulunmaz nimet niteliğinde.

Transfer Durumu

Marsilya'ya içinde bulunduğumuz sezonun başında transfer olan Mendy için yakın gelecekte yeni bir transfer görünmüyor. Önümüzdeki sezonda özellikle İngiltere Premier Ligi'ne transfer olacak olursa açıkçası hiç şaşırmayacağım.

Gelecekte Ne Olur?

Yaşına göre önemli bir tecrübesi var. Yavaş yavaş Marsilya'nın ilk on birindeki yerini de alıyor. Gelecek sezonlarda aksilik olmadığı takdirde daha iyi liglerde göreceğimiz garanti. Buna karşın tepedeki takımlara mı yoksa yarışmacı takımlara mı gidecek işte o soru işareti. Ben oy hakkımı ilkinden yana kullanıyorum. Mendy'e de o şans gelecektir. Yetenekleri bunu hak ediyor.

M'Baye

Profil

M'Baye Niang 19 Aralık 1994 tarihinde Fransa'nın Meulan kentinde dünyaya geldi. Senegalli bir ailenin çocuğu olan Niang daha küçücük bir çocukken bile dikkat çekici bir fiziki yapıya sahipti. Futbola olan ilgisi de ailesinin teşviki ile beraber amatör bir kulüp olan Basse-Seine Les Mureaux'da yeşerecekti. Burada da o iri cüssesinin yanı sıra attığı goller ile dikkat çekecek olan Niang yine amatör bir kulüp olan Poissy'e geçecekti. Poissy bulunduğu bölgenin merkez kulüplerinden biriydi. Dikkat çekmesi daha kolay olacaktı ve oldu da. 2007'de Caen'in gözlemcileri Laurent Glaize ve David Lasry'nin dikkatini çeken 13 yaşındaki 1.75'lik delikanlının(!) Caen'e transferi de gecikmedi. Paris Saint-Germain ve Lille gibi kulüplerin onu bünyelerine katmak konusunda geç kaldıklarını da belirteyim. Alt yapı eğitimini tamamladıktan sonra Caen'in ikinci takımı ile maçlara çıkan Niang yaşıtlarının fazlasıyla üstünde bir performans sergiledi. A takıma yükselmesi de buna paralel olarak uzun sürmedi. 2011-2012 sezonunu geçirdiği takımına Avrupa'nın Juventus, Manchester City ve Tottenham gibi önemli takımları nabız yoklamak için harekete geçti. Buna karşın onun yolu İtalya'nın Milano şehrine düşecekti, AC Milan'a. Kariyerinde toplam 70 maç altı gol beş asistliklik performans ile boy gösteren Niang, aynı zamanda Fransa Milli Takımı'nın alt yaş kategorilerinde de yer aldı. U16, U17 ve U21 takımlarında görev alan Niang'a Senegal Milli Takımı'nda oynaması yönünde bir teklif de geldi. O bu teklifi nazik bir biçimde içinde bulunduğu an içinde reddetti. Yaşının genç olduğunu ve Fransa Milli Takımı'nın alt yaş kategorilerinde oynamaya devam etmesinin onun gelişimi için son derece yararlı olduğunun farkındaydı. Ayrıca Clairefontaine'nin de havasını kısa süreli de olsa soluduğunu belirtmeliyim.

Tarz

Hedef santrafor olarak başladığı kariyerinde birçok özelliklere sahip olması sebebi ile sağ ve sol forvet olarak oynayarak devam etti. Stil olarak Thierry Henry'e benzetildiği için onu daha çok Barcelona'daki günlerinde olduğu gibi sol forvet olarak kafanızda bir yere oturtabilirsiniz lakin ters tarafta kullanılması daha ideal olan olacaktır.

