30 Ocak 2013 Çarşamba

Bu Gitmeler Gitme Değil



"Futbolu eskiden açlar oynar, zenginler izlerdi; şimdi ise zenginler oynuyor, açlar izliyor!"

"Takım olarak kazanın ya da tek başınıza kaybedin."

Ve daha niceleri...

Trabzonspor Şenol Güneş'i "gönderirken" bir aydın, bir yol gösterici, bir düşünce adamını kaybetti. Bu sefer öncekiler gibi değil. Şenol Hoca çok yıprandı. Maalesef kaotik ortam buna vesile oldu. Türk futbol tarihinin en başarılı insanlarından birisi bilinçli bir şekilde toprağa gömülmeye çalışıldı. Başarısız da olundu diyemem lakin kaybeden Şenol Hoca değil hepimiziz. Adalet her daim yanında olsun, Allah yolunu açık etsin.

NOT:


Ufuk Tolga Aldırmaz

29 Ocak 2013 Salı

Nereden geliyor bu paranın suyu?


Galatasaray ara transfer döneminde dünyaca ünlü yıldızlar Sneijder ve Drogba'yı kadrosuna katarak Türk futbol tarihinin en büyük transfer süksesini yaptı.
Fildişili oyuncuya, 2012-2013 2.yarı sezonu için 2.000.000 avro ve 2013-2014 sezonu için 4.000.000 avro sabit transfer ücreti ve 15.000 avro maç başı ücret ödeyecek olan Galatasaray, yıllık 5 milyon Avro kazanan Sneijder transferiyle beraber büyük de bir maaş külfetinin altına girdi.
Transfermarkt'a göre toplam takım değeri 147.750.000' Avro'yu  bulan Galatasaray'ın, Drogba ve Sneijder'in de takıma katılmasıyla oyuncularına ödediği yıllık ücret de 40 - 45 milyonu bulacak
UEFA kasaları doldurdu
Şampiyonlar Ligi'nde Türkiye'yi temsil eden tek takım olan Galatasaray, UEFA'dan büyük bir kazanç sağlıyor.
Şu ana kadar Şampiyonlar Ligi'nde yer almasından ötürü kasasına toplam 24 milyon Avro giren Galatasaray, Braga'yı mağlup etmesinin ardından 3.5 milyon euro başarı primi ve 1 milyon Avro da galibiyet primi aldı ve toplamda 4.5 milyon Avro daha kazandı. Şampiyonlar Ligi'nde kazandığı başarılar sonrası toplamda 28.5 milyon Avro'luk bir gelirin sahibi olan Galatasaray, çeyrek finale kalması ihtimalinde ise 3.9 milyon Avro daha bonus alacak.
GS Store'lar  para basıyor
Şampiyonlar Ligi'nden şimdiye kadar 30 milyon Avro'ya yakın bir ücret kazanan sarı - kırmızılılar, forma satışından da geçtiğimiz senelere göre büyük bir kar elde ediyor. 
Geçtiğimiz sezon kazanılan şampiyonluğun ardından bu sezon,  Şampiyonlar Ligi'nde 2.tura çıkma başarısı gösteren Galatasaray, başarılı sonuçlar elde ettikçe forma satışlarında da büyük bir gelirin sahibi oluyor. Son 2 sezonda yaklaşık 25 - 30 milyon Avro'ya yakın bir gelirin sahibi olan sarı - kırmızılılar,GS Store'lardan büyük bir gelir elde etmiş durumda.
Yayın hakkından gelen gelir
