31 Mayıs 2013 Cuma
Gözlemcinin Not Defteri: #12 Wissam Ben Yedder
Wissam Ben Yedder 12 Ağustos 1990 doğumlu, Fransa'nın Ligue 1 takımlarından Toulouse'da forma giyen bir isim. Adından da tahmin edilebileceği gibi Tunus asıllı bir futbolcu. Buna karşın Paris'in Sarcelles bölgesinde dünyaya gelmiş ve Fransız pasaportunu da elinde bulunduran bir isim. Fransa U-21 takımında oynarken Yann M'Vila, Chris Mavinga, Antoine Greizmann ve M'Baye Niang gibi isimlerle 5-3 mağlup oldukları Norveç maçının oynandığı günden bir önceki gece, gece kulübüne gitmeleri nedeniyle kadro dışı bırakılmışlardı. Bunun dışında diğer arkadaşları gibi Ben Yedder'in de saha içi ve dışı vukuatı yok. Gönlünüzü ferah tutun.
UJA Alfortville takımında profesyonel kariyerine başlayan Ben Yedder 2010'da Toulouse'ya geçti ve profesyonel kariyerinde çıktığı 80 maçta 25 gol 9 asistlik performansı ile istatistik kağıdını doldurdu.
Özellikler
Ben Yedder santrafor bölgesinde oynuyor. Onun için Football Manager diliyle konuşup basite indirgersek yaratıcı forvet de deriz. Buna karşın net olarak forvet bölgesinin en ucu(centre forward) onun mevkiisini tanımlayacak niteleme olacaktır.
1.70 boyundaki Ben Yedder kısa boyunun avantajını seriliğine borçlu. Çabuk adımlarla patlayıcılığı birleşince muhteşem bir dribling yeteneği ortaya çıkıyor. Doğal olarak 1.90'lık stoperlerin arasında güçsüz olarak gözüküyor fakat fiziğinin dezavantajını da yine o seriliği ile tölere ediyor. Aynı zamanda koşu yapacağı yeri bilmesi ve "çoğu" zaman aklı ile oynaması ona sert rakipleri karşısında avantaj sağlıyor. Bazı maçlarda çok sert müdahalelere maruz kaldığında oyun içi kopmalar yaşadığını da dile getirelim.
Koşu yapacağı yeri bildiğini söylemiştim. Pozisyonları sonuna kadar kovalaması onu fırsatçı olarak nitelendirmemize neden oluyor. Bu takip edişler "golcü kısmeti" denen şeyi de kendisine getiriyor. Geçtiğimiz yıllardaki durumunu da düşündüğümüz takdirde bu yılki attığı golleri de hesaba katarsak bitiriciliğini müthiş bir biçimde geliştirdi diyebiliriz. Gerçekten öldürücü bir çift ayağı var, ikisini de gol vuruşu yapabilecek seviyede kullanabiliyor. Ayak içi temiz santraforlardan. Ceza sahası içindeki soğukkanlılığının da altını çizmeliyim. Oyunu rakip sahaya yıktığınız takdirde size skoru rahatlıkla getirebilecek bir isim olarak göze çarpıyor.
Pas oyunundaki eksikleri gidermesi ile daha iyi bir noktaya gelecektir. Pas sayısını arttırması gerekiyor. 19 pasta %77'lik bir pas oranı yakalamış. Kendi seviyesinde sayılabilecek oyuncular için iyi bir yüzde. Buna karşın o bilekleri ile daha da iyi bir yüzde yakalayabilir, tabii dediğim gibi aynı zamanda pas sayısını da arttırmalı.
İleride Nereye Gider?
Top Class seviyeye gelmesi zor. Fiziğini daha fazla geliştirebilir mi bunun cevabını maalesef verecek kalibrede değilim. Kilit nokta burası. Ligimiz ve dengi ligler için "leblebici" diye tabir edilen o isimlerden biri olabilir. Aynı zamanda gollerinin yanında kilit pasları denemesi ile takım oyununa katkısını da göz ardı etmeyelim. İşte bu sebeplerin her biri birleşince totalde çok yararlı olabilecek potansiyelde bir isim karşımıza çıkıyor.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Kariyer sezonunu yaşadı. Market fiyatı 3,5 Milyon Euro. Transferin 5 Milyon Euro'ya rahatlıkla bitebileceğini düşünüyorum.
