Felipe Melo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Felipe Melo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Mart 2013 Perşembe
Değişen statülerin gölgesinde: Ötekiler
Biraz absürd gelebilir, şu yazıyı yazmam, yada bunu denemem. Bence hiç de tuhaf değil,baştan belirteyim. Dünyanın en güzel 5 besin kaynağı arasındadır midye dolma,burası tartışmaya kapalı bir kere. Kırmızı çizgilerimizi baştan belirtelim. Tanesi ortalama çoğu tezgahta 30 kuruş ile 2 TL arasında değişen dolmacıklar, ''cebindeki bozuk paralarımla yerim ya'' bahanesiyle yanaştığın tezgahta, seni öylesine bir çeker ki, limon suyu çenenden akarken, kolunla bir yandan siler, bir yandan da yemeye devam edersin. Bozukluklarımı vereyim diye yanaştığın o tezgahtan varsa nakitlerini de vererek ayrılırsın.Böyle bir bağımlılıktır midye dolma,bilen bilir,bilmeyen hiç yaşamamıştır,geri kalan ömrünü de saksı olarak geçirebilir.
Bu güzel dolmacıklarımız, her güzel şeye atılan yaftalardan nasibini almıştır. Neymiş efendim, zararlıymış da,denizdeki tüm demirleri çekiyormuş da,geçiniz azizim bunları.
Midye dolmanın, işlevselliğini,lezzetini tartıştırcak değilim,zira hayatımdaki en büyük keyiflerden biridir. Bu yasaklı elma tadındaki o küçük içi bulgur dolu dünya harikasını, seyyarda yiyeceksin. Öyle Şampiyon Kokoreçmiş,restaurantmış falan hikaye,yeme daha iyi. Gidicen yanaşıcaksın bir tezgaha, tırnaklarının içi siyahlıklar dolu pis elleriyle açıcak sana dolmanı,başlıcan yutmaya,güzelliği hiç de o elleri umarsamadan.
Neyse buraya kadar zorlama bir methiye oldu,aslında yazmak istediğim bu değildi. Her gün yolum üzerinde gördüğüm 3 midye dolma hattı var. Her birine muhakkak uğrar,borcum varmış gibi alırım,yerim giderim. Bağımlık n'apayım?
Bu kadar midye dolma alışkanlığım varken, midyeci profilleri üzerine de bilgim mevcut doğal olarak. Şu ana kadar gördüğüm ve sosyo-ekonomik zeminini çokça merak ettiğim bir durum var. Neden midyecilerin çoğu Mardinli?
Elbette bunun, gettolaşmayla da bir bağlantısı vardır. Köyden kente göç esnasında, yakınlarının yanlarına taşınan insanlar, meslek sahibi olmadan, bir umut yola koyuluyorlar. Geldikleri yerdeki akrabalarının onlara iş sağlamada kolaylık sağladığını düşünür, ötekileştirilmiş bireylerin kendi içerisindeki birlik duygusundan yola çıkarsak, bu soruya kendimce bir cevap verebilirim sanırım.
Buraya kadar olan kısmı aslında çok basit ve saçma başarısız bir yazının tüm gerekliliklerini yerine getiriyor gibi. Son 4 aydır gözlemlediğim bir durum var . Seyyar satıcı profilleri çoğunlukla, hep toplumun yüz karası, ötekileştirilmiş, yaratılan toplum normlarının altında kalmakla beraber ''kro' da denen sosyal tipolojilerdeydi.
Ama son 4 aya baktığımda, biraz değişiklikler var gibi. Örneğin, tezgah başında eli yüzü düzgün, yaratılan toplum standartlarında proto tipler görüyorum. Hatta üniversite mezunu olanlarına, konuşması,diksiyonu,giyimi oldukça iyi olanlarına da rastladım. Buna cevap arıyorum, pek de işin içinden çıktığım söylenemez. Mesela Maslak Atatürk Oto Sanayi metrosunun orada bir nohut-pilavcı var. Adam çift tezgah-araba çalışıyor. Kazancı Allah artırsın gayet yerinde, genel seyyar satıcı profillerinin çok uzağında. Ona biraz da utanarak, nedenini inceden sorduğumda, ''ne vergim var, ne patron kaygım.. 10 gibi kuruyorum tezgahımı sabahtan, akşam iş çıkışı paramı basıyor,çıkıyorum '' cevabını vermişti bana. Bundan öncesinde kırtasiye işlettiğini söyleyen ve geçinemediğini belirten abimiz, '' esnaf olduğun takdirde, devletin sırtımıza yüklediği vergiyi,eşek olsam taşıyamam'' diyerek sosyal bir göndermede de bulunmaktan kaçınmıyor.
Son zamanlarda toparlayacak olursak,gözlemlediğim bu. Seyyar satıcı profilleri,ötekileştirilmiş,varoş olarak tabir edilen tipolojilerden uzaklaşıyor gibi. Bunun nedenini de aslında, Maslak'taki abimiz açıkladı. Yasal esnaf olmak çok zor. '' Devletin sırtıma yüklediği vergi''.. Öte yandan, kazandığın paranın da neredeyse aynı oranda olması ve başında hiç birşey yapmadığı halde sürekli sana saran bir müdürün olmaması da cabası olsa gerek. Çalışma şartları diyeceksiniz elbet. Masa başı iş,kravatlı soytarılar,seksi bir sekreter falan,tabi güzel fantaziler bunlar. Ama, kapitalist sistemde insanların statülerini koruma ve geliştirme kaygıları içerisinde birbirlerinin bokunu yüzlerine sürme savaşı verdiği, idealize edilen işlerde çalışmak yada esnaf olmak pek de kolay ve çekice gözükemeyebiliyor artık. Seyyar satıcı profillerine bakıp da ,'' ay yazık,bu soğukta bak gariban ''diyen,belki de 1000 liraya call center'da çalışan,o 1000 lirasının 300'ünü de makyaja veren asalak tüketim çılgınlarından daha sakin ve daha kazançlı bir iş yapıyor. Malum kokuşmuş dünya düzeninin en dışlanmış konumunda çalışmak, o sosyal seçilim savaşında yer almaktan daha kolay geliyordur belki de,kim bilir?