Geçtiğimiz sezon uygulan Süper Final sonucunda ligi şampiyon tamamlayarak yaklaşık 70 Milyon Lira'lık bir gelir kazanan Galatasaray, bu sezonu da şampiyon tamamlaması halinde 60 - 70 milyon Lira'lık bir gelirin sahibi olacak.
<b>Kombine satışında çılgın rakamlar</b>
TT Arena'ya geçişinin ardından kombine gelirinde rekor rakamlara ulaşan Galatasaray, kombine bilet satışında ilk sırada yer alıyor. Geçtiğimiz sezondan bu yana 40 bin koltuğun satıldığı Arena'dan 27-30 milyona yakın bir gelir elde Galatasaray, bu sezon en çok kombine satan takım olma alanında ilk sırada yer alıyor.
Başarıya endeksli 
Geçtiğimiz sezon ligi şampiyon tamamlayan Galatasaray, 19.haftasını tamamladığımız Süper Lig'de liderliğini koruyor. 2011 yılında Adnan Polat'dan başkanlık koltuğunu devralan Aysal yönetimi göreve geldiğinde borç 315,2 milyon dolar idi. Başarılı sonuçlar elde ettikçe taraftarını stadyuma çeken ve forma satışından da büyük bir kazanan Galatasaray ekonomisi başarıya endeksli ilerliyor. Drogba ve Sneijder transferleriyle büyük bir mali yükün altına giren Galatasaray'ın ekonomik gelişimini sürdürmesi adına Süper Lig'de şampiyon olması ve gelecek sezon da Şampiyonlar Ligi'ne katılması elzem gözüküyor. Bu alanlardan gelecek başarılar sonucu kazanılacak gelirleri düşünerek yapılan pahalı transferin gelirlerini karşılayabilmek adına gelecek sezon da Avrupa'da başarılı olmak Galatasaray için olmazsa olmaz durumda.
UEFA sopası kalkabilir
Gelecek sezon yürürlüğe girecek olan UEFA Finansal Fair - Play uygulamasıyla takımların gelir - gider dengelerini sağlama zorunluluğu nedeniyle bu sezon Avrupa transfer piyasasında farklı bir süreç yaşanıyor.
Yüksek yıllık ücretleriyle takımlarına külfet olan pek çok dünya yıldızı, takımlarıyla yollarını ayırdı. Avrupa'da ekonomik durumlarını UEFA'nın belirlediği seviyede dengelemeye çalışan pek çok kulüp yıldız oyuncularını elinden çıkarırken takımlarımızın transferde astronomik harcamalar yapması büyük risk arz ediyor. Yıllık ücretinde indirim talebini kabul etmeyen Sneijder'i kadro dışı bırakan, mali dengeyi sağlama çabaları nedeniyle sezon başında Maicon ve Julio Cesar gibi oyuncularını takımdan gönderen İnter, Arap iş adamlarının finansörlüğündeki PSG,Manchester City ve Abrahamovic'in Chelsea'si Fair - Play uygulaması dahilinde tehlike arz eden takımlar. 
Beşiktaş'ı almamışlardı
Geçtiğimiz sezon içinde bulunduğu ekonomik sorunlar nedeniyle UEFA'ya alınmayan Beşiktaş ve alacak ödemelerinde yaşadığı sorunlar nedeniyle bu takımları cezalandıran UEFA, Malaga'yı da gelecek sezon için Avrupa'dan men etmişti.

