Sow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sow etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2013 Cuma

Yazı yazma çabaları: Mutluluktan yazamamak!

Dünyanın en kötü yazısını iftiharla sunarım..Böyle akıl tutulmasına can kurban. Siz o finale gidin,ben Amsterdam'da olayım,ömrümün geri kalan kısmını menenjit olarak yaşamaya razıyım.
Öğreniyoruz,alışıyoruz,kazandıkça büyüyoruz. Öncelikle, sırtında taşıdığu şerefli formanın, alın terilerine çamur sürülmüş bu güzel renklerin değerini bilen futbolcularımızı, golleriyle bu takıma yıllarca can vermiş Aykut Hocamı canı gönülden kutlarım.

Herhalde Yunanistan'ın Avrupa şampiyonluğundan sonra, başarısı medya manipülasyonuyla bu kadar küçültülen başka takım yoktur. Abartıyor da olabilirim,hakkımdır.

Evet, sizin gözünüzden konuşalım. Sizin beyin seviyelerinize olayı indirgeyelim. Bate kötü takım eledik, Plzen grubundan lider çıktı eledik, Benfica namağlup liginde ve Avrupa'da, yendik. 1-0 yendik, üzülüyoruz neden 4 olmadı diye!. Doğru, abartıldılar, ama peki Fenerbahçe'nin hakkı ne kadar verildi? Kompakt oynama, takım savunması, oyun mantalitesiyle Avrupa'nın analistlerince ''örnek'' hayran olunası takım olarak gösterilirken, siz neler diyordunuz?
Neyse bunu deme gereği duydum. Maç özelinde, ben,sen o biz siz onlarca çok fazla büyütülen, büyütülürken de karşısındaki büyük takım Fenerbahçe küçültüldü,doğru,yalan yok işimize de geldi gibi.

Lazio'ya benzer bir orta saha prototiplerine sahip Benfica'ya karşı da, savunmadan ve ön savunma bölgesinden 3 ve 4.bölgeye çoğunlukla dikey paslarla hücum aksiyonları denedik ki, hocanın taktik analizi en iyi burada ortaya çıktı. Özellikle Luisao'nun yokluğunda, stoperlerin ceza sahasına gönderilen her topta hataya müsait olduğu, pozisyon şansı tanıdığı savunmalarına karşı, öne dikey oynamak çok mantıklı bir fikir idi.

Paris Saint Germain'in Valencia maçındaki taktiğine benzer bir planla sahaya yayıldığını düşündüğüm Benfica, savunmada yer yer 3'lüye geçişler yaptı. Matic ve 19'luk orta saha ile önlerine, ileri 3'lüyü beslemek için yerleştirilmiş Aimar'ı Topal ve Raul ile hızlı baskı ile kitleyen Fenerbahçe orta sahası, merkezde kapılan çabuk toplarla, ön alan oyuncularıyla hareketlilik aradı.



İki takım da 4-2-3-1 oynadı ama fark kenarda ortaya çıktı!
Bu sözler benim değil, kanımca Avrupa'nın en iyi analisti olan Zonal Marking'deki adını hatırlayamadığım abimizin.
Haklıydı da, kenarlarda sol kanattan aradığı ataklar haricinde etkili gelemeyen ve merkezde de büyük bir presle karşılaşan Benfica, çoğu zaman Cardozo'nun vücuduna atılan toplarda Salvio'yu kullanmayı denedi ki, orada gladyatör Egemen devreye girdi. Cardozo'ya top aldırmamak? desem yeter sanırım.

Yetmedi, 1.94'lük Avrupa'nın en iyi santrforlarından biri olan Cardozo'ya top aldırmayan Egemen, Ziegler'in zorlandığı pozisyonlarda da sol stoper kademesinde hayati müdahaleler yaptı. Farkındayım bireysel anlamda övmek çok zor oluyor, her biri harika oynadı,hayatımda yazmak istediğim belki de en iyi yazıydı bu,o kadar heyecanlı ve mutluyum ki,beyin,mantık,koordinasyon durdu adeta.

Pek sevmem ama istatistiklerden bahsedelim.