Güçlü Yönleri

M'Baye Niang'ın profilinde de belirttiğim gibi yaşıtlarına göre fazlasıyla üstün bir fizik çatısı var. Hatta yaşıtlarından büyük olan isimlerle de bir kıyasa girdiğinde galip çıkabilecek tarafın onun olduğunu belirtmeliyim. Fizik çatısını güç ile bezemiş. Gücünü saha içinde pozitif olarak kullanmasını bilmesi de onun için önemli bir avantaj. Tatlı sert bir forvet olduğunu söyleyebilirim. İkili mücadelelerden kaçınmaması ve genellikle o ikili mücadelelerden galip taraf olarak çıkması çok önemli. Rakip stoperlerin ezebileceği yumuşaklıkta bir forvet kesinlikle değil. Top kapma becerisi de mevcut ki bu da kurnazlık yaptığı takdirde fazlası ile işe yarayabiliyor. Tüm bunların yanında bir de saha içinde kullanmayı fazlasıyla iyi bildiği bir enerjisi mevcut. Bu da aklıyla oynadığının göstergelerinden birisi olarak göze çarpıyor.

Top tekniğinin de güçlü yönleri arasında sayılabilirim. Güçlü fiziği ile top tekniğini harmanlayan isimlerden birisi. "Top ayağına yakışıyor" tabirini kullanamasak da var olan seviye gelişime açık bir futbolcu olduğunu da düşünürsek yeterli seviyede.

Yaşını da göz önünde bulundurduğumuzda santrafor sezgileri ve yer tutuşunun da iyi sayılabilecek özelliklerinden ikisi olduğunu rahatlıkla dillendirebilirim.

Zayıf Yönleri

Top tekniğinin iyi sayılabilecek seviyede olduğunu söyledim. Buna karşın pas oyununa henüz adapte olamıyor. Buna paralel olarak saha görüşü de vasat seviyede. Açık alanda aksi olmasına karşın dar alanda birebirlerde tehlikeli bir isim değil. Bunlardan daha önemli olan iki başlık mevcut. İlki sağ ve sol forvet olarak çokça forma giymesine karşın uzaktan şutlarının istenilen seviyede olmaması. İkinci ve daha da önemlisi ise net bir golcü kimliğinin var olmaması. Bunun ana sebebi de son vuruşlarda istenilen seviyeye henüz ulaşmamasıdır.

Nasıl Kullanılabilir?

Yukarıdaki başlıklarda belirttiğim gibi sol ve özellikle sağ forvet olarak oynayabileceği gibi santrafor olarak da sahaya sürülebilir. Güçlü ve zayıf yönlerini terazinin kefesine koyduğumuz zaman sağ forvet olarak oynaması şu an için akılkarı kaçan seçenek olarak gözüküyor.

Transfer Durumu

Milan onu kolaylıkla bırakmayacaktır. Buna karşın özellikle Ligue 1'in kalburüstü takımlarından birinde kiralık olarak bir sezon geçirmesi ona birçok şey katar. Yeterli süreyi bulup bulamadığı tartışılır lakin o coğrafyaya geri dönmesi her açıdan kariyeri için dönüm noktası olacaktır.

Gelecekte Ne Olur?

Açıkçası tahmin etmek güç. Mevcut özelliklerini ve Milan gibi bir kulüpte forma giydiğini göz önünde bulunduracak olursak en kötü ihtimalle elit liglerin yarışmacı takımlarından birinde as olarak forma giyecektir. Tekrar ediyorum; en kötü ihtimalle. Buna karşın çok büyük bir golcü olamayacağını kestirmek güç değil. Çok faydalı bir oyuncu olabilir mi? Elbette olabilir. Hatta beklentim bu yönde.