Ufuk Tolga Aldırmaz
29 Mayıs 2013 Çarşamba
Sporda Şiddet
Öğrenciyim. Neticesinde bazen -pek alışık olmasam da- ödev konusu seçmek ve onu kağıda dökmeniz gerekiyor. Uluslararası Sosyal Politika dersim için seçtiğim ödev konum: Sporda şiddet. Buraya da aktarayım dedim. İlgisini çekene.
"Geçtiğimiz günlerde derbi olarak nitelendirilen
Fenerbahçe-Galatasaray müsabakasının ardından maçtan dönen Burak Yıldırım’ın
kalbinden bıçaklanıp öldürülmesi ile spor müsabakaları ve sonrasındaki şiddet
tekrar ayyuka çıktı. Toplumumuzda oluşan birçok örnekten sadece biri Burak’ın
öldürülmesi idi. Öyle ki Burak taktığı kaşkol yüzünden karşı tarafın kinine
maruz kalarak ortada bir durum yok iken öldürülecekti.
Spor, dünya üzerinde birçok sebep ile insanların bağlandığı
bir olgudur. Sporun dünyamızda çeşitli yansımaları vardır. Olimpiyat tarihinden
de anlaşılacağı gibi başlarda toplumların kaynaşması ve birlik, beraberlik
duygusunun pekiştirilmesi sebebi ile üstünde uzlaşılacak bu etmen gün geçtikçe
evrim geçirecektir. Özellikle günümüzde liberal toplumların gelişimi ve
kapitalizmin yansıması olarak endüstriyel yaklaşım sporun çeşitli kesimler
tarafından kullanılması için büyük bir araç olacaktır. Bunun en büyük
göstergesi çeşitli dönemlerde sporun politika ve ideolojilerin bir reklam
panosu misali kullanılmasıdır.
Kitleleri peşinden sürükleyen spor, toplumların özünü
oluşturan ögelerden biridir. Bundan ötürü sosyolojik incelemeler yapılırken
toplumların fazlaca ilgi gösterdiği spor dalları irdelenmektedir. Ülkemizdeki
spor anlayışını toplumsal olarak ele almamız gerekirse öncelikle futbol dalını
ele almamız gerekmektedir. Devlet tarafından desteklenen spor daha doğrusu
futbol kulüpleri, çoğunlukla “Kamu Yararına Dernek” statüsünde ele alınmaktadır.
Bundaki en büyük etmen ise kulüplerin sahip oldukları taraftar kitlesidir. Bu
taraftar kitlesi çeşitli psikolojik ve sosyolojik incelemelerin ortaya koyduğu
gibi çeşitli sebepler ile kulüpleri destekleme yolunu seçmektedirler. Örneğin
köyden kente olan göçün en önemli örneği olan Anadolu’dan İstanbul’a göçün
bireylerde yarattığı ait olma hissiyatını verebilecek en önemli olgu bu spor
kulüpleridir. Bunun yanında bireyler takımları ile kendilerini öyle
özdeşleştirirler ki gerek kulüplerinin yöneticileri gerekse de sporcularını
birer rol model olarak benimseyebilmekte, onlarla yeri geldiğinde birer gönül
bağı kurmaktadırlar. Bu durumun getirisi olarak ahlaki değerleri ve bu bilinci
kulüpleri ile paralel biçimde geliştirme gelecektir. Öyle ki gün geçtikçe bu yaşanan
süreç bambaşka bir boyuta taşınacaktır. Nesiller, bu durumu iyice abartacak ve
rakip olgusunu düşman olgusu ile karıştıracaktır. Takımlarına karşı
besledikleri duygu şehvetle artarken rakibe karşı iyiden iyiye kin güdülmeye
başlanıp gerçek dünyanın doğrularını görebilmekten aciz olacaklardır. Bu
durumun oluşmasında çeşitli birey dışı sebeplerin de etkisi olacaktır. Yine
örnek olarak kitle iletişim araçları paralelinde yazılı ve görsel medyadaki
bilinçsiz yol göstericiler, yukarıda belirttiğim gibi yöneticiler ve sporcular,
müsabakaların karar veren merciileri(hakem vb.) ve hatta kural
koyucuların(federasyonlar vb.) dahi bu durumu etkilediği son derece açıktır.