UEFA Şampiyonlar Ligi'nde 23 Ekim 2012'de Spartak Moskova'ya 2-1 yenildiği maçın ardından 38 resmi maçta rakiplerine boyun eğmeyen Benfica, 39. maçta Fenerbahçe'ye mağlup oldu. Portekiz temsilcisi 38 maçta 31 galibiyet, 7 beraberlik almıştı.


En son Ekim ayında S.Moskova'ya yenilen takımı yendik. Bu hem övgü hem de bizim için bir done içerir aslında. Zira Porto'nun çok kötü olduğu ligde aldıkları namağlupluğun benim nazarımda çok da bir anlamı yok. Avrupa'da Celtic, Moskova gibi takımlara yenilen bir takımın nereden ve nasıl çökertileceğinin yolu buralardan geçiyor.

İnanın çok şey var demek istediğim,yapmak istediğim tespit,olmuyor be olmuyor,beyin durdu,akmıyor,koordinasyon yok.
Bir parantez de '' Hocam''a

Yalan yok,taktik analiz, hamle konusunda çok fazla şüphem vardı hakkında Ben utandırılmaktan, çok utanan bir insanım,yanılmayı sevmem. Ama hayatımda hiç keyif almadığım kadar keyif alıyorum, hocam beni utandırınca. Tek kelime ile muhteşem bir gece, muhteşem analiz, harika futbol,istek arzu çok şey var be hocam, yüreğine sağlık. Sen böyle ol,ben yerin dibine gireyim,razıyım.

31 Mart 2013 Pazar

Kafama göre takıldım,kusura bakmayın

Hazır gündem de pek yoğun değil,maçın sıcaklığı üzerindeyken 2-3 kelam edeyim,zira çok da sıkıcı maç oldu,eve gidince yazmam,yalan olur,biliyorum.
Yine işte tek çalıştığım,anasını babasını kesenlerin haberinin düştüğü,milletlerin diploması ayağına, birbirine ''sevgili tribi'' attığı günlerden biri,herhangi biri işte. Ama neyse ki ligler başladı,Fenerbahçe'me kavuştuk,falan filan.
Tamam farkındayım.çok kötü bir giriş oldu.

Sakatlıklar,cezalı oyuncular ve hafta içinde oynanacak Lazio maçından ötürü Kocaman, elde kalanlar arasından en iyi seçimi yaptı bugün,orası kuşkusuz.

İleri ön hareketlilere servis yapma görevinde olan,bir süre sonra da hiç koşmayan Baroni'yi bugün özellikle ilk yarıda, kadro yapısından da dolayı,geriden oyun kurarken gördük. Akhisar'ın da önde basması, merkezde panik halinde gelen pas hatalarımızdan dolayı topu 3.bölgeye taşımakta çok zorlandık. Meireles'in 2 derinlemesine pas denemesi,Caner'in drive etmesiyle başlayan,Webo'nun duvarıyla gelişen ve Sow'un verilmeyen füzesi dışında ilk yarıda pozisyonumuz da yoktu.
Şu maçı teknik olarak ele almak inanın çok sıkıcı,farkındayım. 2.yarıda ise,durumun daha ciddi olduğunun farkına varan, tek düşmanın TFF olduğunu bir kez daha anlayan F.Bahçe ( bu bizim motivasyonumuz), çok da kritik bir anda golü buldu. Webo,Sow uyumu bir kez daha bu takım için ne kadar önemli olduğunu gösterdi.
Akhisar'ın en etkili fırsatlar bulduğu atak varyasyonu olan, ''kanat çalışmalarını'' iyi durdurduğumuzu da ekleyelim. Gekas,kanatlardan hiç yardım alamadı ve Yunan yıldızın tek şansı, golün de geç gelme ihtimaliyle, öne çıkacak olan patlamaya hazır bomba gibi savunmamızın arasına sarkmaktı.Bu böyle olmadı,gollerin zamanlamaları çok kritikti.