25 Ocak 2013 Cuma

Bradford'ın Underdog Hikayesinin Perde Arkası


İngiltere Lig İki ekiplerinden Bradford City Lig Kupası’nda Aston Villa’yı da geçerek finale adını yazdırdı. Dördüncü küme olarak tabir edebileceğimiz Bradford, tam anlamıyla bir underdog hikayesi yazıyor. Bunun yanında gerçekleşen bir olayı yansıtmak istiyorum.

Maçın bitiş düdüğünün ardından Bradford kaptanı Gary Jones Villa Park’ta tribünlere doğru koşar. Tribünlerde uzaktakilerin gördüğü kadarıyla kel bir çocuğun saçsız başını öper. Bu çocuk Jake Turton’dır. Jake, sadece dokuz yaşında olan ve beynindeki tümör nedeniyle çok zorlu bir ameliyatı da gerisinde bırakmış olan bir çocuktur.  O henüz altı yaşındayken tespit edilen tümör için yapılan ameliyat on hafta kadar komada kalmasına sebep olur. Komanın ardından da kemoterapi gören Jake sonunda bu illetten kurtulur. Jake’in babası da futbolu çok seven oğlu için tuttuğu takım olan Bradford’ın yetkilileri ile irtibata geçer. Yetkililer de Jake’i bizim kış ortasında çocuklarımız ile yapılan seremonilerimizde olduğu gibi(!) Valley Parade’de kaptan Jones’un elini tutarak sahaya çıkar. O maçta Jake takımına uğurlu gelir. 3-1 kazanılan ilk maçın ardından ikinci maçta da stadyumdaki yer alınır. 2-1 mağlup olmasına rağmen Bradford, finali garantiler. Sırf bu ince davranışı sergileyen yöneticiler için bile finalde Bradford tutulur.

Çok yaşa Jake!

Ufuk Tolga Aldırmaz

Not: Haber Daily Mail, fotoğraflar da Getty'den alınmıştır.

Andreas Granqvist gelsin buyursun

     Galatasaray için Andreas Granqvist adı geçiyor. Hatta mütevazi olmayalım net ilgililer,bizim gazete müdürü öyle diyor onun yalancısıyım. Pek çok kişi bilmez kimdir ne değildir,transferin iyisi kötüsü olmaz'cılar hemen yazıp duruyorlar.Ben de  Andreas Granqvist'i tanıyan,Genoa'yı seven biri olarak 2 kelam etmezsem olmaz,olmamalı da.
      Malumunuz Galatasaray, Fatih Terim'in kaostan bozma kolektif,hareketli önde basan oyun düzeniyle oynuyor. Stoperlerin önde basan,ayakları iyi, oyun içi alışverişe yatkın isimlerden seçilmesinin elzem olduğu Galatasaray oyun düzeninde, Granqvist gibi bir oyuncuyla oynamak net intihar olur. Neden mi?
Andreas'ın bundan 1.5 ay önde haberini yazmıştım. Başlığım da şuydu . '' Boğa gibi İsveçli''. Cidden de boğa gibidir Granqvist tüm İskandinav insanına ezbere bir şekilde takılan lakap gibi. 1.94 boyunda hava hakimiyeti muhteşem,yerden hızlı bir forveti kaçırınca tur bindirebilinecek ağırlıkta bir stoper. Boyu ve fiziğine nazaran ayaklarına hakim,pas oyununa yatkın,savunmadan hücum kurabilecek bir oyuncu olsa da, orta alan çizgisine yakın konumda konuşlanan Galatasaray savunmasına kontra ataklarda çok sıkıntı yaşatır.
Duran toplarda çok golü var
Groningen'de oynadığı dönemde ( özellikle 2010 - 2011 sezonu) 32 maçta 11 gol kaydeden Granqvist, 1.94 boyu ile duran top organizazyonlarında takımının en önemli gol silahlarından biri haline gelebiliyor.
Dünyanın en iyi savunmacılarının yetiştiği İtalya'da 3 yıldır büyük bir istikrarla oynayan bir futbolcu Granqvist. Hamleleri,hava hakimiyeti ile üst düzey bir oyuncu olsa da Galatasaray'ın önde basan,stoperlerin oyuna katıldığı futbol anlayışında ciddi sıkıntılara yol açar. Kişisel görüşüm çok kaliteli bir stoper olduğunu tekrardan belirtiyorum ama net kötü transfer olur.

Wonderkid:Dentinho



Beşiktaş son derece sürpriz bir hamle ile Dentinho'yu renklerine bağladı. Yarım-Yarım+Yarım sezon gibi garip bir kiralama işine girişilmiş de olsa geneli itibari ile iyi iş çıkarıldı diyebiliriz. Özele inmeden önce o meblağlara potansiyelli bir futbolcu alınabilirdi demekle beraber, taraftara biraz da güven mesajı verilmiş oldu da diyebiliriz değil net biçimde deriz. Üstüne üstlük o kutsal(!) "7" numaranın da Dentinho'ya verilmesi bana kalırsa bu açıdan tam benim düşündüğüm gibi bir stratejinin izlendiğinin göstergesidir.

