Şüphesiz ki insanların hayata bakış açıları da futbola bakış açılarından farklı değildir. Kimisi gündelik hayatın zorluklarından arınmak için bu güzel oyunu kendine bir ''araç'' olarak kabul eder ve şova dayalı bir oyun olarak görür. Kimisi de yoğun bir içselleştirmeye tabi tuttuğu futbolu salt skor ve başarıya dayalı bir oyun olarak görür. Seyircinin bakış açısı ne olursa olsun, teknik kapasitesi yüksek, seyirciyi hareketlendiren topla süzülürcesine hareket edebilen oyuncular her zaman ön planda olur. Ama bir de o seyircilerin pek sevmediği oyuncuların sahada rahat hareket edebilmesi, onların saha içerisinde yeteneklerini daha iyi gösterebilmesi için sahada varını yoğunu veren gizli kahramanlar vardır.
Günümüzde olduğu gibi futbol da çok sık bir değişimden geçiyor. Örneğin, bundan 7-8 yıl öncesine kadar futbolda ''çapa'' olarak tabir edilen oyunculardan rakibi bozması, gerektiğinde ''çirkin'' oyun oynaması istenirdi. Hele bir de yanındaki adama kaptığı paslardan % 50'ye yakınını verebiliyorsa, el üstünde tutulan oyuncu konumuna ulaşırlardı.
Ama bu değişti, formasyonların, takım mantalitelerinin çok hızlı ervimleştiği günümüz futbol anlayışında kalecilerin dahil oyuna katılması, pas trafiğini başlatan oyuncular olması bekleniyor. Örnekleri somutlaştıralım: 2 sene öncesine kadar uzay takımı olarak gösterilen Guardiola'nın Barcelona'sında bir isim var, her futbol tartışmasında ''Halı sahaya bile almam'', ''Bu adam nasıl Barcelona'da'' oynuyor denilen birisi. Kim mi bu? Sergio Busquets...
Ön alanında merkez bir pivot santrforun yok, ayağa pas trafiğine dayalı bir oynuyor ve topla oynama yüzdesinin senden yana olması için ''ribaund'' toplarını da toplaman gerekiyorsa, Sergio gibi bir oyuncu takıma ''one man difference'' kuralını işletir. Set hücumu esnasında paslarla öne yayılan bir takımda topun kaptırıldığı esnada Busquets gibi stoper özellikleri de taşıyan bir oyuncu kenarlara açılan stoperlerin arasına girip, kenar beklerini oyuna dahil eder ve uygulanan iç-alan baskısıyla sekenleri toplamana yardımcı olur. Rakip kontralarında bu bahsettiğim pozisyon alma şekli sayesinde kuvvetli bir alan markajı uygulanır ve rakibinin pas rutinini bozarsın.
BİR DÖNÜŞÜM
Busquets'in tek faydası bu mu hayır? Busquets, Şampiyonlar Ligi'nde bu sezon %90'lık bir pas isabeti yakaladı. Kaptığı topları hatasız bir şekilde arkadaşlarına aktaran ve takımının atak başlangıçlarında savunmasına bir pas opsiyonu sunan Sergio, alan parselizasyonundaki üstünlüğü sayesinde futbolda bir değişimin de öncüsü oldu. İtalyan futbolunda esen 3'lü savunma furyası Avrupa futboluna da Busquests, Martinez, Gustavo gibi oyuncuların önemini daha fazla ortaya çıkararak yansıdı.
Bir gizli silah
İki kenar hücum bek ile oynayan yüksek pres ve hızlı hücuma dayalı bir oyun yapısı ile oynayan Bayern Münih'in de en gizli silahı Javi Martinez. 2009 yılında kurt hoca Bielsa'nın A.Bilbao'sunda ''libero'' mevkiinde oynuyordu. Martinez, takımın pas trafiğinde büyük önem arz etmekle beraber, stoperlerin hemen önlerine girip savunmada takımının 3'lüye dönmesini sağlıyordu. Ön alanda beklerin de katılımını sağlayan Javi, yüksek pas isabeti ile değişen dünya futbolundaki önemini Bayern Münih'e 40 milyon Euro ile transfer olarak gösteriyordu.
