Zlatan İbrahimovic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zlatan İbrahimovic etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2013 Salı

Para Gani!

Fransa'nın futbol tarihinin hemen hemen son 10-15 yılı kendileri için uçuk transfer bedelleri dolu transfer sezonları ile geçmiş. Özellikle Nasser Al-Khelaifi'nin Paris Saint-Germain'i ve Dmitry Rybolovlev'in de Monaco'yu satın almasından sonra işler iyice uçuk bir hal almaya başladı. İlk 20'ye bakacağız:

20. Augustine Okocha - 15.2 Milyon Euro

Fenerbahçe forması giydiği dönemden Jay Jay lakabı ile tanıdığımız Okocha, 1996'da Fenerbahçe'ye transfer olur. İki sezon formasını giydiği sarı lacivertli kulübe zamanın parası ile 15.2 milyon Euro kazandırıp olay olarak ülkemizden Paris Saint-Germain'e yollanır.

19. Fred 15.6 Milyon Euro

2005 yılında Brezilya'nın Cruzeiro Kulübü'nde 43 maçta 40 gol atarak dikkatleri üzerinde toplayan Fred, 2005-2006 sezonunun başında Olympique Lyon'un yolunu tutar. Lyon'da 108 maçta 40 gol 9 asist kaydeden Brezilyalı 2009'da tekrar ülkesinin yolunu tutacaktır.

18. Sonny Anderson 17.9 Milyon Euro

Barcelona'da isteneni veremeyen Anderson, Aulas'ın sonradan dilinin yanacağı meblağı ödemesine sebep olur. Kulüpte efsane olmasına rağmen bu bonservis bedeli Simon Kuper'in kitaplarında bolca dillendirilecektir. Anderson Lyon'da 110 kez forma giyip 71 kez gol katkısında bulunur.

17. Michel Bastos, Andre-Pierre Gignac, Kader Keita, Lucho Gonzalez 18 Milyon Euro

Geçtiğimiz günlerde Katar'ın yolunu tutan Bastos Lille'den Lyon'a geçerken, Gignanc Toulouse'da iki önemli sezonu geçirip Marsilya'nın yolunu tutarken, Keita yine Lille'den Lyon'a yollanırken ve son olarak da geçtiğimiz sezon tekrar Porto'ya geçiş yapan Lucho Gonzalez Marsilya'ya transfer olurken hep aynı bedelde buluştular. 18 milyon Euro ile dört isim 17. sırada buluşuyor.

13. Shabani Nonda 19.8 Milyon Euro

Ülkemizden yolu geçtikten sonra bestelere dahi adını yazdıran Nonda, Rennes de 62 maçta 36 gollük performansı sergileyince Monaco'nun yolunu tutar. Prenslikteyken Galatasaray'a karşı Şampiyonlar Ligi mücadelesine de çıkacaktır. 115 maçta 57 gol atan Nonda, bonservis bedelinin kefaletini kuruş kuruş ödemiştir.

12. Zlatan Ibrahimovic 21.4 Milyon Euro

Milan'dan Paris ekibine geçiş yapan Ibrahimovic'i anlatmaya gerek yok. Tek garip olan "Büyük Ibra'nın" 12. sırada kalmış oluşu.

11. Severino Lucas 21.5 Milyon Euro

Atletico Paranaense'de fena performans göstermeyip dönemin en pahalı transferine imza atan Severino Lucas'ın Rennes'e bu bonservis bedeli ile gidişi sanırım son olmuş. Şu günlerde dünyanın en iyi alt yapı organizasyonlarından birine sahip olan Breton ekibinin ağzı sütten fena halde yanmıştır. Öyleki forvet mekiinde görev alan Severino Lucas 72 maçta sadece altı gollük katkıda bulunabilmiştir.

10. Yoann Gourcuff 22 Milyon Euro

Yeni Zidanegiller'den olan Gourcuff Lyon'un aynı zamanda son büyük transferlerinden de oluyor. Lyon'da istenileni veremediği ise aşikar olan tek şey.

