Ligue 1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ligue 1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Aralık 2013 Perşembe
Sabretmesi Gereken Kulüp Stade Rennais
Bretonya... Fransa'nın mevcut sınırları içindeki 26 bölgeden yalnızca biri. Adını Büyük Britanya'dan gelen Keltler'den alan Bretonya, Fransa'nın kuzey batısında geniş bir sahil şeridini içine alan yarım adadır. Bölgenin merkezi de Rennes şehridir. Rennes şehrinde bulunmuş, yaşamış herkes sakin dingin hayattan dem vurur. Tarihi şehrin geçmişine gururla bakan halk için yenilik ve ilericilik de ön plandadır. Bu sebepten ötürü Fransa'nın en hızlı gelişen ve nüfus bakımından en hızlı büyüyen ikinci şehri olarak gösterilir. Yine gidip görenlerden bildiğimiz kadarıyla orada bulunan her insanın mizacı sabır içerir. En karmaşık bürokratik işlemlere maruz kaldığı dile getiriliyor. Kısacası sabır elzem bir hale geliyor.
Rennes şehrinin insanı gibi en önde gelen futbol takımı Stade Rennais de adeta bir sabır timsali. 10 Mart 1901'de bir öğrenci grubu tarafından kurulan kulübün müzesinde iki Fransız Kupası, bir Fransa Süper Kupası ve bir Intertoto Kupası mevcut. Kulüp tarihinin ligdeki en başarılı sezonu olarak gösterilen sezon ise dördüncülüğü elde ettikleri 2004-2005... Şehir takımından hala şampiyonluk beklemekte. 2000'de kulübü satın alan François-Henri Pinault da(Selma Hayek kendisinin eşi. Hayek'i Rennes tribünlerinde sürekli görmemizin de sebebi budur.) bunun farkında. Pinault, hiçbir zaman Paris Saint-Germain ve Monaco gibi para harcamayacaklarını; denk bütçe ile gidip akademiye eğilen bir politika gözettiklerini her fırsatta dile getiriyor. Kaldı ki acayip başarılar elde etmemiş olmalarına rağmen akademilerine güvenmeleri tesadüf değil.
1977'de Edmond Herve'in belediye başkanlığı esnasındaki kente yapılacak yatırımlar arasında gösterilen akademinin fikir aşamasından çıkıp kurumsal hale gelmesi yıllarca sürecekti. Odorico Teknik Okulu'nu bünyesinde barındıran Akademi, 1987'de Patrick Rampillon'un da Akademi Direktörü olması ile birlikte nihai şeklini alacaktı. Tabii ki o dönemden itibaren yatırımlar gittikçe artacak ve Akademi'ye çeşitli eklentiler yapılacaktı. 2005-2006'dan itibaren 4 sezon üst üste Fransa'nın En İyi Akademisi ödülüne layık görülecekti. Kaldı ki Clairefontaine gibi dünyaya nam salmış akademilerin var olduğu bir ülkeden bahsetmekteyiz. Olayı net olarak anlattıktan sonra Rennes Akademisi'nin de dünyaca tanınmış ve saygı duyulan bir akademi olduğunu belirtmekte yarar olduğunu düşünmekteyim.
Rennes Akademisi; 22 öğretmen, öğrencilerin en fazla sekizer kişilik sınıflarda eğitim görmesini sağlayacak miktarda derslik, üç hobi odası, çeşitli aktiviteler için imkanlar, iki restoran, yeterli donanıma sahip bir sağlık merkezi, çeşitli boyutlarda spor salonları, kapalı futbol sahaları ve çim sahalara sahip. U14 seviyesinden itibaren çocuklara ev sahipliği yapan Akademi ve dolayısı ile de kulüp, çocukların eğitimine de fazlasıyla önem veriyor. Yüzde 75'lik bir öğrenci diliminin başarılı olarak bu akademiden mezun olduğunu dile getiriyorlar. Tüm bu örgütün yıllık maliyeti yaklaşık 4 milyon Avro olarak görülmekte. Yıllık maliyete rağmen sadece geçen sezon Rubin'e sattıkları alt yapı çıkışlı Yann M'Vila'dan 12 milyon Avro kazandıklarını belirtmek isterim. Maliyet açısından bu işe bakmak fazlasıyla gereksiz olacaktır. Ayrıca Rennes Akademisi bugüne kadar Sylvain Wiltord, Mikael Silvestre, Yoann Gourcuff ve Anthony Reveillere gibi çok yüksek profilli isimleri imal etmiş bir akademidir.
Akademinin yanı sıra kulübün Henri Guerin Antrenman Merkezi, çok övünüp Avrupa'da bile sınırlı sayıda olarak gösterdiğimiz üç büyüklerin tesislerine taş çıkarır cinsten imkanlara sahip bir tesis olarak göze çarpıyor. Bu tesisin yanında hem alt yapı da hem de üst yapı için gerekli kalifiye eleman seçimlerinin de yapıldığını söyleyebiliriz. Özellikle Frederic Antonetti'nin takım ile ilişiğinin kesilmesinin ardından, La Liga'da geçtiğimiz sezon harikalar yaratan Real Sociedad'ın hocası Philippe Montanier'e kulübün emanet edilmesi tesadüf değildi. Ayrıca kamuoyunda Montanier'in amiyane tabirle "attan inip eşeğe bindiği" algısının yaratılması ise tüm bu imkanları düşününce sadece komik gelmekte. Kulübün güncel kadrosunda Romain Alessandrini, Julien Feret, Benoit Costil, Jonathan Pitroipa, Jean Makoun ve Benoit Costil gibi kalburüstü Ligue 1 oyuncuları ile Jean-Armel Kana-Biyik, Vincent Pajot, Anders Konradsen, Nelson Oliviera ve Wesley Said gibi yüksek profilli olabilecek gençler bulunmakta. Philippe Montanier gibi de bu isimleri şekillendirebilecek yetenekte bir teknik direktör ile Stade Rennais yapısı irdelenebilecek bir kulüp olarak göze giriyor.
Kulübün yakın zamanda hele ki malum olduğunuz büyük balıklar var iken şampiyonluğu telaffuz etmesi hakikaten zor görünüyor. Buna karşın alttan gelen çok daha yetenekli isimler olduğu Fransız basınında konuşulan konulardan biri. Ligue 1 Avrupa'nın elit seviyedeki ligleri arasında kıyas yapıldığında sürprizlere açıklık bakımından birinci sırada olan bir kulüp. O havayı yakaladıkları takdirde dünyada sadece alt yapı organizasyonu değil, A takım olarak da konuşulabilecek potansiyelde bir kulüp Stade Rennais. Gerekli tek şey, başta da belirttiğim gibi Bretonlar'a has o fazlasıyla sabırlı olan mizaç.
Ufuk Tolga Aldırmaz
30 Ağustos 2013 Cuma
Talent Hunter
Zinedine Yazid Zidane... Cezayir asıllı bir ailenin oğlu olarak 23 Haziran 1972'de Marsilya banliyölerinden birinde dünyaya geldi. Aslında "Afro-Fransız" olarak Fransa'da yaşayan her çocuk gibi bazı zorluklar yaşayarak büyüdü. Futbol sevgisi neticesinde ise amatör başlangıcı yapacaktı. Mahalle takımı kıvamındaki US Saint-Henri efsanenin ilk kulübü olarak kayıtlara geçecektir. Daha sonraki durağı OS Septemes-les-Vallons olur. Burada geçirilen kısa sürenin ardından istikamet ülke çapındaki seçmeler olur. Tahmin edebileceğiniz gibi ondaki yeteneğin fark edilmesi güç olmayacaktır. Seçmeler, kariyerindeki dönüm noktalarından biri olarak nitelendirilir. AS Cannes yetkililerince ileride Fransız Futbolu'nda fena sayılmayan bir yere sahip olacak Guy Lacombe'un başında olduğu alt yapıya kazandırılır. 1987 yılında katıldığı alt yapıdan henüz bir yıl sonra A takım teknik direktörünün dikkatini çeker ve profesyonelliğe adım attırılır. 20 Mayıs 1989 ise büyük futbol zanaatkarının henüz 17'sine basmadan önce ilk resmi maçına çıktığı tarihtir. Hepsini o teknik direktöre borçludur. Takımı küme düştükten sonra ayrılmak zorunda kalır zira o yeteneğin Ligue 2'de heba olması söz konusu bile olamayacaktır.
Sonraki adres Bordeaux olur. Güzel geçen macerası ile birlikte ilk kez milli formayı sırtına geçirir. Yetmez, milli takımın beyni konumuna getirilir. 35 milyon Fransız frangı karşılığında Juventus'a transfer olur. Siyah-beyazlı forma ile neredeyse kazanılmadık kupa bırakmaz, hatta Şampiyonlar Ligi başta olmak üzere bir kısmını da finalde kaybeder. Bir futbolcunun gelebileceği en üst seviyeye ise 77 milyon Euro karşılığında imza attığı Real Madrid'de gelir. Juventus ile yapamadığını Real Madrid'de yapar ve kulüp kariyerindeki kupa koleksiyonunu tamamlar. 2010 Dünya Kupası Finali'nde kült olmuş o kafayı Marco Materazzi'ye attıp kırmızı kartı gördüğünde dahi koleksiyonunda bir Dünya Kupası bir de Avrupa Şampiyonası kazanılmış konumdaydı
Franck Bilal Ribery... 7 Nisan 1983'te Fransa, Boulogne-Sur-Mer'de dünyaya gelen Ribery henüz iki yaşındayken hayatı boyunca yüzünde taşıyacağı o izin sebebi olan trafik kazasını geçirecekti. Yüzüne atılan 100 dikişin daha sonraları onun dünya çapında bir yıldız olup "Scarface" olarak anılmasına sebep olacağını kimse tahmin edemezdi.
Henüz altı yaşındayken Conti Boulogne'de emekleme dönemini geçirdi. Yedi yıl sonra Lille'e katıldı. Burada geçirdiği üç sene neticesinde yaşadığı sıkıntılar onun US Boulogne'ye katılmasına sebep olacaktı. Amatör biçimde devam ettirdiği kariyeri birilerinin dikkatini çekmeyi başarmıştı. FC Metz'in teknik direktörü sayesinde Ligue 1'de oynama fırsatı elde edecekti. Rüya gibi olmalıydı. Her şey o kadar hızlı gelişmişti ki yalnızca altı ay sonra kendini Türkiye'de buldu. Galatasaray'da yaşanılan malum sıkıntılar neticesinde FC Metz'deki teknik direktörünün yeni adresi olan Marsilya'ya geçecekti. Burada beklenenin çok üstünde bir performans sergilemişti. 2006 Dünya Kupası Fransa Milli Takımı'na çağırılan Ribery, dikkat çekici performansı neticesinde FC Bayern'in yolunu tutacaktı. Dünyanın en iyileri arasındaki yeri yadsınamayacak olan Ribery, bu günlerde Avrupa'nın En İyi Futbolcusu ödülünün de en büyük adayı.