BİR ÖRNEK DE TÜRKİYE'DEN
Bu iki örneği neden verdiğime de gelirsek; Yanlışlar arasında kaybolan Türk futbolunda bizim de bir Busquets'imiz, Javi Martinez'imiz var. Topu önde tutma anlamında sorunlar yaşayan, ön alana oyunu set halinde kuramayan Fenerbahçe'nin sezonun 2.yarısının ortalarına kadar yediği golleri inceleyecek olduğumuzda, 3.ve 4.bölge aralarında top dolaştırıp öne yayılmaya çalışırken kaptırdığı toplarla yediği gollerden ne kadar başının ağrıdığını görüyoruz. Mehmet Topal'ın olmadığı maçların büyük çoğunluğunda Raul - Emre - Baroni üçlü orta sahasıyla çıkan Fenerbahçe, dönen toplarda geçiş oyununu sağlayamadı ve savunma hattının da önde oynamaya müsait olmaması nedeniyle kalesinde pek çok kez golü gördü. Mehmet Topal'ın olduğu maçlarda Gökhan - Hasan Ali gibi kenar hücum bekleinir oyuna rahatça katabilen Fenerbahçe, seken topları da toplayabiliyor ve Kuyt, Sow gibi kenar forvetleri de yakalanan set - hücumları sayesinde ceza sahası içerisine sokabiliyordu. Ön alandaki 3 kenar forveti de ceza sahasına sokabilmesi sayesindegol yollarında da tehlikeler yakalayabilen sarı - lacivertliler, rakiplerini özellikle iç sahadaki maçlarda yarı - sahasına hapsedebiliyordu. Özellikle Saracoğlu'nda oynanan karşılaşmaların büyük kısmında Mehmet Topal'ın olmadığı, üç hareketli merkez ile sahaya çıkan sarı - kanaryalar, geçtiğimiz sezon 25 maçta ilk golü kalesinde gören ekip oldu. 1-0 geride başlanan bu karşılaşmaların büyük çoğunluğunda Mehmet Topal'ın ilk 11'de yer almadığını belirtmekte fayda var.
Bu oyuncular pek çoğumuzun oynadığı futbola hayranı olduğumuz (yukarıda bahsettiğim) takımların gizli kahramanlarıdır. Messi'nin ileride özgür olmasını sağlayan, Ribery - Robben gibi yıldızların gözümüzün pasını silmesine yardımcı olan bu oyuncular, değeri bilinir bilinmez bilemem, bu insanlığın da gelişimine paralel bir olgu.
Ama şu bir gerçek ki; Pek çok ''futbolsever''in ''ya bu da topçu mu'' ''sahada bile görmedim, hep yan pas yapıyor'' dediği bu futbol-emekçilerinin önemini daha iyi anladığımız gün hiç şüphesiz Türkiye'de de futbol gelişecek, güzelleşecektir.
mehmet topal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mehmet topal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Temmuz 2013 Cumartesi
One man difference
Etiketler:
Aykut Kocaman,
Barcelona,
Bayern Münih,
Fenerbahçe,
javi martinez,
mehmet topal,
sergio busquets
8 Mart 2013 Cuma
Çek oradan bir Çek birası
Nereden başlasam bilemiyorum. Neyse klişe cümlelerle başlayayım. Tarihimizin en kritik maçlarından birini oynadık,burada hemfikirsek devam edelim.Maç öncesinde kadroları gördüğümüzde başta ben olmak üzere, Aykut Kocaman'ı sözlerimizle bıçakladık. Selçuk - Topal merkezini gördüğümde, oluşacağına inandığım tüm kara senaryoları daha maç öncesinden tüketmiştik bile. Ama öyle olmadı,atladığımız birşey vardı. Plzen gibi, hızlı hücuma çıkışın masterını yapmış (ne yedüğü belirsiz, çünkü kimse bilmiyor ), iyi saha parselizasyonu olan bir takıma karşı mevcut şartlarda sürülebilecek en iyi kadroyu, en maksimal şekilde kullandı Aykut Hoca,utandırdı da bizi.Varsın utandırsın,her gün yapsın,razıyız.
İlk 20 dakika
Mücadelenin ilk dakikalarında, Plzen oyunu 1ve 3.bölgelerde oynamamıza izin verdi. Selçuk -Topal ikilisine önde basmaları dahilinde biz felaket senaryoları hayal ederken, beklemediğimiz bir şekilde, Çek'ler bizi yarı sahalarında karşıladılar. Karşıladılar diyorum çünkü,neredeyse hiç sert baskı uygulamadılar ilk dakikalar içerisinde. Fenerbahçe, 3.bölgeye kadar basit yan paslarla, Cris'i buluşturma ya da, direk yoldan Sow ve Webo'nun duvar olması üzerinden oynamaya çalıştık. Sow-Webo ikilisinin topu alıp, çevre kontrolü yaptıkları esnada, Cris ve Selçuk-Topal merkezinin desteğinin az olması, önde topla buluştuklarında yalnız kalmaları nedeniyle, giden toplar geri gelmek zorunda kaldı. Plzen'in de topla ve pasla çıkışına ilk bölgede Sow -Webo ve Kuyt 3'lüsü ile çok iyi baskı uygulayınca, ilk 20 dakika sonrasında oyun üstünlüğü bize geçti. 20 dakika içerisinde topla çıkmamıza rakip izin verirlerken, kaptırılacak toplarda da kontra kovaladılar.