9. Lisandro Lopez 24 Milyon Euro

Porto'dan Lyon'a geçen Lopez, geçtiğimiz günlerde Katar'ın yolunu tutan bir başka Lyonlu oldu. 167 maçta 81 gol atıp 29 da asist yapan Lopez... E daha ne yapsın?

8. Joao Moutinho 25 Milyon Euro 

Rybolovlev'in son dönem gözdelerinden biri. Hakkında henüz yorum yapamıyoruz.

7. Ezequiel Lavezzi 26 Milyon Euro

Paris odaklı yapılanmanın ilk ürünlerinden... Öyleki son dönem Napoli'nin çılgıncı harcamalar yapmasının ilk adımlarını atan bonservis bedeli olarak göze çarpmakta.

6. Nicolas Anelka 33.5 Milyon Euro 

Paris Saint-Germain'in Arsenal'a 1 milyon Dolar karşılığında satıp 33.5 milyon Euro'ya Real Madrid'den aldığı adam. Ülkemize yolu düşenlerden.

5. Lucas Moura 40 Milyon Euro 

Geçtiğimiz sezon Paris Saint-Germain Barcelona'yı Parc des Princes'de ağırlarken Avrupa futboluna ben geliyorum diyen adam...

4. Javier Pastore 41 Milyon Euro

Yukarıda Lavezzi'yi nitelerken yazdığım kelimelerin bir kısmını bu bölüme de yazıyorum. O gün şartlarında "ödenebilecek" olarak bakılan bonservis bedelini bugün "abartı" olarak nitelendirmek yanlış olmayacaktır.

3. Thiago Silva 42 Milyon Euro 

Ibra ile paket halinde Paris'e gelen Silva'nın takımına katkısı yadsınamaz. Tıpkı Nonda gibi o da her maç bonservis bedelini fersah fersah geri ödüyor.

2. James Rodriguez 45 Milyon Euro

Rybolevlev'in son gözdelerinden diğer. Onun için  umarım Pastore için yazdıklarımı dillendirmem.

1. Radamel Falcao 60 Milyon Euro

(Monaco'nun tüm transferlerine böyle başladık bozmayalım) Rybolovlev'in gözdesi değil, adeta elması. Dünyanın en iyi restoranındaki en iyi yemeklerden birini yemek gibi Falcao'yu kadronuzda bulundurmak. Yazmaya başladı, durmayacaktır da. Monaco'nun kesinlikle en iyi transferi. Hak ediyor.

Bu multimilyoner tayfaya yenilerinin de eklenebileceğini düşünecek olursak bu listeyi güncellemek zorunda kalabilirim, zor değil. Fransa futbolu ve dolayısı ile Ligue 1 gelişirken, bu isimlerin katkısını yadsıyan şamarlıktır. Maalesef endüstriyel futbolda gelinen nokta budur.

NOT:  Bilgiler ve değerler şu yazıdan alıntılanmıştır: http://turkusev.blogspot.com/2013/06/ligue-1in-en-pahal-20-transferi.html

NOT-2: Eski değerler güncel hali ile servis edilmiştir.

Ufuk Tolga Aldırmaz

25 Temmuz 2013 Perşembe

Fazla Malın Getirdiği Sorun

Özellikle ülkemizde meydana getirilen tartışma ortamlarından en popüleridir "X ve Y yan yana oynar mı?" sorunsalı. Yakın dönemde Alex-Tümer, Sergen-Tümer, Ricardinho-Delgado gibi soruların sorulması benzer tipte iki oyuncu kadroda bulunuyorsa elzemdir. Özellikle rahmetli Kazım Kanat'ın favori tartışma konularından biriydi, mekanı cennet olsun.

Paris Saint-Germain'in geçtiğimiz günlerde büyük bir meblağ karşılığında(o kadar büyük ki anımsayamıyorum) kulübe kattığı Edinson Cavani de beraberinde aynı soruları Fransız basınına sordurttu: "İbrahimovic ve Cavani yan yana oynar mı?"