Sonraki adres Bordeaux olur. Güzel geçen macerası ile birlikte ilk kez milli formayı sırtına geçirir. Yetmez, milli takımın beyni konumuna getirilir. 35 milyon Fransız frangı karşılığında Juventus'a transfer olur. Siyah-beyazlı forma ile neredeyse kazanılmadık kupa bırakmaz, hatta Şampiyonlar Ligi başta olmak üzere bir kısmını da finalde kaybeder. Bir futbolcunun gelebileceği en üst seviyeye ise 77 milyon Euro karşılığında imza attığı Real Madrid'de gelir. Juventus ile yapamadığını Real Madrid'de yapar ve kulüp kariyerindeki kupa koleksiyonunu tamamlar. 2010 Dünya Kupası Finali'nde kült olmuş o kafayı Marco Materazzi'ye attıp kırmızı kartı gördüğünde dahi koleksiyonunda bir Dünya Kupası bir de Avrupa Şampiyonası kazanılmış konumdaydı
***
Henüz altı yaşındayken Conti Boulogne'de emekleme dönemini geçirdi. Yedi yıl sonra Lille'e katıldı. Burada geçirdiği üç sene neticesinde yaşadığı sıkıntılar onun US Boulogne'ye katılmasına sebep olacaktı. Amatör biçimde devam ettirdiği kariyeri birilerinin dikkatini çekmeyi başarmıştı. FC Metz'in teknik direktörü sayesinde Ligue 1'de oynama fırsatı elde edecekti. Rüya gibi olmalıydı. Her şey o kadar hızlı gelişmişti ki yalnızca altı ay sonra kendini Türkiye'de buldu. Galatasaray'da yaşanılan malum sıkıntılar neticesinde FC Metz'deki teknik direktörünün yeni adresi olan Marsilya'ya geçecekti. Burada beklenenin çok üstünde bir performans sergilemişti. 2006 Dünya Kupası Fransa Milli Takımı'na çağırılan Ribery, dikkat çekici performansı neticesinde FC Bayern'in yolunu tutacaktı. Dünyanın en iyileri arasındaki yeri yadsınamayacak olan Ribery, bu günlerde Avrupa'nın En İyi Futbolcusu ödülünün de en büyük adayı.
***
Jean Fernandez... Cezayir'in Mostaganem şehrinde 8 Ekim 1954 tarihinde doğan Fernandez, eski bir futbolcu ve şu anda Montpellier'i çalıştıran teknik adam. Somut anlamda kariyerindeki en büyük başarılar AJ Auxerre'i Ligue 1'de üçüncü yapıp Şampiyonlar Ligi'ne katılma hakkı kazanması ve bu başarı ile Ligue 1'de Yılın Teknik Direktörü seçilmesi. Ekstra olarak da Sochaux'yu Ligue 1'e çıkarması olarak gösterebiliriz.
Yukarıda saydığım başarılar bir kenara Zidane'ı AS Cannes'da profesyonel yapan, Ribery'i Amatör Lig'den çekip çıkartan teknik direktörün ta kendisi olması kilit nokta. Onun sayesinde bu iki isim dünya arenasında kendisine bu kadar kısa sürede yer edinmiş durumda. Yıldız futbolcu potansiyelinde olan herhangi bir isime dahi katkı yapması kuvvetle muhtemel. Kaldı ki Zidane ve Ribery'nin de çeşitli mecralarda dile getirdiği gibi mükemmel bir mentör.
Yeni takımının Montpellier olduğunu belirtmiştim. Louis Niccolin gibi bir başkan ile ne denli uzun süreli çalışabileceği hakkında bir fikrim yok. Buna karşı şu günlerde tek dileğim en azından iki sezon geçirmesi. Geçirsin ki süper star olma potansiyeli taşıyan Remy Cabella doğru heykeltraşın elinde yontulsun, biçimlensin. İşler yolunda giderse yeni bir yıldızın doğması işten bile sayılmayacaktır.
Ufuk Tolga Aldırmaz
13 Ağustos 2013 Salı
Para Gani!
Fransa'nın futbol tarihinin hemen hemen son 10-15 yılı kendileri için uçuk transfer bedelleri dolu transfer sezonları ile geçmiş. Özellikle Nasser Al-Khelaifi'nin Paris Saint-Germain'i ve Dmitry Rybolovlev'in de Monaco'yu satın almasından sonra işler iyice uçuk bir hal almaya başladı. İlk 20'ye bakacağız:
20. Augustine Okocha - 15.2 Milyon Euro
Fenerbahçe forması giydiği dönemden Jay Jay lakabı ile tanıdığımız Okocha, 1996'da Fenerbahçe'ye transfer olur. İki sezon formasını giydiği sarı lacivertli kulübe zamanın parası ile 15.2 milyon Euro kazandırıp olay olarak ülkemizden Paris Saint-Germain'e yollanır.
19. Fred 15.6 Milyon Euro
2005 yılında Brezilya'nın Cruzeiro Kulübü'nde 43 maçta 40 gol atarak dikkatleri üzerinde toplayan Fred, 2005-2006 sezonunun başında Olympique Lyon'un yolunu tutar. Lyon'da 108 maçta 40 gol 9 asist kaydeden Brezilyalı 2009'da tekrar ülkesinin yolunu tutacaktır.
18. Sonny Anderson 17.9 Milyon Euro
Barcelona'da isteneni veremeyen Anderson, Aulas'ın sonradan dilinin yanacağı meblağı ödemesine sebep olur. Kulüpte efsane olmasına rağmen bu bonservis bedeli Simon Kuper'in kitaplarında bolca dillendirilecektir. Anderson Lyon'da 110 kez forma giyip 71 kez gol katkısında bulunur.
17. Michel Bastos, Andre-Pierre Gignac, Kader Keita, Lucho Gonzalez 18 Milyon Euro
Geçtiğimiz günlerde Katar'ın yolunu tutan Bastos Lille'den Lyon'a geçerken, Gignanc Toulouse'da iki önemli sezonu geçirip Marsilya'nın yolunu tutarken, Keita yine Lille'den Lyon'a yollanırken ve son olarak da geçtiğimiz sezon tekrar Porto'ya geçiş yapan Lucho Gonzalez Marsilya'ya transfer olurken hep aynı bedelde buluştular. 18 milyon Euro ile dört isim 17. sırada buluşuyor.
13. Shabani Nonda 19.8 Milyon Euro
Ülkemizden yolu geçtikten sonra bestelere dahi adını yazdıran Nonda, Rennes de 62 maçta 36 gollük performansı sergileyince Monaco'nun yolunu tutar. Prenslikteyken Galatasaray'a karşı Şampiyonlar Ligi mücadelesine de çıkacaktır. 115 maçta 57 gol atan Nonda, bonservis bedelinin kefaletini kuruş kuruş ödemiştir.
12. Zlatan Ibrahimovic 21.4 Milyon Euro
Milan'dan Paris ekibine geçiş yapan Ibrahimovic'i anlatmaya gerek yok. Tek garip olan "Büyük Ibra'nın" 12. sırada kalmış oluşu.
11. Severino Lucas 21.5 Milyon Euro
Atletico Paranaense'de fena performans göstermeyip dönemin en pahalı transferine imza atan Severino Lucas'ın Rennes'e bu bonservis bedeli ile gidişi sanırım son olmuş. Şu günlerde dünyanın en iyi alt yapı organizasyonlarından birine sahip olan Breton ekibinin ağzı sütten fena halde yanmıştır. Öyleki forvet mekiinde görev alan Severino Lucas 72 maçta sadece altı gollük katkıda bulunabilmiştir.
10. Yoann Gourcuff 22 Milyon Euro
Yeni Zidanegiller'den olan Gourcuff Lyon'un aynı zamanda son büyük transferlerinden de oluyor. Lyon'da istenileni veremediği ise aşikar olan tek şey.
9. Lisandro Lopez 24 Milyon Euro
Porto'dan Lyon'a geçen Lopez, geçtiğimiz günlerde Katar'ın yolunu tutan bir başka Lyonlu oldu. 167 maçta 81 gol atıp 29 da asist yapan Lopez... E daha ne yapsın?
8. Joao Moutinho 25 Milyon Euro
Rybolovlev'in son dönem gözdelerinden biri. Hakkında henüz yorum yapamıyoruz.
7. Ezequiel Lavezzi 26 Milyon Euro
Paris odaklı yapılanmanın ilk ürünlerinden... Öyleki son dönem Napoli'nin çılgıncı harcamalar yapmasının ilk adımlarını atan bonservis bedeli olarak göze çarpmakta.
6. Nicolas Anelka 33.5 Milyon Euro
Paris Saint-Germain'in Arsenal'a 1 milyon Dolar karşılığında satıp 33.5 milyon Euro'ya Real Madrid'den aldığı adam. Ülkemize yolu düşenlerden.
5. Lucas Moura 40 Milyon Euro
Geçtiğimiz sezon Paris Saint-Germain Barcelona'yı Parc des Princes'de ağırlarken Avrupa futboluna ben geliyorum diyen adam...
4. Javier Pastore 41 Milyon Euro
Yukarıda Lavezzi'yi nitelerken yazdığım kelimelerin bir kısmını bu bölüme de yazıyorum. O gün şartlarında "ödenebilecek" olarak bakılan bonservis bedelini bugün "abartı" olarak nitelendirmek yanlış olmayacaktır.
3. Thiago Silva 42 Milyon Euro
Ibra ile paket halinde Paris'e gelen Silva'nın takımına katkısı yadsınamaz. Tıpkı Nonda gibi o da her maç bonservis bedelini fersah fersah geri ödüyor.
2. James Rodriguez 45 Milyon Euro
Rybolevlev'in son gözdelerinden diğer. Onun için umarım Pastore için yazdıklarımı dillendirmem.
1. Radamel Falcao 60 Milyon Euro
(Monaco'nun tüm transferlerine böyle başladık bozmayalım) Rybolovlev'in gözdesi değil, adeta elması. Dünyanın en iyi restoranındaki en iyi yemeklerden birini yemek gibi Falcao'yu kadronuzda bulundurmak. Yazmaya başladı, durmayacaktır da. Monaco'nun kesinlikle en iyi transferi. Hak ediyor.
Bu multimilyoner tayfaya yenilerinin de eklenebileceğini düşünecek olursak bu listeyi güncellemek zorunda kalabilirim, zor değil. Fransa futbolu ve dolayısı ile Ligue 1 gelişirken, bu isimlerin katkısını yadsıyan şamarlıktır. Maalesef endüstriyel futbolda gelinen nokta budur.
NOT: Bilgiler ve değerler şu yazıdan alıntılanmıştır: http://turkusev.blogspot.com/2013/06/ligue-1in-en-pahal-20-transferi.html
NOT-2: Eski değerler güncel hali ile servis edilmiştir.
Ufuk Tolga Aldırmaz
20. Augustine Okocha - 15.2 Milyon Euro
Fenerbahçe forması giydiği dönemden Jay Jay lakabı ile tanıdığımız Okocha, 1996'da Fenerbahçe'ye transfer olur. İki sezon formasını giydiği sarı lacivertli kulübe zamanın parası ile 15.2 milyon Euro kazandırıp olay olarak ülkemizden Paris Saint-Germain'e yollanır.