MESAJ Onlar bizden, biz onlardan korktuk
20 dakika
20 ile 25.dakikalarda artan baskımız sonrasında, oyun tempomoz düşerken, Plzen, kendi 3.bölgelerinde çoğalmalar gösterdi. Plzen'in, savunmadan direk paslarla hızlı hücuma çıktığı ve sahamıza daha çok yayılmaya gayret gösterdiği dakikalarda, ön alan hareketlilerine, savunmadan ya da Cris aracılığıyla pas servislerinde bulunduk. 35.dakika sonrasında, oyun üstünlüğünü tekrardan eline alan Fenerbahçe, Sow ve Webo'yu topla buluşturduğu ataklarda, geri kalan dakikalara nazaran, orta saha desteğiyle, kanatları da daha etkili kullanmaya başladı ve rakip savunmasını rahatsız etmeye başladı.
İLK 35 DAKİKA İSTATİSTİK Plzen hücum pas hatası = 25 / 47 F.Bahçe = 24 / 35
Bu dakikaya kadar oyun tamamen istediğimiz gibi giderken, ev sahibi ekip, takım kimliğini ortaya koyan bir akınla yürekleri ağızlara getirdi. Sosyal medya ve maçı izleyen çoğu kesim, '' lan bu takımın neyinden korktuk ya'' demelere başlarken, Yobo'ya yapılan baskı,Volkan'a geri pas, Volkan'ın hatalı pası sonrası Selçuk'un kaptırdığı topta, en etkili kanat oyuncular Rajtoral'le pozisyon yakaladılar. Rajtoral'in şutu direkten dönerken, bir kontra atakta, bir anda 6 oyuncunun ceza sahamız ve civarında olmasını, o rakibi küçümseyen güruh bir zamet anlatsın lütfen. Direkten dönen topu hemen altı pas içerisinde, başka bir Plzen'li oyuncu karşılarken, şutunu G.Bönül çizgiden çevirdi. Akabinde gelişen sıralı ataklarda da yay civarı Plzen'li oyuncuların olması, takım kimliklerinin kontra oyunundan fazlasına sahip olduklarının kanıtı gibiydi.
ŞUT DENEMELERİ
İlk yarının ilk 30 dakikalık diliminde, 4.bölgede oyunu tutmakta zorlandığımız dakikalarda, öne hareketlenen Selçuk-Topal ve Cris merkeziyle yay civarında gol fırsatları kovaladık.
35 SONRASI
Kaçan net gol sonrasında, bu kez F.Bahçe, tekrardan oyunu önde oynayan ekip oldu. İlk yarının son 8 dakikası içerisinde Yobo-Bekir tandemi Volkan'ın 35 metre önünde konuşlanırken, Ziegler ve Gökhan ile ön-çizgide iyi karşıladık. Sow - Webo ikilisinin ceza sahasına daha sık girmesi, Kuyt'ın da Gökhan'ın ileride basmasına paralel olarak, iç-forvete yakın pozisyon almasıyla, karşılaşmadaki en net fırsatımızı yakaladık. 43.dakikada Sow ile pozisyon değiştiren Kuyt, Senegallinin sol iç çizgiden çıkardığı pasta, kale önünde ağları bulamadı.
2.yarı
2.yarıya her iki takım da, birbirlerine oyun üstünlüğünü kabullendirmek amaçlı, tempolu başladı. İlk dakikalarda orta sahada etkili gözüken taraf Plzen gibi gözükse de, F.Bahçe bu tempoya çok çabuk karşılık verdi. Orta alana daha hareketli, tempolu bir oyuncu süren Çek ekibi, klasik bir kontra takımından daha fazlası olduğunu, oyun oynama isteği ve oyuna müdahaleleriyle ispatladı benim görüşümce.
En anahtar hamle geldi
Orta alan üstünlüğünü kazanmak için, Bekir ve Yobo tandemini daha öne çeken, Gökhan'ın ileri çıkışlarıyla Kuyt'ı da içe kaydıran Kocaman'ın, maç içerisindeki en anahtar hamlesini yaptı.Bu dakikadan sonra topla oynama yüzdesi %65'leri görürken, rakibe atak şansı tanımadık, topla oynamalarına, yakınlaşmalarına izin vermedik. 60-75 arasında Selçuk - Topal merkezinin kestiği toplarda, sahaya kısa paslaşmalarla yayılan sarı - lacivertliler, Cris'in topla buluştuğu pozisyonlarda, ağır hareketlerle ön alana iyi yerleşim gösterdi. Cris'in paslarına duvar olan Sow ve Webo, çevre kontrol becerileriyle oyunu kanatlara açtılar. Kanatlardan gelişen her topta, ceza sahası içerisinde tehlikeler aradık.