3 Mart 2013 Pazar
Bir Galatasaray hikayesi ve daha fazlası
Daha önce ''Rotasyonun ucunu kaçırmak'' adında bir yazı sıçıntısında bulunmuştum.O yazımda Real Madrid'in gereksiz transferinin de katmış olduğu durumlara, taslak bile olmayacak düzeyde saçma bir analiz yazısıydı. Daha önce yazmıştım diyince de havalı oluyor,sanki seri üretim halinde yazılar yazan biriymişim gibi.Neyse..Bu içsel muhabbeti keselim..
Bu düşündüğüm sorunun Galatasaray güncellemesi,ben çıktım beni de yazın diye bağırıyor. Malum ülkemizde sağlam giden tekeri patlatmak büyük başarıdır. Galatasaray'ın pas trafiğine dayalı, futbolun doğrularını nispeten ( geliştirelebilir ) de olsa yerine getirdiği oyun düzeni vardı. Geçtiğimiz sezonun ilk yarısında, Terim içsel düzeye varacak arayışların ardından,Forlan mı geldi,Reyes mi gitti derken, Necati'yi kadroye monte edip,bana göre bu oyuncuyla şampiyonluğa gitmişti. Bu sezon başında Necati'nin takımdan ayrılması, sarı kırmızılıların mevcut sistem sorunsalında kritik husus.
Hatırlayalım kısaca..Ujfalusi, geriden oyun çıkarır mı,çıkarır. Semih'e abi olur mu? Baba bile olabilir. Tecrübesiyle kademelerde başarılı mı? Alası..Hakan Balta,yüksek formdaydı,ki bu tarz defansif,ayağı iyi bekleri severim .Tempolu oyunda,savunmayı üçler,hücuma katılışlarda merkeze kolaylık sağlar. Eboue üst düzeyin bir tık aldı.Savunma da hücum da dengeli yapar.
Tek tek saymayalım. Geçtiğimiz sezonki yüksek pas trafiğine dayalı iştahlı oyun, doğru oyuncu karakterlerinin yanı sıra,mükemllikler üzerinden ilerler bence. Melo ve Selçuk'un hayatı boyunca o performansı bir daha yakalamayacağı gerçeği gibi. Şampiyonluğa giden yolda, takımın paslaşmalar oluşturulan set hücümlarında, Elmander'in pivotluğu ve savunma katkısının yanında, önde baskı yediğinde bozulan trafiğe köprü olacak isim Necati oluyordu. Necati, sonradan o göreve evrilmiş olsa da, teknik kapasitesi ve tecrübesi,orta düzeydeki sprint yeteneği ile hücum ile merkez arasında taşıyıcı servis görevini çok iyi görüyordu. Ve takımın orta sahasının da iç kanatlardan kurulu olduğunu hatırlatalım. Emre Çolak ve Engin Baytar'ın gerektiğinde Selçuk ve Melo'nun yanında pasör oyuncu olmaları, yetenekli ayaklardan kurulu GS düzeninde iç alan baskısının artmasına da katkı sağlıyordu. Pas isabeti arttıkça takım savunmasındaki zaaflar halı altına süpürülüyor, savunmanın oyuna katkısı da artıyordu böylece. Basit de olsa anlatmaya çalıştım,dilim döndüğünce.
Bu sezonki temel fark. Sezonun ilk yarısını ele alacak olursak, oyun tıkandığında bir transit ( Necati ) olmayışı ve kenar oyuncularının ( Amrabat ) merkezden uzak olması, sorunsalların bir maddesi olabilir.Burak ve Umut'un da önüne atıldığında oynayabilen adamlar olması ( Elmander sakat ) takımın pasla öne taşınmasın da bir diğer kritik durum bence. Açıkçası Galatasaray'ın oynadığı güzel oyun,hayatının temeline Fenerbahçe'yi oturtmuş biri olarak korkutuyordu. Zira geliştirelebilir,çağdaş bir oyun tercihleri vardı. Futbolun yetenekli,oyunu her yönüyle oynayabilen adamlarla oynanmasının altını çiziyorlardı. Özellikle Fenerbahçe maçlarında, Kocaman'ın da tercihsel hatalarıyla, sahaya hapsolmuş Fenerbahçe'ye bu anlamda ders verdiklerini düşünüyorum.
Pek çoğu Dany'ye laf atar. Açıkçası üst düzey bir oyuncu asla değil ama G.saray'ın mevcut oyun yapısı,ve kadro dizilişinde kim olsa bu sorunları yaşardı. Geçtiğimiz sezon doğru diziliş,önde iyi basan oyuncular,pas trafiğini sağlayacak kanat oyuncuları olması, savunmayı da rahatlatıyordu. Bu kadar sorunlar ön plana çıkmıyor,herkes ''Ya bu Dany ne yeaa'' demiyordu. 40 metre önde basan oyun düzeninde,Melo'nun kalıcı,Selçuk'un dönemsel,Hamit'in cenabetliği,Amrabat'ın da zekasızlığı eklenince işin Dany değil Cannavaro olsa ne yapar,emin değilim.Yani ben burada isimlerden çok dizilişlerin,tercihlerin, kişileri etkilediğine inanıyorum. Ve bahsettiğim gibi, doğru tercihlerin yanında, yüksek form grafiğinde olması şart olan oyunculardan oluşan bir yapı...