Umtiti

Oyuncu Profili

14 Kasım 1993 tarihinde Kamerun'un Yaounde şehrinde dünyaya gelen Samuel Umtiti futbola altı yaşındayken Lyon şehrinin Menival adlı amatör kulübünde başladı. Burada geçen iki yılın ardından 2001'de Olympique Lyon tarafından Lyon alt yapısına alındı. Tamı tamına 10 sene sonra profesyonel sözleşmeye imza atacaktı. Fransa Milli Takımı'nın U17 seviyesinden beri formasını giymekte. Toplamda 41 kez alt yaş kategorilerinde milli olan Umtiti, kariyerinde toplamda 94 karşılaşmaya çıktı ve dört golün altına imza attı. Daha şimdiden sakin ve profesyonel sporcu kimliği ile dikkat çeken Umtiti, karakterli bir futbolcu olarak anılma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Tarz

Klasik bir İtalyan stoperini andıran soğukkanlılığı ile Umtiti Fransızlar adına farklı tarzda bir oyuncu olarak göze çarpıyor. Hayalinde yer alan kulübün Milan olduğunu defalarca dile getiren Umtiti'nin sol bekte de oynayabildiğini düşününce idolünün Paolo Maldini olduğunu kestirmek güç değil.

Güçlü Yönleri

Fizik olarak yaşıtlarının fazlasıyla önünde olan Umtiti'nin bu noktada hiçbir sıkıntı yaşayacağını düşünmüyorum. Belki tek handikapı olabilir o da 1.81'lik boyu. Bu noktadaki dezavantajını da eşleşmeler ve sıçrama kabiliyeti ile atlattığını rahatlıkla söyleyebilirim. Boyuna nazaran yüksek toplarda dominant olması da bunun esasen bir göstergesi. Atletikliği de fiziği gibi son derece dikkat çekici. Çevik ve ayakları yere sağlam basan diye tabir edilen stoperlerden.

Stoperlerde aranan soğukkanlılık fazlasıyla mevcut. Yukarıda belirttiğim gibi o noktada sanki bir İtalyan edası taşıyor. Bunun yanı sıra son derece garantici bir oyun yapısı var. Kesinlikle risk almayı sevmiyor. Hata affetmeyen bir mevkiide oynadığı düşünülünce bu durumu basit oyunuyla da birleştirince öne çıkıyor. Markaj yeteneği de son derece yeterli. Tüm bu özellikleri bir tarafa, yaratıcının doğuştan verdiği bir özellik olan sezgileri oyununda büyük önem arz ediyor. Bu yaşta sezgileri bu kadar iyi olan bir stoper ciddi anlamda kıymetlidir. Umtiti de onlardan birisi. Oyundaki tüm defolarını belki de kapatan bir artısıdır.

Eksik Yönleri

Tek hamleli bir stoper oluşu handikaplarından en büyüğü. Bunun yanı sıra topsuz oyunda henüz vasatı aşamaması da dikkat çekici. Top tekniği de çok önemli bir problem olmasa da yine de sorun teşkil ediyor. Pas yüzdesi 80 civarı kalıyor ki bu bir stoper için son derece düşük bir yüzde. Uzun topları bolca kullanması bunu oluşturan doğal bir neden lakin yine de genele oranladığınızda beklentilerin altında kalan bir yüzde gün yüzüne çıkıyor.

Nasıl Kullanılabilir?

Çift stoperli düzenlerde "son adam" diyebileceğimiz derinliği oluşturan stoper rolünde oynaması hem takımı hem de kendisi açısından çıkar yol. Aynı zamanda sol bek olarak da günü rahatlıkla kurtarabilecek bir isim.

Transfer Durumu

Birçok İngiliz takımının Umtiti'yi izlediği doğrulandı. Özellikle Newcastle ciddi biçimde ilgilendi. Buna karşın onun Serie A semalarına uçması geleceği açısından önemli bir adım olacaktır.

Gelecekte Ne Olur?

Kendini geliştirdiği takdirde -ki fazlasıyla çalışması gerek- çok önemli takımlarda kendine yer bulabilir. Lyon'un içinde bulunduğu durumu düşününce yakın bir zamanda transfer yapması olası. Kariyerine nasıl yön vereceği önemli bir mesele. Tabii ki her futbolcu için önemli lakin Umtiti için ekseriyetle önemli bir durum olarak göze çarpıyor. O ilk adımı attıktan sonra gerisi Umtiti adına çorap söküğü gibi gelecektir.