19. Fred 15.6 Milyon Euro
2005 yılında Brezilya'nın Cruzeiro Kulübü'nde 43 maçta 40 gol atarak dikkatleri üzerinde toplayan Fred, 2005-2006 sezonunun başında Olympique Lyon'un yolunu tutar. Lyon'da 108 maçta 40 gol 9 asist kaydeden Brezilyalı 2009'da tekrar ülkesinin yolunu tutacaktır.
18. Sonny Anderson 17.9 Milyon Euro
Barcelona'da isteneni veremeyen Anderson, Aulas'ın sonradan dilinin yanacağı meblağı ödemesine sebep olur. Kulüpte efsane olmasına rağmen bu bonservis bedeli Simon Kuper'in kitaplarında bolca dillendirilecektir. Anderson Lyon'da 110 kez forma giyip 71 kez gol katkısında bulunur.
17. Michel Bastos, Andre-Pierre Gignac, Kader Keita, Lucho Gonzalez 18 Milyon Euro
Geçtiğimiz günlerde Katar'ın yolunu tutan Bastos Lille'den Lyon'a geçerken, Gignanc Toulouse'da iki önemli sezonu geçirip Marsilya'nın yolunu tutarken, Keita yine Lille'den Lyon'a yollanırken ve son olarak da geçtiğimiz sezon tekrar Porto'ya geçiş yapan Lucho Gonzalez Marsilya'ya transfer olurken hep aynı bedelde buluştular. 18 milyon Euro ile dört isim 17. sırada buluşuyor.
13. Shabani Nonda 19.8 Milyon Euro
Ülkemizden yolu geçtikten sonra bestelere dahi adını yazdıran Nonda, Rennes de 62 maçta 36 gollük performansı sergileyince Monaco'nun yolunu tutar. Prenslikteyken Galatasaray'a karşı Şampiyonlar Ligi mücadelesine de çıkacaktır. 115 maçta 57 gol atan Nonda, bonservis bedelinin kefaletini kuruş kuruş ödemiştir.
12. Zlatan Ibrahimovic 21.4 Milyon Euro
Milan'dan Paris ekibine geçiş yapan Ibrahimovic'i anlatmaya gerek yok. Tek garip olan "Büyük Ibra'nın" 12. sırada kalmış oluşu.
11. Severino Lucas 21.5 Milyon Euro
Atletico Paranaense'de fena performans göstermeyip dönemin en pahalı transferine imza atan Severino Lucas'ın Rennes'e bu bonservis bedeli ile gidişi sanırım son olmuş. Şu günlerde dünyanın en iyi alt yapı organizasyonlarından birine sahip olan Breton ekibinin ağzı sütten fena halde yanmıştır. Öyleki forvet mekiinde görev alan Severino Lucas 72 maçta sadece altı gollük katkıda bulunabilmiştir.
10. Yoann Gourcuff 22 Milyon Euro
Yeni Zidanegiller'den olan Gourcuff Lyon'un aynı zamanda son büyük transferlerinden de oluyor. Lyon'da istenileni veremediği ise aşikar olan tek şey.
9. Lisandro Lopez 24 Milyon Euro
Porto'dan Lyon'a geçen Lopez, geçtiğimiz günlerde Katar'ın yolunu tutan bir başka Lyonlu oldu. 167 maçta 81 gol atıp 29 da asist yapan Lopez... E daha ne yapsın?
8. Joao Moutinho 25 Milyon Euro
Rybolovlev'in son dönem gözdelerinden biri. Hakkında henüz yorum yapamıyoruz.
7. Ezequiel Lavezzi 26 Milyon Euro
Paris odaklı yapılanmanın ilk ürünlerinden... Öyleki son dönem Napoli'nin çılgıncı harcamalar yapmasının ilk adımlarını atan bonservis bedeli olarak göze çarpmakta.
6. Nicolas Anelka 33.5 Milyon Euro
Paris Saint-Germain'in Arsenal'a 1 milyon Dolar karşılığında satıp 33.5 milyon Euro'ya Real Madrid'den aldığı adam. Ülkemize yolu düşenlerden.
5. Lucas Moura 40 Milyon Euro
Geçtiğimiz sezon Paris Saint-Germain Barcelona'yı Parc des Princes'de ağırlarken Avrupa futboluna ben geliyorum diyen adam...
4. Javier Pastore 41 Milyon Euro
Yukarıda Lavezzi'yi nitelerken yazdığım kelimelerin bir kısmını bu bölüme de yazıyorum. O gün şartlarında "ödenebilecek" olarak bakılan bonservis bedelini bugün "abartı" olarak nitelendirmek yanlış olmayacaktır.
3. Thiago Silva 42 Milyon Euro
Ibra ile paket halinde Paris'e gelen Silva'nın takımına katkısı yadsınamaz. Tıpkı Nonda gibi o da her maç bonservis bedelini fersah fersah geri ödüyor.
2. James Rodriguez 45 Milyon Euro
Rybolevlev'in son gözdelerinden diğer. Onun için umarım Pastore için yazdıklarımı dillendirmem.
1. Radamel Falcao 60 Milyon Euro
(Monaco'nun tüm transferlerine böyle başladık bozmayalım) Rybolovlev'in gözdesi değil, adeta elması. Dünyanın en iyi restoranındaki en iyi yemeklerden birini yemek gibi Falcao'yu kadronuzda bulundurmak. Yazmaya başladı, durmayacaktır da. Monaco'nun kesinlikle en iyi transferi. Hak ediyor.
Bu multimilyoner tayfaya yenilerinin de eklenebileceğini düşünecek olursak bu listeyi güncellemek zorunda kalabilirim, zor değil. Fransa futbolu ve dolayısı ile Ligue 1 gelişirken, bu isimlerin katkısını yadsıyan şamarlıktır. Maalesef endüstriyel futbolda gelinen nokta budur.
NOT: Bilgiler ve değerler şu yazıdan alıntılanmıştır: http://turkusev.blogspot.com/2013/06/ligue-1in-en-pahal-20-transferi.html
NOT-2: Eski değerler güncel hali ile servis edilmiştir.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Etiketler:
Ezequiel Lavezzi,
James Rodriguez,
Javier Pastore,
Joao Moutinho,
Ligue 1,
Ligue 2,
Lisandro Lopez,
Lucas Moura,
Nicolas Anelka,
Radamel Falcao,
Thiago Silva,
Yoann Gourcuff,
Zlatan İbrahimovic
11 Ağustos 2013 Pazar
Monaco Neden Şampiyon Olamaz?
Transfer sezonunun ultra zengini Monaco adeta kafası koparılmış tavuklar gibi bir halet-i ruhiyeye bürünmüştü (Öyle ki kaleye Victor Valdes takviyesini bile düşündüler!). Yaz döneminin sonunun da gelmesi ile birlikte durulmaya başladılar. Yapılan Radamel Falcao, James Rodriguez, Joao Moutinho, Ricardo Carvalho, Eric Abidal, Jeremy Toulalan, Nicolas Isimat-Mirin, Fabinho, Borja Lopez, Anthony Martial transferlerine yaklaşık olarak 150 milyon Euro ödendi. Claudio Ranieri'nin eline hiç de fena sayılmayacak bir malzeme verildi. Buna karşın ligdeki ast üst ilişkisi bakımından ağabeyleri konumundaki Paris Saint-Germain de boş durmadı. PSG'nin "Serie A'nın Yıldızlar Karması" adlı programının ikinci bölümünü de içinde bulunduğumuz yaz döneminde izlemiş olduk. Kadrolarına büyük güç kattıkları aşikar. Şampiyonluğun en güçlü adayı olduklarını kabul edip başlıktaki soruyu soracağız.
Monaco Neden Şampiyon Olamaz?
Birçok yıldızın katıldığı kadronun bir üst lige çıkan geçtiğimiz sezonki takım ile uzaktan yakından alakası olmayacağı aşikar. Sırf bu sebepten ötürü yeni kurulmuş bir takımın yaşayabileceği her türlü sıkıntıyı yaşayacaklar. "İyi futbol iyi futbolcu ile oynanır!" mottosu her ne kadar doğruluk payı taşısa da ince nüansların getireceği o sıkıntıları görmemek pek mümkün değil. Ekstra, yıldızlar için Ligue 1'e ısınma payı bırakmalıyız.
Monaco Neden Şampiyon Olamaz?
Olağanüstü harcamaya rağmen mevcut kadronun hala birçok defosu var. Önemli mevkiilerin çoğunda alternatiflerin yeteri kalitede olmadığı açıkça görülüyor. As oyuncular kadar alternatiflerin o denli kaliteli olmasını beklemek ilk etapta hayalcilik olabilir lakin rakibiniz(hatta Marsilya'nın daha dengeli bir takım olduğunu düşünürsek rakipleriniz demek daha doğru) bu lükse sahip. Somutlaştıracak olursak Monaco'nun stoper rotasyonunda Ricardo Carvalho, Nicolas Isimat-Mirin, Andrea Raggi, Andreas Wolf varken PSG'de Thiago Silva, Alex, Marquinhos ve Mamadou Sakho mevcut. Çoğu mevkiide durum bu iken aksi yorum yapmak güç olmakta.
Monaco Neden Şampiyon Olamaz?
Takım içinde yıldızlar ve diğerleri diye Kızıldeniz'deki tuzluluk oranı farklı iki deniz suyunun arasındaki engel misali görünmez fakat hissedilir bir perde mevcut. Açıkçası bu konuda diğer oyuncuların tepkisi ne olacak bilinmez ama ister istemez sıkıntı yaratacaktır.
Monaco Neden Şampiyon Olamaz?
PSG'nin Leonardo'yu bir "futbol aklı" olarak kulübün içine sokuşlarının bir benzerinin Monaco'da görülmemesi; böyle bir "futbol aklı" ile yönetilmemiş olmalarından ötürü kadro planlamalarındaki defolar ortaya çıkmakta güçlük çekmeyecektir. Leonardo'nun yaptığı işi küçümseyenleri açıkçası esefle kınıyorum.
Monaco Neden Şampiyon Olamaz?
Alt ligler harici şampiyonluk tecrübesi bulunmayan Claudio Ranieri'nin bu iş için yanlış seçim olduğunu düşünmekteyim. Hatta bir adım öteye götüreyim, bu tarz kulüpler için Ranieri'nin fazlasıyla "küçük" bir teknik direktör olduğu savını desteklemekteyim.
Monaco Neden Şampiyon Olamaz?
Hiçbir zaman büyük bir "winner" olmamalarına rağmen tarihlerindeki karakteri ortaya koyacak mentaliteye henüz sahip değiller.
Monaco Neden Şampiyon Olamaz?
Taraftar desteği diğer kulüplerinki kadar efektif olmayacak.
Bu saydığım sebepler dışında eklemede bulunmak isteyen beri gelsin. Monaco için 2013-2014 sezonu iyi geçecektir. Buna karşın LFP'de ilk kovulacak teknik direktörün Claudio Ranieri olduğunu düşünmeye devam edeceğim.
Önümüzdeki sezonlar? Neden olmasın?
Ufuk Tolga Aldırmaz
9 Ağustos 2013 Cuma
Fark Gittikçe Açılırken - 2
Geriye doğru sayarken 10. sıraya geldik. Diğer 10 nerede diye soranlar ilk part için tık.