Bu durumun neticesinde gün geçtikçe büyüyen kulüpler çeşitli
spor dallarına el attılar. Amatör branşlar olarak nitelendirdikleri futbol dışı
şubelerin gün geçtikçe artması yukarıda bahsettiğim kendini taraftar olarak
addeden kesimin ilgisinin de diğer spor dallarına kaymasına sebep oldu.
Ardından gelen takım destekleme düşüncesi rakibe karşı olan nefret ve kin ile
birleşince özellikle üç büyük kulüp olarak nitelenen kulüplerin olduğu her spor
dalı müsabakasında irili ufaklı çeşitli şiddet olaylarının oluşmasına sebep
oldu. Önceleri “Beyefendi sporu” olarak nitelendirilen Basketbol dalına kayan ilgi
ile bu müsabakalarda oluşan şiddet ile kanıtlandı. Daha sonraları ise bu durum
Tekerlekli Sandalye Basketbol’una kadar uzandı. Müsabakaların oynandığı alanın
dışında başlayan olaylar gün geçtikçe alan içine kaymaya başladı. Sporcuların
da bu nefret ve kin tutulan ortama bir nevi ayak uydurması ile olaylar
normalleşti. Bu süreç, neticesinde Burak Yıldırım’ın öldürülme olayına kadar
gelecekti.
Bu şiddetin en büyük nedeni kitlelerin toplumdaki öfke
birikimlerini en uygun olarak spor organizasyonlarında dışa vurabilmeleriydi.
Toplum içinde yaşanılan çeşitli olaylar, siyasal yöneticilerin tutum ve
davranışları, günlük hayatta bireylerin yaşamaya maruz bırakıldığı ezilmişlik
duygusu; kendileri gibi insanları buldukları tribün gibi ortamlarda bu öfke
birikiminin boşaltılabilmesini sağlayacaktı. Üstüne üstlük bir de yukarıda
bahsettiğim o toplumların liberal gelişimi ve kapitalizmin gün geçtikçe artan
şiddeti neticesinde insanlara dayatılan kazanma mantığının da yerleşmesi ile
günlük hayatta elde edilemeyen birçok şey kısa yoldan kulüpler üzerinden tatmin
olabilme güdüsü de taşımaktadır.
Rahatça dışa vurulan bu öfkenin, rahatlık kısmının yok
edilebilmesi için devlet tarafından çıkarılan bir yasa mevcut. Buna karşın bu
yasanın ne kadar uygulanabildiği ise büyük bir soru işareti. Uygun alt yapının
ve kalifiye kolluk kuvvetlerinin oluşturulmaması yasanın uygulanabilmesi
önündeki en büyük engel. Bu noktadan ve yukarıda saydığım sebeplerden ötürü de
anlaşılabileceği gibi bu şiddetin oluşması daha doğrusu bu noktalara varmasının
en büyük sebebi devlet olarak göze batmakta. Devletin belli başlı konularda
pasif kalması ve toplumda yeterli spor ahlakının oluşabilmesi için gerekli
adımları atmaması en büyük sebeptir. Spor ahlakının futbol tribünlerinden
çıkarılıp gelişmiş spor ülkelerinde olduğu gibi alt yaş kategorilerindeki
çocukların spora teşvik edilmesi ile bu çocuklara devredilmesi şiddetin yok
edilmesi anlamına gelecektir. İşte bu noktada alt yapı yatırımlarının artması
uzun vadede sorunların çözümü anlamına gelecektir. Bunun yanında elzem olan şey
ise vatandaşların bir şekilde refahının yükseltilmesidir."
Ufuk Tolga Aldırmaz
26 Mayıs 2013 Pazar
Hayat
2013'e de son noktayı koyduk.
Roman Weidenfeller'in göz yaşları aslında ufak çapta bir "futbol" dünyası özeti.
Borussia Dortmund'un hikayesi bir edebi değer taşımalıydı artık. Bu yıl olmadı. Önümüzdeki sezon... Neden olmasın?
Hep kaybeden tarafta olduk, böyle kaybetmeye devam!