Gol sonrası 10 dakikada tempo yapan Fenerbahçe, oyun içinde bir takımın ne kadar kopuk oynayabileceğinin resmini çiziyordu adeta. 60 sonrası malum zaten, al gülüm ver gülüm,ipe sapa gelmez paslar,ve Selçuk girsin,oyunu tutalım vıdı dıdı.
Kişisel parantezler
Caner,öncelikle ne kadar kötü oynadığına bak,bir kere topu öne drive etmen dışında,takıma olumlu katkın yok. Hayır,arada bal yapmayan arı gibi,sağa sola koşardın,onu da yapmadın? O zaman,çıkarılırsın,çıkarken de ıslıklanırsın,bu doğal,bu şerefli formayı giymek de herkesin harcı değil,lütfen siktiriniz gidiniz.

Stoch
Yedek kalmak,az biraz koymuş gibi. İkili mücadelelerde ayakta kalmayı tercih etti,görev aldığı 25 dakika içerisinde. Bir iki pozisyonda ( genelde de benzer durumlar var ), topu alıp verdikten sonra,hareketlenmelerini arkadaşları görmüyor,bazen de alsa topu eziyor,ama biraz kıpranma var gibi,hadi bakalım.
Sow-Webo
İkisini bir düşünüyorum. Tek tek ele almak,pek mantıklı gelmiyor. Zira kör olsa görür,ne kadar uyum içerisinde birbirlerinin oyununa katkıda bulunduğunu.
Diziliş
Orada burada,ezbere yorum yapanlar,Fenerbahçe 4-3-3 oynuyor efendim,4-4-2 niye oynamıyor,desin dursunlar,bugün takım aslında hiçbirini oynamadı. Webo-Stoch değişikliğine kadar aslında takım 4-2-3-1 şeklindeydi.

Webo'yu merkezde gördüğümüz takım düzeninde,bu sefer Sow'u kanatlara deplase olmaktan çok,Baroni'nin yerinde,takımı öne taşıyan adam profilinde gördük. Sow'dan pas yapmasını beklemiyorsan,topu öne taşır evet,ama bu durumun nereden baksan akılcı bir yanı yok.
Kafama göre bir şeyler yazdım,canım da sıkılıyor zaten,pek de yazasım yok,maç da çok sıkıcıydı. Anca bu kadar oluyor.Genelde neden sonuç ilişkisinde yazarım,beni bilen bilir.Ama yazasım yok,olmadı.
Bir de şu takımdan şampiyonluk beklemiyorum artık. Kendi sahanda Akhisar'a karşı bile oyunu hükmedemiyor,27.hafta olmuş,hala takım düzenin oturmamışsa,ben bir şey demiyorum,ama Avrupa'dan ümitliyim,kontrol fetişizmi orada tutuyor,hadi bakalım.

8 Mart 2013 Cuma

Çek oradan bir Çek birası


Nereden başlasam bilemiyorum. Neyse klişe cümlelerle başlayayım. Tarihimizin en kritik maçlarından birini oynadık,burada hemfikirsek devam edelim.Maç öncesinde kadroları gördüğümüzde başta ben olmak üzere, Aykut Kocaman'ı sözlerimizle bıçakladık. Selçuk - Topal merkezini gördüğümde, oluşacağına inandığım tüm kara senaryoları daha maç öncesinden tüketmiştik bile. Ama öyle olmadı,atladığımız birşey vardı. Plzen gibi, hızlı hücuma çıkışın masterını yapmış (ne yedüğü belirsiz, çünkü kimse bilmiyor ), iyi saha parselizasyonu olan bir takıma karşı mevcut şartlarda sürülebilecek en iyi kadroyu, en maksimal şekilde kullandı Aykut Hoca,utandırdı da bizi.Varsın utandırsın,her gün yapsın,razıyız.
İlk 20 dakika
Mücadelenin ilk dakikalarında, Plzen oyunu 1ve 3.bölgelerde oynamamıza izin verdi. Selçuk -Topal ikilisine önde basmaları dahilinde biz felaket senaryoları hayal ederken, beklemediğimiz bir şekilde, Çek'ler bizi yarı sahalarında karşıladılar. Karşıladılar diyorum çünkü,neredeyse hiç sert baskı uygulamadılar ilk dakikalar içerisinde. Fenerbahçe, 3.bölgeye kadar basit yan paslarla, Cris'i buluşturma ya da, direk yoldan Sow ve Webo'nun duvar olması üzerinden oynamaya çalıştık. Sow-Webo ikilisinin topu alıp, çevre kontrolü yaptıkları esnada, Cris ve Selçuk-Topal merkezinin desteğinin az olması, önde topla buluştuklarında yalnız kalmaları nedeniyle, giden toplar geri gelmek zorunda kaldı. Plzen'in de topla ve pasla çıkışına ilk bölgede Sow -Webo ve Kuyt 3'lüsü ile çok iyi baskı uygulayınca, ilk 20 dakika sonrasında oyun üstünlüğü bize geçti. 20 dakika içerisinde topla çıkmamıza rakip izin verirlerken, kaptırılacak toplarda da kontra kovaladılar.