Ömer'in "Dentinho Kimdir?" yazısından daha detaylı biçimde "Bu adam nedir, ne değildir?" minvalindeki sorularınıza cevaplar bulabilirsiniz. Ben biraz daha saha içine inmek istiyorum. Kısa kısa başlıklar halinde gidelim istedim.

Artıları: 

-Brezilya'nın Copa Bacana Plajı'nın mirası olan tekniğin her Brezilyalı profesyonel futbolcu gibi ona da uğradığını söyleyebiliriz. (Nobre ve Bilica klasman dışıdır.Zıpçıktılık yapmayınız efendim.)
-Hız. Usain Boltvari bir atlet olduğunu iddia edemeyeceğim fakat özellikle ligimizin ağır stoperleri karşısında bir Micheal Johnson etkisi yaratabilir.
-Dripling. Aslında üstte saydığım iki maddenin tamamlayıcısı bir özelliklik. Metin ve Ali nasıl Feyyazsız olmazsa ya da Zeki'nin hep bir Metin'i varsa dripling yeteneği de buna benzer bir gelişim gösteriyor. Ortalamanın üstündedir derim.
-Geçtiğimiz hafta Samuel Holmen'den adeta ilkokullarda seçmeli ders niyetine okutulabilecek olan "first touch'ın" bu dişlek kardeşimizde de gelişmiş yeteneklerinden biri olduğunun altını çizebiliriz.

Eksileri:

-Kanatta oynadığı zaman geri dönüş beklenmez.
-Takım savunmasında sırıtması pek şaşırtmaz.
-Devamlılık sorunu var ki Mehmet Demirkol deyimi ile "Bir çektiğinizde Maldonado diğer çektiğinizde Alex" tarzı bir gelgiti var denemez.
-Fizik gücü maalesef üst düzeyde değil ki bu belki de en fazla can sıkabilecek özellik.

Beşiktaş'ın Takım Bilançosundaki Yeri: 

İlk etapta Dentinho'nun en kötü ihtimalle yedek kulübesini zenginleştireceği bir gerçek. Beşiktaş'ın yedek kulübesine vasat bir yabancı bile koysanız fark yaratacak nitelikte olduğu da bir realite olarak köşede yer edinmiş durumda. Buna karşın direkt olarak "şampiyonluk yolunda taşıyıcı eleman" olmasını beklemek yanlış olacaktır. Daha çok kadronun tamamlayıcı oyuncularından biri olarak düşünülmesi en azından beklentiyi düşürmek açısından önemli olacaktır. Kafalardaki en büyük soru işareti ise sanırım hangi mevkiide forma şansı bulacağı yönündeki düşüncelerdir. Çoğu yerde okuduğunuz zaman hücumun her yerinde görev alabilecek bir isim olarak gösterilir. Buna katılmakla beraber FM tabiriyle yaklaşacak olursak forvette açık, sol forvette(kanat değil forvet) açık, forvet arkası koyu ve sağ forvette de koyu yeşiller oluşur. Parantez içine de özellikle iliştirdiğim gibi bu adamın kanat performansı vermesini beklememek gerek. Özellikle elinizde hem kenar forvet görevi yapıp hem de 4-4-2'nin hücum kanadı gibi efor sarf eden bir Holosko varken bunu istemek çocukcağızı ezmek olur. Direkt olarak Holosko'nun kesilmesine karşı olduğum gibi diğer kanatta da daha önce yazdığım gibi Olcay'ın da kesilmesine karşıyım. Olcay bu takımın X-Faktörü. Bazen çok acemileşse de bu durumu kafamıza kazımamız gerekecek. Forvetten de Almeida'yı kesemeyeceğinize göre geriye sadece forvet arkası kalıyor ki bu da Fernandes'i defans dörtlüsünün önüne çekmek anlamını taşır. Bunu açıkçası sevinçle karşılarım. Oğuzhan'ı da hesaba kattığımız zaman bu tip varyasyonlara kesinlikle hayır demem lakin kanatlara dokunmayınız. Son olarak da, Pektemek'in sakatlığından sonra Dentinho Samet Hoca'nın ondan beklediklerini rahatlıkla kaldırabilecek bir isim. Bu da işin en kilit noktası demektir. Rastgele Dentinho!