Sezonun 2..yarısında ise Balta'nın formsuzluğu/yokluğunda mecburiyetten sol beke yapışan Riera'nın 'ben buraya ait değilim'' diye bağırması üzerine savunmaya takviye beklenirken, lüks tüketiminin Demirören şubesini Galatasaray'da açmak isteyen Aysal'ın transferleriyle yalancı bir bahar yaşadı sarı kırmızılılar.Sneijder'in gelişiyle herkes ne oynar,ne yer,nasıl pas verir,nasıl dripling atar mı? bilmeden kadro saymaya başladı.Savunmaya yine oyuncu alınır diye beklenirken, Drogba geldi. bir korku da olmadı değil elbet.Sonuçta Drogba,Sneijder ve Burak..
İyi giden,ve daha da ileri seviyelere çıkarabilinecek 4-2-2 düzeni Sneijder'in gelişiyle,Terim'in arayış düzenine bıraktı. Drogba merkez,Burak yanında sarkık,Sneijder solda denendi. Fizik olarak da hiç hazır olmayan Drogba ve Sneijder haliyle kaliteleriyle 30 dakika etki etseler de,uzun vadede yanılgıdan öteye gitmeziz abi biz dediler.Son 3 maçtır da Sneijder önde Burak 2010-11 sezonundaki gibi sağ iç-forvette oynuyor.Sneijder, Selçuk, Melo/Yekta/Hamit seleksiyonuyla oluşan orta sahada,kritik nokta sol kanatta kimin olacağı oluyor. Amrabat 2 haftadır benden bir yol olmazın tiyatrosunu oynuyor.Yeni katılımlar ardından esameleri okunmayan Emre ve Engin henüz denenmedi de ciddi anlamda. Bu arayış nereye varır bilmem ama uzun vadede baş ağrıtacağı kesin.
Belirleyici unsur Sneijder
Açıkçası ülkenin çoğu W.Sneijder ne oynar,nasıl hareket tercihleri vardır? bilmiyor.Dilim döndüğünce nacizane belirteyim. Sneijder,pasla çıkan bir adam.Öyle adam eksiltin,dripling yapsın beklenmemeli,yapamaz da. Pas trafiği yaratıp, şut mevzisinde kaleye bomba atar ki,Ordu maçındaki imza golü akıllara gelsin hemen.
Sneijder'i öne atıp,forvet arkası oynatmak verimini yüzde 20 azaltmaktır bence. Wesley'nin önde basmasını bekler, sekenleri tamamlamasını beklemek,ve en büyük silahının bu olmasını ummak,iyimserlik. Yakalanan set hücumlarıyla,duvar olucak bir santrfora ihtiyacı var.. Burak bunu yapmaya müsait değil. Sneijder'in forvet arkasında oynadığı takdirde,önde basmamasına yardımcı olacak,presi yapmadığı için de yedek kaldığını tekrarlayalım. Yani forvetin basmazsa o yük,ön ve geri merkeze kalır ki,bu da zaten iyi olmayan savunmanın anasının kulaklarını çınlatmak olur. Konuya dönecek olursak, Akhisar maçında Drogba'nın oyuna girişiyle aslında Wesley de oyuna yeniden girdi. O dakikaya kadar solda zay edilen Hollandalı, ön merkeze geçmiş,önüne pas servisi ettiğinde istop edip Wesley'i kaleye yaklaştıracak bir pivota kavuşmuştu. Bu durumu ele aldığımda, Wesley'nin muhakkak ki Drogba ile oynaması gerektiğini düşünüyorum.Sneijder'in oyun karakterinin kullanımının bana göre zor olmasından da kaynaklı olarak Gs dizilişlerinde, 3 yıldızı bir arada oynatma ihtiyacından ötürü Terim'in kadro arayışları sürecektir. Açıkçası ne kadar uzun sürerse bizim için iyi.Ha tutturamayacaklarına inanıyorum,o ayrı.
Vur tekmeyi at aşağı ama nerede?
Bundan birkaç ay önde '' Nereden geliyor bu paranın kaynağı'' adında bir haber yazmıştım,genç medya kariyerimde henüz çıkarmış olduğum en iyi iş diyorum ona. O haberimin ilk kısmında,GS'nin store gelirlerinden,kombine parasından,Şl ve Lig kazancından bahsedip,Aysal yönetiminin,başarıya endeksli olarak ( politik torpiller de var ama girmeyek oraya ) borcu erittiğinden bahsetmiştim.Öyleydi de. Ama sonrasında yapılan lüks tüketimi transferler, gelecek olası başarıları hesap ederek yapılmıştı. Yani garantisi yok.. Lig şampiyonluğu ve bir üst tura çıkma dahilinde gelecek olan o gelirleri, alınacak 2-3 başarısız sonuçla rüyanda görmek ne kadar mümkün biliniyor.Takımın rotasyon ve diziliş sorunu ortada. Burada iş bize düşüyor. Sen bu sezon kazanılacak bir şampiyonlukla, ezeli rakibini Şl'den gelecek net 35 trilyondan ve ligden gelecek yaklaşık 60 trilyondan men etmiş oluyorsun. Ki bu da borcunu 0'lamak dururken nasıl olsa şampiyonuz ego pişkinliğinde hareket eden Aysal yönetiminin de mezarını kazmak oluyorsun. Gereksiz lüks tüketimlerinden ötürü henüz oturmamış,kadro çalkantılarıyla boğuşan G.saray'ı ''uçurumdan denizi gören,ecel teri dökerken parmağıyla yukarı çıkmak isteyen o garip adamın'' , parmağına basıp aşağı geri atmak çok mu zor?