Ufuk Tolga Aldırmaz
Roman Weidenfeller'in göz yaşları aslında ufak çapta bir "futbol" dünyası özeti.
Borussia Dortmund'un hikayesi bir edebi değer taşımalıydı artık. Bu yıl olmadı. Önümüzdeki sezon... Neden olmasın?
Hep kaybeden tarafta olduk, böyle kaybetmeye devam!
Ufuk Tolga Aldırmaz
25 Mayıs 2013 Cumartesi
Gözlemcinin Not Defteri: #11 Wahbi Khazri
8 Şubat 1991 Ajaccio doğumlu olan Khazri Tunus asıllı bir Fransız vatandaşı. Milli takım tercihini Tunus'tan yana kullanmış ve altı kez ülkesinin formasını giymiştir. Alt yapı eğitimini şu anki kulübü olan Bastia'da almış. Senelerdir asansör takım haline gelmiş kulübünün en önemli parçalarından biri olmaya adaydı, nitekim oldu da. Bu sezon Ligue 1'de yedi gol atıp dokuz gol hazırlayan Khazri kariyerinde toplam 119 maça çıkıp 25 gol 27 asistlik performans göstermiş bir isim.
Özellikler
Her iki kanat, forvet arkası ve hatta orta sahanın göbeğinde oynayabilen bir oyuncu. Hücum için bulunmaz jokerlerden birisi haline gelmek üzere. Hakim ayağı sağ olmasına rağmen solunu da fena olmayan bir biçimde kullanıyor. Ters kanatlarda oynayabilmenin büyük avantajını yaşıyor. Buna paralel oyun bilgisini geliştirmiş ve ters kanat koşularını muhteşem bir kanat forvet edası ile yapıyor. Ceza sahası içine girmeyi adet haline getirmiş. Bitiriciliği iyi sayılabilecek seviyede. Dribling yeteneğinin kaymağını da yiyor. Hücum atraksiyonlarından kilit paslardaki zamanlaması da dikkat çekici.
Uzaktan şutlar ve duran toplarda etkinliğinin altını özellikle çizmeliyim.
İşin ilginç tarafı böyle bir profil çizilen hücum oyuncusundan beklenmeyecek şekilde "zaman zaman" daha doğrusu vitrin maçlarda savunmasına da şiddetle yardım ediyor. Aklı ile savunma yapabilengillerden.
Tüm bunları bir köşeye koyuyoruz. Karşısına ise birazcık bencilliği ekliyoruz. Pas ve şut zamanlamasını, daha doğrusu oyun bilgisini biraz daha geliştirmeli. Takım oyununa yatkınlığını arttırdığı takdirde çok önemli işlere imza atabilecek potansiyelde bir isim.
Eklenecek bir şey daha var o da aidiyet duygusu. Bastia onun evi. Dışarıda nasıl bir reaksiyon gösterir merak konusu.
İleride Nereye Gider?
Top Class seviyeye çıkar mı hiç emin değilim ama bu adamda o kumaş var. Bu yılki performansının üst düzey olmasına karşın transfer gündeminde adı hala geçmiyor. Adım atmanın tam sırasıdır. Bu riske değer.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Transfermarkt'a göre üç milyon Euro piyasa değeri var. Bu miktar onun için az. Üst çizgiyi altı milyon Euro'ya çekip pazarlığınızı gönül rahatlığı ile yapabilirsiniz.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Gözlemcinin Not Defteri: #10 Ricardo Faty
Ricardo Faty... 4 Ağustos 1986 Paris doğumlu olan Faty şu an Ligue 1'de Ajaccio'nun formasını giymekte. Babası Senegalli annesi Cape Verde'li olan Faty milli takım tercihini Senegal'den yana kullanmış, beş kez milli olmuştur. Hemen araya sıkıştırayım, kendileri bir dönem ülkemizde Sivasspor'un formasını giyen Jacques Faty'nin de kardeşi oluyor.