20 Haziran 2013 Perşembe

Super Heroes

Malumunuz, ülkemizde yarın başlayacak olan U20 Dünya Kupası'na katılan birbirinden güçlü ülkeler mevcut. Kendi adıma şanslı olduğum nokta İstanbul'da en güçlü ikisini izleyebilmek olacak. İspanya ve Fransa...

İlerleyen günlerde eleminasyon sistemi izin verirse(karışık bir sistem mevcut, açıkçası açıp bakmadım bile) bu iki ülke finalin en güçlü adaylarıdır diyebiliriz. Küçüklüğümden beri İspanya milli takımını çeşitli sebeplerden ötürü tutmam ve son yıllardaki başarıları sayesinde bu durumun taçlanmasına rağmen bu kez Fransa diyorum. Muhteşem bir kadro ile geliyorlar. İlerleyen yıllarda über noktalara ulaşabilecek isimler mevcut. Öyle ki bu isimlerin birkaçı tarihe geçecek duruma dahi gelirse şaşırmayacağım. Açıkçası bu kupaya dair beni en çok heyecanlandıran da son zamanlarda yakından takip etmeye başladığım ve sürekli "kovaladığım" Fransız futbolunda yakından takip ettiğim isimlerin mevcut olması. Tek tek tanıtmak çok uzun ve sıkıcı olacaktır o yüzden böyle bir yol seçtim(Bu aralar süper kahramanlara fecii sardım da).

Alphonse Areola:

Paris Saint-Germain'li oyuncunun yakın zamanda Paris temsilcisinin kalesini devralacağı kulislerde konuşuluyor. Şüphesiz ki önündeki en önemli sınavlardan birisi bu turnuva. Fantastik Dörtlü'nün beyin takımı da diyebileceğimiz Reed Richards nam-ı diğer Mr.Fantastic



Lucas Digne:

Lille'in sol beki Digne, tartışmasız biçimde kendi jenerasyonunun en iyisi. Hakikaten üst seviyede oynayan bir genç olmasına rağmen futbolu oturaklı hale gelmeye başladı dersem abartı saymayın. Çok farklı bir isim. Adını farklı durumlar olmadığı sürecek çok fazla duyacağız. Daha şimdiden 20 milyyon Euro'ya Paris Saint-Germain'e geçeceği konuşuluyor. O evrenin en güçlü adamı. Gümüş sörfçü...



Kurt Zouma:

Lucas Digne gibi çok farklı bir isim daha. St.Etienne'de futbolunu olgunlaştırıyor. 18 yaşında 28 yaşındaki çoğu futbolcudan daha iyi bir fiziğe sahip. Ali Ece Ağabey'in nitelendirdiği gibi "18 yaşında 18 takım istiyor.". Dahası da isteyecek. O Batman olmayı hak ediyor.



Samuel Umtiti:

Olympique Lyon'da yerini söke söke aldı. Önünde uzun bir yol var lakin kalitesini Tottenham'a attığı golden dahi anlayabilirsiniz. Partneri Batman'in "sidekick"i Robin...



Dimitri Foulquier:

Kadronun tamamlayıcı parçalarından biri olacak. Belki çok göz önüne gelmeyecek ama görevini de iyi bir biçimde yapacak. Rennes'in sağ beki... Bretonya takımının bende yeri ayrıdır. Sırf bu sebepten özel bir sempatim olan Hellboy'u da ona adayabilirim, adadım bile.



Jordan Veretout: 

Nantes'ın defansif orta sahası... Onu iki sezon önce birkaç defa izleme şansım oldu. "Aklıyla savunma yapan isimlerden" diye bir not almışım. Nantes'ın forma rengi olan yeşilden de etkilenerek "Green Arrow" diyoruz.