Bu düşündüğüm sorunun Galatasaray güncellemesi,ben çıktım beni de yazın diye bağırıyor. Malum ülkemizde sağlam giden tekeri patlatmak büyük başarıdır. Galatasaray'ın pas trafiğine dayalı, futbolun doğrularını nispeten ( geliştirelebilir ) de olsa yerine getirdiği oyun düzeni vardı. Geçtiğimiz sezonun ilk yarısında, Terim içsel düzeye varacak arayışların ardından,Forlan mı geldi,Reyes mi gitti derken, Necati'yi kadroye monte edip,bana göre bu oyuncuyla şampiyonluğa gitmişti. Bu sezon başında Necati'nin takımdan ayrılması, sarı kırmızılıların mevcut sistem sorunsalında kritik husus.
Hatırlayalım kısaca..Ujfalusi, geriden oyun çıkarır mı,çıkarır. Semih'e abi olur mu? Baba bile olabilir. Tecrübesiyle kademelerde başarılı mı? Alası..Hakan Balta,yüksek formdaydı,ki bu tarz defansif,ayağı iyi bekleri severim .Tempolu oyunda,savunmayı üçler,hücuma katılışlarda merkeze kolaylık sağlar. Eboue üst düzeyin bir tık aldı.Savunma da hücum da dengeli yapar.
Tek tek saymayalım. Geçtiğimiz sezonki yüksek pas trafiğine dayalı iştahlı oyun, doğru oyuncu karakterlerinin yanı sıra,mükemllikler üzerinden ilerler bence. Melo ve Selçuk'un hayatı boyunca o performansı bir daha yakalamayacağı gerçeği gibi. Şampiyonluğa giden yolda, takımın paslaşmalar oluşturulan set hücümlarında, Elmander'in pivotluğu ve savunma katkısının yanında, önde baskı yediğinde bozulan trafiğe köprü olacak isim Necati oluyordu. Necati, sonradan o göreve evrilmiş olsa da, teknik kapasitesi ve tecrübesi,orta düzeydeki sprint yeteneği ile hücum ile merkez arasında taşıyıcı servis görevini çok iyi görüyordu. Ve takımın orta sahasının da iç kanatlardan kurulu olduğunu hatırlatalım. Emre Çolak ve Engin Baytar'ın gerektiğinde Selçuk ve Melo'nun yanında pasör oyuncu olmaları, yetenekli ayaklardan kurulu GS düzeninde iç alan baskısının artmasına da katkı sağlıyordu. Pas isabeti arttıkça takım savunmasındaki zaaflar halı altına süpürülüyor, savunmanın oyuna katkısı da artıyordu böylece. Basit de olsa anlatmaya çalıştım,dilim döndüğünce.
Bu sezonki temel fark. Sezonun ilk yarısını ele alacak olursak, oyun tıkandığında bir transit ( Necati ) olmayışı ve kenar oyuncularının ( Amrabat ) merkezden uzak olması, sorunsalların bir maddesi olabilir.Burak ve Umut'un da önüne atıldığında oynayabilen adamlar olması ( Elmander sakat ) takımın pasla öne taşınmasın da bir diğer kritik durum bence. Açıkçası Galatasaray'ın oynadığı güzel oyun,hayatının temeline Fenerbahçe'yi oturtmuş biri olarak korkutuyordu. Zira geliştirelebilir,çağdaş bir oyun tercihleri vardı. Futbolun yetenekli,oyunu her yönüyle oynayabilen adamlarla oynanmasının altını çiziyorlardı. Özellikle Fenerbahçe maçlarında, Kocaman'ın da tercihsel hatalarıyla, sahaya hapsolmuş Fenerbahçe'ye bu anlamda ders verdiklerini düşünüyorum.
Pek çoğu Dany'ye laf atar. Açıkçası üst düzey bir oyuncu asla değil ama G.saray'ın mevcut oyun yapısı,ve kadro dizilişinde kim olsa bu sorunları yaşardı. Geçtiğimiz sezon doğru diziliş,önde iyi basan oyuncular,pas trafiğini sağlayacak kanat oyuncuları olması, savunmayı da rahatlatıyordu. Bu kadar sorunlar ön plana çıkmıyor,herkes ''Ya bu Dany ne yeaa'' demiyordu. 40 metre önde basan oyun düzeninde,Melo'nun kalıcı,Selçuk'un dönemsel,Hamit'in cenabetliği,Amrabat'ın da zekasızlığı eklenince işin Dany değil Cannavaro olsa ne yapar,emin değilim.Yani ben burada isimlerden çok dizilişlerin,tercihlerin, kişileri etkilediğine inanıyorum. Ve bahsettiğim gibi, doğru tercihlerin yanında, yüksek form grafiğinde olması şart olan oyunculardan oluşan bir yapı...