Daha önce de özellikle Sebastien Corchia'dan bahsederken değindiğim Fransa'nın en önemli futbol akademilerinden olan Clairefontaine çıkışlı bir isimle daha karşınızdayız. Clairefontaine'dan çıkışını aldıktan sonra Strasbourg'a geçiş yaşanıyor. 2005-2006 sezonunda yedi karşılaşmada forma giyen Faty, o dönemler Luciano Spaletti'nin dikkatini çekecektir. Sezon sonu AS Roma'ya transfer olan Faty için büyük umutlar beslenir. Bir Şampiyonlar Ligi karşılaşmasından sonra hocası onu yeni "Patrick Viera" olarak nitelendirecektir. 2007-2008 sezonunda Bayer Leverkusen'e kiralık olarak yollanır. Pişmesi istenir lakin burada yalnızca iki karşılaşmada forma giyebilir. O sezonun devre arası da daha çok forma şansı bulabilmek için dönemin Ligue 2 ekiplerinden olan köklü Nantes kulübüne geçiş yapar. Bir sonraki sezon da dahil olmak üzere toplamda 41 kez sarı-yeşilli ekibin formasını giyer. Geri döndüğünde yine o beklediği düzenli forma şansını bulamaz ve Roma'dan ayrılma vaktinin geldiğine kanaat getirir. İstikamet bu kez Yunanistan'dır. Aris'e transfer olur. İki sezon formasını giyeceği takımının 55 kez formasını giyip, takımının en önemli kozlarından biri haline gelecektir. Bu sezonun başında ise Fransa'ya geri döner. Ligue 1 ekiplerinden Ajaccio'nun bir parçası olacaktır. Hem de taraflı tarafsız herkesin takımı için takdir ettiği bir parça haline gelir. Bu sezon 26 kez forma giyer. Kariyerinde toplam 179 maçta forma giyip 11 gol 9 asistlik performans çizen bir orta saha oyuncusu Faty.
Özellikler
Afrikalı soydaşlarının hemen hemen hepsi gibi güçlü bir fizik çatısı var. 1.92'lik güçlü bir adam Faty. Aynı zamanda bacak boyunun uzun oluşu tabiri caizse onları pergel gibi kullanmasına yardımcı oluyor. Aynı zamanda bu fiziğinin yanına gücünü de ekliyor. Tatlı sert bir tarzı var ki rakibi olsam kendisinden korkarım, açık açık söyleyeyim. Uzun boyunun avantajı ile hava toplarına hem hücum gücü olarak hem de defansif üstünlük açısından ayrı ayrı hakimiyeti söz konusu. Duran toplarda Manuel Fernandes gibi bir silahınız varsa Faty'e "iş" yaptırabilirsiniz.
Özelliklerini "altı numara" olarak değerlendirelim lütfen. Takım oyununa sadık bir oyuncu. Basit oynamayı seviyor ve bunu beceriyor da. Defansif yükümlülüklerini sahada kaçınmadan yerine getiriyor. Çalışkan bir isim. Top kapma becerisi iyi seviyede. Pas arası yapmayı da seven bir isim. Bunun yanında şut blokajı da fena sayılmaz. Yaptığı faul sayısı lig geneli itibari ile normal iken ligimiz için fazla kaçabilir. Rakip ile vücut temasına girmeyi seviyor. Hücum yönüne gelecek olursak esas farkı sanırım bu noktada yakalıyor. Bunu efektifliğe döküp istatistiğe vuramasa da saha içinde iyi anlamda göze batan hamleleri mevcut. Daha net anlaşılabilir olması için bu özelliklerini tam anlamıyla olmasa da Felipe Melo'ya benzettiğimi söyleyebilirim. Özellikle oyun alanına hakimiyeti ve pas dağıtımı açısından örtüşüyorlar. Faty de bu işi iyi yapıyor. Dikine oyunu seviyor. Bunlara karşın pas oyununda eksikliği var. Ligue 1'deki başarılı pas oranı yüzde 77. 80'in altında kalınması Ligue 1 standartlarında o bölge için önemli bir "eksikliktir". Bunun yanı sıra gözlemlediğim en büyük eksikliği rakip ceza sahasına girme alışkanlığının olmaması. Gerçi elinizde Oğuzhan Özyakup ve Manuel Fernandes gibi bu işleri iyi yapan iki isim varken altı numaranızdan bunu ne kadar beklersiniz orasını bilemeyeceğim. Yine de benim gözüme çarpan bir eksiklik.