Geoffrey Kondogbia:

Akıl ve özel yetenek... Sanırım Sevilla'nın yıldızı için en güzel betimleme şu üç sözcük olurdu. Akıllara gelen ilk kahraman sanırım Iron Man olur. Tony Stark...


Paul Pogba:

Kaptan denince akla hemen onun adı gelir: Captan America!



Florian Thauvin:

Daha önce hakkında uzun uzadıya bir yazı yazmıştım. O benim gözümün bebeğidir dersem yeri olur. Şaka bir yana çok özel bir adam. Hem karakter hem de yeteneği çok farklı noktalarda. Bu turnuvanın "en iyisi" olabilir. Hatta açık oynuyorum, sakatlık ya da Fransa'nın sürpriz biçimde elenmesi dışında "en iyi" seçilecektir. Onun bendeki karşılığı tek: Superman!



Jean-Christophe Bahebeck:

Paris Saint-Germain'in geçen sene Troyes'a kiraladığı haşarı çocuğu. Bu yıl da Valenciennes forması giyecek. Kariyeri ne yönde ilerler kestirmek güç lakin önemli bir potansiyele sahip. Wolverine!



Yaya Sanogo:

Arsenal'ın çiçeği burnunda transferi, Football Manager'ı düstur olarak benimseyenlerin büyük "aşkı"... Yer vermezsem olmazdı: The Hulk!


Süper kahramanlar umarım beni yanıltmaz. Türkiye'deki büyük destekçilerinden biriyim. Bizim çocuklardan sonra tüm iyi dileklerim onlarla. Haydi bakalım.

Ufuk Tolga Aldırmaz

20 Mayıs 2013 Pazartesi

En Oskar Goz Tu...

Fransa'da Ulusal Futbolcular Birliği tarafından organize edilen yılın Oscarlar'ı sahiplerini buldu. Adaylar açıklandıktan sonra bir girizgah yapmış ve birkaç naçizane düşüncemi sıralamıştım. Merak edenler tık.

Listeyi hemen vereyim:

Yılın Futbolcusu: Zlatan İbrahimovic(PSG)... Blaise Matuidi'nin bu ödülü sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum, hala.

Yılın Genç Futbolcusu: Florian Thauvin(Bastia)... Bu ödül benim için de çok anlamlı oldu. Somut olarak çok daha iyi yerlere geleceğini göreceğiz.

Yılın Kalecisi: Salvatore Sirigu(PSG)... Oylar şampiyon takıma gitmiş lakin Stephane Ruffier'in bu ödülü yine Matuidi gibi çok hak ettiğini düşünüyorum lakin "Neden?" diye sormak abesle iştigal.

Yılın Teknik Direktörü: Şampiyon Carlo Ancelotti ve beklentilerin üzerine çıkan(!) şeklinde niteleyebileceğimiz Christophe Galtier arasında paylaşıldı ödül.

Ligue 2'de Yılın Teknik Direktörü: Jocelyn Gouvernnec(Guingamp)... En adil ödüllerin başında bu geliyor dersem yanlış olmaz. Ligue 1'e çıkan Guingamp, zoru başardı. Gouvernnec için önemli bir eşik.

Ayrıca "Altın 11" şöyle oluştu:

Salvatore Sirigu(PSG)- Christophe Jallet(PSG) - Thiago Silva(PSG) - Nicolas N'Koulou(Marsilya) - Maxwell(PSG)- Marco Verrati(PSG) - Blaise Matuidi(PSG) - Dimitri Payet(Lille)- Mathieu Valbuena(Marsilya) - Zlatan İbrahimovic(PSG) - Pierre-Emerick Aubameyang(St.Etienne)

Burada da tek itirazım(ki buna ne kadar itiraz denilir bilemem) Veratti yerine Maxime Ganalons'un kadrodaki yerini alması yönünde olurdu. Bir de Sebastien Corchia ile Jallet yer değiştirebilirdi. Daha fazla fanteziye girmeden keselim.

Fransa'da da 2012-2013 sezonu böylece geride kalmış oldu. Bir dahaki sezon neler getirir, kim bilir.