Sezonun 2..yarısında ise Balta'nın formsuzluğu/yokluğunda mecburiyetten sol beke yapışan Riera'nın 'ben buraya ait değilim'' diye bağırması üzerine savunmaya takviye beklenirken, lüks tüketiminin Demirören şubesini Galatasaray'da açmak isteyen Aysal'ın transferleriyle yalancı bir bahar yaşadı sarı kırmızılılar.Sneijder'in gelişiyle herkes ne oynar,ne yer,nasıl pas verir,nasıl dripling atar mı? bilmeden kadro saymaya başladı.Savunmaya yine oyuncu alınır diye beklenirken, Drogba geldi. bir korku da olmadı değil elbet.Sonuçta Drogba,Sneijder ve Burak..
İyi giden,ve daha da ileri seviyelere çıkarabilinecek 4-2-2 düzeni Sneijder'in gelişiyle,Terim'in arayış düzenine bıraktı. Drogba merkez,Burak yanında sarkık,Sneijder solda denendi. Fizik olarak da hiç hazır olmayan Drogba ve Sneijder haliyle kaliteleriyle 30 dakika etki etseler de,uzun vadede yanılgıdan öteye gitmeziz abi biz dediler.Son 3 maçtır da Sneijder önde Burak 2010-11 sezonundaki gibi sağ iç-forvette oynuyor.Sneijder, Selçuk, Melo/Yekta/Hamit seleksiyonuyla oluşan orta sahada,kritik nokta sol kanatta kimin olacağı oluyor. Amrabat 2 haftadır benden bir yol olmazın tiyatrosunu oynuyor.Yeni katılımlar ardından esameleri okunmayan Emre ve Engin henüz denenmedi de ciddi anlamda. Bu arayış nereye varır bilmem ama uzun vadede baş ağrıtacağı kesin.
Belirleyici unsur Sneijder
Açıkçası ülkenin çoğu W.Sneijder ne oynar,nasıl hareket tercihleri vardır? bilmiyor.Dilim döndüğünce nacizane belirteyim. Sneijder,pasla çıkan bir adam.Öyle adam eksiltin,dripling yapsın beklenmemeli,yapamaz da. Pas trafiği yaratıp, şut mevzisinde kaleye bomba atar ki,Ordu maçındaki imza golü akıllara gelsin hemen.
Sneijder'i öne atıp,forvet arkası oynatmak verimini yüzde 20 azaltmaktır bence. Wesley'nin önde basmasını bekler, sekenleri tamamlamasını beklemek,ve en büyük silahının bu olmasını ummak,iyimserlik. Yakalanan set hücumlarıyla,duvar olucak bir santrfora ihtiyacı var.. Burak bunu yapmaya müsait değil. Sneijder'in forvet arkasında oynadığı takdirde,önde basmamasına yardımcı olacak,presi yapmadığı için de yedek kaldığını tekrarlayalım. Yani forvetin basmazsa o yük,ön ve geri merkeze kalır ki,bu da zaten iyi olmayan savunmanın anasının kulaklarını çınlatmak olur. Konuya dönecek olursak, Akhisar maçında Drogba'nın oyuna girişiyle aslında Wesley de oyuna yeniden girdi. O dakikaya kadar solda zay edilen Hollandalı, ön merkeze geçmiş,önüne pas servisi ettiğinde istop edip Wesley'i kaleye yaklaştıracak bir pivota kavuşmuştu. Bu durumu ele aldığımda, Wesley'nin muhakkak ki Drogba ile oynaması gerektiğini düşünüyorum.Sneijder'in oyun karakterinin kullanımının bana göre zor olmasından da kaynaklı olarak Gs dizilişlerinde, 3 yıldızı bir arada oynatma ihtiyacından ötürü Terim'in kadro arayışları sürecektir. Açıkçası ne kadar uzun sürerse bizim için iyi.Ha tutturamayacaklarına inanıyorum,o ayrı.
Vur tekmeyi at aşağı ama nerede?
Bundan birkaç ay önde '' Nereden geliyor bu paranın kaynağı'' adında bir haber yazmıştım,genç medya kariyerimde henüz çıkarmış olduğum en iyi iş diyorum ona. O haberimin ilk kısmında,GS'nin store gelirlerinden,kombine parasından,Şl ve Lig kazancından bahsedip,Aysal yönetiminin,başarıya endeksli olarak ( politik torpiller de var ama girmeyek oraya ) borcu erittiğinden bahsetmiştim.Öyleydi de. Ama sonrasında yapılan lüks tüketimi transferler, gelecek olası başarıları hesap ederek yapılmıştı. Yani garantisi yok.. Lig şampiyonluğu ve bir üst tura çıkma dahilinde gelecek olan o gelirleri, alınacak 2-3 başarısız sonuçla rüyanda görmek ne kadar mümkün biliniyor.Takımın rotasyon ve diziliş sorunu ortada. Burada iş bize düşüyor. Sen bu sezon kazanılacak bir şampiyonlukla, ezeli rakibini Şl'den gelecek net 35 trilyondan ve ligden gelecek yaklaşık 60 trilyondan men etmiş oluyorsun. Ki bu da borcunu 0'lamak dururken nasıl olsa şampiyonuz ego pişkinliğinde hareket eden Aysal yönetiminin de mezarını kazmak oluyorsun. Gereksiz lüks tüketimlerinden ötürü henüz oturmamış,kadro çalkantılarıyla boğuşan G.saray'ı ''uçurumdan denizi gören,ecel teri dökerken parmağıyla yukarı çıkmak isteyen o garip adamın'' , parmağına basıp aşağı geri atmak çok mu zor?