İleride Ne Yapar?
Öyle veya böyle 26 yaşında bir isimden bahsediyoruz. Bana kalırsa zamanında yapmış olduğu yanlış kulüp tercihlerinin cezasını çekiyor. Daha iyi noktalarda olabilirdi. Bu potansiyeli vardı. Şu an ise bir-iki basamak daha atlayacak durumda. Bunu Ligue 1'de de yapabilir başka liglerde de. Ülkemize, özellikle de Beşiktaş'a transferini düşünecek olursak iyi ve önemli bir tamamlayıcı parça işlevini görür diyebilirim. Önder Özen'in işaret ettiği o uluslararası oyuncu havuzuna katılabilecek isimlerden biri olabilir.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
2.5-3 milyon Euro seviyesinde bitirilebilecek bir isim.
NOT: Bu ve daha fazlası için besiktasscout.com'a bir tık...
Ufuk Tolga Aldırmaz
Etiketler:
Ajaccio,
besiktasscout,
Beşiktaş Scout,
Gözlem,
Ligue 1,
Ricardo Faty,
Scout
22 Mayıs 2013 Çarşamba
Gözlemcinin Not Defteri: #9 Onurcan Piri
Onurcan Piri, 28 Eylül 1994 doğumlu alt yaş kategorilerinde milli olan kalecimizdir. Onurcan futbola Öz Espiye Belediye Spor'da başladı. 2005 yılında Giresunspor'un oyuncu arama ekibi tarafından keşfedildi ve takıma kazandırıldı. Giresunspor'un alt yaş kategorilerinden defalarca forma giyme şansı buldu. 3 Mart 2011'de profesyonel sözleşmeye imza attı.Neticesinde dikkati de çekti. U-19 seviyesinde milli olarak milli takımlar kariyerini başlattı. Toplam 12 kez milli olan futbolcu kategorilerde bir bir milli olmakta. Giresunspor ile 2015 yılına kadar sözleşmesi bulunan futbolcu geçtiğimiz sezon Ziraat Türkiye Kupası'nda Giresunspor'un Mersin İdman Yurdu'na 3-0 mağlup olduğu maçta A takımın ilk kez formasını giydi.
Özellikler
Giresunspor kaleci antrenörü İsmail Güney'in özellikle vurguladığı bir nokta var: Çalışkanlık. Bu yaşta bir futbolcu için sanırım aranan ilk kişisel özellik bu olmalı. Çalışkanlığın yanı sıra azmi ve hırsı ile de dikkat çeken bir isim. Buna karşın bu azmi ve hırsı sahaya agresiflik olarak yansıtmıyor. Kafası sadece işinde.
Kişisel özelliklerinin yanı sıra fiziksel özellikleri de sadece dış görünüş olarak baktığınızda bile olumlu. Yaşı itibari ile biraz daha uzayacağını söylersek yanılmayız. Ayrıca güç çalışmaları ile çok daha fit bir vücuda kavuşacağı aşikar. Fizik çatısı bir kaleci için makul seviyede. Fiziksel olarak son söyleyebileceğim şey ise atiklik olur. Kalecilik mevkiisi için refleks kadar önemli bir husus. Refleks demişken Onurcan ile Twitter üzerinden irtibata geçtiğimizde en güvendiği özelliğinin refleksleri olduğu söylemişti. Hemen altını çizeyim.
Maçlarda dikkatinizi çeken ilk şey o üç direk arasına hakim olduğu hissini vermesi. Tabii ki bu durum bir Iker Casillas havasında değil. 19 yaşına yeni girecek bir isimden bahsediyoruz, unutulmamalı. Bu hissin dışında arkadaşları ile iletişim kurma konusunda sorun yaşamıyor. Pozisyon bilgisi gelişecek ve oturacaktır. Zaman zaman toyluğun vereceği o çekingenliği Onurcan'da çok göremiyorsunuz. Bunu en net rakip futbolcu ile karşı karşıya kaldığı zamanlarda fark ediyorsunuz. Kaleden çıkışları yerinde ve zamanlaması yaşı için iyi seviyede. Aynı zamanda hava hakimiyeti yine yaş kategorisi için uygun noktada. Buna karşın alan hakimiyetini geliştirmesi gerek. Gelelim yan top mevzusuna. Türk kalecilerde bir yan top zaafiyeti her zaman söz konusu olmuştur. Daha doğrusu takımlarımızdan ötürü -kişisel fikrim alt yapı eksikliği-gelen bir husus. Buna karşın Onurcan'ın yan toplardaki hakimiyeti kendini hissettiriyor. Yukarıda irtibatımızdan bahsetmiştim, yan toplarına kendi güveninin de üst düzey olduğunu belirteyim.