İşin aslı ,sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim, oynamak mecburiyetinde. Nasser Al-Khelaifi'nin dile getirdiği bir cümle vardı. Hatta biz buna aba altından sopa göstermek de diyebiliriz: "Edinson'u Zlatan ile birlikte oynasın diye aldık.". Laurent Blanc'ın işi kolay olmayacak. Hazırlık maçlarında 4-2-3-1'e adapte etmeye çalıştığı takımında Cavani'ye yer açmak zorunda. Real Madrid'e geçen Carlo Ancelotti'nin geçtiğimiz sezon uyguladığı 4-2-2-2 sistemi aslında bunun için biçilmiş kaftan gibi duruyor. Bunun yanı sıra bir diğer seçenek 4-2-3-1'de Cavani'yi sol forvet olarak değerlendirmek. Uruguay teknik direktörü Oscar Tabarez'in Konfederasyonlar Kupası'nda benzer bir uygulamayı yapışı taze bir örnek olarak karşımızda durmakta. Hatta bir örnek de sanal dünyadan vereyim, PES'te yaptığımız gibi İbrahimovic'i daha sarkık oynatıp ileri uca Cavani'yi yerleştirebilir.

Fazlaca şans mevcut. Avrupa'nın en skorer 4-5 isiminden ikisi takımda iken çare tükenmez diye düşünmekteyim. Buna karşın kadro şişmeye başladı. Laurent Blanc'ın zaten eğreti bir biçimde takımın başına getirildiği aşikar. "Big Boss" Zlatan'ı memnun etmek birincil görevi. Fransa Milli Takımı'ndaki Blanc değil de Bordeaux'daki Blanc Paris ekibinin başına geçtiyse Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finalin ötesinin görülmesi iş dahi olmaz. Keyifle bekliyoruz.

Ufuk Tolga Aldırmaz

20 Mayıs 2013 Pazartesi

En Oskar Goz Tu...

Fransa'da Ulusal Futbolcular Birliği tarafından organize edilen yılın Oscarlar'ı sahiplerini buldu. Adaylar açıklandıktan sonra bir girizgah yapmış ve birkaç naçizane düşüncemi sıralamıştım. Merak edenler tık.

Listeyi hemen vereyim:

Yılın Futbolcusu: Zlatan İbrahimovic(PSG)... Blaise Matuidi'nin bu ödülü sonuna kadar hak ettiğini düşünüyorum, hala.

Yılın Genç Futbolcusu: Florian Thauvin(Bastia)... Bu ödül benim için de çok anlamlı oldu. Somut olarak çok daha iyi yerlere geleceğini göreceğiz.

Yılın Kalecisi: Salvatore Sirigu(PSG)... Oylar şampiyon takıma gitmiş lakin Stephane Ruffier'in bu ödülü yine Matuidi gibi çok hak ettiğini düşünüyorum lakin "Neden?" diye sormak abesle iştigal.

Yılın Teknik Direktörü: Şampiyon Carlo Ancelotti ve beklentilerin üzerine çıkan(!) şeklinde niteleyebileceğimiz Christophe Galtier arasında paylaşıldı ödül.

Ligue 2'de Yılın Teknik Direktörü: Jocelyn Gouvernnec(Guingamp)... En adil ödüllerin başında bu geliyor dersem yanlış olmaz. Ligue 1'e çıkan Guingamp, zoru başardı. Gouvernnec için önemli bir eşik.

Ayrıca "Altın 11" şöyle oluştu:

Salvatore Sirigu(PSG)- Christophe Jallet(PSG) - Thiago Silva(PSG) - Nicolas N'Koulou(Marsilya) - Maxwell(PSG)- Marco Verrati(PSG) - Blaise Matuidi(PSG) - Dimitri Payet(Lille)- Mathieu Valbuena(Marsilya) - Zlatan İbrahimovic(PSG) - Pierre-Emerick Aubameyang(St.Etienne)

Burada da tek itirazım(ki buna ne kadar itiraz denilir bilemem) Veratti yerine Maxime Ganalons'un kadrodaki yerini alması yönünde olurdu. Bir de Sebastien Corchia ile Jallet yer değiştirebilirdi. Daha fazla fanteziye girmeden keselim.

Fransa'da da 2012-2013 sezonu böylece geride kalmış oldu. Bir dahaki sezon neler getirir, kim bilir.