Etiketler:
akhisar,
Drogba,
Fatih Terim,
Felipe Melo,
Galatasaray,
hakan balta,
Necati Ateş,
orduspor,
ömer ejder,
riera,
Selçuk İnan,
Ünal Aysal,
Wesley Sneijder,
yenişafak,
Yıldırım Demirören
15 Ocak 2013 Salı
Fenerbahçe ve 3'lü defans ihtimali
1461 Trabzon maçı yine gösterdi ki Fenerbahçe'de değişen hiçbir şey yok. Geleceğe dair umudumuzu sürdürmemizi sağlayan Salih dışındaki tüm oyuncular orta sahada pas yapmaktan,topu öne taşımaktan, pres yapmaktan çok ama çok uzak. Sezon başından beri dile getiriyorum Topal gibi, daha çok merkezde karşılayan, oyunun hücum tarafını oynama sıkıntıları olan bir orta saha oyuncusu ile oynayan pek takım kalmadı.
Günümüz futbolunda Mehmet Topal'ın pek çok takımın tercih etmeye başladığı 3'lü savunma anlayışında kullanıldığı takdirde daha yararlı olabileceğini düşünüyorum.
Defans 3'lüsü Yobo - Topal - Transfer ( Hızlı ayağı iyi önde baskı uyguladığında topu öne oynayabilecek Beria olabilir )
3'lü savunmada kenarlara doğru açılacak stoperler arası yerleşik oynamayı bilen ( Valencia'da benzer rolde oynadı ) Mehmet Topal ile pas dağıtımını savunmadan başlatabilir, orta alanın önde uyguladığı baskıya destek sağlayabilir, bloklar arası mesafeyi de daraltabiliriz.
Orta alan Salih - Meireles - Topuz/ Transfer ( Belhanda )
3'lü savunma anlayışını düşünmeme sebebiyet veren 'takımın alan savunma zaafiyetleri' ve pres sorunun Mehmet Topallı orta saha ve birlikte oynadığı oyunculardan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Kariyerinde en iyi oyununu Valencia'da savunmayı 3'lediği ve Euro 2008'de stoper oynadığı dönemde oynadığını düşünürsek Mehmet'in ben stoper arasında oynarsa daha yararlı olacağını düşünüyorum. Savunma ve orta alan arasındaki kopukluğu gidereceği, alan presini de daha iyi uygulamamıza da yardımcı olacağı kanaatindeyim.. Oyunun iki yönünü de oynayabilen, topu iyi yönlendiren Raul ve Salih'ten oluşacak orta sahamızın yanına bir transfer ( Belhanda ) edildiği takdirde orta alanın bu oyunu çok iyi yönlendireceği kanaatindeyim.
Forvet
Kuyt - Sow - Krasic/Stoch ( ilerleyen yıllarda Recep )
Geriden oyun kurmaya yatkın, orta alan baskısına eşlik edebilecek bir stoper ( Mbiwa - Beria ) transferi ile bu oyuna uygun beklerimiz, oyunun iki yönünü de oynayabilen Meireles-Salih'in yanına olası Belhanda transferi ile 2.yarıda formunu yukarılara çekmesini umduğum Krasic, Kuyt ve Sow'lu kadromuzun 3'li savunmaya oldukça yatkın olduğunu düşünüyorum.
Volkan
Yobo Serdar/ Transfer
Mehmet Topal
Salih Meireles
Baroni/ Transfer
Kuyt Krasic / Stoch
Sow
Günümüz futbolunda Mehmet Topal'ın pek çok takımın tercih etmeye başladığı 3'lü savunma anlayışında kullanıldığı takdirde daha yararlı olabileceğini düşünüyorum.
Defans 3'lüsü Yobo - Topal - Transfer ( Hızlı ayağı iyi önde baskı uyguladığında topu öne oynayabilecek Beria olabilir )
3'lü savunmada kenarlara doğru açılacak stoperler arası yerleşik oynamayı bilen ( Valencia'da benzer rolde oynadı ) Mehmet Topal ile pas dağıtımını savunmadan başlatabilir, orta alanın önde uyguladığı baskıya destek sağlayabilir, bloklar arası mesafeyi de daraltabiliriz.
Orta alan Salih - Meireles - Topuz/ Transfer ( Belhanda )
3'lü savunma anlayışını düşünmeme sebebiyet veren 'takımın alan savunma zaafiyetleri' ve pres sorunun Mehmet Topallı orta saha ve birlikte oynadığı oyunculardan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Kariyerinde en iyi oyununu Valencia'da savunmayı 3'lediği ve Euro 2008'de stoper oynadığı dönemde oynadığını düşünürsek Mehmet'in ben stoper arasında oynarsa daha yararlı olacağını düşünüyorum. Savunma ve orta alan arasındaki kopukluğu gidereceği, alan presini de daha iyi uygulamamıza da yardımcı olacağı kanaatindeyim.. Oyunun iki yönünü de oynayabilen, topu iyi yönlendiren Raul ve Salih'ten oluşacak orta sahamızın yanına bir transfer ( Belhanda ) edildiği takdirde orta alanın bu oyunu çok iyi yönlendireceği kanaatindeyim.
Forvet
Kuyt - Sow - Krasic/Stoch ( ilerleyen yıllarda Recep )
Geriden oyun kurmaya yatkın, orta alan baskısına eşlik edebilecek bir stoper ( Mbiwa - Beria ) transferi ile bu oyuna uygun beklerimiz, oyunun iki yönünü de oynayabilen Meireles-Salih'in yanına olası Belhanda transferi ile 2.yarıda formunu yukarılara çekmesini umduğum Krasic, Kuyt ve Sow'lu kadromuzun 3'li savunmaya oldukça yatkın olduğunu düşünüyorum.