Son olarak eklemeden geçmeyeyim bir şeyleri ipucunu almasını bilene iyi verecektir: İdol olarak gördüğü isim Manuel Neur, kendini benzettiği mevkiidaşı ise eski SSCB'nin efsanelerinden Rinat Dasayev. Degaj stilinde Beşiktaş'ın efsanelerinden Oscar Cordoba'nın imzasını taşıdığını da özellikle ekliyor.
İleride Nereye Gider?
Onurcan'a dair beklentiler fazla. Düzenli olarak takımının formasını giymemesine rağmen hocası Ergün Penbe'ye Galatasaray tarafından adının sorulduğu geçtiğimiz günlerde basına yansımıştı. Buna karşın Galatasaray'ın herhangi bir ısrarcı tavrı olmadı. Ligde her takımın kadrosuna ama öyle ama böyle girebilecek yetenekte bir isim olduğu aşikar. Beklenen çıkışı yapar mı? Yapması için her şeye sahip. Mental eşiği atlaması gerek.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Türkiye piyasasındaki transfer koşullarını biliyorsunuz. Buna karşın Transfermarkt'ta 25.000 Euro paha biçilmiş kendisine. Bu meblağ kesinlikle çok düşük. Buna karşın 100.000-150.000 Euro aralığında rahatlıkla bitirilebilecek bir transfer.
NOT: Onurcan'ın Twitter kullanıcı adı: @opiri35
Ufuk Tolga Aldırmaz
Neden Önder Özen?
Sezonun başında; havalar henüz daha soğumamışken NTVSpor'da "Kamp Günlüğü" adında bir programda kır saçlı uzun yüzlü bu beyefendiyi gördüm. Kendisi Ercan Taner ile karşılıklı (tabiri caizse) entellektüel(futbol yorumunun en üst nezaket ve bilgi seviyesi) bir biçimde paslaşarak tatlı tatlı, alışkın olmadığımız biçimde açıklamalar yapıyordu. Üslubunun farklılığı ilk başta birçok kişiye sanıyorum ki garip geldi. Bu kesime ben de dahilim. Hemen elim telefona gitti. Twitter açıldı. "NTVSpor'da şu an yorum yapan şahıs kim?" diye tweet atıldı. Gelen yanıt ise özdü:"Zeki Önder Özen..." . Adı öğrendikten sonra programın bitmesini bekledim. Bitince dizüstü bilgisayarı kucağıma aldım. Anasayfa "Zeki Önder Özen"-Search.
Tahminimce birçoğunuzun başına da bu gelmiştir. Günler geçtikçe herkes Önder Hoca'ya ısınmaya başladı. Kesinlikle kendinden emin biçimde karşısındakini son derece ikna ederek konuşması her şeyden önce mest etmeye başladı. Bu ikna seviyesi bir de bilgiye aç bizlere "taktik bilgisi" ve "mutfak bilgisi" vermesi ile birlikte TV'nin kumanda saatleri onun programlarına endeksli bir biçimde elime geçmeye başladı(Ali Abi alınma sen ayrısın!).
Gel zaman git zaman herkesin kafasındaki soru aynıydı: "Yahu bu düzgün adam neden iş bulamıyor?". Cevap aslında biraz da sorunun içindeydi "düzgün". Tabii ki biz izleyicilere yansıttığı kadar kişiliğini bilebiliriz lakin kendisinin iş ahlakını yanında, yakınında çalışıp da beğenmeyen bir Allah'ın kulu yok. Aynı zamanda ikili ilişkilerinin methini de illaki sosyal medyada okumuşsunuzdur. Kişiliğinin yanında bir de işi gerçekten bilenlerin "Yapılanmada bu coğrafyada üzerine çok az insan var." minvalinde söylemlerde de bulunmaları açıkçası ağız sulandıran cinsten.