Ufuk Tolga Aldırmaz


19 Eylül 2012 Çarşamba

Son 15 Dakika ve Diğerleri

Ne yalan söyleyeyim Şampiyonlar Ligi'ni her şeyiyle özlemişim. Euro 2012 gibi hiç de fena sayılmayacak bir turnuva bile benim nazarımda Şampiyonlar Ligi'nin yerini tutmuyor. Zevk meselesi sanırım. Yine de dünyanın en büyük futbol organizasyonlarının başında Şampiyonlar Ligi'nin geldiği gerçeği su götürmeyen cinsten.

Real Madrid kötü oynuyor, Cristiano Ronaldo'nun sorunları var, ligde sekiz puan gerideler vs. derken bambaşka bir arenada Jose Mourinho'nun da söylediği gibi DNA'larını hatırladılar ya da tekrar kazandılar. Manchester City onlara yeniden kim olduklarını adeta hatırlattı.

Öyle bir son on beş dakika oynandı ki uzun zamandır -en azından yeşil sahada- bu denli bir heyecan yaşamamıştık sanırım. İlk yarının vasatlığını da düşünürsek suyun içine atıp eritilen kalsiyum sandoz gibi zevkle içilen bir ilaç gibi geldi bu son on beş dakika. Başa saracak olursak iki teknik adamın da taktik savaşı diye nitelendirebileceğimiz bir giriş ile başladık. Ronaldo'nun Maicon'u -hey gidi koca Maicon- deyimi yerindeyse dumur etmesi ve Joe Hart'a takılan şutları akıllarda kalan durumlar oluyordu. Raphael Varane, Michael Essien ve karşı tarafta da Matija Nastasic gibi sürpriz sayılabilecek hamlelerle başlanması aslında asıl olaya hazırlık safhası gibiydi. İkinci yarıda Yaya Toure'nin müthiş adımları golü hazırladı. Ardından Real Madrid orta sahasında yaşanan o "yeteneksizlik" problemi de önce Mesut Özil sonra da Luka Modric hamlesi ile çözülmek istendi. Bir de Gonzalo Higuain'in vurdumduymaz oyununa dayanamayıp Karim Benzema'yı oyuna alan Mourinho tam anlamıyla fişi çekecekti. Yerinde hamleler öyle veya böyle işi kolaylaştırdı. 2-2'lik beraberlik yakalandıktan sonra Ronaldo'nun topu alıp santraya gitmesi de önemli bir nottur bana kalırsa ve Mourinho'nun sevinci...

Grubun diğer mücadelesinde geçen yıl yine Şampiyonlar Ligi'nde düşük performansı neticesinde eleştirilen Borussia Dortmund, Ajax'ı ancak maçın sonunda gelen golle yenmeyi başardı. Hakikaten çok cins bir durum. Borges diye tanıdığımız sevgili Orhan abinin Hayatım Futbol'a yazdığı grup değerlendirme yazısında altını çizdiği "tam saha presin etkileri" sanırım ciddi oranda bu takımı etkiliyor. Üzerine daha çok eğilmek gerek. Grubun kalan karşılaşmaları bu açıdan çok ilgi çekici olacak.

Gecenin diğer karşılaşmalarında ise sanırım en büyük sürpriz hepimiz için Malaga'nın farklı galip gelmesi oldu. Manuel Pellegri'ni hakikaten önemli bir iş çıkarıyor. Isco'nun oyunculuğuna da gün geçtikçe daha fazla hayran kalacağımız da aşikar. Diğer maçta Milan'ın Anderlecht ile berabere kalması Massimiliano Allegri'nin sonunu getirir mi beraber göreceğiz. San Siro'nun boşlukları açıkçası içimi acıttı. Ayrıca diğer grupta Younes Belhanda ve Lucho Gonzalez'in güzel performansları da kişisel ego tatminim açısından çok önemliydi. Sağ olsunlar işlerini iyi yaptılar.

Yarın Galatasaray'ın sahaya çıkacak olmasıyla çok daha ilginç bir gün yaşayacağız tahminimce. Bu arada yarın için favori maçım: Chelsea-Juventus...

NOT: Seni unutmadım İbra... Yeni bir rekorun daha sahibi kendileri.

Ufuk Tolga Aldırmaz
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...