Ufuk Tolga Aldırmaz


17 Mayıs 2013 Cuma

Direction Nationale du Contrôle de Gestion




Direction Nationale du Contrôle de Gestion yani dilimize Ulusal Yönetim Kontrolü Müdürlüğü şeklinde garip bir biçimde çevirebileceğimiz olan kurum Fransız futbolunda büyük önem arz etmekte. 1984’te kurulan bu organizasyon Ligue de Football Professionnel (LFP)’e bağlı bir kurumdur. Kabaca, ülkedeki profesyonel futbol kulüplerinin hesaplarını inceleme ve denetleme hakkına sahip olan kuruluştur diye açıklamak yanlış olmayacaktır. Kulüplerin kaynaklarını verimli kullanmasını sağlayan, belirli sınırlar çerçevesinde gerekli olan düzeni sağlayan, kural ihlali yapan kulüplere yaptırım uygulama hakkı gibi görevleri ve sorumlulukları olan kurumun en büyük amacı Fransız futbolunda “ahlaki” bir düzen oluşturup bunu korumak.

Her futbol sezonu sonunda kurum, kulüplerin hesaplarını inceler. Kulüplere belirlenen ölçütlerin dışına çıkıldığı takdirde transfer ambargosundan tutun da küme düşürülmeye kadar çeşitli cezaları verme yetkisi mevcuttur. Liglerdeki takım sayısını belirleme gücüne dahi sahip olan bir kurumdan bahsettiğimizin altını çizelim.

2007 yılında Fransız Spor Bakanı Bernard Laporte’un eşit koşullarda yarışılması için tüm kıtaya bu programın uygulanması gerektiğini iddia etti.  Kamusal yükümlülükleri olan bu kurumun aslında bir nevi UEFA’nın Finansal Fair-Play düzenini yürürlüğe sokmasına rol model olduğunu söylememiz yanlış olmayacaktır.

Yıllardır Fransız kulüplerini Avrupa’nın üst düzey arenasında göremiyoruz. Bu yıl Paris Saint-Germain’in Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynaması Fransızlar tarafından önemli bir başarı olarak sayılmakta. Belki böylesine bir yatırım için pek büyütülecek bir başarı değil lakin Fransızlar’ın uzun yıllar boyunca süreklilik kazanmış bir başarı serileri olmadığını göz önünde bulundurmamız gerekmekte. Yukarıda bahsini geçirdiğim Direction Nationale du Contrôle de Gestion kulüplerin para harcama eğilimlerine ket vurmakta. Araplar’a satılan PSG’nin harcadığı para neticesinde bu başarının gelmesi tesadüf değil. Bu aşikar.

Uzun yıllardır Avrupa transfer piyasasında büyük meblağlar harcamayan Fransızlar aslında çok güzel bir bütçe dengesi örneğini teşkil ediyor. Bunun yanı sıra Marsilya’nın Lucho Gonzalez’e, Olympique Lyon’un da Lisandro Lopez’e harcadığı yüksek bonservis bedellerinin acısı şu an çıkmakta. İki kulübün ortak noktasının stadyumlarını yenilemek olduğunu da unutmayalım, önemli ayrıntıdır.

Direction Nationale du Contrôle de Gestion’un direktifleri doğrultusunda genç yetenekleri sürekli olarak ihraç etmek durumunda kalan kulüplerin Avrupa’da pek tutunamaması ve liglerin de cezbedici olmamasının aslında başat unsuru kurum oluyor dersek yanılmayız. PSG’in arkasından Monaco’nun da Rus patronlarının yatırımları neticesinde Ligue 1’e yükselmesi ve yapılacak yatırımı düşününce yavaş yavaş ilgi odağı olunması iş değil. Bunun yanında Falcao gibi yıldızların da Monaco safına katılacağı kulislerde konuşuluyor. Bunun anlamı daha çok yıldız demek. Prenslik yasaları ile yönetilen Monaco için Fransızlar zaten kazan kaldırmış durumda. Federasyon 200 milyon Eurolar’ı bulan vergiyi istedi. Bu iş sürekli hale gelir mi bilinmez lakin ucu Direction Nationale du Contrôle de Gestion’un yok edilmesine ya da kurallarının daha elastik hale gelmesine kadar dayanırsa da hiç şaşırmam.