75 SONRASI
Kocaman'ın oyuna müdahale etmesi beklendiği dakikalarda, saha içerisinde oynama yapmaması, maçı getiren hamlelerden biri oldu. 74.dakika civarında Caner-Sow değişikliğine hazırlanan Aykut Hoca, maç sonu yaptığı açıklamada, biraz daha beklemek istediğini belirtti. Sow - Webo-Kuyt 3'lüsüyle rakip stoperleri kilitleyen sarı lacivertlilerde, Caner'in oyuna dahil olması, Sow'un kenara gelmesi, oyuna şöyle dezavantaj sunardı: O dakikaya kadar rakip stoperlerin rahat pas yapmasını bozan, ileri 3'lümüzden bir oyuncunun çıkması, ve kompakt bir halde rakibi ilk toplarda karşılayan merkezimizden bir ismin kenarlara yayılcak olması, oyunu baştan sona domino ettiğimiz dakikalarda, merkez baskının azalmasına sebebiyet verirdi. Nitekim Aykut Hoca da, maç sonu yaptığı açıklamada, bunu gözlemlediğinden ötürü değişikliği beklettiğini söyledi. 65.dakika sonrasında, 3.bölgeye yakın konuşlanan tandemimiz ve Topal-Selçuk ikilisiyle rakibi yarı sahasına hapseden ve önde basan F.Bahçe, Cris'le Webo'nun duvar olduğu pozisyonda, Gökhan'ın bulunduğu sağ çizgiye oyunu açtı. Pas sonrası hemen penaltı noktasına hareketlenen Webo-Sow rakip stoperleri baskı altına aldı. Gökhan'ın ortasında, kafaya iyi yükselen Sow'un şutu kaleciden döndü, geldiğinden beri kafa golleriyle F.Bahçe'ye adeta hayat veren Webo, belki de turu getiren golü attı.
Kocaman'ın hakkını vermek lazım
Bu maçın baştan sona, Kocaman'ın taktiksel ürünü olduğunu düşünüyorum. Oyunu iyi okuma, rakibi iyi analiz etme ve yerinde saha içi müdahaleleriyle, maçın güç gösterisi haline geldiği anlarda, oyunu koparan F.Bahçe'de, kazanılan gol sonrasında, rakibin üstüme gelmesine şans tanımamız da bir gelişim gösteren noktaydı.
Golün hemen sonrasında 10 dakikadır kenarda bekleyen Caner'i Sow'un, Topuz'u da Webo'yla değiştiren Kocaman, Kuyt'ı merkez santrafora çekerek, 4-5-1'e dönüş yaptı. Gol sonrası moralmen bir çöküş halinde olduğu gözlemlenen V.Plzen, kalan dakikalarda ceza sahamıza dahi giremezken, taraftarın en büyük tartışma konusu olan Aykut Kocaman, bu maçı ve umarımki de turu bizlere hediye etti.
Selçuk sorunsalı
Selçuk'a bireysel olarak, laf atanları ciddiye almamak gerekli.Zira bu adamların, saha içerisindeki işçi,emekçi konumunda bulunan Selçuk Şahin'e bakış açılarıyla, hayattaki çalışanlara bakışı arasında pek de bir fark olduğunu düşünmüyorum. Kendi açımdan, Selçuk'un Topal'ın yedeği olduğunu düşünüyorum.Selçuk/Topal ikilisini oyun ne olursa olsun, F.Bahçe orta sahasında tercih etmem o ayrı. Topal'ın sistemsel varyasyonlar içerisinde, stoper yada 3'leyici libero şeklinde oynadığı takdirde çok daha verimli olacağına inandığım için, Topal/Selçuk tarzı bir oyuncu illa tercih edilecekse bu ismin Selçuk olduğuna inanıyorum. Mehmet'e göre, daha öne oynamaya niyetli, rakibe daha önde basan bir isim olan Selçuk'un doğru oyuncu kombinasyonlarıyla birleştirildiği takdirde, maçına ve taktiğine göre verimli olucağına inanıyorum.Tekrarlayalım, bazı insanların emeğe bakış açısıyla Selçuk'a bakış açısı pek de değişmez.
Etiketler:
caner,
Fenerbahçe,
fenerbahçe - viktoria plzen canlı,
fenerbahçe - viktoria plzen maç özeti,
mehmet topal,
selçuk şahin,
Sow,
viktoria plzen - Fenerbahçe özet,
webo
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)