Ufuk Tolga Aldırmaz

24 Ocak 2013 Perşembe

Dentinho kimdir?




Tam adı Bruno Ferreira Bonfim olan Brezilyalı oyuncu 1989 yılında dünyaya geldi. Profesyonel futbol yaşantısına Corinthians'ta başlayan 24 yaşındaki futbolcu, Brezilya'nın son dönemde yetiştirdiği en büyük yeteneklerden biri olarak gösteriliyor.
Takımı Corinthians'ın 2008 yılında 1.lige çıkmasında büyük pay sahibi olan Dentinho,yeteneğiyle Avrupa devlerinin transfer listesine girmeyi başardı.
Aykut Kocaman çok istedi
2010-2011 yılının devre arasında Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman'ın transferde 1 numaralı hedefi olan ve bizzat kendisi giderek Brezilya'da izlediği yıldız futbolcunun 14 milyon Avro'luk yüksek bonservis bedeliyle transferi gerçekleşmeyen Brezilyalı, 1 sene sonra Mircea Lucescu'nun çalıştırdığı Ukranya ekibi Shakhtar Donetsk'e 7.5 milyon Avro karşılığında transfer oldu.
Performansı düşüşe geçti
Shakhtar ile 38 maçta 5 gollük performans gösteren yıldız futbolcu,beklenen patlamayı bir türlü gerçekleştiremeyince bu sezon ilk 11'deki yerini kaybetti.

Forvet bölgesinin her yerinde oynayabilir
Üstün tekniği ve hızıyla forvet ve kanat bölgelerinin her yerinde rahatlıkla oynayabilen Dentinho, bilinenin aksine daha çok asist özelliğiyle ön plana çıkıyor.
Almeida ile orta saha arası köprü olur
Beşiktaş'ın Fernandes'in olmadığı maçlarda özellikle görülen topu ön alanda tutamama sorununu çözebilecek bir oyuncu Dentinho. Gezgin ve oyun içerisinde kalma yeteneğini üstün tekniği ve asist özelliğiyle birleştirince durdurulması zor bir oyuncu olan Dentinho, Almeida ile birlikte takdirde takımın sıklıkla hissettiği yetenekli oyuncu eskikliğini karşılar ve  çok iyi bir partner olur.

İki Yıl Oldu



Afili cümleler kurmayacağım lakin bu blog sahip olduğum en önemli şeyler arasındadır desem fazla abartmış sayılmam. Buraya ilk yazışımdan beri çok zaman geçti. Bir ya da iki gün içinde(sanırım yirmi yedisi) iki yaşını dolduracak şu satırlarını okuduğunuz mecra. Tek başıma çıktığım yolda(yine afili cümleye kaydım) birçok insan tanıdım. Şu adresin belki de en büyük yararı bu oldu. Hayatımda birçok tecrübeyi tatmamı sağlayan bir ön adım amacı taşıdı. Benim için önemlidir. Emeğin her türlüsünü kutsal saydığım şu dünyada sanırım kendime saygı duymayı da şu blog sayesinde öğrendim. Yirmi yaşında bir kardeşiniz olarak her okuduğunuz kelime için sizlere ne kadar teşekkür etsem azdır. "Milyonlara hitap" etmiyorum evet ama tadanlar bilir, inanın böylesi daha zevkli. Tekrar teşekkür ederim. Saygılarımla,

Ufuk Tolga Aldırmaz

NOT: Son dönemde beraber yazmaya başladığımız Ömer Ejder'e selam olsun. Belki de onun sayesinde şurayı doldurmaya ilk günkü gibi heves ettim. Bir teşekkür de ona.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...