10. OGC Nice
Claude Puel yönetimindeki Cote d'Azur temsilcisi geçen yıl başlayan "fairytale"i devam ettirebilecek mi sorusu çoğu Fransız romantiğin kafasındaki başlıca sorulardan birisidir sanırım. Tecrübesiz kadro, Avrupa'da tutunmakta zorlanan ve buna karşın harika bir performans gösteren Dario Cvitanich... Fransa'nın haşarı oğlanlarından Renato Civelli ve orta sahadaki lider Didier Digard... Çıkarılan müthiş iş, yanında Renato Civelli'nin ayrılığını da beraberinde getirince buruk bir sevinç yaşattı. Yerini transferle değil, kadro içinden bir isimle doldurmayı tercih eden Puel'in en önemli sınavı Cvitanich'i kadroda tutmak olacaktı ki başardı. Onun ve Digard'ın önderliğinde ilerleyecek takım kalede David Ospina ile özellikle sol bekleri Timothee Kolo'nun etkili oyunları ile fark yaratacaktır. Üstüne bir de Monaco günlerinde ağızda boğazı yakmayan şerbeti ile hoş bir tat bırakan baklava tadındaki Nampalys Mendy de takıma katılınca Puel'in eli daha da güçlendi. Bu sezon yeni stadlarına da geçecekler. Avrupa'da oynayacak olmaları cabası. Taraftarları şu an mutlu lakin sezon içinde dar kadronun ceremesini çekeceklerdir. İşler yolunda giderse 10. sıra onlara az bile gelebilir.
9. FC Lorient
Fransa değil de Almanya, İspanya ayarında bir ligde olsa "kült hoca" klasmanına girecek olan Christian Gourcuff'un öğrencileri St.Etienne'e giden Benjamin Corgnet haricinde kayıpsız biçimde kadrodaki yerlerini koruyorlar. Caen'de göz doldurucu performanslar sergileyen sol bek Raphael Guerreiro ve Valenciennes'den Bosman Kanunu sonucu transfer edilen Vincent Aboubakar ise az ama öz transferlere örnek olarak gösterilebilir. Geçtiğimiz sezonun Lorient adına en etkili ismi Jeremie Aliadiere'i ise şu ana kadar kadroda tutmakta zorlanmadılar. Savunmada Ecuele Manga, orta alandaki Alain Traore ve U20 Dünya Şampiyonu apoletini taşıyan Mario Lemina ise takımın eldeki diğer mihenk taşları olacaktır. Onların da en büyük silahları Gourcuff'un yanı sıra istikrar.Sanırım en zayıf noktaları ise kale. İyi bir sezon geçirmelerini arzuluyorum.
8. Girondins de Bordeaux
Benoit Tremoulinas Dinamo Kiev'e, Anthony Modeste Hoffenheim'a gönderildi. Tremoulinas'ın yeri Lucas Orban ile güzelce dolduruldu. Dolduruldu evet ama direkt 11'e eklenecek transferlerin bu kadar ile sınırlı kalmasını kimse beklemiyordu. Hakikaten çok iyi bir kalecileri ve lig için fazlası ile yeterli savunma hatları mevcut. Buna karşın hücum hattının dişlilerinin giderek formdan düşmesi ise bir o kadar tezat durum oluşturuyor kadro içerisinde. Direkt olarak skor yükünü çekecek bir ismin eksikliği mevcut ve bunu bir türlü gideremiyorlar. Cheick Diabate'nin bu sezon bu sorumluluğu üstlenip üstlenemeyeceği ise yine bir soru işareti. Diego Rolan ve Henri Saivet'in aşama kaydedip katkı sağlayacağını düşünsem de Bordeaux'nun işi hiç de kolay değil. Savunma hatları onları bu seviyede tutacaktır diye düşünüyorum, göreceğiz.
7. St.Etienne
Pierre-Emerick Aubameyang, Mathieu Bodmer ve Yohan Mollo direkt olarak takımın artı hanesinden silinen isimler oldu. Daha da büyük sıkıntı, bir türlü yerleri doldurulamadı. Toulouse'dan alınan Franck Tabanou biraz olsun Mollo'nun acısını dindirebilir. Benjamin Corgnet transferi St.Etienne açısından beklentileri karşılayacaktır. Yaratıcılık ve skor yükünü de karşılayan Auba'nın yerinin Carlton Cole ile doldurulacağı yönünde çıkan haberler ise taraftarı çıldırtmıştı. Bu noktadan bakacak olursak hala yapılacak transferlerin varlığından emin olabiliriz. Stephane Ruffier, Kurt Zouma, Josuha Guilavogui ve Romain Hamouma gibi isimlerden oluşan çekirdek kadro ise Christophe Galtier'in elinde şekillenecektir. İyi bir forvet transferi ile bir tık daha öteye gidebilirler.
6. FC Rennes
Kötü geçirilen sezonun ardından yolların ayrıldığı "şapkalı adam" Frederic Antonetti'nin yerine Real Sociedad ile harikalar yaratan Philippe Montanier'in getirilmesi fazlası ile güzel bir hamle olarak kendini gösterdi. Tıpkı Real Sociedad gibi potansiyelli bir ekibin başına geçecek Montanier. Akademisinden çıkardığı birçok genç ile yoluna devam eden Rennes ile kanın uyuşmaması için hiçbir sebep yok. Chris Mavinga'yı 5 milyona Rubin'e yollarken yerini PSG'den Sylvian Armand ile dolduracaklar. Ha patladı ha patlayacak denilen Nelson Oliviera ise forvet rotasyonuna eklendi. Jean Makoun da Aston Villa'dan transfer edilen son ağır top olarak göze çarpıyor. Tek sorunları Romain Alessandrini'nin Marsilya'ya gitmek istemesi gibi göze çarpıyor. Aşı tutacak, tutması gerekiyor. Bu yıl kalbimiz Rennes ile. Umarım daha da üst sıraları görürler.
5. Olympique Lyon
Aslında onların durumu apayrı bir yazının konusu olabilecek büyüklükte. Jean-Michel Aulas'ın politikası Fransa'da çok konuşuluyor. Bu sabah Lisandro Lopez'i Katar'a sattığı haberi geldi. Bafetimbi Gomis'i de ekonomik sebeplerden elden çıkarmak istiyor. Dejan Lovren'i muhteşem bir fiyata İngilizler'e yolladı. Michel Bastos ile yollar zaten ayrılmıştı. Henri Bedimo, Miguel Lopes, Gael Danic ise yapılan transferler. Geri dörtlü neredeyse tamamı ile değişti. Orta sahada bir sıkıntı gözükmüyor ama forvet hattı merak konusu. Sanırım onların bu yılki performansını Clemen Grenier belirleyecek. Birçok belirsizliğe gebe olan Lyon'un işi benzer kategorideki rakiplerine oranla çok zor.
4. Lille OSC
Teknik direktör Rudi Garcia, Dimitri Payet, Aurelien Chedjou ve Lucas Digne kayıpları malum. İyi gelir elde ettiler. Buna karşın dişe dokunur tek transfer Simon Kjaer ve transferi önceki dönem bitmiş olan Florian Thauvin.Yeni teknik direktör Rene Girard'ın yapıyı oturtması için yeteri kadar süreyi bulması gerekiyor. Bu süreyi bulduğu ve takımı oturttuğu takdirde önü açık. Bu kayıplara rağmen rahatlıkla bunu söyleyebiliyorum. Özellikle Salomon Kalou elde tutulursa şans daha da artacaktır. Thauvin ise süper star olmak için basamakları bir bir çıkıyor. Aslında beşinciliğe aday gördüğüm Lille, Lyon'un yazdığım durumunda faydalanıp kendine burada yer buldu. Onlara Thauvin özelinde ayrı bir sempati duyduğum da doğrudur.
3. AS Monaco
Geldik tepeye. Dmitry Rybolovlev'in satın aldığı ve başına da Claudio Ranieri'yi getirdiği Monaco daha bu yıl Ligue 1'e yükseldi. Buna karşın yaptığı bir birinden bomba transferler ile futbolun magazin sayfalarında boy boy haberler şeklinde yerini almayı başardı. Federasyon onları almayacak, eksi puanla lige başlanacak derken açılış yapılıyor.
Futbolcular için vergi cenneti haline gelen Monaco'nun Radamel Falcao, James Rodriguez, Joao Moutinho gibi lüks transferlerin yanında Jeremy Toulalan, Nicolas Isimat-Mirin, Ricardo Carvalho, Eric Abidal ve Fabinho gibi kadronun niteliğini arttırıcı boyuttaki transferleri büyük önem arz ediyor. Elde bulunan Lucas Ocampos ve Yannick Ferreira-Carrasco gibi isimlerle de çevresini süsleyen Monaco'nun henüz zamana ihtiyacı var. Kişisel fikrim Ligue 1'in ilk kovulan teknik direktörlerinden birinin Claudio Ranieri olacağı yönünde. Sekteye uğramasını beklediğim takım ilerleyen haftalarda çıkışı yakalayacaktır. İlk iki benim için açıkçası büyük sürpriz olur.
2. Marsilya
İştah kabartan Dimitri Payet, Gianelli Imbula ve Benjamin Mendy transferleri ile Marsilya bir basamak daha atladı. Özellikle Dimitri Payet'nin geçtiğimiz sezon net biçimde kısırlık yaşayan hücum hattındaki sorunları çözebilecek kapasitede olduğunu öngörmek kahinlik olmaz. Imbula'nın direkt olarak etki edeceğini düşündüğüm orta saha hattı ise ayrı bir "şeker" oldu. Mendy'nin de şu an sakatlık yaşamasına rağmen ilerleyen haftalarda göze batacak bir genç yetenek olduğunu söylemek mümkün. Üstüne bir de Romain Alessandrini'nin katılması durumunda Marsilya PSG'ye ciddi ciddi, "ciddi" bir rakip olacaktır.
Elie Baup'un özellikle Mathieu Valbuena, Nicolas Nkoulou ve Ayew kardeşler eksenine oturttuğu takım doğru planlama neticesinde yürüyecektir. Buradaki sıkıntı sezon ilerledikçe alternatif yaratmakta sıkıntı yaşanıp yaşanmayacağı yönünde. Marsilya özelinde not; Alessandrini alınsın!
1. Paris Saint-Germain
Carlo Ancelotti ve Leonardo gitti; Laurent Blanc geldi derken aslında pek de büyük bir değişim yaşanmadı dersek yanlış olmaz. Bütçesi ile dağları deviren Paris ekibi, bu transfer döneminde de aktif rol üstlenip Arap sermayesini Avrupa'ya akıttı. Edinson Cavani hatırlayamadığım(o kadar uçuk!) bir bonservis bedeli ile transfer edildi. Blanc'a aba altından sopa gösterilerek onu nasıl oynatması gerektiği işaret edildi. David Luiz istendi fakat bir boy küçüğü Marquinhos yine uçuk bir bonservis bedeli ile transfer edildi, muhtemelen onun da yeri vatandaşının yanı olacak. Bu ikilinin baya arkasında kalan Lucas Digne ise Maxwell'in tahtını sallayacaktır. Paris Saint-Germain zaten farklıydı, arayı daha da açmış oldu. Bu yılı da şampiyon bitirmeleri iş değil. Kardeşcikleri Monaco gelene kadar ligi domine edeceklerdir.