MESAJ Onlar bizden, biz onlardan korktuk
 20 dakika
 20 ile 25.dakikalarda artan baskımız sonrasında, oyun tempomoz düşerken, Plzen, kendi 3.bölgelerinde çoğalmalar gösterdi. Plzen'in, savunmadan direk paslarla hızlı hücuma çıktığı ve sahamıza daha çok yayılmaya gayret gösterdiği dakikalarda, ön alan hareketlilerine, savunmadan ya da Cris aracılığıyla pas servislerinde bulunduk. 35.dakika sonrasında, oyun üstünlüğünü tekrardan eline alan Fenerbahçe, Sow ve Webo'yu topla buluşturduğu ataklarda, geri kalan dakikalara nazaran, orta saha desteğiyle, kanatları da daha etkili kullanmaya başladı ve rakip savunmasını rahatsız etmeye başladı.
İLK 35 DAKİKA İSTATİSTİK Plzen hücum pas hatası = 25 / 47 F.Bahçe = 24 / 35
Bu dakikaya kadar oyun tamamen istediğimiz gibi giderken, ev sahibi ekip, takım kimliğini ortaya koyan bir akınla yürekleri ağızlara getirdi. Sosyal medya ve maçı izleyen çoğu kesim, '' lan bu takımın neyinden korktuk ya'' demelere başlarken, Yobo'ya yapılan baskı,Volkan'a geri pas, Volkan'ın hatalı pası sonrası Selçuk'un kaptırdığı topta, en etkili kanat oyuncular Rajtoral'le pozisyon yakaladılar. Rajtoral'in şutu direkten dönerken, bir kontra atakta, bir anda 6 oyuncunun ceza sahamız ve civarında olmasını, o rakibi küçümseyen güruh bir zamet anlatsın lütfen. Direkten dönen topu hemen altı pas içerisinde, başka bir Plzen'li oyuncu karşılarken, şutunu G.Bönül çizgiden çevirdi. Akabinde gelişen sıralı ataklarda da yay civarı Plzen'li oyuncuların olması, takım kimliklerinin kontra oyunundan fazlasına sahip olduklarının kanıtı gibiydi.
ŞUT DENEMELERİ
İlk yarının ilk 30 dakikalık diliminde, 4.bölgede oyunu tutmakta zorlandığımız dakikalarda, öne hareketlenen Selçuk-Topal ve Cris merkeziyle yay civarında gol fırsatları kovaladık.
35 SONRASI
Kaçan net gol sonrasında, bu kez F.Bahçe, tekrardan oyunu önde oynayan ekip oldu. İlk yarının son 8 dakikası içerisinde Yobo-Bekir tandemi Volkan'ın 35 metre önünde konuşlanırken, Ziegler ve Gökhan ile ön-çizgide iyi karşıladık. Sow - Webo ikilisinin ceza sahasına daha sık girmesi, Kuyt'ın da Gökhan'ın ileride basmasına paralel olarak, iç-forvete yakın pozisyon almasıyla, karşılaşmadaki en net fırsatımızı yakaladık. 43.dakikada Sow ile pozisyon değiştiren Kuyt, Senegallinin sol iç çizgiden çıkardığı pasta, kale önünde ağları bulamadı.
2.yarı
2.yarıya her iki takım da, birbirlerine oyun üstünlüğünü kabullendirmek amaçlı, tempolu başladı. İlk dakikalarda orta sahada etkili gözüken taraf Plzen gibi gözükse de, F.Bahçe bu tempoya çok çabuk karşılık verdi. Orta alana daha hareketli, tempolu bir oyuncu süren Çek ekibi, klasik bir kontra takımından daha fazlası olduğunu, oyun oynama isteği ve oyuna müdahaleleriyle ispatladı benim görüşümce.
En anahtar hamle geldi