Yobo Serdar/ Transfer
Mehmet Topal
Salih Meireles
Baroni/ Transfer
Kuyt Krasic / Stoch
Sow
Etiketler:
3 - 5 - 2,
Bek,
eague,
Fabian Ernst,
Fatih Terim,
Feda,
Felipe Melo,
Fellaini,
Fenerbahçe,
Fenerbahçe 1-0 Bursaspor,
Fenerbahçe 2-0 Beşiktaş,
Fenerbahçe 2-2 Galatasaray,
Stoper
7 Ağustos 2012 Salı
Yeni Eklenen Parçalar ve Galatasaray
Ligin başlamasına çok kısa bir süre kaldı. Buna göre
takımlarımızın kadro yapılarını yavaştan yavaştan incelemenin vakti geldi.
Geçen yılı ülkemizin en Süper Final’i(!) ile şampiyon olarak
tamamlayan Galatasaray ile başlayıp aşağılara doğru inmeyi planlıyorum. Açıkçası
bu iniş üç büyük takımımız ile sınırlı kalacak lakin dikkat edilesi noktaları
da buraya taşımaya çalışacağım.
Şampiyon apoletli ve ülkemizi direkt olarak Şampiyonlar Ligi
gruplarına kalifiye olarak temsil edecek olan Galatasaray, kadrosunu herkes
tarafından kabul görmüş birçok isim ile takviye etti. İsimleri yanlarında bonservis bedelleri ile
bulabileceksiniz:
Umut Bulut-Kiralama bedeli yok
Dany Noenkue-3.300.000 Euro
Hamit Altıntop-2.000.000 Euro
Nordin Amrabat-8.600.000 Euro
Burak Yılmaz-5.000.000 Euro
Bölge bölge gidelim. Kaleci mevkiisinde Fernando Muslera ve
çeşitli çevrelerce beğenilmese de Fatih Terim’in adam etmesini istediğim
isimlerin başında gelen Ufuk Ceylan var. Büyük ihtimal üçüncü kaleci olarak da
alt yapıdan bir takviye yapılacak. Kaleci konusunda Galatasaray sadece bu
sezon değil önümüzdeki sezonlarda da sıkıntı yaşamayacaktır, o yüzden fazla
uzatmanın bir manası yok.
Defans hattında ise geçen sezondan var olan bir istikrar
var. Eboue-Ujfa-Semih-Hakan dörtlüsü kötü oyunlarında dahi vasatın altına
düşmediler. Bu dörtlü bozulduğunda –özellikle Eboue’nin Afrika Kupası’na gidişi
ile- hem savunma hem de hücum anlamında sıkıntılar yaşanmakta. Stoperleri
yedekleme adına yapıldığını düşündüğüm Dany transferi bu noktada lig için hali
hazırda iyi transfer. Hatta bu bağlamda yedek kulübesine fazla bir isim bile
diyebiliriz. Buna ek olarak Şampiyonlar Ligi için büyük bir soru işareti
taşımakta. Aynı zamanda o bölgede oynayabilecek nam-ı diğer “Cam Adam” Gökhan
Zan ve Ceyhun Gülselam da bulunmakta. Dany için var olan soru işaretleri onlar için de
geçerli. Ek olarak Eboue’nin yokluğunu Hamit gibi son derece tecrübeli ve
kaliteli bir isimin varlığı ile tölere edebilme şansı çok önemli. Geriye, Hakan Balta’nın yokluğunda o bölgedeki
sıkıntıyı ortadan kaldırmak kalıyor. Ne Çağlar Birinci ne de Albert Riera hedef
maçlarda o bölgede oynayabilecek kalibrede değil. Defansta bağıran bölge de
burası. Bu bölgeye bir transferin daha gelmesi hiç şaşırtıcı olmayacak. Bütün
bunlar bir tarafa geçen seneden miras olan en önemli şeylerden biri de belki
çok üst düzey oyunlar sergilemeyen defans hattına rağmen Elmander’den başlayan
bir takım savunması harmonisi yapılması idi. Kilit maçlarda gözen çarpan değil
resmen batan, batarken de “Görün şunu” dedirten muazzam bir alan savunması da
vardı. Es geçmeyelim.
Orta saha, çok kilit bir noktada.Selçuk İnan gibi muazzam
bir isimin varlığının yanına Hamit Altıntop ve Nordin Amrabat gibi öyle veya
böyle kesinlikle önemli isimler eklendi. Hamit’i tartışmaya gerek yok. İş ahlakı
sayesinde bir sezon boyunca çok kötü bile oynasa neden transfer edildi veyahut
maliyet sorularını akıllara getirmeyecektir. Amrabat ise biraz farklı bir
noktada. Geliş yolu ile şimdiden taraftarın gönlünde bir yer ayırdı. Fakat
sorunlu bir tip olduğu aşikar. Kafa olarak ne kadar kendini verirse o kadar
verimli olacaktır. Lig başlangıcında müthiş bir performans sergileyip sonradan
düşüşe geçerse şaşırmamak gerek. Teknik ekibin mentörlüğü de bu noktada ortaya
çıkacak. Dikkatle incelemek farz oldu.