Asıl hedef Şampiyonlar Ligi... Buna karşın o noktaya ulaşabilecekler mi? İlk etapta imkansız görünüyor. Akıllı planlamacılar ise yarı finali işaret ediyor. Neden olmasın?
Ufuk Tolga Aldırmaz
Etiketler:
Bordeaux,
FC Lorient,
Ligue 1,
Lille,
Marsilya,
Monaco,
OGC Nice,
Olympique Lyon,
PSG,
Rennes,
St.Etienne
8 Ağustos 2013 Perşembe
Fark Gittikçe Açılırken - 1
Ligue 1 cuma günü prömiyerini yapıyor. Transfer sezonunun kapanmamasına rağmen takımlar genel hatları ile kadrolarını oluşturdular. Büyük çapta bir sirkülasyonun olmayacağını varsayarak biraz da heyecan ile başlangıçtan önce takımların değerlendirmesini yapmak istedim. Geriye doğru sayacağız.
Yeni takımlarımız Monaco, Nantes ve Guingamp. Gözler transfer sezonunun yıldızı ve çok büyük sükse yapan Monaco'da olacak. Bu yaz dünya futbolunun magazin sayfalarını süsleyecek derecede para harcadılar. Karşılarında da bir boy büyük ağabeyleri var tabii es geçmeyelim: Paris Saint-Germain... Bu ikilinin yanında ciddi anlamda Football Manager oyununda aldığım tada yakın bir transfer sezonu geçiren Marsilya ve ekonomik darboğazın içinde olan Olympique Lyon var. Bir de ütopya oluşturabilecek seviyede işler yapan, romantiklerin ağzında güzel bir tat bırakan ve bir o kadar ilgi çekici teknik direktörleri Philippe Montanier'li Rennes var. Geriye doğru saymaya başlayalım: (Sıkmaması açısından takımları onar onar iki gruba ayırdım, başlangıç notum olsun.)
20. EA Guingamp
Geçen sezonu Ligue 2'de ikinci olarak tamamlayan Guingamp'ın işi çok zor. Ligue 2'nin en iyi teknik direktörü olarak seçilen Jocelyn Gourvennec'in öğrencileri aslında dillere destan bir iş başarıp Ligue 1'in yolunu tuttu. Geçtiğimiz sezonun baş aktörü olan Gianelli Imbula 7.500.000 Euro'ya Marsilya'ya gönderilmesinin ardından hem kalite hem de bir lider kaybetmiş oldular. Didier Drogba ve Florent Malouda'nın eski kulübü olarak da niteleyecebileceğimiz Guingamp, tabiri caizse bir "köy" kulübü. Böyle bir kulüp için Imbula gibi bir değerin yerini doldurabilmesi neredeyse imkansız. Bu şartlar altında eldeki iki değer olan, geçen sezonun en skorer ismi(35 maç 23 gol) Mustapha Yatabare ve Dijon'dan alınan Younousse Sankhare'ye tutunmaktan başka şansları kalmıyor. Bütün bu olumsuzluklara karşın saha kenarındaki Gourvennec'in takım üzerinde tartışmasız bir "ruhani liderliği" mevcut. Takımı ile olan etkileşimi Guingamp'ın en güçlü silahı olacaktır.
19. Nantes
Bir dönemin Fransa'sına damga vuran Nantes'ı bu hallerde görmek açıkçası garip geliyor. Sergen Yalçın'ın Şampiyonlar Ligi'nde Nantes deplasmanda golsüz beraberlik ile girilen son dakikalarda attığı gol geliyor aklıma, ne yalan söyleyeyim.
Michel Der Zakarian'ın takımı geçen yıl Ligue 1'i garantilediğinde seyircilerin yaşadığı sevinç görülmeye değerdi. Uzun yıllardır bu dönüşü bekliyorlardı. Buna karşın bu geri dönüş pek de uzun sürecek gibi görünmüyor. Ismael Bangoura'nın transferindeki usul bozukluğu sebebi ile getirilen transfer yasağı da onlara bir darbe vuracaktı. Buna karşın zararın önemli miktarda bir paranın ödenmesi ile tazmin edilmesi neticesinde bu yasak kalktı. Mali sıkıntılar neticesinde büyük transferlerin gelmesi imkansız hale geliyordu. Bu sebepten Amerika kıtasından birkaç oyuncu transfer edildi. Kadronun bana göre en önemli ismi, U20 Dünya Kupası'nı ülkemizde kaldıran Fransa'nın bir üyesi olan Jordan Veretout... Veretout'un yanı sıra bir dönem Beşiktaş ile de adı geçen Filip Djordjevic ve Fernando Aristeguieta'yı da sayabiliriz. Forvet hatları bu son saydığım iki isim ile çok çekici. Zevkli maçların taraflarından biri olacaklarını düşünüyorum. Fikrim bundan öteye gitmiyor. Ligue 2'ye dönüş yolu gözüküyor. Bu yıl lige en büyük katkıları da sanırım giderken geride bırakacakları Veretout olacak.
18. Evian TG
Saber Khilfa'nın Marsilya'ya ve Yannick Sagbo'nun da Hull City'e gidişinin ardından Eric Tie Bi'nin de yakın zamanda takımdan ayrılacağı konuşuluyor. Takımın dişlileri birer birer satılıyor. Bunun yanı sıra elde bir tek Mohammed Rabiu kalacak gibi gözüküyor. Geçtiğimiz sezon yaşanan defansif problemler ve Afrika Uluslar Kupası'na giden futbolculara olan bağımlılığın ortaya çıkışı neticesinde Evian'ın yetersiz bir takım olma yolunda ilerlediği görülüyordu. Bu kayıplar neticesinde iyiden iyiye işler sarpa sarıyor. Heyecan verici tek unsur ise Olympique Nimes ile göze çarpan bir performans sergilemiş olan Nicolas Benezet'in kadroya katılması. Gidişat pek iyi olmasa da küme düşmeme mücadelesinde şanslı olabilecek konuma da gelebilirler.
17. Stade de Reims
Ligue 1'e çıkışlarının ardından kümede kalarak hedefi tutturdular. Bu sezonki transfer politikası ve imkanlar da öyle gösteriyor ki kümede kalmak tek hedefleri olacak. Beşiktaş'ın Maccabi Tel-Aviv karşılaşmalarından hatırlayacağımız pırpır oyuncu Eliran Atar'ı alarak gol yollarında etkili olacaklarını düşünüyorlar. Şahsen beğendiğim bir oyuncu olmasına rağmen Ligue 1 ona bir beden küçük gelecektir. En güçlü noktaları yeni transferlerden biri olan Danimarkalı Mads Albaek ve daha önce Beşiktaş Scout için yazdığım Grzegorz Krychowiak'ın bulunduğu orta alan. Bunun dışında kadroları yetersiz. Evian ile küme düşmenin son adayı olmak için büyük bir şiddetle çekişeceklerdir. Krychowiak'ın liderliği iyice eline alacağını düşündüğüm yeni sezonda da hedeflerini gerçekleştirmeleri çok da zor olacak gibi görünmüyor.
16. AC Ajaccio
İtalyan efsanelerinden bir dersem kimsenin itiraz etmeyeceğini düşündüğüm Fabrizio Ravanelli'nin takımı Ajaccio geçen yıl sık sık teknik direktör değiştirip, bu yıl ülkemizde Sivasspor'un Roberto Carlos'u takımın başına getirmesine benzer bir hamle yaptı. Juventus'un alt yapı koordinatörlüğünden sonra birinci adam olarak ilk deneyimini takip etmek açıkçası çok keyifli olacak. Kenardaki karizması oyuncuları motivasyon yönünden daimi olarak fit tutabilir.
Beyaz Tilki'nin takımının en kilit ismi kalecileri Guillermo Ochoa. Ochoa'nın yanı sıra herkesin tanıdığı Adrian Mutu ve geçen yıl savunmayı toparlayan isim Ronald Zubar da kilit oyuncular olarak göze çarpıyor. Transfer döneminde de Benoit Pedretti ve Laurent Bonnart gibi isimleri kadrosuna katan ACA'nın düşme tehlikesini fazlasıyla hissetmemesi gerekiyor. Ravanelli'nin öğrencileri ligde kalmayı hak edecek kadro kalitesindeler.
15. FC Sochaux
Eric Hely'nin takımı son haftada küme düşmekten kurtuldu. İstikrarsız haftalar neticesinde gelen başarısızlık aslında Hely'nin kovulmasıyla sonuçlanır diye düşünülüyordu. Buna karşın yönetim arkasında durdu. Yeni sezonda da takımın başında olacak olan Hely, transfer sezonunda fazla aktif olmadı. Sebastien Corchia'nın ha gitti ha gidecek durumu onları Julien Faussurier'i almaya yönlendirdi. Ekstra tek isim ise PAOK'tan kiralanan Abdoul Camara oldu. Kadrosunda alt yapıdan çıkmış birçok oyuncuyu buluınduran Sochaux genç yetenek izlemek isteyen futbolseverler için fena bir adres değil. Buna karşın Hely'nin öğrencilerinin büyük bir atılım yapmasını beklemek hayalcilikten öteye gitmeyecektir. Peugeout işçilerinin ortaklaşa kurdukları bu mütevazi kulüp, kendi yağında kavrulmaya devam edecektir.
14. FC Toulouse
Toulouse kadrosunun son dönemdeki en önemli isimleri bir bir yuvadan uçuyor. PSG'den kiralık olarak gelen Adrien Rabiot, St.Etienne'e yollanan Franck Tabanou ve son olarak da yıllardır sıçrama yapması beklenen Etienne Capoue... Alain Casanova'nın orta saha rotasyonu hem nitelik hem de nicelik bakımından daraldı. Hiçbirinin yerinin dolduğunu söyleyemeyeceğim. Yatırım olarak nitelendirilebilecek isimlere yöneldiler. Şüphesiz ki en heyecan verici olanı Oscar Trejo. Savunmada standardın çok üstünde Abdennour, Aurier gibi isimlere sahip olan Toulouse, orta saha düzenini oturtabilirse benim tahmin ettiğim noktanın üzerinde de ligi bitirebilir. Casanova'nın eline bakacaklar. Yeni transfer Uros Spahic ile birlikte 3-5-2 denemeleri yaptı lakin bu dar orta saha rotasyonunda sezonun geneline yayılabilecek bir diziliş olmayacaktır.
13. FC Valenciennes
Ligue 1'in en istikrarlı takımlarından biri olan Valenciennes, yıllardır orta sıralara demir atmış durumda. Nicolas Isimat-Mirin'in Monaco'ya ve Gael Danic'in de Lyon'a gidişinin ardından hatırı sayılır miktarda güç kaybettiler. Isimat-Mirin'in yerinin dolması zor görünüyor. Danic ise doğru kadro planlanması ve görev paylaşımı ile kaybının çok fazla hissedilmeyeceğini varsaydığım bir isim. En büyük avantajları istikrarlı yapıları. Bu istikrarı devam ettirmeleri çok da zor olmayacak. Daniel Sanchez'in öğrencileri bu yıl yine orta sıraklara demirleyecektir.