Elbette ki ben de her “endüstriyel futbol” karşıtı romantik gibi Arap ya da Rus sermayesinin futbolun içine fazlaca girmesine karşıyım. Buna karşın kendi ölçütleri ve markalaşma değerini yükseltecek olan bir Ligue 1’e hayır demeyeceğimi de peşinen belirteyim.  O yüzden şu an keyifli bir biçimde Ligue 1’in alacağı hali beklemekteyim. He, unutmadan belirteyim, Avrupa’nın en fazla borca sahip olan takımlarına bir göz atın isterim. Tık lütfen. Bunun yanında bir de Bayern örneği var ki Fransızlar’ın bunu uygulamasını yeğlerim pek tabii.

NOT: Lyon'un Avrupa başarılarını görmezden gelmedim. Olaya büyük fotoğraftan bakıyoruz.

Ufuk Tolga Aldırmaz

22 Ocak 2013 Salı

Chedjou gelmesin:(

   

 Dün içim yana yana bir transfer haberi yazdım. İşten çıkmak üzereyken,bir söylenti,bir de baktım ne göreyim. France 365 haber sitesi,Chedjou Galatasaray'da son dakika haberi geçiyor. İçim yana yana yazdım,haykırarak.
Az önce biraz Galatasaray üzerine 2 -3 kelime etmiştim. O kadronun bir de Chedjou ile takviye edildiği hayaline ürperiyorum. Pek çoğunuzun malumudur Lille'in 2 sene önce şampiyonluk ipini göğüslemişti. O kadrodan pek çok yetenekli oyuncu çıktı.Özellikle 85 ve 90 doğumlular üzerinden bakarsan çok iyi bir jenerasyonu yetiştirdi. Kimler çıkmadı ki Sow, Hazard,Debuchy, Gervinho..Ve şimdi de Chedjou gidecek gibi..
   O kadroyu pek sevmiştim yalan değil. Neyse hüzünü bırakalım. Galatasaray'ın tam ihtiyacı olan bir isim Chedjou. 27 yaşında,1.84 boyunda. Yerden havadan etkili oldukça hızlı. Galatasaray'ın hareketli önde oynayan düzeninde geri dörtlüyü toparlayabilecek,geriden iyi oyun kurabilecek bir isim..Transfermarkt'ta bonservisine 12 milyon yazıyor ama 7-6 arası çok rahat transfer edilinebilir.
Fenerbahçe'nin Beria ile ilgilendiği haberleri çıkmıştı ilk. Malum Kocaman döneminde Fransa'ya iyi dadandık. Beria'yı da sevsem de onu isteyeceğime 1-2 daha fazla verip kapı gibi Chedjou'yu alırım. O  zaman aklıma girmişti aslında 'Chedjou'yu alsak ya be'' fikri.. Sonra Galatasaray dadanmış,Bülent Tulun'un Fransa'da işi bitirmek olduğu üzere söyleniyor,gruplarda Lille ile 5 maça çıktığı için oynayabilir mi GS ile bilemiyorum ama çok iyi transfer olacaktır.
Tekrar ediyorum,1.84 boyunda,hızlı ve oyunu iyi okuyan bir oyuncu. En büyük özelliği iyi top dağıtır, ki bu da Galatasaray sisteminde Ujfalusi sonrası en çok aranan özellik..Alınır alınmaz bilemiyorum ama Galatasaray bazı işleri doğru yapıyor. Ne diyelim bana da ağlaya ağlaya '' Ezeli dostumuzu'' ( YALAN ) TEBRİK etmek kalıyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...