Var olan bu isimlerin yanında beğenirsiniz beğenmezsiniz
Engin Baytar gibi patlamaya hazır –negatif anlamda da- bir bomba olmasa da
fünyeniz var. Ekstraları da sayarsak Emre Çolak gibi yetenekli bir isim ve
Riera gibi sadece ismi ile işi götüren bir “overrated” futbolcunuz da var. Hatta
ve hatta yukarıda adını geçirdiğim gibi çok yönlü bir futbolcunuz da mevcut.Tabii
ki bu isimleri iki gruba ayırmamız gerekiyor. Selçuk, Hamit, Amrabat bir
tarafa; Engin, Emre, Riera, Ceyhun bir tarafa. Kilit mevkiinin en kilit sorusu
da Felipe Melo’nun takıma yeniden katılıp katılmayacağı. Eğer Melo gelirse
muazzam bir hat oluşacak. Geçen sezon oynadığı iyi futbol –kişiliği bir kenara-,
taraflı tarafsız herkesi kendine hayran bıraktı klişesini bana söylettiriyor.
Melo’nun gelişi puzzle’ın hem düzen hem de taktik anlamında tamamlanması
anlamına gelmekte. Buna ek olarak bir de arkadaşlarını motive eden agresifliği
ve takıma ruh katan bir özelliği de var. Hatta biraz daha ileri gideyim o “pitbull”
sevinci bile takım açısından önem arz ediyor. Nitekim eğer bu transfer
gerçekleşmezse diğer tüm gelişmeler biraz havada kalacak. Yepyeni soru
işaretleri oluşacak. O mevkiiye bir transfer yapılacağı aşikar amma ve lakin
bunun için Galatasaray adına tek isim söz konusu olmalı. Hatta Juventus engel
oluyorsa Sicilyalı birkaç tanıdık araya konmalı veya menajer oyunu varsa
menajeri ortadan kaldırmalı. Şaka değil. Galatasaray adına o denli önemli bir
isim. Yerine adı geçen Gargano, Lass gibi futbolcuların hiçbiri o etkiyi
yaratmayacaktır. Bu bir kehanetten öte, Melo ve takım arkadaşlarının onunla
uyumu neticesinde ortaya atılan bir gerçekliktir. Yönetim de bunun farkında
olsa gerek ki her türlü işlevi gerçekleştirme peşinde. Yazı Galatasaray sezon
öncesi değerlendirme yazısı olmaktan çıkıp Melo yazısı olmaya başlamadan önce
konuyu kapayalım.
Son olarak ileri hücum hattına geçelim. Bizim oraların anlamsız
bir lafı vardır. Bir şeyi bol bulduğunda bu başkaları tarafından görülüyorsa, o
başkaları “Hayırdır kardeş, başını mı yıkayacaksın?” derler. Galatasaray’daki
forvet/santrafor bolluğu da o derece. Elmander, Baros, Necati, Sercan
dörtlüsüne Umut ve Burak eklemeleri de yapıldı. Üstüne üstlük bir de şu meşhur
“çilek” mevzusu var. Bir forvet daha alınması olası. Görünen Elmander-Necati
hattı ligi iyi tölere etti. Baros ve Sercan ikilisi zorlama tabirle pastanın
şeker kısmını oluşturacak katkıyı dahi veremedi. Bu yüzden bir oyuncunun daha
bu bölgeye gelmesine normal gözüyle bakıyordum fakat politika işleri
değiştirdi. Sistemin en önemli parçalarından biri olan Elmander’in
prototiplerinden Umut’un transferi akılcı bir iş. Takımı destekleyeceği ve güç
katacağı aşikar. Bunun üstüne Türkiye’nin belki de en önemli ikililerinden biri
olan Zeki Alasya-Metin Akpınar ikilisinin Zeki’si olan Selçuk’u elinde
bulundururken, Metin’i olan Burak’ı da transfer ederek taraftarın yüzünü o
ikiliden daha çok güldürecek bir birleştirme operasyonuna giriştiler. Müthiş
transfer. Aynı zamanda bu uyumun yanında hücum çeşitliliğini de sağlamış
oldular. Fatih Terim’in eli bu noktada son derece genişlemiş oldu. Elmander’in
yeni sezondaki partnerine bir hoş geldin alkışı tutabiliriz.
Tüm bunları üst üste koyduğumuzda ideal on birin şu şekilde
oluşacağını tahmin etmek pek zor değil: (Melo gelmezse sil baştan. 4-3-3 dahi
oynanabilir. Serdar Ortaç’ın “Kafamda Deli Sorular” modu Fatih Terim’i bekler.)
SONUÇ:
Geçen yıl oluşturulan çekirdek kadro, şampiyonluğu getirdi. Bu kadroya bir-iki
isimin soru işaretli olması dışında güzel de eklemeler yapıldı. Geçen yıldan
farklı olarak bu yıl insan mizacının en doğal getirisi olarak beklenti çok daha
fazla olacak. Bir de zorlu bir Şampiyonlar Ligi periyoduna girilecek. Avrupa
Kupası oynayan takımlarımızın çok yara aldığını hepimiz biliyoruz. Fatih Terim
alternatifli bir kadro oluşturdu fakat hücum hattından geriye doğru gidildikçe alternatiflerin
efektifliğinin azlığı sıkıntı yaratacak düzeyde. Mustafa Denizlivari bir laf edeceğim belki ama
ilk altı hafta sonucunda oturan kadro ve sistemin neticesinde çok daha sağlıklı
bir nutuk atabiliriz. Yine de olağanüstü durumları kenara koyacak olursak (Melo
da gelirse) Galatasaray’ın şu an için ligin favorisi olduğunu söyleyebiliriz.
Tekrar etmekte fayda var. İnişli çıkışlı ve çok zor bir sezon sizleri bekliyor
değerli Galatasaray taraftarı.
Ufuk Tolga Aldırmaz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