12. HSC Montpellier
2011-2012 sezonunun şampiyonu Montpellier, çılgın başkan Louis Niccolin'in yönetiminde garip dönemlerden geçmeye başladı. Sağa sola çatması bir kenara, mantıksız işler yaparak sattığı futbolcuların bir türlü yerini dolduramamalarının en büyük sebebi olarak onu işaret edebilirim. Altından kalkılamayan Şampiyonlar Ligi serüveninin ardından yaşanan kötü sonuçlar neticesinde ise gençleşme dalgasına kendilerini bıraktılar. Kadronun en önemli isimlerinden Younes Belhanda Dinamo Kiev'e ve Henri Bedimo da Lyon'a gitti. Kulüp için çok önemli isimlerden biri olan Victor Montano Rennes'den transfer edilerek tekrar kulübe kazandırıldı. Ekstra olarak önemli bir hamle de Djamel Bakar'ı alarak yapıldı. Yeni sezonda lider Remi Cabella olacak. Belhanda'nın yaptığı çıkışın bir benzerini yapacak gibi görünüyor lakin ondan daha akıllı olduğu kesin. Kulübeye getirilen Jean Fernandez'in işi kolay değil. Adaptasyon süreci sorunu yaşayabilirler. Aman dikkat.
11. SC Bastia
Çok acayip işler yaparak çıktıkları Ligue 1'de ilk sezonlarını 12. olarak tamamlayan Bastia, herkesin beklentilerini aştı. Wahbi Khazri, Florian Thauvin ve Anthony Modeste'nin başını çektiği takım kendi hikayesini yarattı. Frederic Hantz'ın Ligue 1 standartlarına göre fazlasıyla cesur oyunu adeta mikro düzeyde bir devrim oldu. Şimdi ikinci adımı atma zamanı geldi. Şu an için en büyük sıkıntıları Wahbi Khazri'nin kalıp kalmayacağı. Eğer kalırsa, daha da üst seviyelere çıkabilirler.
Florian Thauvin ve Anthony Modeste'nin gidişleri neticesinde gelen Florian Raspentino ve Gianni Bruno hamleleri gayet yerinde gözüküyor. Ekstra olarak savunmaya Sebastien Squillaci ve orta sahaya yapılan Romaric hamleleri çıtayı bir tık yukarı çektiklerini gösteriyor. Tekrar ediyorum kilit nokta Wahbi Khazri. Onu elde tutmak demek amiyane tabirle eşeği sağlam kazığa bağlamak demektir.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Ligue 1'e çıkışlarının ardından kümede kalarak hedefi tutturdular. Bu sezonki transfer politikası ve imkanlar da öyle gösteriyor ki kümede kalmak tek hedefleri olacak. Beşiktaş'ın Maccabi Tel-Aviv karşılaşmalarından hatırlayacağımız pırpır oyuncu Eliran Atar'ı alarak gol yollarında etkili olacaklarını düşünüyorlar. Şahsen beğendiğim bir oyuncu olmasına rağmen Ligue 1 ona bir beden küçük gelecektir. En güçlü noktaları yeni transferlerden biri olan Danimarkalı Mads Albaek ve daha önce Beşiktaş Scout için yazdığım Grzegorz Krychowiak'ın bulunduğu orta alan. Bunun dışında kadroları yetersiz. Evian ile küme düşmenin son adayı olmak için büyük bir şiddetle çekişeceklerdir. Krychowiak'ın liderliği iyice eline alacağını düşündüğüm yeni sezonda da hedeflerini gerçekleştirmeleri çok da zor olacak gibi görünmüyor.
16. AC Ajaccio
İtalyan efsanelerinden bir dersem kimsenin itiraz etmeyeceğini düşündüğüm Fabrizio Ravanelli'nin takımı Ajaccio geçen yıl sık sık teknik direktör değiştirip, bu yıl ülkemizde Sivasspor'un Roberto Carlos'u takımın başına getirmesine benzer bir hamle yaptı. Juventus'un alt yapı koordinatörlüğünden sonra birinci adam olarak ilk deneyimini takip etmek açıkçası çok keyifli olacak. Kenardaki karizması oyuncuları motivasyon yönünden daimi olarak fit tutabilir.
Beyaz Tilki'nin takımının en kilit ismi kalecileri Guillermo Ochoa. Ochoa'nın yanı sıra herkesin tanıdığı Adrian Mutu ve geçen yıl savunmayı toparlayan isim Ronald Zubar da kilit oyuncular olarak göze çarpıyor. Transfer döneminde de Benoit Pedretti ve Laurent Bonnart gibi isimleri kadrosuna katan ACA'nın düşme tehlikesini fazlasıyla hissetmemesi gerekiyor. Ravanelli'nin öğrencileri ligde kalmayı hak edecek kadro kalitesindeler.
15. FC Sochaux
Eric Hely'nin takımı son haftada küme düşmekten kurtuldu. İstikrarsız haftalar neticesinde gelen başarısızlık aslında Hely'nin kovulmasıyla sonuçlanır diye düşünülüyordu. Buna karşın yönetim arkasında durdu. Yeni sezonda da takımın başında olacak olan Hely, transfer sezonunda fazla aktif olmadı. Sebastien Corchia'nın ha gitti ha gidecek durumu onları Julien Faussurier'i almaya yönlendirdi. Ekstra tek isim ise PAOK'tan kiralanan Abdoul Camara oldu. Kadrosunda alt yapıdan çıkmış birçok oyuncuyu buluınduran Sochaux genç yetenek izlemek isteyen futbolseverler için fena bir adres değil. Buna karşın Hely'nin öğrencilerinin büyük bir atılım yapmasını beklemek hayalcilikten öteye gitmeyecektir. Peugeout işçilerinin ortaklaşa kurdukları bu mütevazi kulüp, kendi yağında kavrulmaya devam edecektir.
14. FC Toulouse
Toulouse kadrosunun son dönemdeki en önemli isimleri bir bir yuvadan uçuyor. PSG'den kiralık olarak gelen Adrien Rabiot, St.Etienne'e yollanan Franck Tabanou ve son olarak da yıllardır sıçrama yapması beklenen Etienne Capoue... Alain Casanova'nın orta saha rotasyonu hem nitelik hem de nicelik bakımından daraldı. Hiçbirinin yerinin dolduğunu söyleyemeyeceğim. Yatırım olarak nitelendirilebilecek isimlere yöneldiler. Şüphesiz ki en heyecan verici olanı Oscar Trejo. Savunmada standardın çok üstünde Abdennour, Aurier gibi isimlere sahip olan Toulouse, orta saha düzenini oturtabilirse benim tahmin ettiğim noktanın üzerinde de ligi bitirebilir. Casanova'nın eline bakacaklar. Yeni transfer Uros Spahic ile birlikte 3-5-2 denemeleri yaptı lakin bu dar orta saha rotasyonunda sezonun geneline yayılabilecek bir diziliş olmayacaktır.
13. FC Valenciennes
Ligue 1'in en istikrarlı takımlarından biri olan Valenciennes, yıllardır orta sıralara demir atmış durumda. Nicolas Isimat-Mirin'in Monaco'ya ve Gael Danic'in de Lyon'a gidişinin ardından hatırı sayılır miktarda güç kaybettiler. Isimat-Mirin'in yerinin dolması zor görünüyor. Danic ise doğru kadro planlanması ve görev paylaşımı ile kaybının çok fazla hissedilmeyeceğini varsaydığım bir isim. En büyük avantajları istikrarlı yapıları. Bu istikrarı devam ettirmeleri çok da zor olmayacak. Daniel Sanchez'in öğrencileri bu yıl yine orta sıraklara demirleyecektir.
12. HSC Montpellier
2011-2012 sezonunun şampiyonu Montpellier, çılgın başkan Louis Niccolin'in yönetiminde garip dönemlerden geçmeye başladı. Sağa sola çatması bir kenara, mantıksız işler yaparak sattığı futbolcuların bir türlü yerini dolduramamalarının en büyük sebebi olarak onu işaret edebilirim. Altından kalkılamayan Şampiyonlar Ligi serüveninin ardından yaşanan kötü sonuçlar neticesinde ise gençleşme dalgasına kendilerini bıraktılar. Kadronun en önemli isimlerinden Younes Belhanda Dinamo Kiev'e ve Henri Bedimo da Lyon'a gitti. Kulüp için çok önemli isimlerden biri olan Victor Montano Rennes'den transfer edilerek tekrar kulübe kazandırıldı. Ekstra olarak önemli bir hamle de Djamel Bakar'ı alarak yapıldı. Yeni sezonda lider Remi Cabella olacak. Belhanda'nın yaptığı çıkışın bir benzerini yapacak gibi görünüyor lakin ondan daha akıllı olduğu kesin. Kulübeye getirilen Jean Fernandez'in işi kolay değil. Adaptasyon süreci sorunu yaşayabilirler. Aman dikkat.
11. SC Bastia
Çok acayip işler yaparak çıktıkları Ligue 1'de ilk sezonlarını 12. olarak tamamlayan Bastia, herkesin beklentilerini aştı. Wahbi Khazri, Florian Thauvin ve Anthony Modeste'nin başını çektiği takım kendi hikayesini yarattı. Frederic Hantz'ın Ligue 1 standartlarına göre fazlasıyla cesur oyunu adeta mikro düzeyde bir devrim oldu. Şimdi ikinci adımı atma zamanı geldi. Şu an için en büyük sıkıntıları Wahbi Khazri'nin kalıp kalmayacağı. Eğer kalırsa, daha da üst seviyelere çıkabilirler.
Florian Thauvin ve Anthony Modeste'nin gidişleri neticesinde gelen Florian Raspentino ve Gianni Bruno hamleleri gayet yerinde gözüküyor. Ekstra olarak savunmaya Sebastien Squillaci ve orta sahaya yapılan Romaric hamleleri çıtayı bir tık yukarı çektiklerini gösteriyor. Tekrar ediyorum kilit nokta Wahbi Khazri. Onu elde tutmak demek amiyane tabirle eşeği sağlam kazığa bağlamak demektir.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Etiketler:
Ajaccio,
Bastia,
Evian,
Guingamp,
Ligue 1,
Montpellier,
Nantes,
Reims,
Sochaux,
Toulouse,
Valenciennes
22 Temmuz 2013 Pazartesi
Guyanalı Adam
"Metropolitan Fransa'ya geldiğimden beri sistem tarafından reddedilmenin önüne geçmek için karakterimin belirli özelliklerini törpüledim. Ta ki bir elektrik bataryası olsam bile umursamazlıkla suçlanacak noktaya gelene dek."
Yukarıda bir futbolcunun serzenişlerini okuyorsunuz. Fransız Guyanası'nda doğup büyüyen ve her daim amacı daha iyiyi başarmak olan bir futbolcunun serzenişini okuyorsunuz. Sahada zaman zaman kötü oynasa da her zaman çabalayan bir futbolcunun serzenişini okuyorsunuz. En büyük özelliği kollektif bir oyun olan futbolda takımını kendi adından önde tutan mütevazi bir futbolcunun serzenişini...