O "search" kısmından da okuyarak edinilen bilgiler de yok değil. Röportajlarından okuduğum(linkler aşağıdadır. Herkesin emeğine sağlık) kadarıyla (e, ekranda söylediği satır aralarından da çıktığı kadarıyla) vizyon sahibi ve ufku son derece geniş bir isim. Bunun yanında bir de oyuncu gözlemleme konusundaki başarısı da söz konusu. Veri kullanımı ve rakip analizine önem veriyor. Yorumlarında dahi kendi kendiyle konuşur gibi olaylara farklı açılardan bakabiliyor ve belki de hepsinden daha önemlisi başarıya aç bir kişilik.
Beni en çok cezbeden ise şu sözü oldu: "Yarın bugünden daha iyi olmak için çalışıyorum."
Allah kolaylık versin Önder Hocam. Hakikaten kurtarıcısın. Umarım ne bizleri ne de kendini yanıltırsın. Virabismillah!
NOT: Riqfutbol, Hayatım Futbol, Sporun Tutkunuyuz
NOT-2: Yahu heyecandan yazmayı unutmuşum. "Ülke futbolunun sorunlarını çok iyi biliyor.". Yukarıda bir yere ekleyiniz.
NOT-3: Önder Hoca'nın yeni fotoğraflarını çekmek lazım. Her yerde aynı fotoğraf, sürekli pişti oluyoruz.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Tahminimce birçoğunuzun başına da bu gelmiştir. Günler geçtikçe herkes Önder Hoca'ya ısınmaya başladı. Kesinlikle kendinden emin biçimde karşısındakini son derece ikna ederek konuşması her şeyden önce mest etmeye başladı. Bu ikna seviyesi bir de bilgiye aç bizlere "taktik bilgisi" ve "mutfak bilgisi" vermesi ile birlikte TV'nin kumanda saatleri onun programlarına endeksli bir biçimde elime geçmeye başladı(Ali Abi alınma sen ayrısın!).
Gel zaman git zaman herkesin kafasındaki soru aynıydı: "Yahu bu düzgün adam neden iş bulamıyor?". Cevap aslında biraz da sorunun içindeydi "düzgün". Tabii ki biz izleyicilere yansıttığı kadar kişiliğini bilebiliriz lakin kendisinin iş ahlakını yanında, yakınında çalışıp da beğenmeyen bir Allah'ın kulu yok. Aynı zamanda ikili ilişkilerinin methini de illaki sosyal medyada okumuşsunuzdur. Kişiliğinin yanında bir de işi gerçekten bilenlerin "Yapılanmada bu coğrafyada üzerine çok az insan var." minvalinde söylemlerde de bulunmaları açıkçası ağız sulandıran cinsten.
O "search" kısmından da okuyarak edinilen bilgiler de yok değil. Röportajlarından okuduğum(linkler aşağıdadır. Herkesin emeğine sağlık) kadarıyla (e, ekranda söylediği satır aralarından da çıktığı kadarıyla) vizyon sahibi ve ufku son derece geniş bir isim. Bunun yanında bir de oyuncu gözlemleme konusundaki başarısı da söz konusu. Veri kullanımı ve rakip analizine önem veriyor. Yorumlarında dahi kendi kendiyle konuşur gibi olaylara farklı açılardan bakabiliyor ve belki de hepsinden daha önemlisi başarıya aç bir kişilik.
Beni en çok cezbeden ise şu sözü oldu: "Yarın bugünden daha iyi olmak için çalışıyorum."
Allah kolaylık versin Önder Hocam. Hakikaten kurtarıcısın. Umarım ne bizleri ne de kendini yanıltırsın. Virabismillah!
NOT: Riqfutbol, Hayatım Futbol, Sporun Tutkunuyuz
NOT-2: Yahu heyecandan yazmayı unutmuşum. "Ülke futbolunun sorunlarını çok iyi biliyor.". Yukarıda bir yere ekleyiniz.
NOT-3: Önder Hoca'nın yeni fotoğraflarını çekmek lazım. Her yerde aynı fotoğraf, sürekli pişti oluyoruz.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