Orta alan üstünlüğünü kazanmak için, Bekir ve Yobo tandemini daha öne çeken, Gökhan'ın ileri çıkışlarıyla Kuyt'ı da içe kaydıran Kocaman'ın, maç içerisindeki en anahtar hamlesini yaptı.Bu dakikadan sonra topla oynama yüzdesi %65'leri görürken, rakibe atak şansı tanımadık, topla oynamalarına, yakınlaşmalarına izin vermedik. 60-75 arasında Selçuk - Topal merkezinin kestiği toplarda, sahaya kısa paslaşmalarla yayılan sarı - lacivertliler, Cris'in topla buluştuğu pozisyonlarda, ağır hareketlerle ön alana iyi yerleşim gösterdi. Cris'in paslarına duvar olan Sow ve Webo, çevre kontrol becerileriyle oyunu kanatlara açtılar. Kanatlardan gelişen her topta, ceza sahası içerisinde tehlikeler aradık.
75 SONRASI
Kocaman'ın oyuna müdahale etmesi beklendiği dakikalarda, saha içerisinde oynama yapmaması, maçı getiren hamlelerden biri oldu. 74.dakika civarında Caner-Sow değişikliğine hazırlanan Aykut Hoca, maç sonu yaptığı açıklamada, biraz daha beklemek istediğini belirtti. Sow - Webo-Kuyt 3'lüsüyle rakip stoperleri kilitleyen sarı lacivertlilerde, Caner'in oyuna dahil olması, Sow'un kenara gelmesi, oyuna şöyle dezavantaj sunardı: O dakikaya kadar rakip stoperlerin rahat pas yapmasını bozan, ileri 3'lümüzden bir oyuncunun çıkması, ve kompakt bir halde rakibi ilk toplarda karşılayan merkezimizden bir ismin kenarlara yayılcak olması, oyunu baştan sona domino ettiğimiz dakikalarda, merkez baskının azalmasına sebebiyet verirdi. Nitekim Aykut Hoca da, maç sonu yaptığı açıklamada, bunu gözlemlediğinden ötürü değişikliği beklettiğini söyledi. 65.dakika sonrasında, 3.bölgeye yakın konuşlanan tandemimiz ve Topal-Selçuk ikilisiyle rakibi yarı sahasına hapseden ve önde basan F.Bahçe, Cris'le Webo'nun duvar olduğu pozisyonda, Gökhan'ın bulunduğu sağ çizgiye oyunu açtı. Pas sonrası hemen penaltı noktasına hareketlenen Webo-Sow rakip stoperleri baskı altına aldı. Gökhan'ın ortasında, kafaya iyi yükselen Sow'un şutu kaleciden döndü, geldiğinden beri kafa golleriyle F.Bahçe'ye adeta hayat veren Webo, belki de turu getiren golü attı.
Kocaman'ın hakkını vermek lazım
Bu maçın baştan sona, Kocaman'ın taktiksel ürünü olduğunu düşünüyorum. Oyunu iyi okuma, rakibi iyi analiz etme ve yerinde saha içi müdahaleleriyle, maçın güç gösterisi haline geldiği anlarda, oyunu koparan F.Bahçe'de, kazanılan gol sonrasında, rakibin üstüme gelmesine şans tanımamız da bir gelişim gösteren noktaydı.
Golün hemen sonrasında 10 dakikadır kenarda bekleyen Caner'i Sow'un, Topuz'u da Webo'yla değiştiren Kocaman, Kuyt'ı merkez santrafora çekerek, 4-5-1'e dönüş yaptı. Gol sonrası moralmen bir çöküş halinde olduğu gözlemlenen V.Plzen, kalan dakikalarda ceza sahamıza dahi giremezken, taraftarın en büyük tartışma konusu olan Aykut Kocaman, bu maçı ve umarımki de turu bizlere hediye etti.