Aslında annesi daha önceleri belirtmişti: "Her zaman ciddi bir çocuktu.". Çocukluğunda başlayan o ciddiyet sahibi karakter özelliğini ilerleyen yaşlarında da taşıyacaktı. Ligue 1'in en iyisi seçildikten sonra da, uğruna 14 milyon Sterlin ödendiği zamanda da işinin ciddiyetinin hep farkında olacaktı.
Onun kalibresinde olup saha içinde egolarından arınmış her futbolcunun kaderidir "İyi oyuncu ama eh işte" diye tabir edilmek. Her zaman eh iştedir. Belki de ilk kez en azından oynadığı şehirde "eh işte"den kurtulacak, bir takımın akla gelen ilk ismi olacak. Ben inanıyorum burada da başaracak. Nihayetinde istatistik kağıdındaki rakam veya sayılarla olmasa da işine olan bağlılığı ile anılacak. Zamanında çok istemiştim Beşiktaş'a yolu düşsün diye, olmadı. Günün şartlarına göre yine istemezdim, tercih etmezdim kafamdaki düşüncelere göre belki de ama bir şekilde bu topraklara gelmesi beni açıkçası çok sevindirdi.
Florent Malouda Trabzonspor'da...
NOT: Tırnak içindeki alıntılar Simon Kuper'in Futbol Adamları adlı eserinden alıntılanmıştır.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Yukarıda bir futbolcunun serzenişlerini okuyorsunuz. Fransız Guyanası'nda doğup büyüyen ve her daim amacı daha iyiyi başarmak olan bir futbolcunun serzenişini okuyorsunuz. Sahada zaman zaman kötü oynasa da her zaman çabalayan bir futbolcunun serzenişini okuyorsunuz. En büyük özelliği kollektif bir oyun olan futbolda takımını kendi adından önde tutan mütevazi bir futbolcunun serzenişini...
Aslında annesi daha önceleri belirtmişti: "Her zaman ciddi bir çocuktu.". Çocukluğunda başlayan o ciddiyet sahibi karakter özelliğini ilerleyen yaşlarında da taşıyacaktı. Ligue 1'in en iyisi seçildikten sonra da, uğruna 14 milyon Sterlin ödendiği zamanda da işinin ciddiyetinin hep farkında olacaktı.
Onun kalibresinde olup saha içinde egolarından arınmış her futbolcunun kaderidir "İyi oyuncu ama eh işte" diye tabir edilmek. Her zaman eh iştedir. Belki de ilk kez en azından oynadığı şehirde "eh işte"den kurtulacak, bir takımın akla gelen ilk ismi olacak. Ben inanıyorum burada da başaracak. Nihayetinde istatistik kağıdındaki rakam veya sayılarla olmasa da işine olan bağlılığı ile anılacak. Zamanında çok istemiştim Beşiktaş'a yolu düşsün diye, olmadı. Günün şartlarına göre yine istemezdim, tercih etmezdim kafamdaki düşüncelere göre belki de ama bir şekilde bu topraklara gelmesi beni açıkçası çok sevindirdi.
Florent Malouda Trabzonspor'da...
NOT: Tırnak içindeki alıntılar Simon Kuper'in Futbol Adamları adlı eserinden alıntılanmıştır.
Ufuk Tolga Aldırmaz
9 Temmuz 2013 Salı
Gözlemcinin Not Defteri: #14 Ryad Boudebouz
19 Şubat 1990 Colmar/Fransa doğumlu olan Ryad Boudebouz, "Afro-Fransızlardan". Cezayir asıllı Boudebouz Ligue 1'in Sochaux takımında oynamakta. Esas mevkiisi forvet arkası olarak nitelendirilen bölge olan Boudebouz, kanatlarda da görev alabilmekte.
Henüz 10 yaşında doğduğu bölgenin takımı olan SR Colmar'da futbola başlar. 14 yaşında Sochaux gözlemcilerinin dikkatini çekerek akademiye kazandırılır. 16 yaşında iken üç yıllık sözleşmeye imza atarak profesyonel kariyerine başlar. Henüz yaşında olmasına rağmen Ligue 1'de 162 maçta oynama başarısını göstermiştir. Kulüp kariyerinde 186 maça çıkıp 29 gol 24 asistlik performans sergiler. Alt yaş kategorilerinde Fransız Milli Takımları'nda kendine yer bulan Boudebouz, Cezayir milli takımını seçmiştir. Alt yaş kategorilerinde onlarca kez milli olmuş buna karşın Cezayir Milli Takımı'nda henüz 16 karşılaşmada forma giyebilmiştir.
Özellikler
Öncelikle çabuk ve topla süratli bir isim. Tempolu oynayan takımlar için özellikle aranabilecek kapasiteye gittikçe yaklaşıyor. Bunun yanında topa olan yatkınlığı topu ayağına aldığı anda hissediliyor. Özellikle dar alana girdiği takdirde savunma oyuncuları ciddi anlamda ondan korkmalı. Yapabilecek birçok numaraya sahip. Geniş alanda ise dripling özelliğini açıkça konuşturuyor. Top taşıma özelliği takıma adına büyük önem arz ediyor. Takım içinde aldığı rol neticesinde top kapmaya meyilli bir isim olduğunu düşünebilirsiniz lakin lig standartlarında fena sayılmayacak bir ortalamaya sahip: 1.1. Bu da onun bir diğer artısı oluyor.
Girişte belirttiğim gibi kanatların her ikisinde de rol alabilmesine rağmen sağ tarafta daha efektif olduğunu söylemek güç değil.Teşbihte hata olmaz, sağ kanatta iken Arjen Robben misali topu içe çekip atağa o şekilde yön vermesi ve bunu becerebilmesi onu güçlü kılıyor. Sağ forvet olarak ceza sahası içine koşular yapabildiğini göstermesi de bu tezimin kanıtı oluyor. Sol kanatta bu tip varyasyonları denediği pek söylenemez. Yapı itibari ile "orta kesmeye" namüsait bir oyuncuyu bu yönde kullanmak daha mantıklı olacaktır.
En büyük eksisi zaman zaman yaptığı tercih hataları. Oyun bilgisinin gelişimine bağlı olarak bu açığını da kapatacak gibi görünüyor. Şut atmaya zorlanması da yararına olacaktır. Bu durumlar birleşince aslında efektiflik anlamında kendine ket vurduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz.
İleride Nereye Gider?
Sochaux'nın beşinci olarak Ligue 1'i tamamladığı 2010-2011 sezonunun sonunda başta Liverpool olmak üzere Olympique Lyon ve Marsilya'nın da peşinde olduğu yazılıp çizilmişti. Buna karşın somut bir girişm gelmedi. Ertesi sezon üzerine fazla koyamaması onun "Top Class" seviyeye gelemeyeceğinin de göstergesi oluyordu. Afrikalı ruhu onu bambaşka bir yöne taşıyabilir lakin Avrupa'nın başaltı takımlarında oynayabilecek potansiyeli var. İşlemek ona kalmış.
Fiyat Aralığı Ne Olur?
Hazır gözden "düşmüşken" 4-7 milyon Euro civarı bir miktara bu transfer tamamlanıp iyi bir yatırım yapılabilir. Ligue 1'in tozunu fazlasıyla yutan bu yetenek ligimizde önemli bir noktaya şüphesiz ki gelir, gelecektir. Beşiktaş'ın şu anki mali tablosuna bakıp bu transferi yapamayacağını söylemek güç değil lakin bu isim şurada dursun. Lazım olacaktır.
Ufuk Tolga Aldırmaz
4 Temmuz 2013 Perşembe
Monaco'da Mahşerin Dört Tayı!
Monaco... Dmitry Rybolovlev'in takımı almasının ardından çeşitli aşamalardan geçip tekrar Ligue 1'e yükseldiler. O efsane formanın minimalize edilmiş yakın dönem hikayesini de şurada anlatmıştım(tık) lakin bugün konumuz takımdaki iki isim olacak. Öyle ki yakın dönemde başta Ligue 1 olmak üzere uzun vadede Avrupa futbolunda adlarını geçirebilecek, isimlerine büyük meblağlarda bonservis bedelleri yazılacaktır. Benzeri Paris Saint-Germain misali çok büyük paralar harcayan Monaco'nun atlanan kadrosuna açıkçası haksızlık yapıldığını düşünen taraflardan biriyim. Bu sebepten ötürü Monaco'nun ateşli taraftarının(!) adlarını sayıklacağı isimler ilerleyen haftalarda belki de Falcao olmayacaktır, göreceğiz.
Yannick Ferreira-Carrasco
Ferreira-Carrasco, Belçika vatandaşı olan İspanyol pasaportu da bulunan bir isim. Monaco alt yapısından yetiştiğinin altını çizeyim. 1993 doğumlu oyuncu için "Yeni Hazard" yakıştırmaları daha şimdiden yapılıyor. Forvet pozisyonunda oynayan Ferreira-Carrasco'nun birincil bölgesi ise sol taraf. Belçika'nın alt yaş kategorilerinde onlarca kez milli olan Ferreira-Carrasco'nun gelişimini sürdürmesi durumunda çok canlar yakacağı aşikar.
Takımının formasını ilk kez 2012-2013 sezonunda giyen Ferreira-Carrasco, kariyerinde yalnızca 37 maça çıktı. Claudio Ranieri'nin göz bebeklerinden.
Lucas Ocampos
Arjantinli futbolcu 1994 doğumlu. Altı yaşında girdiği Quilmes alt yapısından River Plate'e 2010-2011 sezonunda transfer olur. Henüz 17 yaşında çıktığı ilk resmi maçında dikkatleri üzerine çekmeyi başarır. 2012-2013 sezonunda Monaco'ya transfer olan Ocampos'u Cristiano Ronaldo'ya benzetenler de mevcut.
Forvet arkası ve sağ-sol forvet olarak da oynayabilen Ocampos, kariyerinde 56 maça çıkıp sekiz gol dört asistlik performans sergiledi.
Bu ikiliye Porto'dan James Rodriguez ve Valenciennes'den Nicolas Isimat-Mirin transferleri de eklenince wonder kid dolu bir takım haline geldi Monaco. Açıkçası Ligue 1'in başlamasını iple çekiyorum. Bakalım bu dört isimin kariyerleri nasıl seyir alacak?
Ufuk Tolga Aldırmaz
Yannick Ferreira-Carrasco
Ferreira-Carrasco, Belçika vatandaşı olan İspanyol pasaportu da bulunan bir isim. Monaco alt yapısından yetiştiğinin altını çizeyim. 1993 doğumlu oyuncu için "Yeni Hazard" yakıştırmaları daha şimdiden yapılıyor. Forvet pozisyonunda oynayan Ferreira-Carrasco'nun birincil bölgesi ise sol taraf. Belçika'nın alt yaş kategorilerinde onlarca kez milli olan Ferreira-Carrasco'nun gelişimini sürdürmesi durumunda çok canlar yakacağı aşikar.
Takımının formasını ilk kez 2012-2013 sezonunda giyen Ferreira-Carrasco, kariyerinde yalnızca 37 maça çıktı. Claudio Ranieri'nin göz bebeklerinden.