Selçuk sorunsalı
Selçuk'a bireysel olarak, laf atanları ciddiye almamak gerekli.Zira bu adamların, saha içerisindeki işçi,emekçi konumunda bulunan Selçuk Şahin'e bakış açılarıyla, hayattaki çalışanlara bakışı arasında pek de bir fark olduğunu düşünmüyorum. Kendi açımdan, Selçuk'un Topal'ın yedeği olduğunu düşünüyorum.Selçuk/Topal ikilisini oyun ne olursa olsun, F.Bahçe orta sahasında tercih etmem o ayrı. Topal'ın sistemsel varyasyonlar içerisinde, stoper yada 3'leyici libero şeklinde oynadığı takdirde çok daha verimli olacağına inandığım için, Topal/Selçuk tarzı bir oyuncu illa tercih edilecekse bu ismin Selçuk olduğuna inanıyorum. Mehmet'e göre, daha öne oynamaya niyetli, rakibe daha önde basan bir isim olan Selçuk'un doğru oyuncu kombinasyonlarıyla birleştirildiği takdirde, maçına ve taktiğine göre verimli olucağına inanıyorum.Tekrarlayalım, bazı insanların emeğe bakış açısıyla Selçuk'a bakış açısı pek de değişmez.

22 Ocak 2013 Salı

Chedjou gelmesin:(

   

 Dün içim yana yana bir transfer haberi yazdım. İşten çıkmak üzereyken,bir söylenti,bir de baktım ne göreyim. France 365 haber sitesi,Chedjou Galatasaray'da son dakika haberi geçiyor. İçim yana yana yazdım,haykırarak.
Az önce biraz Galatasaray üzerine 2 -3 kelime etmiştim. O kadronun bir de Chedjou ile takviye edildiği hayaline ürperiyorum. Pek çoğunuzun malumudur Lille'in 2 sene önce şampiyonluk ipini göğüslemişti. O kadrodan pek çok yetenekli oyuncu çıktı.Özellikle 85 ve 90 doğumlular üzerinden bakarsan çok iyi bir jenerasyonu yetiştirdi. Kimler çıkmadı ki Sow, Hazard,Debuchy, Gervinho..Ve şimdi de Chedjou gidecek gibi..
   O kadroyu pek sevmiştim yalan değil. Neyse hüzünü bırakalım. Galatasaray'ın tam ihtiyacı olan bir isim Chedjou. 27 yaşında,1.84 boyunda. Yerden havadan etkili oldukça hızlı. Galatasaray'ın hareketli önde oynayan düzeninde geri dörtlüyü toparlayabilecek,geriden iyi oyun kurabilecek bir isim..Transfermarkt'ta bonservisine 12 milyon yazıyor ama 7-6 arası çok rahat transfer edilinebilir.
Fenerbahçe'nin Beria ile ilgilendiği haberleri çıkmıştı ilk. Malum Kocaman döneminde Fransa'ya iyi dadandık. Beria'yı da sevsem de onu isteyeceğime 1-2 daha fazla verip kapı gibi Chedjou'yu alırım. O  zaman aklıma girmişti aslında 'Chedjou'yu alsak ya be'' fikri.. Sonra Galatasaray dadanmış,Bülent Tulun'un Fransa'da işi bitirmek olduğu üzere söyleniyor,gruplarda Lille ile 5 maça çıktığı için oynayabilir mi GS ile bilemiyorum ama çok iyi transfer olacaktır.
Tekrar ediyorum,1.84 boyunda,hızlı ve oyunu iyi okuyan bir oyuncu. En büyük özelliği iyi top dağıtır, ki bu da Galatasaray sisteminde Ujfalusi sonrası en çok aranan özellik..Alınır alınmaz bilemiyorum ama Galatasaray bazı işleri doğru yapıyor. Ne diyelim bana da ağlaya ağlaya '' Ezeli dostumuzu'' ( YALAN ) TEBRİK etmek kalıyor.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...