Lucas Ocampos
Arjantinli futbolcu 1994 doğumlu. Altı yaşında girdiği Quilmes alt yapısından River Plate'e 2010-2011 sezonunda transfer olur. Henüz 17 yaşında çıktığı ilk resmi maçında dikkatleri üzerine çekmeyi başarır. 2012-2013 sezonunda Monaco'ya transfer olan Ocampos'u Cristiano Ronaldo'ya benzetenler de mevcut.
Forvet arkası ve sağ-sol forvet olarak da oynayabilen Ocampos, kariyerinde 56 maça çıkıp sekiz gol dört asistlik performans sergiledi.
Bu ikiliye Porto'dan James Rodriguez ve Valenciennes'den Nicolas Isimat-Mirin transferleri de eklenince wonder kid dolu bir takım haline geldi Monaco. Açıkçası Ligue 1'in başlamasını iple çekiyorum. Bakalım bu dört isimin kariyerleri nasıl seyir alacak?
Ufuk Tolga Aldırmaz
20 Haziran 2013 Perşembe
Super Heroes
Malumunuz, ülkemizde yarın başlayacak olan U20 Dünya Kupası'na katılan birbirinden güçlü ülkeler mevcut. Kendi adıma şanslı olduğum nokta İstanbul'da en güçlü ikisini izleyebilmek olacak. İspanya ve Fransa...
İlerleyen günlerde eleminasyon sistemi izin verirse(karışık bir sistem mevcut, açıkçası açıp bakmadım bile) bu iki ülke finalin en güçlü adaylarıdır diyebiliriz. Küçüklüğümden beri İspanya milli takımını çeşitli sebeplerden ötürü tutmam ve son yıllardaki başarıları sayesinde bu durumun taçlanmasına rağmen bu kez Fransa diyorum. Muhteşem bir kadro ile geliyorlar. İlerleyen yıllarda über noktalara ulaşabilecek isimler mevcut. Öyle ki bu isimlerin birkaçı tarihe geçecek duruma dahi gelirse şaşırmayacağım. Açıkçası bu kupaya dair beni en çok heyecanlandıran da son zamanlarda yakından takip etmeye başladığım ve sürekli "kovaladığım" Fransız futbolunda yakından takip ettiğim isimlerin mevcut olması. Tek tek tanıtmak çok uzun ve sıkıcı olacaktır o yüzden böyle bir yol seçtim(Bu aralar süper kahramanlara fecii sardım da).
Alphonse Areola:
Paris Saint-Germain'li oyuncunun yakın zamanda Paris temsilcisinin kalesini devralacağı kulislerde konuşuluyor. Şüphesiz ki önündeki en önemli sınavlardan birisi bu turnuva. Fantastik Dörtlü'nün beyin takımı da diyebileceğimiz Reed Richards nam-ı diğer Mr.Fantastic
Lucas Digne:
Lille'in sol beki Digne, tartışmasız biçimde kendi jenerasyonunun en iyisi. Hakikaten üst seviyede oynayan bir genç olmasına rağmen futbolu oturaklı hale gelmeye başladı dersem abartı saymayın. Çok farklı bir isim. Adını farklı durumlar olmadığı sürecek çok fazla duyacağız. Daha şimdiden 20 milyyon Euro'ya Paris Saint-Germain'e geçeceği konuşuluyor. O evrenin en güçlü adamı. Gümüş sörfçü...
Kurt Zouma:
Lucas Digne gibi çok farklı bir isim daha. St.Etienne'de futbolunu olgunlaştırıyor. 18 yaşında 28 yaşındaki çoğu futbolcudan daha iyi bir fiziğe sahip. Ali Ece Ağabey'in nitelendirdiği gibi "18 yaşında 18 takım istiyor.". Dahası da isteyecek. O Batman olmayı hak ediyor.
Samuel Umtiti:
Olympique Lyon'da yerini söke söke aldı. Önünde uzun bir yol var lakin kalitesini Tottenham'a attığı golden dahi anlayabilirsiniz. Partneri Batman'in "sidekick"i Robin...
Dimitri Foulquier:
Kadronun tamamlayıcı parçalarından biri olacak. Belki çok göz önüne gelmeyecek ama görevini de iyi bir biçimde yapacak. Rennes'in sağ beki... Bretonya takımının bende yeri ayrıdır. Sırf bu sebepten özel bir sempatim olan Hellboy'u da ona adayabilirim, adadım bile.
Jordan Veretout:
Nantes'ın defansif orta sahası... Onu iki sezon önce birkaç defa izleme şansım oldu. "Aklıyla savunma yapan isimlerden" diye bir not almışım. Nantes'ın forma rengi olan yeşilden de etkilenerek "Green Arrow" diyoruz.
Geoffrey Kondogbia:
Akıl ve özel yetenek... Sanırım Sevilla'nın yıldızı için en güzel betimleme şu üç sözcük olurdu. Akıllara gelen ilk kahraman sanırım Iron Man olur. Tony Stark...
Paul Pogba:
Kaptan denince akla hemen onun adı gelir: Captan America!
Florian Thauvin:
Daha önce hakkında uzun uzadıya bir yazı yazmıştım. O benim gözümün bebeğidir dersem yeri olur. Şaka bir yana çok özel bir adam. Hem karakter hem de yeteneği çok farklı noktalarda. Bu turnuvanın "en iyisi" olabilir. Hatta açık oynuyorum, sakatlık ya da Fransa'nın sürpriz biçimde elenmesi dışında "en iyi" seçilecektir. Onun bendeki karşılığı tek: Superman!
Jean-Christophe Bahebeck:
Paris Saint-Germain'in geçen sene Troyes'a kiraladığı haşarı çocuğu. Bu yıl da Valenciennes forması giyecek. Kariyeri ne yönde ilerler kestirmek güç lakin önemli bir potansiyele sahip. Wolverine!
Yaya Sanogo:
Arsenal'ın çiçeği burnunda transferi, Football Manager'ı düstur olarak benimseyenlerin büyük "aşkı"... Yer vermezsem olmazdı: The Hulk!
İlerleyen günlerde eleminasyon sistemi izin verirse(karışık bir sistem mevcut, açıkçası açıp bakmadım bile) bu iki ülke finalin en güçlü adaylarıdır diyebiliriz. Küçüklüğümden beri İspanya milli takımını çeşitli sebeplerden ötürü tutmam ve son yıllardaki başarıları sayesinde bu durumun taçlanmasına rağmen bu kez Fransa diyorum. Muhteşem bir kadro ile geliyorlar. İlerleyen yıllarda über noktalara ulaşabilecek isimler mevcut. Öyle ki bu isimlerin birkaçı tarihe geçecek duruma dahi gelirse şaşırmayacağım. Açıkçası bu kupaya dair beni en çok heyecanlandıran da son zamanlarda yakından takip etmeye başladığım ve sürekli "kovaladığım" Fransız futbolunda yakından takip ettiğim isimlerin mevcut olması. Tek tek tanıtmak çok uzun ve sıkıcı olacaktır o yüzden böyle bir yol seçtim(Bu aralar süper kahramanlara fecii sardım da).
Alphonse Areola:
Paris Saint-Germain'li oyuncunun yakın zamanda Paris temsilcisinin kalesini devralacağı kulislerde konuşuluyor. Şüphesiz ki önündeki en önemli sınavlardan birisi bu turnuva. Fantastik Dörtlü'nün beyin takımı da diyebileceğimiz Reed Richards nam-ı diğer Mr.Fantastic
Lucas Digne:
Lille'in sol beki Digne, tartışmasız biçimde kendi jenerasyonunun en iyisi. Hakikaten üst seviyede oynayan bir genç olmasına rağmen futbolu oturaklı hale gelmeye başladı dersem abartı saymayın. Çok farklı bir isim. Adını farklı durumlar olmadığı sürecek çok fazla duyacağız. Daha şimdiden 20 milyyon Euro'ya Paris Saint-Germain'e geçeceği konuşuluyor. O evrenin en güçlü adamı. Gümüş sörfçü...
Kurt Zouma:
Lucas Digne gibi çok farklı bir isim daha. St.Etienne'de futbolunu olgunlaştırıyor. 18 yaşında 28 yaşındaki çoğu futbolcudan daha iyi bir fiziğe sahip. Ali Ece Ağabey'in nitelendirdiği gibi "18 yaşında 18 takım istiyor.". Dahası da isteyecek. O Batman olmayı hak ediyor.
Samuel Umtiti:
Olympique Lyon'da yerini söke söke aldı. Önünde uzun bir yol var lakin kalitesini Tottenham'a attığı golden dahi anlayabilirsiniz. Partneri Batman'in "sidekick"i Robin...
Dimitri Foulquier:
Kadronun tamamlayıcı parçalarından biri olacak. Belki çok göz önüne gelmeyecek ama görevini de iyi bir biçimde yapacak. Rennes'in sağ beki... Bretonya takımının bende yeri ayrıdır. Sırf bu sebepten özel bir sempatim olan Hellboy'u da ona adayabilirim, adadım bile.
Jordan Veretout:
Nantes'ın defansif orta sahası... Onu iki sezon önce birkaç defa izleme şansım oldu. "Aklıyla savunma yapan isimlerden" diye bir not almışım. Nantes'ın forma rengi olan yeşilden de etkilenerek "Green Arrow" diyoruz.
Geoffrey Kondogbia:
Akıl ve özel yetenek... Sanırım Sevilla'nın yıldızı için en güzel betimleme şu üç sözcük olurdu. Akıllara gelen ilk kahraman sanırım Iron Man olur. Tony Stark...
Paul Pogba:
Kaptan denince akla hemen onun adı gelir: Captan America!
Florian Thauvin:
Daha önce hakkında uzun uzadıya bir yazı yazmıştım. O benim gözümün bebeğidir dersem yeri olur. Şaka bir yana çok özel bir adam. Hem karakter hem de yeteneği çok farklı noktalarda. Bu turnuvanın "en iyisi" olabilir. Hatta açık oynuyorum, sakatlık ya da Fransa'nın sürpriz biçimde elenmesi dışında "en iyi" seçilecektir. Onun bendeki karşılığı tek: Superman!
Jean-Christophe Bahebeck:
Paris Saint-Germain'in geçen sene Troyes'a kiraladığı haşarı çocuğu. Bu yıl da Valenciennes forması giyecek. Kariyeri ne yönde ilerler kestirmek güç lakin önemli bir potansiyele sahip. Wolverine!
Yaya Sanogo:
Arsenal'ın çiçeği burnunda transferi, Football Manager'ı düstur olarak benimseyenlerin büyük "aşkı"... Yer vermezsem olmazdı: The Hulk!
Süper kahramanlar umarım beni yanıltmaz. Türkiye'deki büyük destekçilerinden biriyim. Bizim çocuklardan sonra tüm iyi dileklerim onlarla. Haydi bakalım.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







-pour-22-5-millions-d-euros-en-aout-2000-photo-richard-mouillaud.jpg)






.jpg)
.jpg)
.jpg)










.jpg)









.jpg)

















